Sevim Akyürek- İlk 1 Mayıs Şiir’ini Yazan Kadın Şair Yaşar Nezihe Hanım

yasar nezihe bükülmez (1)

Yaşar Nezihe. Türkiye’de ilk 1 Mayıs Şiir’ini yazan kadın şair. Arkadaş gazetesinin bu sayısında, 8 Mart Kadınlar Günün’de O’nu tanımak ve saygıyla anmak için bu sayfada yer vermek istedim. 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu sırasında, yaşadığı zorluklar karşısında ki başeğmez duruşu ile yaşamını simgeleyen Bükülmez soyadını seçmiştir. 1880 yılında İstanbul’da doğdu. 1896 yılında başladığı edebiyat ve toplumsal çalışmalarını 1953 yılına kadar sürdürdü. Hayatı zorluklarla geçen yazarın eserlerini Urfalı Kazancı Bedih’de bestelemiştir. Sanatçı 1971 yılında İstanbul’da 91 yaşında öldü.
Yazımıza konu olan bu kadın şair kimdir, nasıl yaşamış ve neler yazmıştır? Yaşar Nezihe hayatını şöyle anlatıyor bize.
„Silivrikapı’nın fakir bir sokağında, fırtınanın çatıları titretiği bir kış gecesinde doğmuşum. Doğduğum gece evimizde damla gaz yokmuş! Annemi altı yaşında kaybettim. Dört kızı ölmüş bir ailenin tek kızı idim. Yoksulluk içerisinde büyüdüm. Ailemiz, belediyede kantar memuru olan babam sarhoş Kadri Efendi, kötürüm ve yaşlı bir amca ile zalim teyzeden oluşuyordu. Mahalle mektebine gizlice başladım. Babam işitmiş; ‘Babiali’ye katip mi olacaksın?’ diye saçlarımdan sürükledi ve evden kovdu! Vefalı bir komşuya sığındım. İçimdeki okuma hırsını yenemiyordum. Beş param yoktu. Dere kenarlarında papatya,ebegümeci tohumlarını toplayarak aktarlara satardım. Kazancımın kırk parasını hoca hanıma, kırk parasını kalfaya verirdim. Gördüğüm tahsil budur. Edebiyatı, şiiri, hele aruzla şiir yazmayı kendi kendime öğrendim. Eski zaman dergilerinde en çok benim şiirlerim yayınlanırdı. Bunların tümü yaslı, dertli ve acılı şeylerdi. Bestelenen iki şarkım vardır ki, meyhanelere devam eden, mutsuz kişileri ağlatırdı!’ : “İki kitabım var. “Bir Deste Menekşem” 1915’te Marifet Kütüphanesi tarafından yayımlandı. “Feryatlar”ımın neşir yılı da 1924’tür. Dört dosya dolusu şiir yazmışım. Bazıları bestelenen 250’den fazla şarkım var. Hayatım yazmakla geçiyor. Tecvit, Karabaş, Mızraklı İlmihal, Tuhfe-i Vehbi manzum kitaplarını ve Fuzûlî’yi bir-iki kez okudum ve bir-iki nazire yazdım. Vaktimin çoğunu kasnak işlemekle ve kitap okumakla geçiririm. Hayatta çok çektim. Hayatım baştanbaşa facia ile geçti.”

Şiirlerinde dönemin toplumsal sorunlarını, ekmek mücadelesi veren yoksul insanların sorunlarını yazdı. Ülkede yapılmakta olan işçi eylemlerinde yer aldı. Amele Cemiyeti’ne üye oldu. Yazdığı şiirlerine el konulan, yasaklanan ilk kadın şairlerimizdendir. Esirgeme Derneğinde, Şark Eşya Pazarlarında ve Darphanede çalışmış emekçi bir kadın. Savaş yıllarında komşularının mektuplarını yazmış, yapma çiçekler yapıp satarak çocukları ile hayata tutunmuş bir işçi kadın. Şiirleri dönemin Kadınlar Dünyası Dergisi ve Aydınlık Dergisi’nde yayınlandı.
Yaşadığı dönemde toplumsal konulara ilişkin yazdığı makalelerde soruşturmaya uğramış ve hakkında davalar açılmıştır. Ne var ki şairimizin hep acılar ve duygu dolu yönleri ortaya çıkarılmış, O’nun toplumcu ve direnişçi yanı görmemezliğe gelinmiştir. Nazım Hikmet’in kendisine ‘Abla’ diye hitap ettiği bilinmektedir. I. Dünya Savaşı sırasında toplumda gelişen tepkiler , kadın örgütlenmelerini de hızlandırdı ve kadınlar o döneme göre ilk tepkisel eylemlerini gerçekleştirdiler. 1913’te Nuriye Ulviye Meylan’ın kurduğu Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti’nin yayın organı Kadınlar Dünyası’nda üyelerin peçesiz fotoğrafları yayınlanmaya başladı. Yayımlanan ilk fotoğrafın sahibi şair Yaşar Nezihe (Bükülmez) hanımdı. Osmanlı kadınlarının peçelerini atarak kendilerini basın yoluyla tanıtmaları büyük yankı uyandırırken yine bu derneğin üyelerinden Belkıs Şevket, kadınların erkeklerce yapılan her şeyi yapabileceklerini kanıtlamak amacıyla ilk defa uçağa binen ve uçan kadın oldu.
Toplumsal sorunları şiirlerine konu eden ilk kadın şair olan Yaşar Nezihe, genç yaşında bir dergide gördüğü şiirlere özenerek şiir yazmaya başlamıştı. İlk şiir kitabı Bir Demet Menekşe’’nin 1915’te çıkmasının ardından çeşitli dergilerde şiirleri yayınlandı. 1919’da Nazikter’in 20. sayısında çıkan “Ekmek ve Kömür İhtiyacı,” şiiri dönemin yaşanan sıkıntılarını dile getiriyordu:

“Mahalleden iki gündür verilmiyor ekmek
Kolay değil gece gündüz bu açlığı çekmek
Zavallı milletin aç karnı dört buçuk senedir
İaşe meselesi hallonulmuyor bu nedir…”

Bir Alman olan Prof.Dr. Martin Hartmann’ın 1919 yılında Berlin’de yayımlanan, “Dichter Der Neuen Türkei” adlı antolojisinin 81-83. sayfaları Yaşar Nezihe’ye ayrılmıştı. Bizim edebiyat tarihçilerimizin ise o ana kadar bir kadın şair olarak Yaşar Nezihe hakkında bilgileri yoktu. Bu yıllarda Alman “sol” akımları, Spartakist sempatizanlar Türkiye’ye gidip geliyorlardı. Hartmann’ın bu yollardan Yaşar Nezihe’nin adını duyması olasıdır.

O’nu, boyun eğmez, bükülmez Yaşar Nezihe Hanım’ı bu 8 Mart’ta, işçilere yazdığı Bir Mayıs Şiir’i ile anıyoruz.

Bir Mayıs 

Ey işçi…
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin
Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.
Ey işçi…
Mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe, bugün kalmadı bir mani önünde.
Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin,
Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin,
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi,
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.
Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü,
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvetedir hak. Hakkını haksızlara anlat.
Yaşar Nezihe Bükülmez