SEÇİMLER YAKLAŞIRKEN- FUAT AKYÜREK

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Emek Partisi (EMEP) Şubat ayının son günlerine doğru ortak bir açıklama yaparak, 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerine ittifak yaparak gireceklerini açıkladılar. Tüm emek ve demokrasi güçlerine de seçim barajını yıkmak için ortak hareket etme çağrısı yapıldı. Burada bu çağrının ayrıntılarına girmeyeceğiz. Bu açıklama gazetemizin sayfalarında yer alıyor ve okuyucularımız hem bu çağrıyı okuyabilecekler, hem de seçim süreci boyunca ülkedeki gelişmeleri gazetemizden takip edebilecekler. Biz burada ülkedeki politik gelişmeler nedeniyle seçimlerin kazandığı önem ve demokrasi güçlerinin neden birlikte hareket etmesi gerektiği üzerinde durmaya çalışacağız.

Haziran genel seçimlerinin ülke açısından kazandığı büyük önemin nedeni nedir ve AKP, Hükümet ve Erdoğan cephesinden bu seçimler üzerinden hangi gerici hesaplar yapılıyor? Artık tüm ilerici, demokrat, sosyalist güçler çok iyi biliyorlar ki, Erdoğan liderliğindeki AKP ve Hükümet cephesi Başkanlık Sistemi’ni savunmakta, bu seçimleri de Başkanlık Sistemi yönünde önemli bir eşik olarak görmektedirler. Bu Başkanlık Sistemi’nin ise, ülkede hiç bir temel demokratik hak ve özgürlüğün tanınmadığı tek adam diktatörlüğünün kurulması olarak gündeme getirildiğinden hiç kuşku yoktur. Şimdiden “Güvenlik Paketi” vb. yollarla bu gidişatın yasal temelleri atılmaya çalışılmaktadır.

Ancak bugün bu tür bir diktatörlük kurulabilmesinin yasal ve anayasal dayanakları yeterince güçlü değildir. Mevcut anayasa ve yasalar yeterince gerici iselerde, tek adam diktatörlüğü için gerekli meşruiyeti verecek anayasal bir temelden yoksundurlar. Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin bu konudaki hesapları şuna dayanmaktadır: seçimlerde ezici bir zafer kazanmak ve böylece “yasallık ve meşruiyet” kazanıldığını ileri sürerek, anayasayı değiştirmek, böyle bir diktatörlüğün temellerini atmak. Bunun için bugün açıkça ilan edilen milletvekili sayısı 400’dür. Şimdi hükümet olmanın, devleti yönetiyor olmanın tüm avantajları kullanılarak ve her türlü kirli yöntem de devreye sokularak varılmak istenen hedef budur.

Daha objektif sayılabilecek kamuoyu yoklamalarında AKP oyları yüzde 40-45 bandında gözükmektedir. HDP’nin barajı geçmesi durumunda, AKP’nin belki tek başına hükümet kurmaya yetecek kadar bir milletvekili çıkarabileceği, zayıf bir parlamento çoğunluğuna sahip olabileceği, ancak hayalini kurduğu Başkanlık Sistemi’ni gerçekleştiremiyeceği görülmektedir. Bu seçimlerin taşıdığı büyük önemde, HDP’nin seçim barajını aşmasının altında yatan büyük önemde işte burada bulunmaktadır. Emek ve demokrasi güçlerinin, AKP Hükümeti’nin ekonomik ve sosyal politikalarından ezilmiş işçi ve emekçi kesimlerinin, özgürlük ve demokrasi talep eden tüm halk güçlerinin HDP ve EMEP ittifakını desteklemesi, ona katılması bu koşullar dikkate alındığında kendiliğinden anlaşılır olmaktadır.

Kuşkusuz seçimler her şey demek değildir. İşçi sınıfı ve emekçi kitleler, demokrasi ve özgürlük isteyen kitleler, Kürt Ulusal Hareketi, mücadelelerini her türlü koşulda devam edeceklerdir. Baraj aşılsa da, aşılmasa da bu mücadele sürecektir. Ancak Erdoğan cephesini seçimlerde geriletmiş, onun gerici hesaplarını seçimler yoluyla engel olmuş bir halk hareketi ile, bu gidişata seçim döneminde engel olamamış bir halk hareketinin daha sonra yürüteceği mücadele açısından farklılıkların ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır. Bu farklılıkların öncelikle kendine güvende, moral durumunda ve politik koşulların değişmesi yönünde kendini göstereceğini öngörmek zor değildir.

Bitirirken vurgulamak gerekir ki, ülkedeki koşullar dikkate alındığında yurt dışında yaşayan oy kullanma hakkına sahip olan Türklerin ve Kürtlerin, diğer milliyetlerden Türkiyelilerin ülkedeki demokrasi güçlerine, hem oy kullanarak, hem de maddi ve manevi olarak destek olmalarının önemi büyük olacaktır. Gericilik burada da örgütlüdür ve gerici bir kampanya yürütecektir. Bu gerici kampanyanın etkilerinin kırılması, Türklerin ve Kürtlerin demokrasi güçlerinin içine kazanılması için azami çabanın gösterilmesi gerekir.