Ölünceye kadar çalış, açlık sınırında yaşa: Emeklilik Reformu 2020

4

Haydar Sancar

25 Eylül’de AHVplus inisiyatifi oylanıyor. İsviçre Sendikalar Birliği SGB’nin inisiyatifi olan AHVplus, emekli maşlarına %10 bir artışın getirilmesini ön görüyor. En liberalinden en sağda duranına kadar, sağ burjuva bloğun hararetli bir biçimde karşı çıktığı oylama, inisiyatifin emekli aylıklarından iyileştirmeler yapmasının yanı sıra, AHV 2020 adı altında kamuoyuna lanse edilen yeni bir revizyon taslağının akıbeti üzerinde belirleyici rol oynayacak.

3 aşamalı sistem olarak inşa edilmiş İsviçre sosyal sigortalar sistemi (3 Säulen Konzept)’nin ilk aşaması olarak var olan AHV, IV (Yaşlılık, Dul, Yetim ve Malullük Sigortası) yürürlüğe girdiği tarihten buyana defalarca revizyon uğramış. 1890’lı yıllarda artan kapitalist gelişmeyle beraber, üretimin yoğunlaştığı yerleşim yerlerinde, erkek, kadın çocuk emeğinin vahşice sömürülmesi, Avrupa’da yayılan işçi direnişleri, sosyal talepleri daha da yüksek sesle gündeme getirmiş ve eylem direnişler neticesinde de birçok hak elde edilmişti. 1883-1889 yılları arasında, Almanya’da Hastalık, Kaza, Yaşlılık Sigortası’nın yürürlüğe girmesinin yarattığı dalgaya ve işçi hareketinin İsviçre’de de yükselmesine rağmen, sosyal sigorta hakları ile ilgili ilk kazanım İsviçre’de, anacak yaklaşık 20 yıl sonra 1912 yılında kaza ve hastalık sigortasının halk oylaması sonrasında yürürlüğe konulmasıyla elde edildi. Emeklilik hak ve güvenceleri ile ilgili olarak ileri sürülen talepler sürekli gündemde, yapılan grev, direniş ve gösterilerde temel talepler arasında yer alıyordu. Kasım 1918’de yapılan genel grevde işçiler tarafından ileri sürülen 9 temel talep arasında emeklilik hak ve güvenceleri ile ilgili talepler, bu hak elde edilene kadar süren mücadele dönemine de temek teşkil ediyordu. 1947 yılında yapılan oylamada kabul edilen ve 1 Ocak 1948 yılında yürürlüğe giren AHV, ağırlıklı olarak kadınların emeklilik yaşı, ödenecek emeklilik maaşları ile ilgili olarak defalarca değişikliğe uğradı.

AHV nasıl finanse ediliyor?

Yıllık olarak emeklilik kasasına ortalama 40 milyar Frank civarı para akışı oluyor. Bunun %19,5’i konfederasyon tarafından karşılanırken, kalan %80,5’lik kısmının yarısı işçilerden ve çalışanlardan yapılan kesintilerden, diğer yarısı ise patronlardan alınan ödentilerden oluşuyor. Konfederasyon tarafından karşılanan kısım içerisinde ağırlıklı olarak katma değer vergisi ve şans oyunlarından elde edilen gelire koyulmuş vergi gelirinden oluşuyor. Şans oyunları bir tarafa bırakılırsa, emeklilik sigortasının finansmanın ağırlıklı olarak çalışanlardan yapılan kesintiler ve alınan vergilerden elde edildiği ortaya çıkıyor. Kasada biriken 40 milyar Franklık paranın neticede olduğu gibi kalmadığı açık. Faiz geliri elde etmek amaçlı olarak bu para, dolaşıma sokulup, borsaya yatırılırken, kredi olarak dağıtılarak, kapitalist kriz zamanlarında ise arpalık olarak kullanılıp, batık şirketlere kaynak olarak sunuluyor.

Emeklilik aylığı ne kadar?

Çalışma yaşamları boyunca, emeklilik fonunu besleyen emekçilere, fiili iş yaşamından ayrıldıktan sonra reva görülen ise açlık maaşı oluyor. 65 yaşına kadar çalıştıktan sonra, emekli olan bir emekçi, çalışma yaşamı boyunca aldığı ortalama ücrete bağlı olarak, AHV’dan ayda en az 1175 en fazla ise 2350 Frank yaşlılık maaşı alabiliyor. Emekli eşlerde ise aylık en fazla toplam olarak 3525 Frank sınırı var. Yani eşlerin toplam maaşları en fazla 3525 Frank’ı geçemiyor. 2. Säule olarak ta adlandırılan Pensionskasse (Emekli Sandığı), emekli olunduktan sonra, 2. Kademe olarak aylık ödemeleri yapmaktadır. Ödenecek aylık miktar ise çalışma yaşamı boyunca kesintiler sonucunda biriken paranın miktarına ve yıllık ödenecek emeklilik ödentisinin belirlenmesinde kullanılan yüzdelik dilime bağlı olmaktadır. Bu yüzdelik oran ise her yapılan düzenleme ile aşağıya çekilmektedir. %7,2 olan oran önce %6,8’e düşürülmüş, Altersversorge 2020 adı altında hazırlanan kısıtlama planı olarak 2020 yılına kadar her yıl %0,2 olmak üzere, düşürülerek 2020 yılında %6’ya düşürülmektedir. Bunun anlamı şudur: Emeklilik kasasında, 120.000 Fr birikmiş bir emekçinin emekli olduktan sonra alacağı yıllık emeklilik maaşı, 120,000×0,068 = 8160 Fr, aylık ise 680 Fr. İken, yüzdelik dilim %6’ya düşürüldüğünde, yıllık 7200 Fr aylık ise 600 Fr. Olmaktadır.

Emeklilik reformu 2020: Korkutarak boyun eğdirme

Diğer hak ve kazanımlarda olduğu gibi, emeklilikle ilgili kazanılmış haklar da sermaye hükümetlerinin sürekli sosyal saldırı planlarının içerisinde yer alıyor. Bir taraftan kasalarda birikmiş paralar spekülasyon piyasasına savrularak neden olunan zararlar, emekçi sınıflara ödettirilmeye çalışılırken diğer taraftan da, piyasa gerçeklerine uygunluk adı altında, sistemsel kriz ve dalgalanmaların faturası emekçi kitlelere kesilmektedir. Bakanlar kurulu uzun vadede emekli sandıklarında, sistemin finansmanını sağlayacak kadar kaynak olmayacağı gerekçesiyle, ödenecek emeklilik aylıklarının düşürülmesi yönünde halkı ikna! etmeye çalışıyor. Buna göre; ya ücretlerden emeklilik kasalarına kesilen pay arttırılacak, ki o zaman reel ücret düşüşü yaşanacak, ya da risk primleri artışı yapılacak. Her halükarda faturanın adresi çalışan emekçiler olacak. Ancak ikilemde sermaye açısından çalışan nüfusun reel ücretlerinde yaşanacak bir düşüşe olumlu bakmayıp, emeklilerin aylıklarında düşüşü kabul edeceği, buradan da reform paketinin kabul ettirileceği varsayımı öne çıkmış durumda. Emeklilik kasaları ve para sermaye açısından da söz edilmesi gereken başka bir durum söz konusu: Merkez bankası hali hazırda negatif faiz uygulamasında. Yani bankalar öncekinin aksine merkez bankasına para yatırmak için faiz ödemek durumunda. Bunun yaratacağı “zarar” zincirleme olarak iletilmekte, emekçilerden kesinti yapılarak oluşturulan fonlarda, piyasa ‘dengesizliklerine’ bağlı açılan delikler ve uğratılan zararlar, idari masraflar ve risk primleriyle yine çalışan emekçiye paylanmaktadır. Sayıları 2000’in üzerinde olan emeklilik kasaları, bu rantı yemekte, birleşme ve yutmalarla pasta paylarını arttırmaya çalışmaktadır.

Reform 2020 paketiyle hedeflenen saldırılar sadece BVG revizyonu ile sınırlı değil. Emeklilik yaşının erkeklerde ve kadınlarda 67’ye yükseltilmesi, AHV tarafından ödenen ücretlerin sabit tutulması ya da düşürülmesinin önünün açılması, dul ve yetimlere maaş ödemelerinin kaldırılması, 24 yaş olan BVG prim ödeme sınırının 18 yaşa düşürülmesi vb. gibi başlıklar reform paketi içerisinde yer alıyor.

25 Eylül oylaması belirleyici

Federal Parlamento Sosyal Hizmetler Komisyonu öncülüğünde başlatılan reform adı altındaki, talan paketinin başarıya ulaşıp ulaşmaması, 25 Eylül’de yapılacak oylamanın sonuçlarına bağlanmış durumda. İsviçre Sendikalar Birliği’nin emekli maaşlarına %10 zam yapılmasını ön gören AHVplus İnisiyatifi’nin oylamada kabul edilmesi, daha doğrusu %60’a yakın bir oy alması yıkım paketinin bir süreliğine çekmeceye geri gönderilmesi anlamına gelecek. Her türlü açık ve zararın hesabını halka ve çalışanlara kesmeye çalışan sermaye siyasetçileri fazlalık veren konfederasyon bütçesini, ‘açığı’ kapatmak üzere kullandıklarında, ya da patronlara vergi kıyağı geçmek yerine, emeklilik primlerini patronlara ödettirmeyi gündeme aldıklarında sorunun çözüleceğini bilmez değiller. Azami kâr peşindeki sermayenin ve onun siyasi bekçilerinin bunu kendi istekleri ile yapmayacakları ortada. Geriye tek bir çözüm kalıyor; o da sınıfın kendi çıkarları için örgütlenerek bir güç olarak ortaya çıkması.