Partiler seçim hesabında

wahlen_2015_national_definitiv

Sonbahar‘da yapılacak genel seçimlerden önce muhtemel politik senaryolar üzerinden hesap yapmaya başlayan partiler, giderek merkez sağ eğilimin ağırlık kazandığı merkezi bir çizgi etrafında muhafazakar bir birlik oluşturmanın koşullarını tartışıyorlar.

Genel seçimler öncesinde yapılan ve yapılacak olan kanton meclisleri ve yönetimi seçimleri, ortaya çıkardığı sonuçlar açısından da önümüzdeki dönemin nasıl şekilleneceği hakkında veriler sunuyor. 12 Nisan’da Zürih Kantonu’nda yapılacak seçimlerin ortaya çıkaracağı sonuçlar ülke genelini de ilgilendiriyor. Şu ana kadar kanton yönetimlerini ve kanton parlamentolarını belirleyen Luzern ve Basel Land gibi kantonlarda SP, yönetimde kalmayı koruyamazken, muhafazakar merkez sağ ve SVP toplamda koltuk sayısını arttırmayı başarmış bulunuyorlar. Her ne kadar seçimlere katılımın %40’larda kaldığı görülse de genel seçimlerde de bu tablonun değişmeyeceğine dair kanılar oldukça güçlü.

Kanton yönetimlerinde muhafazakar sağ çoğunluğun giderek baskın hale gelmesinden hareketle SVP’nin, aynı çoğunluk senaryosunu konfederasyon yönetimine de taşımak istemesi ve yönetimde SP aleyhine bir koltu- ğun SVP tarafından geri alınmasına yönelik başlattığı lobi faaliyeti ise, kısmen açık kısmense kapalı kapılar ardında sürdürülen pazarlıklarla devam ettiriliyor. Ancak bu pazarlıkların sonuçlanması en azından SVP’nin arzuladığı bir sonuçla bitmesi şu an itibarı ile pek mümkün görünmüyor. Zira, özellikle AB ile ikili ilişkilerde ortaya çıkmış 2 farklı tutumda, liberal muhafazakar burjuvalarla SVP tabanı ve yönetimi farklı kulvarlarda koşuyorlar. Muhafazakar sağ blok, SVP ile varılacak bu temeli bir uzlaşının, ırkçı argümanlarla politika yapan bu partinin, kontrol dışına kayacak popülist ‘yaramazlıkları- nın’ kendilerine ve temsil ettikleri sermaye çevrelerinin çıkarlarına zarar vereceklerini, bilmiyor değiller. Bu cephede çatlak yaratmak adına ise SVP, daha çok FDP’yi kendine yedeklemenin yollarını kurcalamakta da ısrarcı- lığını yitirmiş değil.

SVP ‘Milli’ duygulara oynuyor

Bir taraftan siyasi partiler nazarında kendi dışı alternatiflerin meşruluğunu tartışmaya açmaya çalışan SVP, halk kitlelerine karşı da ulusal jargonlu söylemiyle bu dalaş- mada ki pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor. Son dönemlerde, İsviçre’nin kuruluşu sayılan 1 Ağustos , Wilhelm Tell gibi kahramanların sadece uydurma birer söylenceler olduğu yönünde yapılan tartışmalar karşı- sında, İsviçre’nin ulusal değerlerinin tek elden savunucusu pozisyonunda esip gürleyen bu çevreler, AB ile sürdürülen pazarlıkları da ‘hedef’ alarak halkı, ırkçı milliyetçi bir politikanın peşinden sürükleyen bir güzergaha çekmeye çalışan propagandasını da güçlendirmeye çalışıyor.

Sınır dışı, göçmen kotası gibi inisiyatiflerin yasalaştırılması gibi sorunların hararetle tartışıldığı, Brüksel kapılarının bu uğurda sık sık aşındırıldığı görüşmelerde gelinen son nokta ise liberal burjuvaziyi memnun etmekten bir hayli uzak bir noktada. AB ile ticari ilişkilerin nispi dağılmasına neden olacak serbest dolaşım anlaşması- nın kota uygulamasına takılması, liberal çevrelerin ara formüller için inisiyatif sahibi SVP ve tabanına kur yaptığı seanslara da dönüşüyor.

Bütün bu tablodan azami derecede faydalanmayı planlayan SVP ve destekçilerinin, yaklaşan genel seçimlere avantajlı bir pozisyonda girdiği söylenebilir. Kendi tutumlarını SVP ne yapacak acaba? Sorusuna endeksleyen CVP gibi diğer sağ muhafazakar partiler ise SP, Yeşiller, GLP BDP gibi partilerle alternatif senaryoların yazılımını değerlendiriyor durumdalar.

Şuana kadar ki tüm veriler, büyük partilerin oy oranında ciddi bir değişikliğin olmayacağı yönünde, Yeşiller ve BDP ise birkaç puan oy kaybediyor görünüyor. Dolayısıyla burada da çoklu bir senaryo mevcut.Ancak seçimlerde SVP, genel oy oranını arttırmayı başararak işin içinden çıkar, muhalefet yerine tamamen hükümette yer almayı isterse, parlamentoda bakanlar kurulunun seçiminde epey bir kulis çalışmasına tanıklık edeceğimiz kesindir. Bunun da adı geçen partiler açısından bir sonuç verip vermeyeceğini ise bekleyip göreceğiz.

Arkadaş