Sevim Akyürek- Dövüldüler, Aşağılandılar, Tecavüze Uğradılar

SEVIM KULT 3

    ‘Mein Leben ist nur Arbeiten.’

                    Charles Probst

13 Şubat 2012. Biel’e uzun yıllardır görülmeyen yoğunlukta kar yağıyor. Yerel gazeteye verilen küçük bir ilanda; Biel Şehir Kütüphanesi’nde yapılacak söyleşi haberi var. İsviçre’nin karanlık dönemini simgeleyen  ‘Verdingkindern’ tanıkları yaşamlarını anlatacak. O’nları uzun süredir filmlerde, sergiler ve kitaplarda tanımama rağmen birebir anlatımlarına tanık olmak bir ayrıcalık olmalıydı ve yola koyuldum.

Salon saat 19 ‘da gençlerin ağırlıklı olduğu dinleyicilerle doldu. Verdingkinder Derneği Başkanı Walter Zwahlen; dinleyicilere; bu soğuk havada ve bir Weihnacht gününde  kendilerine zaman ayırıp dinlemeye geldikleri için en içten teşekkürlerini ileterek oturumu başlattı. Katılımcılardan Dora Stettler  Emmental’de yaşadıklarını yazdığı İm stellen klagte ich die Welt an kitabında toplamış. Yaşamını anlatacak, sorulara cevaplayacaktı. Ama ne yazık ki kendisi düşüp dizini incittiği için katılamadı. Onun yerine Dernek Başkanı kitabından bazı anılarını okudu. Ama önce; Biel’in ve İsviçre’nin ünlü ozanlarından Robert Walser’in kitabından bir alıntı okuyarak konuşmasına başladı. Robert Walser şöyle yazıyordu bir kitabında. ‘Karşımızdaki çiftliklerden ağlayan çocuk sesleri duyuyorum ‘ diye yazmış.

Dora Stettler annesi tarafından, iki kardeşi ile birlikte Emmantel’e bir çiftliğe  kiralık olarak verilir.Tarih1934. Artık burası sizin eviniz diyerek çocuklarını bırakır. Yeni bulduğu arkadaşı Karl ile yaşamına sorunsuz ve engelsiz devam istemektedir. Yedi yaşında ki Dora, annesinin bavula koymuş olduğu elbiseleri tam dört yıl giyer. Kendisine iki numara büyük gelen ayakkabısını bir numara dar gelene kadar da kullanmak zorunda kalmış. Babasının getirdiği kıyafetleri çiftlik sahibinin çocukları giyer. Babaları onları geri almak için tam dört yıl boyunca mücadele eder, sahip çıkar ve sonunda mücadelesini kazanır. Annesinden hep nefret eder. Yıllar sonra bu kitabı yazar. Yaşadıklarını sessizce  dünyaya şikayet etmektedir.   

İsviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklanır. Bundan sonra 18. ve 20. yüzyılda İsviçre’de yüzbinlerce çocuk kiliseler ve devlet aracılığıyle çiftliklere ucuz iş gücü olarak kiralanmaya başlanır. Borcunu ödeyemeyen, boşanan anne babalar, evlilikdışı doğan çocuklar, cezaevine düşen, işsiz kalan insanların çocukları ve yetimler çiftliklere, yetişme yurtlarına çalıştırılmak üzere  en az beş yıllığına çalıştırılmak üzere kiralık olarak verilmiş. Bu süre, sahipsiz çocuklarda ölene kadar devam eder. Dayağın sıradanlaştığı bu küçücük vücutlar cinsel tacize de uğramış, cinayete de kurban gitmişler. Ama toplum kabul görmüş olanları.Tepki gösterenler dışlanmış, konu yıllarca tabu olarak hep saklanmış. İsviçrede verdingkind gerçeği kanunen ancak 1973 yılında kaldırılmış.

Charles Probst   ‘Mein Leben ist nur Arbeiten’

Charles Probst, annesinin verdingkind olarak  yanında çalıştığı  çiftçi tarafından tecavüze uğraması sonucu doğmuş. Başka bir bakıcı aileye verilmiş. Annesinin kaderi onun da geleceği olmuş. Yıllarca saat dörtte kalkarak ot biçmiş, ahırda yaşamış, yıllarca dişi fırçalanmamış, iç çamaşırı olmamış , hasta olduğunda doktora götürülmemiş. Cinsel istismara uğramış. Sabahları verilen kuru ekmeği soğuk suya batırarak yemek zorunda kalmış.Uzun yıllar sakladığı bu gerçeği artık tüm İsviçre çapında yapılan toplantılarla anılarını anlatarak, soruları cevaplandırarak bu karanlık dönemin aydınlatılmasına katkıda bulunuyor.

Walter Zwahlen yaptığı açıklamalarda verdingkinder konusunda en çok kitabın   İsviçre’de basılmış olduğunu açıkladı. Charles Dickens ve Victor Hugo  kitaplarında bu çocukları anlattığını belirtti. İsviçre, Almanya ve Ukrayna’ya kadar olan bölgelerde verdingkinder resmi olarak kullanılmış. İsviçre’li Fotografçı Paul Senn, ‘Bauern und Mitarbeitern’ adlı kitabında bu konuda yıllarca İsviçre’yi dolaşarak fotoğraflar yayınlamıştır. Albert Carl Loosli kendisinin de tanık olduğu bu yaşamları kitaplaştırarak , o dönemin zorlu şartlarında ‘ İch schweige nicht’ diyerek her şart altında karşı çıkmıştır. Toplumda tepki ve dışlanmalara yol açsada bu büyük yazar kitaplarında ve yaptığı toplantılarında bu gerçeği anlatmıştır.

Şimdi dernek, yaptığı çalışmalarla  devletten tazminat ve özür bekliyor. Çünkü bu çocukların  ucuz iş gücü sömürüsü ile hem devlet hem de çiftlikler zengin olmuş.  Şimdiye kadar tek resmi özür  Luzern Katolik Kilisesi’nden gelmiş. Geçen yaz Bodensee ve çevresindeki çiftliklerde araştırmalar yapılmış. Amaç daha çok verdingkind’e ulaşmak ve bu yaşamları belgelendirmek. Gelecek yaz Solothurn ve Luzern’deki çiftlikler de araştırmalar yapılacak. Dernek tarafından hazırlanan Verdingkinder Reden sergisi ise şu an St Gallen’de gösterilmektedir.

İns’de doğup ve orada ölen ünlü İsviçre’li ressam Albert Anker’in Verdingkinder gerçekliliğini resmeden çok sayıda tabloları var. Bu köle çocuklar okulda, sokakta, evlerde çıplak ayakları, düşük omuzları, soluk benizleri ile o kadar ortadalar ama bir o kadar da görünmez olmuşlar. Ve halen onlar o kadar da  yanıbaşımızdalar ki. Aynı köyden bir tanıdık bayan da o gece oradaydı. Yanyana oturduk. Onunla hep selamlaştığımız için sevindim ve şimdi de yanyana oturduğum içinde gurur duydum. O da gelmeme memnun olduğunu söyledi. Tek isteği vardı. Devletin artık resmi olarak özür dilemesi.

www.netzwerk-verdingt.ch