Sevim Akyürek- Verloren Vergraben Geopfert

4

‘Keltler’in İsviçre’deki Paraları’

as.archäologie schweiz dergısı 38. Sayısında Keltlerin kullandığı paralara ait geniş bir dosya hazırladı. Konu ile Stadt Winterthur Münz Kabinett ‘de 17 Nisan 2016 tarihine kadar sürecek bir sergi açıldı.
Keltler birçok kültür ve dinlerden oluşan bir topluluk olarak ( (800- MÖ 15) orta ve batı avrupaya yerleştiler. Antik kaynaklar da keltler le ilgili yazılı belgelere rastlanmıyor.19. yüzyılda isviçrede yapılan kazılarda çıkan buluntulardan sonra Keltler; İsviçre’de ilk isviçreliler olarak kabul edilmektedir.
İsviçre’de bugüne kadar yapılan arkeolojik kazılarda çok sayıda kelt paraları bulundu. Keltlerde altın çok farklı alanlarda kullanıldı. İlk defa takılarda kullanılan altın sadece kralların ve elit tabakanın kullanımındaydı. MÖ 270 yılında altın paraya rastlanıldı.
Keltler parayı takı kullanımının yanı sıra,aynı zamanda sosyal, ekonomi, ticaret ve dini rituellerde de kullandı. İlk defa dini rituelde kullanmak amacı ile Zürih gölünde 75 kilo ağırlığında külçe para bulundu.Kır tanrılarına tapan Keltler meşe ağacından yaptıkları tanrı figürlerini altın takılarla süsleyerek inançlarını sürdürdüler. Daha sonra; Roma döneminde metalden yapılan insan figürlerine gümüş ve altın takılar takılmıştır. Para ticaret aracı dışında, çevre komşulara gönderilen hediyelerde, diplomatik anlaşmalarda ve yapılan evliliklerde para kullanımı görülmektedir. MÖ 2 yüzyılda bulunan bir parada kuş motifine rastlanılmış ve bulunan en eski kabartma olarak belgelendirilmiştir. MÖ 150 yılında ilk yabancı ticari paralar görülmeye başlanır. O dönem bır yunan kolonisi olan bugünkü Marsilya ve Roma İmparatorluğuna ait paralar ortaya çıkarıldı. Ayrıca paranın dışında kelt beylerinin çok hoşuna giden şarap ve zeytinyağı ticari mallarıda getirilmiş. O dönem paradan çok mal değişimi kullanılmaktaydı ve bu yüzden mal taşıma işinde çok sayıda köle yaşamaktaydı.
Zamanla paranın değer kazanması ve metal işletmecıliği önem kazanması ile gümüş parada basılmaya başlanılmıştır. Tesssin ve Wallis ticari yol olarak kullanılmasından dolayı çok sayıda kelt paraları bu bölgede kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Mezarlarda, su kaynaklarında, çeşmelerde, dağların zirvelerinde, değirmenlerde, evlerin tabanında, nehir ve göllerde adak olarak çok sayıda para kullanılmıştır.İsviçre’de en son Windisch’de Keltlere ait altın para bulunmuştur. MS1. yüzyılda altın kullanımının yerini bakır paralara bırakmıştır.Para ve altin sadece yöneticilerin elinde değil halkın ınancında da önemli yer tutmak da idi.
Biel Schwab Müzesi dört yıl önce keltlerden beri süregelmiş eski bir roma evinde yaşatılan 2000 yıllık inanç geleneğini ve tanrılar adına yapılan adak törenlerini anlatan Evdeki Tanrılar adında bir sergi açmiştı. Bu sergide eski kelt geleneklerinin bir halk evinde nasıl yaşatıldığını sergilendi. İsviçrenin bugün ki sınırları içerisinde kazılarda ortaya çıkartılıp, müzeye getirilen yaklaşık 300 arkeolojik eser sergiye zenginlik ve kanıt kazandırılmıştı.
2008 yılında Zug kantonu Baarbung’da bulunan 8 cm boyunda ki Merkür tanrısı kuzeybatı Alpleri, Grossbritanya ve Don nehri ortalarına kadar uzanan bölgelerde baş tanrı olarak yer almıştır. Merkür, evlerde ayrıcalıklı özel yerlere konulmuştur. Çünkü o yerlerin göklerin tanrısı olmaktan çok insanlara iyi kazançlar sağlayan, uzun yolculuklarda başlarına gelecek felaketlerde onları koruyan bir tanrıdır. Kazılarda ortaya çıkartılan Merkür heykellerinin yanında daima bir madeni para bulunmuştur. Yapılan bilimsel araştırmalarda adının Mittwoch, Mercredi,Mercoledi,Mıércoles ve Merkür’e dönüştüğü görülmüştür. O genç ve atletik bir yapıya sahip. Sakalsız , çıplak, üzerinde omuzuna dolanmış bir şal, halkın kullandığı ayakkabı ve şapka bulunmaktadır. Ellerinde tutttuğu para keselerı ve etrafında daima horoz, keçi, domuz, güvercin tasvirleri ile halka yakın bir tanrıdır ve evlerde adına adaklar adanır, yemek verilir, kan akıtılır. Evlerdeki duvar içerisine oyulan yere (niş) adak olarak konulan yağ lambası ve o günkü adaktan bir parça et konularak çiçeklerle süslenmekteydi.3

Lararium önünde tören
Evlerin salonunda minyatür bir ev görünümü verilen ağaç dolap ( Lararium) içerisinde özenle yerleştirilmiş bronz tanrı ve tanrıça heykelcikleri vardı.O evde bir çocuğun doğumu, ölümü, çocuğun gençliğe ilk adımı, evlenme,hastalık ve sıhhatte aile halkı hep bu lararium önünde toplanır ailece kutlanacak bir tören yapılırdı.

Ocak Tanrıları
Evin en önemli yeri ocak.yanmakta ocakta herşey yapılır. Su ısıtılıyor, yemek yapılıyor, ev ısınıyor evın en çok işin görüldüğü yerin kötülüklerden korunması, bereketin eksik olmaması için adaklar adanıyor. Bu konu ile ilgili yazılı belgelerde MÖ 250-184 yıllarına ait Titus Maccius Plautus’un “ Ev tanrılarına yapacağınız bir adağı hemen hazırlayın, çünkü o evinize geldiğin de aileniz ve evinizin bereketi daha çoğalıcaktır” kitabesi ile belgelendirilmiştir. Törenler de çoğunlukla ocağın devamlı tütmesi, bereketin artması adına bir adak ekmeği de sunuluyor. Bu tanrı ekmeğinin adı Libum. Evde bu ekmek pişirildiğinde kırıntılar halinde ocağa atılarak yakılmaktadır. Yeni yapılan evlerin veya inşaatların içine, veya ocak inşaatının altına insan yüzlü kab veya para konmaktadır. Evin kötülüklerden korunması adına yapılan bu adağın önemi göze gözükmez yerde olması. Her evin önünde varolan ama şimdilerde kullanılmayan bir kuyu başında ev halkı toplanarak para ve çeşitli yiyeceklerle adakta bulunur.

Bugünkü Chur ( Curıa) bölgesind yapılan bir kazı sırasında çok sayıda cam, keramik parçaları ve çeşitli hayvanlara ait boynuzlar bulundu.Kanton Solothurn Biberist’ te MS 400 yıllarına ait bir tahıl ambarında çok sayıda özenle kesilmiş sığır kafatasları ve boynuzları bulundu. MÖ 13-9 yüzyılları Roma’sında mezar anıtlarının özellikle bu kafatasları ve boynuzlar ile süslendiğini görüyoruz. Eski Roma evlerinde de evin giriş kapısının üstüne konularak, eve gelecek olan kötülüklerden korunmak istenmiştir.Augusto Rourıca’da özenle gömülmüş çok sayıda hayvan kemik ve boynuzlarına rastlanıldı.

Yapılan arkeolojik kazılarda su kanalları ve un değirmenlerinde çok sayıda küçük heykellere, para ve adak kablarına rastlanılmıştır, . İnançlar gereği yeraltında yaşayan tanrılara da adak adanmalıydı.Oberwinterthur’ yapılan bir un değirmeni kanalında dörtköşe meşe ağacından yapılmış odun parçası bulundu. Yerin 2,5 metre derinliğindeydi. İçinde madeni para ve biraz ilerisinde kilden yapılmış döneme ait çok sevilen tanrı ve tanrıça heykellerine rastlanılmıştır.
Zug Kantonu Charm- Hogendorn’da, Windisch’de, Orta İsviçrenin birçok bölgesinde ve Güney Alplerde MS 3. yüzyılda bir çok su değirmeni kanallarında çok sayıda özenle konulmuş tanrıça heykelleri bulundu.
Gönümüzden 9 bin yıl önce ilk köy toplulukları olarak tarihe geçen Çatalhöyük evlerinde de insanoğlu aynı güçlere ihtiyaç duymuş.Evlerinin tapınma odalarında gücün adı boğa boynuzu ve bereketin adı çıplak tanrıça (İdol) heykellerine tapmış. Bereket sağlaması için buğday ambarlarında onlarca küçük boyda çıplak, şişman kadın heykellerine rastlanıldı. Binlerce yıl sonra göçlerle, kuşaktan kuşağa aktarılarak geçen gelenekler Keltlere, eski Romalılara günümüzde zamanla tektanrılı dinlere yerini bırakmıştır. Ama insanoğlunun yine gizemli özel dünyasında, bilinç altında kalan kutsal güçlerden yardım almak için yine adaklar yapmakta, kumaş bağlayarak isteklerini sunmakta ve heykellere dokunarak yardım istemektedir.
Halkın ve yönetici sınıfın kullandığı paralar kazılardan çıkarılarak , ilk defa İsviçre sınırları içerisinde bulunan tüm paralar bu sergide gösterilmektedir.Konu ile ilgili bilim adamları tarafından çeşitli tarihlerde sunumlar yapılacaktır.