Sevim Akyürek- `HABALUKKE`Unutulmuş Bir Uygarlığın Hazinesi

8

NMB Neuhaus Museum Biel
27 Şubat – 29 Mayıs 2016

NMB Neues Museum Biel, tarihinde ilk kez bir Akdeniz uygarlığına ait Malta ve Girit arasında küçük bir ada olan Sehnah’a ait kaybolmuş uygarlığın paha biçilemez eserlerini sergiliyor. Sergi; Sehnah Ulusal Müzesi ve isviçreli lise öğretmeni, Sehnah’da ilk arkeolojı kazısı yapan Walter Affolter’e ait kolleksiyonun parçalarından oluşmaktadır. Müze müdürü dr Bernadette Walter ve müzenin arkeoloğu aynı zamanda Sennah’da kazılara katılan, serginin açılmasında ön ayak olan Ludvine Marquis adından çok ettirecek bu çalışmaya imza atmışlar.

Eserlerin en önemli özellikleri kadın heykellerin çok sayıda yer alması. Göz ve ağızlarının açık olarak tasvir edilmeleri, uzun vücut, kol ve bacaklara sahip olmaları yüzlerini ve elbiselerini koyu mavi renge boyamaları kültürün en belirgin özellği. Daha sonraki yıllarda aristokrat sınıfın ortaya çıkması ile lapuzlazuli ve altını birlikte kullanıyorlar. Ayrıca dokumaları ile de ünlü bir kültür ile karşı karşıyayız. Eserlere kumaş dokumaları özenle işlenmiş.Yerleşim ve evler yuvarlak planlı. Ölülerini hocker tarzında, dizleri bükülmüş,yan yatar vaziyette, rahimde bulunan tarzda gömülüyorlar. NMM ve Habalukke Museum kaybolan uygarlığın ve güncel sorunları işleyen gazete Berena News özel bir sayısını hazırlamışlar. Geçtiğimiz günlerde adanın Razzien ve Gesaferalda şehrinde toplam 127 adet Habalukke kültürüne ait heykellerin yurt dışına kaçırılması ada polisi tarafından önlendi.

Müzenin loş ışıklı girişinde serginin en değerli parçası ‘Şarkı Söyleyen Kraliçe‘ sizi karşılıyor. Mö 1900-1800 yılına ait olan heykel Berma’daki Küppelgrab’da bulunmuş. Dönemin en değerli madeni lapuzlazuli taşının toz haline 10getirelerek yüz koyu mavi renge boyanmış. Tacı, kolyesi ve uzun kollarının üst tarafına takılmış iki altın bileziği altından. Uzun bitişik bacakları ile oturduğu tahtın etrafı semboller çizilerek süslenmiş. Loş salonun duvarları Habalukke kültürünün tanıtımı için yapılmış Avrupa’ya gelen sergi afişleri ile süslü. Bunların arasında 1950 Historische Museum Bern ve 1975 Kunsthaus Zürih afişleri de bulunmaktadır.

Girişteki yan odada kolleksiyoner Walter Affolter, müzenin kurucusu Friedrich Schwab ve tarihi eser meraklısı Carl Irlet hakkında bilgi verilmektedir. Walter Affoltet (1878-1964) 1902 yılında Sehnah adasında Habalukke uygarlığına ait yaptığı kazıda heykel parçaları buldu. Carl Irret’te Biel gölünde arkeolojik eserleri bulmuş O’ da tarihle ilgilenmektedir. Walter Affoltet ile çok sayıda Sehnah ve Biel tarihi üzerine yazıştıkları mektup fotokopileri sergiyi gezenlere sunuluyor. Dönemin ünlü İsviçreli ressamı Ferdinand Hodler tarafından yapılmış Walter Affolter’in yağlı boya tablosu, kişisel çalışma esyaları Biel gölünden çıkarılan ve Sehnah da buluntu örnekleri var.

Sehnah; Şarkı söyleyen Kadınların Vatanı

Ortadaki salona adımınızı attığınızda ilk gözünüze çarpan çok sayıda kilden yapılmış kırmızı boyalı geometrik şekillerle süslü, uzun bacaklı ağızları açık ve uzun kollarını dizlerinin üstünde tutan kadın heykelleri sizi karşılıyor. Birbirine hiç benzemeyen en eskisi 7000 yıllık kadın heykeller salonu doldurmuş. Eserlerin arasına adımınızı attığınızda burada kaybolan Habalukke uygarlığının kadınları size Habalukke kültürünü tanıtıyor. Etrafı kilden duvar ile çevrili ev modeli mö 7000-6500 yılına ait. Evin sol tarafında üstünde hayvan boynuzu olan ocak, karşısında taş bir dibek ve üstünde ezme taşı girişte yer alıyor. İkinci avluya yanında heykelolan bir giriş aralığı var. Burada tavanı kamışlarla kaplanmış oda var. Habalukke insanlarının evi bu şekilde. Kadınlar sadece ölüm tasvirlerinde gözler kapalı ve ağız belirgin değil. Çok sayıda kadın heykellerin bir grubu bölgede yaşayan hayvanların boynuzları ile süslü. Bir grub heykel hayvan , iğne tarzında uzun vücutlu, uzun boyunlu, geometrik desenlerle süslü giysileriyle dikkat çekiyor. MÖ 4800-4500 yıllarına ait hamile kadınlar göğüsleri ve karınları belirgin bir şekilde gösterilmiş. Bütün heykellerin arkasında üçgen veya spiral işaretler var. Bir grup uzun boyunlu, yuvarlak gövdeli kadın heykelleride MÖ4100 ve 3400 yıllarına ait. Merdivenle yukarıya çıktığınızda kutsal mekanında bulunan (MÖ 2000-1800) kalker taşından yapılmış ağzı açık ve kadın vücutlu bir heykel var. Aynı heykel evlerinin avlusuna girişte de var.

Habalukke Bronz Devri

Bu dönemde yapılan kıtalararası ticaretten dolayı eserlerde altın,obsediyen, bakır ve lapızlazuli (lacivert değerli taş) madenlerini görmekteyiz. Lapuzlazuli sümerler tanrılarının gözlerine takarlardı. Ayrıca mısır kültürün de de ölümden sonraki hayatıda temsil etmektedir. Lapuzlazuli toz haline getirilerek yüz ve elbiseler de mavi renk boyanarak kullanılmış. Bronz devrinde erkek figürlerin de arttığı görülüyor. Heykeller artık eller, yukarıya kalkmış, melek şeklini andıran bol kıyafetler taşımaktadırlar. Hepsi birbirinden farklı, sırtlarında belki isimleri üçgen, spiral çizgiler var. Artık kral, kraliçe ve aristokrat sınıfı heykellerde görülmektedir. Başlarında altın ve lapızlazuliden oluşan ay ve güneşi resmeden taç taşımaktadırlar. MÖ 2800 yılına ait Altama sarayındaki yapılan kazıda bulunan yanmış kilden yapılan on adet erkek figürü çok ilginçtir. Uzun bacak ve kollarıyle çıplak vücutları, açık ağızları, başlarında taçları ile yüksek sınıfa ait oldukları anlaşılmaktadır. Hepsi sanki bir sandelyede oturmaktadırlar.
Tanrı krala ait bir kurban arabası Tel Torama MÖ 2000-1400 ortaya çıkarılmış. Etrafı kumaş dokuma işlenmiş araba dört tekerlekli ve üstünde uzanan ayaklarını elleriyle tutan erkek figürü var. Ön ve arkasında hayvan başları bulunmaktadır.

Ve klasik dönem

MÖ 1400-1300 yıllarında eller havada, ağızlar açık, yüksek taç ve saçları betimlenmiş kral, kraliçe ve dini sınıfa ait heykeller karşımıza çıkıyor. Komşu kıtalarla yoğun bir ticareti olduğu görülüyor. Habalukke kültürünün bu heykelleri çevre kıtalar da da 9benzerinin olmaması bu kültürün ayrıcalığını ve bilmecesini koruyor. MÖ 1200 yılların da bilinmeyen bir nedenle bu kültür ortadan kalkıyor.Bu belki doğal felaket veya bir deprem sonucu yok olmuş olabilir.
Günümüzde bölgede süren savaşlar sonucunda tarihi eserler ülkelerinden kaçırılmakta ve satılmaktadır. Habalukke kültürüne ait bu heykeller de son zamanlarda piyasalarda cazip hale gelmiş. 127 adet bronz çağı habalukke uygarlığına ait kaçak kazının Italya’dan yönlendirildiği tesbit edilmiştir. Berena üniversitesi arkeoloji öğretim üyesi Georg Braumeier; Sehnahta ve tüm dünyada tarihi eser kaçakçılığında sadece özel kolleksiyonerlerin değil bazı müzelerin de kaçak eserlerle ilgilendiğini açıklayarak durumun ciddiyetini açıkladı.

Evet sadece on franka, kaybolan Habalukke uygarlığı tanımak ve yakından görmek için Neuhaus Museum Biel sizleri bekliyor. Yazıdaki fotoğraflar müzenin tanıtım sayfasından alınmıştır.