Neuchâtel`de ırkçılığa karşı koşu

12

Neuchâtel kantonu`nda demokratik kurumların biraraya gelerek oluşturdukları «Course Contre Le Racısme» Irkçılığa karşı koşu, 19 Ağustos Cumartesi günü, Quai Osterwald`da gerçekleştirildi. Üç yıldan beridir Neuchâtel Kantonu`nda ırkçılığa karşı düzenlenen koşuyu, Solidarité sans frontières, Droit de Rester Neuchâtel, Unia’nın göçmen grubu ve Maloka Suisse organize etmektedir.

 

Irkçılığa karşı koşu komitesinin çağrısında şu satırlar yer almaktadır : «Göç ve sığınmacı politikaları her yıl göçmenlere, sığınmacılara, kağıtsız göçmenlere karşı giderek daha fazla ayrımcı hale gelmektedir. Bu ırkçılığa karşı koşuyu düzenleyerek, göçmenlerin haklarına dikkat çekmek ve ırkçılığa karşı güçlü bir duruş sergilemek istiyoruz»

Yarış sırasında elde edilen gelirler, ilgili dört organizasyon arasında yeniden paylaşılarak, göçmenlere ve ırkçılığa karşı faaliyetlerini yürütmeleri sağlanıyor.

Büyüklerin yanı sıra çocuklarında koştuğu ırkçılığa karşı koşuya ailelerin katılımı oldukça iyiydi. Çevreden insanların da ilgi gösterdiği koşuda, göçmen emekçilerin azlığı her zamanki gibi dikkat çekiyordu.

Bu sene üçüncüsü düzenlenen koşu hakkında düşüncelerine başvurduğumuz UNİA göçmen komitesi sekreteri Derya Dursun sorularımızı yanıtladı.

7Derya Dursun 41 yasında, 3 çocuk annesidir. Siyasal bilgiler ve hukuk eğitimi alan Derya Dursun, 6 yıldır UNİA sendikası Neuchatel Kantonu`nda saat iş kolunda görev yapmaktadır. Aynı zamanda POP üyesi ve parti genel merkez yöneticisidir.

Uzun süredir tanısıyoruz ama nihayet bugüne denk geldi sizinle sohbet etmek. Bize bu koşunun amacını anlatır mısınız ? Neden ırkçılığa karşı koşu, neden UNİA göçmen grubu olarak destek veriyorsunuz ?

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Biz UNİA göçmen grubu olarak dayanışma için buradayız. Bu koşuyu düzenleyen aslında Solidarité sans frontières ( Sınır ötesi dayanışma) dır. Ama bizler dayanışmadan çok kendi asli görevimiz olarak burada bulunmaktayız. Her şeyden önce bir sendikacı olarak ve göçmen grubu sekreteri olarak buradayım. Ve bu iki kurumun ırkçılığa karşı bir koşuda yer alması kadar doğal bir şey olamaz. Sendikalar bu işlerin ana organizatörü olmalıdır. Üyelerinin yüzde 60`ını yabancıların oluşturduğu bir sendikanın ve işçileri bölmekten başka bir şeye hizmet etmeyen ırkçılığın yükselmesi, zorunluluk olarak sendikaların önüne böyle bir görev koymaktadır.

Koşunun amacına gelirsek, adında da anlaşılacağı gibi « Course Contre Le Racısme» Irkçılığa karşı koşu, bütün dünyada yükselen bir tehlike olarak görüyoruz ırkçılığı. Özellikle kriz dönemlerinde daha çok öne çıkan ırkçılık ve bununla birlikte çıkarılan yasalara karşı, göçmenlerin, kağıtsızların, ilticacıların haklarına dikkat çekmek, bu alanda toplumda duyarlılık sağlamak istiyoruz. Irkçılık ciddi bir hastalıktır ve işçi sınıfı icin büyük bir tehlikedir. Bir şairin dediği gibi » Irkçı öfkesinde yanılan bir kişidir.» Yani öfkesini yanlış yere koyandır, sorununun sebebini yanlış yerde arayandır. Burada bulunarak, karşılaştığımız insanlarla sorunların aslında sistemik olduğu hakkında konuşarak, örneklerle ispatlayarak, ırkçılığın aptalca bir şey olduğu gibi çözüm getirmeyeceğini göstermeye çalışıyoruz. Genelde paylaşımlarımız olumlu olduğu için de bu koşuyu organize etmeye devam edeceğiz.

Bu koşunun öncelikle amacı bu ve benzeri toplumları bölen, işçileri bölen, göçmenleri bölen uygulamalara ve yasalara dikkat çekmektir.

Siz UNİA göçmen grubunun sözcüsüsünüz. Ama aynı zamanda UNİA saat sektöründe görevli, POP üyesi ve parti genel merkez yöneticisiniz. Neuchatel`de UNİA`nın çalışmalarından, partinizin çalışmalarından da bahsedebilir misiniz ? İşçilerle lişkileriniz nasıldır ? İşçilerin, özellikle göçmen işçilerin sendika ile olan ilişki düzeyleri nedir ?

Soru oldukça uzun ve kapsamlı. Ama yine de kısa kısa değinmek isterim. UNİA göçmen grubu ve sendikacı kimliğimle ilk önce cevaplamak istiyorum. Benim alanım olduğundan daha geniş cevap verebilirim. Bildiğiniz gibi, sendikanın içerisinde 4 grup var. Kadınlar, emekliler, gençler ve göçmenler. Toplumsal olarak bölünmüşlüğümüz yetmemiş gibi, bir de sendika içinde gruplara bölünmüşüz. Her grup temsil ettiği kesim için aktiviteler yapmaktadır. Göçmen grubu olarak bizlerde kendi temsil ettiğimiz kesim için aktiviteler yapmakdayız. Göçmen grubumuz 12-13 kişilik bir komiteden oluşuyor. Farklı dönemlerde ihtiyaca göre, o günkü politik atmosfere göre aktiviteler örgütlüyoruz. Göçmenlik bilincinin gelişmesi, göçmenlere haklarını anlatmak için toplantılar duzenliyor, paneller ve film gösterimleri gerçekleştiriyoruz. Örneğin geçen seneki konumuz vatandaşlıktı. Süresi dolan herkesin vatandaşlığa başvurması için çağrılar yaptık. Şu ana kadar sendikada 20’ye yakın vatandaşlık dosyasının takibini yapıyoruz.

Sendika isviçre genelinde ne ise burada da aynıdır. Bu konuda söyleyecek çok şey var elbette. Özellikle işçilerle kurduğu bağlarda, ilişkilerde, işçi ve sendika arasında sadece aidat ödeyen ve çalışan göçmenler üzerinden bakıyor meseleye. Bunu da maaşlar üzerinden geliştiriyor. Yani üyesi olmayan göçmenler, ilticacılar için çok fazla bir şey yaptığı söylenemez. Yine bizler, ve bizim gibi olan kurumlar bu işleri örgütlüyorlar. Bu alanda sayıları azda olsa bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

İşçilerin sendikaya yaklaşımı eleştiri düzeyini geçmiyor. Özellikle Türkiye gibi politik bilinci yüksek olan ülkelerden gelenler, burada sendikayı eleştiriyorlar. Ama bunu sadece bizlere söyleyerek dile getiriyorlar. Sendikalar eleştirilmelidir. Ama bunu dışarıda kalarak değil, bizzat üye olarak, içeriden görev alarak, yılda en az 3-4 toplantıya katılıp, eleştirilerini direk oralarda yaparak. O zaman eleştirilerin bir amacı olmuş olur. Malesef geldikleri ülkedeki gibi bir sendikacılık anlayışı bekleniyor. Bunu bulamayınca da sadece aidat alıyor diyerek sendikadan istifa ediyorlar. Bu durumda, sendikanın içini boşaltıyor ve sendika gerçek bir sendika olma özelliğini yitiriyor.

Ayrıca sendikaları sendika gibi işletecek tek güç işçilerdir. Temporaire (geçici işçi) büro tehlikesine karşı işçilerin bir şeyler yapması gerekmektedir. Her gün sayıları hızla artan bir nevi taşeron, kiralık işçi sistemi tamamen oturmaktadır. Bu işçilerin örgütlenmesine zarar verirken, işverenlerin karlarına kar katmaktadır. Bu durum karşısında da işçilere gerekli bilinç götürememektedir sendika. Yine 2020 emeklilik reformuna sendika evet diyor. Bizlerde Neuchatel Kantonu`nda bunun çalışmasını yapmayı red ettik. Bu reform kadın işçilerin yükünü artırıyor. Sendikanın buna karşı hayır demesi gerekiyordu. Sistem tam anlaşılamayınca işçilerin oyuyla kabul edilmiş bu yasa sendikanın içerisinde.

Yüzde 60 üyesi yabancılardan oluşan bir sendikanın, göçmenlere dönük faliyetleri kaçınılmaz olmalıdır. Yukarıda dediğim gibi, tek faliyetleri ücretler ile sınırlıdır. Oysa sendikalar demokratik kurumlardır ve işçi sınıfının sadece ekonomik çıkarları üzerinden örgütlenmez, onların demokratik taleplerini de sahiplenmesi gerekmektedir.

Ama biliyorsunuz ki, sendikalar bütün dünyada güç kaybediyor..

Bu yüzden de biz yabancıların sendikalarda görev alması daha önemli hale geliyor. Birçok dernek var, kurumlar var. Ama sendika bunlarında üstünde bir yerdedir. Sendikal mücadele içerisinde, kimsenin rengi, kimsenin dini, milliyeti önemli değildir. Ve işçilerin tek mücadele aracı olan sendikalardır. Bu araca sahip çıkmak, görev almak, sorumluluk almak, kötü gidişata dur demek işçilerin, özellikle göçmen işçilerin görevi olmalıdır.

Gördüğümüz kadarıyla siz çocuklarınızla katılmışsınız bu koşuya. Ve sizin gibi birkaç aile daha görüyoruz. Ve çocuklar koşusu da düzenliyorsunuz. Bu konuda bir şeyler söyler misiniz?

Evet çocukları önemsiyorum ve önemsiyoruz. Irkçılığa karşı bir koşuda çocukların yer alması, onların dünyasında ırkçılığın kötü bir şey olduğunu yer etmesini sağlıyor. Mesela çocuklarım soruyor bana ırkçılık ne anne diye. Anlatıyorsunuz çocuk diliyle. İnsanların biribirini sevmemesi diyorsunuz. Neden sevmiyorlar diyorlar. Onu da anlatıyorsunuz. Ve çocuklar buradan şekilleniyorlar. Onlar bu dünyanın gelecekleridir. Ve onların bu yaşlarda bu gibi şeyleri öğrenmeleri gelecek için bir umuttur. Toplumsal şekillenişini de buna göre alacaklardır. Bir makarna yapmak, bir pasta yapmak kadar önemlidir çocuklar için bu tür etkinlikler. Yorulmuyor muyuz. Elbette yoruluyoruz. Ama bu yorgunluk tatlı bir yorgunluk olduğundan, bizler içinde bir motivasyon oluyor. Böylesi onurlu ve önemli bir işte insan yorulmuyor, daha çok güçleniyor..

Pratik güçlendirirmiş, insanı geliştirirmiş..

Çok doğru. Pratik içerisinde o yorgunluğunuzu unutuyorsunuz. Ve size yük olmadığını görüyorsunuz. Yaptığınız iş sonuçta toplumsal bir iş ve insanlık mücadelesinin bir parçasıdır.

Son olarak birkaç cümle daha alalım..

Biz burada bu ırkçılık karşıtı koşuyu 3 yıldır yapıyoruz. Lozan`da Cenevre`de Bern`de de yapılmaktadır. Lozan ve Cenevre bu işi daha profesyonel yapıyor. Bizler daha yeniyiz ama her sene daha da iyisini yapıyoruz. Bir dahaki seneye inanıyoruz ki, daha kitlesel, daha profesyonel bir koşu düzenleyeceğiz. Hem koşullar göçmenler açısından zorlaşıyor, hem de bizler pratikten öğreniyoruz. Çağrımız 2018 de göçmenlerin bu koşuya katılmasıdır. Irkçılığın yükselmesi göçmen karşıtı politikaların güçlenmesine hizmet etmektedir. Bu durum karşısında göçmenlerin bu tür organizasyonlara katılması, yer alması, görev alması önemlidir. Irkçılık bir hastalık ve bilinçsizliktir. Bu yüzden de yeryüzünden silinmelidir.

İsmail Şimşek-Neuchâtel 

41

25