Sevim Akyürek- Arkeoloji Dünyasından Haberler

1106575e3a4cb0a65bcc0eb4618ea6f25b1e1361830707

Midas’ın Sofrasına Dokunmak

Hepimiz; çocuk ve gençlik dönemlerimizde ‘ Midas’ın kulakları eşek kulaklı, Her tuttuğum altın olsun , ’ sözlerini duymuş, hikayelerini dinlemişizdir. Çoğumuzda dünyaca tanınan bu ismin bizim topraklarımızda yaşadığını bilememişizdir. Ve şimdi Amerikalı arkeologlar, Polatlı’ya yakın Gordion’da (Yassıhöyük), 2 bin 700 yıl önce Frigya Kralı Midas’in cenaze töreninde sunulan ziyafetten arta kalan yemek ve içki kalıntılarını inceleyerek, Orta Anadolu’da o çağa özgü içkiyi yeniden yapmayı başardı. Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji-Antropoloji Müzesi kazıbilimcileri, 50 yıldır Gordion’da sürdürdükleri kazılarının bir ürünü olarak, mikrokimya uzmanlarının katkılarıyla Midas’ın ”iksirini” 2 bin 700 yıl sonra yeniden yaptılar. Ve şimdi MidasTouch adıyle satıp zengin oldular. Yani tuttukları altın oldu.

Patrick McGovern, Pennsylvania Üniversitesi’nde moleküler arkeolog olarak ,
tarih öncesi alkollü içeceklerin analizine adadı. 1957 yılında bulunan mezarda ele geçen yemek ve içki kablarını incelemeye başladığında yıl 2000 idi. Ve bu hedefini moleküler arkeoloji programı ile başardı. Son cenaze yemeği isereyene ve anasonla tad verilmiş mercimekli lapa, kuzu veya keçi etinden yapılan yahni olarakmidas kanıtlandı. İçecek olarak şarap ve ballı biranın kalıntılarına rastlanılmış. Bira ile yapılan deneyler sonucunda elde edilen tarifi amerikalı küçük bir firma aldı. Midas
Tauch
adıyle piyasada aranılan bir marka oldu.

Geçtiğimiz yaz ise Denizbankın sponsorluğunda 2700 yıl sonra Midasın son akşam yemegi mezarının önünde yine birebir tarifleri ile aynı yemekler yenildi. Yemekler dönemin pişmiş toprak kablarının birebir desen ve biçimleri ile servis edildi. Kuzu güveci, bal şarabı ve mercimek lapasından oluşan yemekleri frig dönemi kıyafetlerden ouşan defile ile o an yaşatılmış oldu. Dünya işadamları için düzenlenen yemek bizde Midas’ı onurlandırmış olduk.

URARTUCA ÜNİVERSİTEDE DERS OLUYOR

gelecek_yil_urartuca_universitede_okutulacak_h4903

Urartu Krallığı’nın 2 bin 800 yıl önce yıkılmasıyla artık konuşulmayan ve dünyada çok az kişi tarafından bilinen ölü dil Urartuca, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ndeki (YYÜ) bilim insanları tarafından yeniden canlandırılıyor. Urartuca’yı çözmek için çalışma yürüten Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç.Dr. Rafet Çavuşoğlu, “Gelecek yıl Urartuca’yı ders olarak öğrencilerimize okutacağız” dedi.

Tarihte Urartu’ya başkentlik yapmış olan eski adı Tuşba olan Van’da, Urartuca YYÜ’de ders olarak okutulacak. YYÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç.Dr. Rafet Çavuşoğlu, Dil Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç.Dr. Orhan Varol ve Doktora Öğrencisi Kenan Işık uzun yıllar yaptıkları çalışmalar sonrası Urartuca’yı çözmeyi başardı.

 Krallık yıkılınca dil öldü

Yaklaşık 2 bin 800 yıl önce Urartu Krallığı’nın yıkılmasının ardından konuşulmayan ve ölü dil olarak bilinen Urartuca’nın, sadece bazı yazılı tabletlerde kaldığını belirten YYÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç.Dr. Rafet Çavuşoğlu, araştırmalarla dilin yeniden canlandırıldığını söyledi. Doç.Dr. Çavuşoğlu, “Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü önümüzdeki eğitim öğretim döneminde Urartuca’yı seçmeli ders olarak okutacaktır. En önemli hadiselerden biri Urartuca’nın şimdiye kadar ölü bir dil olması ve Urartu’nun başkenti olan Van’da bu dilin bilinmemesi. Yaptığımız çalışmalar kapsamında doktora öğrencimiz Kenan Işık, Urartuca üzerine 50 yıl çalışmış İtalyan bilim insanı Prof.Dr. Mirzo Salvini birlikte yaklaşık 10 yıla yakın birlikte çalıştı. Bu çalışmayla birlikte Urartuca’yı kendisi de geliştirdi. Şimdi de doktorasını bitiriyor. Önümüzdeki eğitim öğretim yılı içerisinde öğrencilerimiz lisans dersi olarak eğitim öğretime Urartuca başlamış olacak” dedi.

UTE YERLİLERİNDEN GERİYE KALAN SON EVLER BELGELENİYOR

ute yerli evi

Güneybatı Kolorado’da Ute Kabilesi tarafından yapılan yüzlerce “wigwam” -konik şekilli ev- kalıntısı, Orman Servisi Yetkilieri tarafından bulundu. Rocky Dağları’nda, küçük dağılmış kereste parçaları halinde bulunan yapı kalıntıları, bölgenin geçmişi için oldukça büyük bir öneme sahip. Görevli Brian Ferebee: “Wigwamlar ve çalılık çitleri, ağaç platformları gibi benzeri ahşaptan yapılar bir zamanlar Kolorado’da oldukça yaygındı. Bir kısmı günümüzde de varlığını sürdürüyor ve bu kalan yapıların çoğu Ute Kültürü ile bağdaştırılıyor. Bu nedenle eyaletin yaşayan tek yerli grubundan geriye kalan tek mimarı yapı örneklerini oluşturuyorlar” dedi. Orman Servisi 2003’ten beri yerlilerden geriye kalan tarihi kalıntıları belgeleme projesine yardımcı oluyor.Yerleşimlerde 200 yıldan daha eskiye tarihlenen metal ve taş buluntular da bulundu. Bu buluntular günümüzde hala ritüel amaçlarla kullanılıyor. Diğer bir görevli Molly Westby: “Yerlilerle ilgili tarihi belgeleri kullanarak terk edilen yerleşimleri ve kamp yerlerini bulup arkeolojik olarak belgelemeye çalışıyoruz. Bulduğumuz bu yapılar ve kalıntılar, bizi tarihi ve kültürel değerlerimizi koruma amacımıza ulaştırıyor” dedi. Araştırma ekibi, buluntuları kendi miraslarıyla bir bağlantı olarak gören Ute kabilesinin de görüşüne başvuruyor.

 Wigwam, Wickiup, Wetu nedir?

Amerikalı ve Kanadalı yerliler tarafından kullanılan, koni şeklinde ya da kubbeli ev yapılarına verilen isimler. Wigwam, wickiup ya da wetu isimlerinden hangisinin kullanıldığı bölgeye ve kültürel gruba göre değişiyor. Bu yapılar günümüzde hala törensel ve ritüel amaçlar için kullanılıyor.Yapının kubbeli olması farklı birçok koşula dayanıklı bir sığınak olmasını sağlıyor. Genelde tahtadan direkler üzerine bir çatı malzemesi kaplanmasıyla yapılıyorlar. Yapım biçimi de kültüre ve o bölgede bulunabilen materyallere göre değişiyor. Genelde kullanılan çatı malzemeleri çimen, otlar, çalılar, sazlıklar, deri ya da kumaş. Wigwam’ları erkekler inşa ediyor, kadınlar da çatı kaplamasını koyuyorlardı.

GÖBEKLİTEPE’NİN KIZKARDEŞİ DE URFA’DA

 Karahantepe

 Şanlıurfa’da Göbeklitepe’nin ikizi olarak adlandırılan Karahantepe’nin keşfi Dünya’da olay yarattı. Ancak Urfalılar’ın bölgeyi koruyamadığı belirtiliyor.İngiltere’den havayoluyla Şanlıurfa’ya gelen ünlü arkeolog Andrew Collins ses getirecek bir keşifte bulundu. Göbeklitepe’nin 10 bin 500 yıllık ikizini bulan Collins, yıkılan ve kırılan tarihi eserler arasında araştırmasını sürdürdü. İncelemeler sonrası bölge halkının insanlık tarihine daha fazla sahip çıkması istendi.

Map-of-Karahan-Tepe

 12.000 yaşındaki Göbekltepe’nin ikizi 10 bin 500 yıllık tarihe sahip Karahantepe’nin keşfi bilim çevrelerince heyecan yarattı.  Harran İlçesi’nin kuzeyinde bulunan Keçili Köyü’ne yakın mesafedeki tarihi kalıntılar zamanla yağan yağmurlar sonrası günyüzüne çıkmış. Üzerinde tarım yapılamayan tepenin kasıtlı olarak tıpkı Göbeklitepe’deki gibi toprakla üzeri örtüldüğü tahmin ediliyor.

 “T” şeklindeki taşların açıkça farkedildiği alanın Göbeklitepe’yle aynı kültürden geldiği belirtiliyor. Çok sayıda kaçak kazının da yapıldığı anlaşılan bölgede bazı taşların ise tahrip edildiği görülüyor.

Tarih öncesi neolitik dönemden kalma bölge; arkeologlarca yapılan araştırma sonrası “Unfinished Monolith” yani “Bitmeyen Anıt” olarak adlandırıldı. Karahantepe’nin inşaa süreci devam ederken bilinmeyen bir şekilde üstü kapatılarak eksik bırakıldığı kaydediliyor.

 Harran İlçesi sınırlarında bulunan tarihi keşfin Göbeklitepe’yle birlikte açığa çıkarılması halinde Dünya’nın en çok ziyaret edilen bölgesi olacağı ileri sürülüyor. Ancak bölgedeki tahribatın devam etmesi ve kaçak kazılar eserlerin geleceğini ciddi şekilde tehdit ediyor.