Sevim Akyürek- Bern Kunstmuseum’da Ustaların ‘Dejenere Eserleri’

4

Bern Kunstmuseum, modern ustaların nazilerce ‘dejenere sanat’ adı verilen eserlerinin nasıl elde edildiğini sergide tarihsel olarak açıklıyor. Marc Chagall, Wassily Kandinsky, Ernst Ludwig Kirchner, Paul Klee, Franz Marc ve Pablo Picasso’nun en seçkin eserleri sergide yer alıyor. Eserler özel sergilerden, bağışlardan,hediyelerden ve1937- 1945 yıllaında Nazi Almanyasından getirilmiş. Almanya ve İsviçre arasında yapılan anlaşma sonucu eserler yakında Almanya’ya teslim edilecek.

 

Dejenere Sanat Nedir?

Yoz(laşmış) sanat (Almanca: Entartete Kunst), Nazilerin, karşı çıktıkları modern sanata küçültücü amaçla getirdikleri tanımlama.
Adolf Hitler 1933′te iktidara geldikten sonra Nazi politikasını yücelten akademik sanatı desteklerken, modern sanatı da bastırmaya başladı. Dessau’dan Berlin’e taşınmış olan Bauhaus, “Bolşevik kültürü benimsemek”le suçlanarak Propaganda Bakanı Joseph Goebbels tarafından kapatıldı. Modern sanat yanlısı öğretmenler ve müze müdürleri görevden alınmaya başladı. Hitler yoz sanat terimini ilk kez 1934′te Nürnberg’de yaptığı bir konuşmada kullandı. Sonraki yıllarda Goebbels’in emriyle Almanya’nın bütün müzelerindeki modern sanat ürünleri toplatıldı. Bunların bir bölümü 1937′de Münih’te Yoz Sanat adıyla açılan sergide ruh hastalarının resimleriyle birlikte sergilenerek alaya alındı. Yoz sanat sergisiyle aynı zamanda, kahramanlık ve görev duygusu gibi Nazilerin yücelttiği kavramları konu eden akademik nitelikli resimlerin yer aldığı bir başka sergi düzenlendi. Sayısı 20 bini bulan yoz sanat ürünlerinin bir bölümü Luzern’de açık artırmayla, bir bölümü de yurtdışında galericiler aracılığıyla satıldı.
Beklenenin aksine, aralarında çok az sayıda Yahudi sanatçının eseri vardı. Mesela Auschwitz’de öldürülen sürrealist sanatçı Nussbaum’un hiçbir eseri alınmamıştı. Buna karşılık, Nazi partisi üyesi Emil Nolde, Kirchner ve Beckmann ile birlikte en fazla sayıda eserine el koyulan sanatçılar arasındaydı. Onların ardından Archipenko, Chagall, Ensor, Matisse, Picasso ve Van Gogh’un eserleri geliyordu. Kalanlar, aralarında Hildebrand Gurlitt’in de bulunduğu sanat tacirleri aracılığıyla piyasaya sürüldü. Alıcı bulunamayan 7000 kadar resim imha edildi, bunlardan bir bölümü Berlin İtfaiyesi’nin önünde yakıldı. Resimlerin üçte birinin akıbeti ise bilinmiyor.

Hildebrand Gurlitt’in oğlu Cornelius Gurlitt

Hildebrand, Hitler’in 1938′de Nazi Müsadere Komitesi’ne atadığı tecrübeli dört Alman Modern Sanat simsarından biri. Görevi ise Hitler’in ve Herrmann Göring’in emri ile ülkeye döviz kazandırmak için “dejenere sanat” ürünlerini satmak. Hildebrand Gurlitt, Karl Buchholz, Ferdinand Moeller ve Bernhard Boehmer, 1937-38′de Alman müzelerinden çıkarılan 16.000 parça resim ve heykeli satmak için Berlin yakınlarında bir dükkân açtı.
Nazi liderlerin, satış öncesinde, Münih’teki Haus der Kunst müzesinde bu eserlerle alay etmek üzere düzenlediği sergiyi 19 Temmuz 1937′de iki milyon ziyaretçi gezdi.Propagandadan sorumlu Joseph Goebbels, radyo yayınında Almanya’nın dejenere sanatçılarını “çöplük” olarak adlandırdı.Müzedeki açış konuşmasında da Hitler ağzından Alman sanatının “büyük ve öldürücü bir hastalıktan muzdarip olduğunu” söylüyordu. 20 Mart 1939′da 1004 adet resim ve heykel, 3825 adet suluboya, baskı ve çizim Berlin İtfaiyesi’nin bahçesinde ateşe verildi.
Bu propaganda eylemi beklenen etkiyi yarattı. İsviçre’nin Basel Müzesi 50 bin frankla gelirken, şaşkına uğramış sanat severler de bu eserleri satın almak için geldi.Bu satışların ardından Gurlitt ve diğer üç meslekdaşının, İsviçre ve Amerika’ya satmak üzere bu resimlerin ne kadarını kendileri için alıkoyduğu bilinmiyor.Gurlitt 1945′te Bamberg yakınlarında Müttefik askerleri tarafından tutuklandı. Şimdi biliyoruz ki Gurlitt ya da oğlu 1000′den fazla eseri bir şekilde saklamayı başarmış.Nazilerin el koyduğu, bugünkü değeri 3 milyar lirayı aşan 1406 adet sanat eserinin Münih’te bir dairede bulunmasının ardından film gibi bir hikaye çıktı.Yahudilerce “yoz” sanat eserlerini toplamakla görevli Nazi memurun oğlu, yaklaşık 60 yıldır Alman yetkililerden saklanarak yaşıyormuş.

İşte esrarengiz Herr Gurlitt’in öyküsü:

Her şey Eylül 2010’da İsviçre’nin Zürih kentinden Almanya’nın Münih kentine giden bir trende başladı. Servetini gizlice İsviçre’ye kaçıran Alman zenginlere karşı rutin kontrollerden birini yapan gümrük memurları, Rolf Nikolaus Cornelius Gurlitt adlı yaşlı yolcuya kimlik sordu. 1933 doğumlu adam, Avusturya pasaportunu verdi ve bu ülkenin Salzburg kentinde yaşadığını söyledi. Gümrük memurları, pasaportuna göre Hamburg doğumlu olan Gurlitt’in geçmesine izin verseler de, hareketlerinden şüphelendikleri adamı üstlerine bildirdiler.

Var olmayan Adam

Uzun bir araştırmanın ardından adamın Salzburg’da değil, Almanya’nın Schwabing kentinde yaşadığı ortaya çıktı. Yasalara aykırı olarak Gurlitt’in Almanya’da bir sosyal güvenlik numarası, emeklilik kaydı ve hatta bir banka hesabı bile
yoktu. Olayı ortaya çıkaran Focus dergisine konuşan bir yetkili, “Var olmayan bir adam” ifadesini kullandı. Arama izni çıkarıldı ve Gurlitt’in 2011 baharından beri yaşadığı belirlenen, Münih’in nezih bir semtinde yer alan ve aylık kirası yaklaşık 2 bin lira olan evine Şubat 2012’de polis baskın düzenledi. 3
Manzara inanılmazdı: Son kullanma tarihi geçmiş bir konserve gıda yığınının arkasına, müzelerde görülebilecek türden profesyonel tekniklerle saklanan yüzlerce sanat eseri dizilmişti. 121’i çerçeveli, 1285’i çerçevesiz tablolar arasında kimileri 16’ncı yüzyıldan kalan eserler ve Picasso, Courbet, Renoir, Matisse, Chagall, Dix gibi 20’inci yüzyılın büyük sanatçılarının başyapıtları da vardı. Bu eserlerden birçoğunun, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda ABD ve müttefikleri Alman kenti Dresden’i bombalayarak yerle bir ederken yok olduğu sanılıyordu.

Babası Nazilerin sanat uzmanıymış

Evine yapılan polis baskınının ardından Gurlitt kayıplara karıştı. Adamın kişisel tarihi biraz deşildiğinde, tabloları nasıl elde ettiği anlaşıldı. Doğduğu 1933 yılında Naziler iktidara gelmişti. O dönem ülkenin en saygın sanat tarihçisi olan babası Hildebrandt Gurlitt, büyükannesi Yahudi olduğu ve modern sanatı himaye ettiği için Nazilerce önce dışlanmıştı.
Fakat Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, modernizm ve soyut sanat etkisinde olduğundan veya “Yahudiler yüzünden yozlaşan” eserleri paraya çevirmek isteyince baba Gurlitt’e muhtaç kaldı. Yüzlerce şaheseri yok fiyatına alan Gurlitt, birçoğunu sakladı. Hitler’in “Dejenere Sanat” başlığıyla 1937’de Berlin’de sergilettiği bazı eserleri de Gurlitt imha edilmekten kurtarıp zimmetine geçirdi. 1945’te Dresden bombalandığında Gurlitt tüm eserlerin yandığını söyledi.

Tabloları satarak geçindi

Müttefikler Almanya’yı işgal ettiğinde, büyükannesi Yahudi olan Gurlitt’in bir kurban olduğuna inanıp fazla araştırmadılar. Böylece Gurlitt 1956’da bir trafik kazasında öldüğünde, gizli sanat hazinesi oğlu Cornelius Gurlitt’e kaldı. Oğul Gurlitt on yıllar boyunca devlete ve kimseye ihtiyaç duymadan, para gerektikçe bu sanat eserlerinin en bilinmeyenlerini müzayedelerde satarak yaşadı.

Naziler’in yağmaladığı tarihi eserler için iade kararı

Almanya ile İsviçre, 2 yıl önce Münih’te 81 yaşında ölen sanat koleksiyoncusu Cornelius Gurlitt’in elinde bulunan Nazi döneminde Yahudiler’den yağmalanan, İsviçre’deki Bern Sanat Müzesi’ne bağışlandığı belirlenen çok sayıda sanat eserinin gerçek sahiplerine iade edilmesi konusunda anlaşma sağladı.

Alman televizyonları Bern Sanat Müzesi Vakıf Konseyi Başkanı Christopf Schaeublin, iade anlaşmasının Berlin Eyaleti yetkilileri ile federal Alman hükümeti arasında imzalandığını açıkladığını bildirdi. Anlaşma uyarınca, yağmalandığından kuşku duyulan yaklaşık 500 eser öncelikle Alman kurumlarında muhafaza edilecek. Deutsche Welle, bu eserlerin kime ait oldukları kesinleşinceye kadar araştırılacağını ve rapor hazırlanacağını bildirdi. Araştırmaya İsviçreli uzmanların da katılması planlandı. Eserlerin taşınma giderlerini Almanya üstlenirken; eserler gerçek sahipleri belirlendikten sonra iade edilecek. Almanya Başbakanı Angela Merkel hükümetinde Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Monika Grütters, bunun Nazi kurbanlarına karşı Almanya’nın taşıdığı bir sorumluluk olduğunu, Naziler tarafından yağmalandığı kanıtlanan her eserin hak sahiplerine verileceğini söyledi.
Sergiyi henüz gezemedim. Yazılar çeşitli internet sitelerinden alınmıştır. Yıllarca yerlerinde duran eserlerin aslında gerçek yolculuğu bu şekilde olmuş.Bir gün mutlaka ait oldukları yere gideceklerdi. En son görme şansımız 21 Agustos 2016.