Cemal Özçelik- Öteki Dünyaya İlişkin Eski ve Yeni Ahit

Aslında bu yazı dizisinin başlangıçtaki ana konusu değişik halkların dinsel, mitolojik inanışlarında yer alan ‘’öteki dünya’’ya ilişkin düşüncelerini irdelemekti. Eski Mısır’dan başladık, Mezopotamya’da konakladık. Marduk Kültü üzerinde biraz daha yoğun durunca, neredeyse konu bitmez tükenmez bir döngüye dönüştü. Bu yüzden Mezopotamya’yı şimdilik bir kenara bırakıp, değişik halkların öteki dünyaya ilişkin düşüncelerine yatay bir geçiş sağlayabiliriz.

Eski Ahit:

Tevrat olarak da bilinen ve İsrailoğulları için sunulduğuna inanılan Eski Ahit’e göre ölümden sonra, ‘’Şeol’’ olarak adlandırılan ‘’algılanamayan’’ bir yeraltı dünyasına gidilir. Burası ölüler ülkesidir ve mezar aracılığıyla ulaşılır. Bu ölüler dünyasına ayırımsız tüm insanlar gider; yaşlı-genç; kadın-erkek; fakir-zengin..

Burası soğuk, karanlık, düzensizlik ve kaosun hakim olduğu bir yerdir. Buradaki ölüler gölge gibi güçsüz bir ruh halindedirler. Ölüler dünyasının girişi var, ama çıkışı yoktur. Hatta imkansızdır.

Yahudilikte bunun haricinde başka bir öteki dünya anlayışı geliştirilmemiştir. Ölülerin dirilmesi düşüncesi yoktur. Ölüm sonrası başka bir dünyada sonsuz yaşam yerine, bu dünyada kurulacak bir cennete inanç hakimdir.

Buna karşılık Eski Ahit sonrası ‘’Apokaliptik’’ denilen inanç dünyasında ölülerin dirileceğine dair düşünceler belirdi. Ancak onlara göre sadece adil, günahsız insanlar dirilmeye hak kazanabilirler. Günahkarlar ise sonsuza dek cehennemde kalmaya mahkumdurlar.

İsrailoğulları bir ‘’Mesih’’ beklemekteler. Bu bir kurtarıcıdır. Öteki dünya ile bu dünya arasındaki sınırları kaldıracak ve insanlara cennetin kapılarını ardına dek açacaktır.

Yahudi inancı zaman içinde sürekli değişiklikler yaşamıştır. Kendi içinde farklılıklar, çelişkiler barındırır. Bunun sebebi, belki de onun bir yandan eski mitolojik inançları Mısır, Mozopotamya ve Aryen halklarından aldığı inançlarla harmanlayıp, yeni bir inanç sistemi oluşturmasından kaynaklanıyordur.

Hıristiyanlık ve İslam’da olduğu gibi, Yahudi inancında da ‘’kıyamet günü’’ ne inanç vardır. Ancak bu sadece ölüm sonrası değil, yaşanan tarihsel süreçlerde de gerçekleşebilir. Tufan olayı da bunlardan bir tanesidir. Bu olayda yıkımla birlikte bir nevi uyarı da gizlidir. Kötülüklerin er veya geç cezalandırılacağı mesajı verilmekte ve insanları, gelecekte de felaketlerin beklediğini bildirip, bu şekilde uyararak, günah işlememeleri sağlanmak isteniyor.

Kıyamet gününde Güneşin batacağı, her tarafı karanlığın basacağı bildirilir. Nihayetinde her kesi bekleyen bir hesap verme günü durmaktadır. Herkes bu mahkemede yargılanacaktır. Ancak bu mahkeme insanlara kendilerini değiştirip, yeni bir yaşama başlama imkanını da sunar. Yani temizlenip suçlarından arınarak; tuttukları yanlış yoldan dönüp, yeni bir yola, Yahwe’nin(Yehowa’nın) emirlerine uyan yola girerek yep yeni bir hayata başlama imkanını bulabilirler.

Kıyametin başlangıcını haber veren olaylar, dünyanın gidişatının son reddesine kadar kötüleştiği günledir. Dünya adeta bir cehenneme dönüşmektedir. Bu, aynı zamanda bir annenin doğum sancılarının başladığı vakitle özdeşleştirilmektedir. En zor, en sancılı, ancak aynı zamanda da gelecek vaat eden, güzel, yeni bir hayatı, temiz bir başlangıcı ifade eder. Sancılar, ağrısız, tasasız günlerin müjdecisidirler adeta.

Toplumu sancılar içinde kıvrandıran felaket işareti olaylar, doğal olabileceği gibi, toplumsal içerik de taşıyabilirler. Toplumsal çelişkiler, savaşlar, açlık, inançların yitirilmesi, çölleşme, kuraklık, susuzluk, içinde yaşanılan coğrafyanın başka halklar tarafından göçler, savaşlar yoluyla işgali; kısacası hayatın en çekilmez bir hal aldığı kavşağa tekabül eder.

Yeni Ahit(İncil):

Yeni Ahit’e göre, Tanrıya ait öteki dünya yeryüzünde de yaşanabilir. Kötü ruhlarla yanlış tutumlu insanlar toplumdan temizlendiğinde, bu sayede ‘’Tanrı’nın krallığı’’ da yeryüzüne inmiş olur. Bu yüzden sorunlardan kurtulmak için ahiret gününü beklemek yerine, şimdiden harekete geçmek önem kazanmaktadır.

Gelecekte ‘’mahkeme’’nin vereceği kararlar, bugünden atılacak adımlar tarafından belirlenecektir. İnsanoğlunun bu dünyadaki hayatından başlayarak değişiklik yapabilmesi, yanlış yoldan dönebilmesi için tanrı, onlara rahmetini gösterip, yol gösterici, eğitici, kötülüklerle mücadele cesaretini veren peygamberler gönderir. Bu sayede insanlar, tanrının yolunu seçerek, yanlıştan ve öteki dünyadaki cehennemden de kurtulmuş olurlar.

Cehennem bir cezalandırma aracıdır. Ancak Aryen inançlarda olduğu gibi, cehennem ateşi aynı zamanda bir temizlenme, arınma, günahlardan kurtulma aracıdır. Yeni Ahit’te bu konuya ilişkin net açıklamalar olmadığı için; cehennemde kalma süresi konusunda değişik görüşler türemiştir.

Buna göre üç değişik versiyon mevcuttur:

Ölüler mahkemesinin verdiği karara uygun olarak cehenneme atılarak, bu şekilde gerçekleştirilen imha;

Günahkarlara geçici olarak acı yaşatılması amacıyla onların bir süreliğine cehenneme atılmaları;

Sonsuz cehennem süreci..( Lang, Bernhard: 2003; ‘’ Jenseitsglaube von der Antike bis heute’’ s. 39)

Birinci inanışa göre; öteki dünyada kaydı tutulan iki kitap mevcuttur. Birinde inançsızların kötü, yanlış uygulamaları; diğerinde ise inananların yaptıkları iyi şeyler yazılıdır. Mahkemede günahı sevabından fazla olanlar imha edilir. Hatta onlara ilişkin kayıtların tutulduğu kitap da ateşe verilir, yakılır. Böylece onlardan geriye hiç bir şey kalmaz. Bu şekilde kişinin ikici ve kesin ölümü gerçekleşir.

İkinci inanış ise, ölülerin günahları oranında belli bir müddet cehennemde kaldıktan sonra mahkeme süreci başlayabilmektedir. Mahkeme, kötüleri, inançsızları cezalandırıp, ateş denizine attırır. Günahkarların kömürleşmiş kemikleri cenneti hakedenlerin ayakları altına atılarak, onların sevinmeleri sağlanır. Az günah işleyenler ise bir müddet sonra cennete gönderilirler.

Üçüncü inanışa göre de; yer altında ölülerin yerleştirildikleri iki ayrı kısım vardır. Biri günahkar kötü insanlar, diğeri de inançlı iyiliksever insanlar içindir. Kötülere, inançsızlara reva görülen yer aşırı derece sıcaktır ve soğuk içme suyu mevcut değildir. Acılar içindedirler. Öbür tarafta bulunan insanlar içinse her şey boldur ve rahtlık içindedirler.

Yeni Testament’te ölüler diyarında cehenneme giden zengin bir kişi ile cennete giden fakir kişi hakkında bir örnek verilir: ‘’İkisi de yeraltındaki ölüler dünyasında yan yana iki odada bulunurlar. Ama biri İbrahim’in kucağında, öteki acı veren cehennem ateşi içinde yer alır. İki oda arasında aşılması mümkün olmayan duvar işlevi gören bir boşluk mevcuttur. Zengin olanı boşuna su talebinde bulunur.. (Joachim Ganilka; ‘’Bibel und Koran’’, s.154)

İncil’deki bu cennet-cehennem tanımlaması her nedense bana Hitit krallarının bileklerine takılı sembolü hatırlattı. Ancak bileklere takıldığı gibi, bazen de elde taşınan bir cismin üstüne de yerleştirilebilmektedir(Resimde görüldüğü gibi). Bu sembolde de yan yana iki oda mevcut ve onları ayıran bir duvar/boşluk mevcuttur. Uzmanlar bu sembolün ‘’Tanrı’’ anlamına geldiği biçiminde yorumlamaktadırlar. Bana göre bu, tanrıyla birlikte, tanrısal gücü de ifade etmişolabilir. Krallar da bu sembolu bileklerine takarak, tanrısal gücü, kudreti temsil ettiklerini yansıtmak istemiş olabilirler. Bu, aynı zamanda cennetin ve cehennemin anahtarının bu sembolü ellerinde taşıyanların elinde olduğu mesajını da vermiş olabilir.

Gerek yahudiliğin, gerekse de hıristiyanlığın esas olarak Doğu Akdeniz’de doğdukları bilinmektedir. Buraları Millattan önceki bin yıllarda uzunca bir süre Hititler’in denetiminde, yada etki alanı içinde kaldı. Dolayısıyla her iki kesimin dinsel ve mitolojik anlatımları arasında kimi paralellikler veya benzerliklerin olması güçlü bir olasılıktır.

Öteki dünyaya olan inanç çerçevesinde Eski ve Yeni Ahit’e baktığımızda, acılara, yeryüzünde mevcut olan haksızlık ve adaletsizliklere karşı düalist bir isyanın söz konusu olduğunu görürüz. Burada acıları sona erdirmek için toplumsal dönüşümler öngörülmez, tersine ‘’tarihin’’ bir gün mutlaka sona ereceği umut edilerek, acıların daha bir katlanılır kılınması sağlanmaya çalışılır. Tarihin sonunda, yani kıyamet gününde bir kurtarıcı mesih ortaya çıkıp tüm kötülükleri, kirlenmeleri, adaletsizlikleri ortadan kaldırıp, insanlara güzel ve cennetimsi bir hayat bahşedecektir.