Nataşa Bolşevikova, bir kadın örgütçü

14

Müslime Karabatak-Erkan Ersoy

1905 Devriminin 12. yıldönümünde Lenin, İsviçreli genç işçilere sesleniyordu. ‘22 Ocak 1905 öncesinde Rusya’daki devrimci partiler bir avuç kişiden oluşuyordu (…) Birkaç yüz devrimci örgütleyici, birkaç bin yöresel örgüt üyesi, bir aydan daha sık çıkama­yan ve çoğunlukla dışarda basılıp büyük zorluklar­la Rusya içine sokulan altı devrimci gazete; 22 Ocak’tan önce Rusya’da devrimci partilerin ve devrimci sosyal demokrasinin durumu buydu.’ Fakat o ‘birkaç yüz’ devrimcinin, sadece birkaç ay sonra binlere çıktığını ve onların da iki, üç milyonluk proleterin önderi olduğunu söylüyordu. ‘Proletaryanın kavgası güçlü bir maya oluşturdu. (…) Böylece 130 mil­yon nüfuslu koca bir ülke devrime yöneldi; böyle­ce Rusya, devrimci proletarya ile devrimci halkın Rusya’sına dönüştü.’ Bu devrim ‘mücadele yöntemleri açısından bir proletarya devrimi’ydi. Çünkü görünüş itibariyle burjuva demokratik bir devrim olsa da, uyanan kitlelerin kullandığı en büyük araç grevlerdi. Grevlere katılan işçi sayısı 1905’e kadar her yıl ortalama 43 bin işçiden ibaretken, sadece devrimin ilk ayı olan Ocak 1905’te bu rakam 440 bindi. Bu grevlerin en büyük özelliklerinden biri de, ekonomik taleplerin siyasal taleplerle kesişmesiydi. İşyerlerindeki koşulların düzeltilmesini isteyen yığınlar, mücadeleleri boyunca siyasal grevlere de çıkmışlardı. ‘Ekonomik mücadele, koşulların hemen ve doğrudan düzeltilmesi için mücadele, kitlelerin geri katlarını tek başına uyandırabilir, onlara gerçek bir eğitim verir, onları devrimci bir dönemde birkaç ay içinde bir siyasal savaşçılar ordusuna dönüştürür.’ diyordu Lenin.

‘BAŞ BELASI’ ÖĞRENCİDEN İŞÇİ ÖRGÜTÇÜLÜĞÜNE

Nasıl örgütlüyorlardı bu kadrolar da kitleleri harekete geçiriyordu? Stratejileri, taktikleri, methodları neydi? Bugün onların deneyimlerinden yararlanabilmek o kadar da kolay değil. Yeraltında gizlilikle çalışma yürütmeleri, varolan sınırlı kaynakların sadece bazılarının çevrilmesi gibi nedenler o devrimci hareketin gelişimini öğrenmemizi zorlaştırıyor. Fakat, adı bugüne kalan bir kadın bolşevik kadroyla tanıştıralım sizi: Concordia Nikolaevna Gramova (Samoilova) nam-ı diğer Nataşa Bolşevikova.

Sibiryalı bir papazın kızı olarak 1876’da Irkutsk’te doğan Concordia, St. Petersburg’a geldiğinde, çarlığın ‘baş belası’ devrimci öğrencilere katılır. Grevlerin arttığı bir dönemde, eylemleri yüzünden tutuklanır ve okuldan atılır, ama onun ‘devrim öğrenciliği’ işte tam burada başlar. 1902’de Paris’e gittiğinde, Lenin ve arkadaşlarının propagandacılara verdiği Marxist eğitimlere katılır. Öğrendiği teorileri uygulamak üzere Rusya’ya döner. Tver, Baku, St. Petersburg ve daha nice şehirde görevden göreve koşar. Fabrika örgütlenmeleri, kulüpler, toplantılar, sosyalizm dersleri… Tekstil, maden, metal, liman, petrol işçileri, kadın işçiler ve ev kadınları içinde yürütülen çalışmalar… Gizlilik, tutuklanmalar, sürgünler… 3 devrim görür. Zamanla en iyi örgütçü ve propagandacılardan olur. Yeraltı örgütçülerinin çoğu gibi o da takma isimle anılır, Nataşa Bolşevikova. Bu arada aşık olduğu yoldaşı Arkady Samoilov ile evlenirler.

ÖRGÜTLENMENİN BİR ARACI, GAZETE

1912’de Pravda gazetesinin editörlüğünü üstlenir. İşyerleriyle ilgili gündelik sorunlarını gazeteye bildirmek ve tavsiye almak için gelen yüzlerce işçinin mektubunu usanmadan okur ve yazılarında onlara cevap verir. Yazılarını öyle bir basit dille kurar ki alandaki işçiler kolayca anlayabilsin. Gazeteye her gün gelen onlarca işyeri temsilcisi, sendikacı, işçi mutlaka Nataşa’nın odasına uğrar. Nataşa, çok sert karakterli biri olarak bilinmesine karşın, gelen işçileri sabırla, kibarca ve ilgiyle dinler. İşte bu aslında Nataşa’nın en önemli kadro özelliği olur; işçileri aktif bir şekilde dinleyebilmek. Onlara sosyalizme dair nutuklar atmak yerine, onların ne düşündüğü dinler ve sorunlarına pratik çözümler önerir. Gazeteyi, işçilerle doğrudan kontak kurma, gündelik işçi sorunları üzerinden kitle eğitimi verip bir örgütlenme aracı haline getirir.

1913’te ilk Uluslararası Kadınlar Günü’nün örgütleyicileri arasında yer alan Nataşa, kadınlar Pravda’ya geldiklerinde özellikle mutlu olur. Onları işçi sınıfının genel hareketiyle birleştirmek için ayrı bir çaba harcar. Pravda’da kadınlara yönelik çeşitli ajitasyon yazıları giderek ‘Kadınların İşi’ köşesine ve ‘Uluslararası Kadınlar Günü İçin’ bölümüne dönüşür. Nataşa, işyerlerindeki koşulları öğrenmek için bir method geliştirir.  İşçileri dinlemeyi, mektuplarını okumayı, daha da sistematikleştirerek, bu sefer kendisi anketler hazırlar. Pravda aracılığıyla kadın işçilere ulaşan bu anketler sayesinde kadınların işyerlerindeki koşullarını takip edebilir. Sendikalardan da bilgiler alır. Ve tüm topladığı verileri bir araya getirerek makalelerinde kadınları işçi sınıfının bir parçası olarak yazar ve alandaki örgütlenmelerinde kullanır. Kadınları sınıfın kendi örgütleri olan sendikalarda örgütler.

Pravda’nın kadın meselesine daha da eğilmesiyle işçi sınıfı içindeki yelpazesi de genişler. Kadınlar, başta işyerlerindeki kötü koşullarını yazarken, sonra nasıl küçük eylemler yaptıklarını yazmaya başlar. Mücadele deneyimlerini paylaşırlar. Grev çağrılarını gazete üzerinden yaparlar. Tekstil işçileri, iğne işçileri, çamaşırcı kadınlar… Farklı sektörlerdeki kadın işçiler mücadeleye çekilmeye başlar. Kadınlar bireysel çıkarlarını bırakarak işçi sınıfı bilincini kazanırlar zamanla. Buna bir örnek vermek gerek:

1914’te Triangle Lastik Fabrikası’nda toplu zehirlenmeler baş göstermeye başlar. Bütün Rusya’daki lastik sektöründe durum aynıdır aslında. İşçilerin Sigortası Yasası gereğince kazalara karşı sigorta yapılmaları zorunludur. Bunu kullanarak sigorta için bir kampanya düzenlemek oradaki işçileri örgütlemenin de bir yolu olacaktır. Fakat ilginç bir şekilde kadınlar sigorta formlarını yırtıp atar ve karşı çıkar. Onların koşulları diğer işçilerinkinden daha iyi değildir, ama onlar fabrikanın zehir dolu havasında fazla mesaiye kalarak diğerlerinden daha fazla kazanırlar. Sırf ücretlerini yüksek tutabilmek için bu durumun değişmesini istemezler. Fakat yapılan alan çalışmalarının yanında, Pravda’da yayınlanan diğer sektörlerdeki kadın işçilerin yazıları, mektupları ile Nataşa ve diğer kadroların, kadınların ücretlerinin düşüklüğü, işten çıkarmalar, kadınların çıktıkları grevlerin sonuçları ve mücadeledeki önemi üzerine somut ve açık örneklerle dolu yazıları da lastik işçisi kadınların eğitiminde kullanılır. Tüm bu çalışmalar sonucunda lastik işçisi kadınlar da örgütlenmeye başlar ve talepleri kabul etmezse greve çıkacaklarını açıklar.15

KENDİSİ GİBİ KADROLAR YETİŞTİREN BİR ALAN ÖRGÜTÇÜSÜ 

Yıllardır ezilen kadın işçilerden yeni bir devrimci gücün doğduğunu gözlemleyen Nataşa’nın hayali bir kadın dergisi çıkarmaktır. Çünkü artık Pravda’da çıkan yazılar yetmez hale gelir. Ve Rabotnitsa (İşçi Kadın) dergisi çıkarılır 1914’te. Nataşa da bundan sonra kadınların örgütlenmesinde özellikle yer alır. Bu dergiyle fabrikalardaki kadınları örgütlerler. Kadın işçi liderleri de derginin yayın kuruluna katarlar ve her hafta düzenli yapılan toplantılarla fabrikalarda ne olup bittiğini, yaklaşan devrimin dalgalanmalarını doğrudan kadınlardan öğrenirler.

Nataşa’nın alanda çalıştığı sırasında kazandığı en büyük özellik, kadın ve erkek işçiler arasında lider özellikleri olanları fark edebilmesi ve onları kadrolaştırmasıdır. Onlara örgütlenme eğitimleri verir. İşçi ve köylü kadınların kendi güçlerine güvenmelerini sağlar. Nasıl çalışma yürüteceklerini gösterir. Yeni toplumun savaşçıları ve kurucuları haline getirir. Ajitasyon ve propaganda çalışmalarını da çoğaltır. Yetiştirdiği kadrolar Rusya’nın her yanına dağılır. Liderler bulmak ve kadrolar çıkarmak birçoklarında bulunmayan bir yetenektir.

1917 Devrimi’nden sonra kadın konferanslarının örgütlenmesi, 8 Mart kadın komiteleri kurulması, aktif kadın grupları oluşturmanın birer araçları olarak gazetelerde kadın sayfalarının kurulması ve öncesinde olduğu gibi çalışma gruplarının örgütlenmesi gibi birçok adım Nataşa ve diğer bolşevik kadınların önderliğinde olur. Partisiz kadınların konferansını özellikle kitlelere ulaşmanın ve kitle eğitiminin bir aracı olarak görür. Devrimden sonra kadın çalışmasında hem delege eğitimleri ve seçimleri yapılması, işçi okuluna kadro seçilmesi gerekir hem de üretimin artırılması ve kadınların erkekler tarafından dışlanmaması gerekir. Nataşa da bu konular çerçevesinde kurar çalışmalarını.

Yazmaya ve konuşmaya da devam eder. İkisinde de en anlaşılmaz konuları bile herkesin anlayacağı sade bir dille aktarmak gibi bir yeteneği vardır. Yazdığı yazılarda, bildirilerde ve eğitim kitapçıklarında süslü, ağır yapılar kullanmaz. Onun konuşmalarının ve yazılarının amacı, okurlarının anlaması, dersler çıkarması ve uygulamasıdır.  İşçi ve köylü kadınların da yayınları sahiplenmelerini ister. Kadınların kendilerini ifade edebileceği, yeni kurulan toplumun iyileştirilmesi için önerilerini sunabileceği, eleştirebilecekleri bir platform olduğunu buluştuğu kadınlara her fırsatta anlatır.

Devrime adadığı hayatı 2 Haziran 1921’de son bulur Nataşa’nın. Adları tarihin bir yerlerinde kalan birkaç yüz kadrodan sadece biridir Nataşa. İşçi sınıfı ırmağının yönünü belirleyen, her koldan onu besleyerek gürül gürül akmasını sağlayan bu kadroların yaptığına örnek Nataşa’nın devrimciliği: 1)Karşısındakinin sorunlarını anlayıp pratik çözümler sunabilen aktif bir dinleyici. 2)İşçiler içinde lider özellikleri olanları bulabilen, komiteler kuran, onları pratik içinde ve özel olarak hazırladığı kısa örgütlenme eğitimleri veren bir örgütçü eğitmen. 3)Yazıda ve konuşmada çok yalın bir dil kullanan iyi bir konuşmacı, yazar. 4) Kendisi gibi kadrolar yetiştiren bir alan örgütçüsü.16

Yararlanılan Kaynaklar:

1905 Devrimi Üzerine Yazılar – V. İ. Lenin, Yöntem Yayınları

http://www.marxist.com/oldsite/women/natasha.html Natasha – A Bolshevik Woman Organiser – A Short Biography – L. Katasheva