Özelleştirme 301 işçinin ölümünü hazırladı

Sans titre

Soma kömür madeninde yaşamını yitiren 301 işçinin ölümü kaza değildir. Hükümetler, Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü’nün politik belirlemeleri doğrultusunda özelleştirme politikasını uyguluyorlar. Her yerde olduğu gibi Türkiye`de de ekonominin en verimli sektörlerinde fazla kâr ve çıkar için özelleştirme yapılıyor. Özelleştirme, çok uluslu şirketlerin diktatörlüğüdür. Özelleştirme, hisse senetçileri, kapitalistler, bankalar ve vurguncular için her zaman daha fazla menfaat ve kâr hırsıdır. Özelleştirme, mümkün olduğu kadar en az aylıkla çalıştırmaktır, yoksuluktur.Özelleştirme, iş emniyetini ortadan kaldırarak işçilerin sırtından tassaruf etmek ve işçileri iş pazarındaki rekabette sömürmektir.

 Kömür madenlerinin kısa tarihi

Avrupa Birliği’nin kurumsallaşması, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulması ile oluşmuştur. Kökeni de Avrupa topluluğu ülkelerinden bulunan kömür ve demir madenleridir.

1950`li yıllarda, Avrupa`nın her tarafında halklar ve işçiler mücadeleyle kendi haklarını ve emniyetlerini elde ettiler. Patronlar, bankacılar, kapitalistler ve burjuva politikacıları Avrupa işçi sınıfı tarafından elde edilen bu yüksek kazanımları ezmek icin farklı tarafa yönlendirip kendilerin uygun bir yönetim biçimi oluşturdular. Bu yeni yönetimin kurucuları ve politik temsilcileri ‘‘supranational’’ kurumlar üstü, kararlar alarak;  Avrupadaki kömür ve demir maden ocaklarını kapatıp iptal ettiler. Fransa’nın kuzeyindeki maden yataklarında çalışan madencileri işsiz bıraktılar. Belçika`daki Limburg madencilerini sokağa bıraktılar. Almanya`daki Ruhr maden ocağında çalışan madencileri aynı şekilde işten atılar. Fransa`nın doğusundaki Lorraine maden ocaklarının kapılarına kilit vurdular. Avrupa`daki maden ocaklarını kapatarak  yığınlarca madencinin işsiz kalmasına neden oldular. Finans merkezlerinin ve kartellerin çıkarını düşünerek  tabi ki daha önceden hazırlıklarını yaptılar. Güney Afrika`ya ve iş gücünün en alt düzeylerde olduğu Türkiye`nin de içinde olduğu ülkelerde kömür ve diğer madenleri çıkartmayı planladılar ve bu plan iyi tuttu. Bu madenleri çıkarıp işleterek oralardaki yaşamı felç ederek kendi kârlarına kâr eklemeye devam etiler. Ama Avrupa dışında başka ülkelerde olduğu için iş emniyeti o ülkelerdeki hükümetlerin sorumluluğudur diyerek, kartelter sadece madenlerin en ucuz bir şekilde çıkarılıp Avrupa piyasasına en hızlı bir şekilde sunulmasını planlıyorlardı. Türkiye`de 1950 ile 1990`lara kadar devletin kontrolünde olan maden ocakları, 90’lı yılardan sonra liberal politika sonucu çok daha rahat bir şekilde özelleştirildi. Dünya Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Topluluğu’nun  istemleri doğrultusunda, Türkiye`deki madenler işletilerek çok düşük fiyatlara Avrupa piyasalarına sunuldu. Elbetteki çıkartılan ve işletilen bu madenlerin çok ucuz olması için iş emniyetinin kaldırılması, kaliteli çalışma standarlarının aşağı çekilmesi, aylıkların en aşağıya doğru çekilmesi gerçekleşririldi. Yoksa ucuz olması mümkün değil. Daha açıkçası çalışanların hayatı riske atılarak daha fazla kâr hırsı ile ölümlere göz yumuluyor! Bu yeni dalgayla, işçi sendikaları ve örgütleri ani ve birden bire yeni bir durumla karşıkarşıya kaldılar. Kapitalistler ve Avrupa Birliğ kendi pazarını oluşturarak büyük bir yalanla ’’barış’’ planı oluşturdu. Bunun adı da ”toplumu modernize” etmek oldu. Türkiye`de ve her bazı sendika yöneticileri ve işçi temsilcileri bu gidişata ortak oldular.

Soma’da madenciler kendi sendika yöneticilerine karşı direniş yaptılar, Soma maden ocağı kazasından sonra da yüzlerce madenci, sendika yöneticilerini mahkum ederek iş arkadaşlarının ölümlerinde onlar da sorumludur dediler. Çünkü herkes artık biliyorki, Avrupa Birliği direktifleriyle Batı’da ve Türkiye`de devlet kontrolünde olan önemli sektörler tek tek özelleştiriliyor. Maden ocakları, toplu taşımacılık, postahane, telekominikasion vs hepsi özelleştirildi!!

Kara altından beyaz altına

İsviçre Alp Dağları`nda bulunan tuz ocağını ziyaret ve izlenimler

Vaud Kantonu, Bex Belediye`si sınırlarında bulunan ve 300 yıldır işletilen tuz madeni alp dağlarının 450 m altında bulunuyor.

Efsaneye göre; tuz madeni ilk önce keçiler tarafından bulunuyor. Sürekli iki ayrı kayadan akan suyu içip, kayayı yalaması ve hep aynı yeri tercih etmesi genç bir çobanın dikatini çekmiş, önce suyu kaynatıp buharlaştırmış ve su azaldıktan sonra kazanın dibinde tuz oluştuğunu fark etmiş ve daha sonra o zamanki aletlerle kayayı parçalayıp ufalayarak tuz elde etmiş.

Tuz’un tarihi

2

 

 

 

 

 

 

Tuz depolarının 200 milyon sene önce şekillendiği ve 30 milyon sene önce de Alp Dağları`nın oluşumunda bu tuz depolarının alt üst olduğu araştırmalar sonucu tespit edilmiştir.

Bu bölgede ilk tuz bulguları, Panex ve Bex bölgelerinde onbeşinci asra dek düşüyor.

Tuz madeni çıkarılıp işletiliyor ve çıkan madenin yerinde galeriler oluştuyor.

Bugün hala günlük 150 ton tuz çıkartılıp işletiliyor. Şu anda kulanılan işletme sistemi turbo kompresör, Dünya`da ilk kez Bex duz madeninde icat edilmiş. Bu teknik daha sonra bütün Dünya`da uygulanmaya başlanmış.

Sadece 3 madencinin çalığtığı Bex maden ocağında diğer mesleklerden toplam 45 kişi çalışıyor. Bu personel, sendikalı olup toplu iş sözleşmesine tabidir. Bir vakıf olarak çalışan Bex maden ocağı bu yılın 1 Mayıs`ında, Aargau, Riburg ve Basel`deki Schweitzerhalle tuz madenleriyle birleşerek vakıflarını genişlettiler. İsviçre`de tuz ve diğer madenler devletindir. Sadece işletilmesi özeleştirilmiştir. İsviçre`deki tüm tuz ihtiyacı bu üç maden ocağından karşılanıyor. Mutfak’da kulanılan tuz da, kışın yollarda don ve karın eritilip trafikteki emniyetin sağlanmasında da kullanılan tuz da bu maden ocaklarından elde ediliyor.

Alp Dağları`nın altında daha 200 yıl yetecek tuz olduğu söyleniyor.

Verilen bilgiye göre 200 yılda toplam 6 işçi iş kazasından ölmüş. En son iş kazası 1 ocak 1972`de olmuş ve Rene Burnier isminde bir işçi hayatını kaybetmiş. Babasının ölümünde 17 yaşında olan Annelise Cretton bu dram için bilgi vermek istemediğini bildirdi. Maden ocağıyla ilişkilerinin uyum içerisinde kaldığını ve memnun olduklarını belirtti. Tabii ki, her kazadan çıkartılacak dersler vardır.  İş güvenliginin genelde kazalardan sonra daha da çok gelişiyor olduğunu ifadelendirdi.

Şu an tüm havalandırma sisteminin bulunması ve her hangi bir gaz olasılığı için de galerilere dedektörler yerleştirilmiş. Her türlü emniyet tedbiri alınmış, dağın altında olan, maden çıkarılan büyük  galerilerde restaurant ve toplantı salonları yapılarak bu boş galeriler değerlendirilmiş. Yılda 65 bin ziyaretçi gelip bu galerileri ziyaret ediyor.

Teknolojinin  henüz gelişmediği yılarda, madenciler yanlarına kanarya kuşu alarak madende çalışırlarmış. Kanarya ötmeyip bayıldığında, işçiler yeterince oksijen olmadığını ve grizu tehlikesi olduğunu anlayarak dışarı çıkarlarmış. Soma`da bir maden işçisinin anlatımına göre, Soma maden ocağındaki felaketten birkaç gün öncesinde oluşan gazın etkisiyle, her zaman ortalıkta bulunan fareler bile görünmez olmuşlar…

Bex maden ocağı hakında yukarıda verilen bigiler için:

Annelise Cretton’a, Jacqueline Menth Genet’e ve Sara Zbinden’e çok teşekür ederiz.

Ali Korkmaz