NASIL BİR JUDITH ? Şehvetli… Dindar … Cesur …

27

Ve sanat dünyasının o meşhur sahnesi yaklaşır… Bir gece sarhoş olan Holofernes, çadırına aldığı Judith’in kılıcıyla kellesinden olur.

Müslime KARABATAK

Gustave Klimt’in ‘Judith ve Holofernes’ adlı tablosunu mutlaka görmüşsünüzdür; Klimt’in ‘altın dönem’inde ayrıntılı süslediği, gerçek altınla resmettiği o meşhur tablolardan biri. Günümüzdeki her süslü şey gibi fazlasıyla kopyası üretilmiş, kah psikolog bekleme salonlarında, kah pazardaki ayna kapağında bulacağınız narin, seksi, cazibeli kadınlardan biri Judith. Elinde Holofernes’in kafası. Sanki kendi kesmemiş de tutturulmuş. Nedir peki arkasındaki hikaye?

İncil’de anlatıldığına göre, Judith adlı dul bir kadın, Asur kralı Nebukadnezar’ın astığı astık kestiği kestik generali Holofernes’i tongaya düşürür, Yahudileri, yani kendi insanını kurtarır. Holofernes, kötülüğün simgesi bu adam, kral Nebukadnezar’a itaat etmeyen kavimlere kan kusturur ordusuyla. Hikayeye göre, diğer kavimler teslim olurken, direnen İsrailoğulları olur. Holofernes’in ordusuyla sarılmış kentin içinde çoluk çocuk susuzluktan ölmek üzeredir. Teslim olma söylentileri yayılmaya başlar. İşte, Judith’in rolü burada başlar. Ölen kocasından kalan mirasla, bir hizmetçisiyle yaşayan dindar Judith, halkını kurtarma planı yapar. Kentin ileri gelenlerine planın detaylarını değil ama amacını açıklar. “Ne münasebet, kadın başına! Otur oturduğun yerde!” dense de, Judith kararı vermiştir. Sabah erkenden son damla kalmış suyuyla banyo yapar, kokusunu sürünür, en şık elbisesini giyer, değerli takılarını takar ve hizmetçisi Abra ile birlikte kentten kaçıp generale sığınmış gibi yapar. Ona sanki kolayca kenti teslim almanın yolunu anlatacakmış gibi yanaşır. Böylece kaleyi içten fethedecektir. Kale de, belli ki stratejiden pek anlamayan general de, hemencecik fetholmaya hazırmış. Judith’in güzelliğini görünce pek de sorgulamak ya da temkinli davranmak aklına gelmez. Ve sanat dünyasının o meşhur sahnesi yaklaşır… Bir gece sarhoş olan Holofernes, çadırına aldığı Judith’in kılıcıyla kellesinden olur.

GÜNAH İŞLEYEN GÜNAHSIZ JUDİTH

Klimt’in 1901’de resmettiği Judith, daha önce de birçok ressamın tablosunun ana kahramanı olmuştur. Bunlardan en bilineni, ışıkla, renklerle oynayarak insanların hareketlerini, duygularını en gerçekçi halleriyle veren İtalyan ressam Caravaggio’dur. Chiaroscuro (karanlık-aydınlık) denilen bir teknikle tablodaki figürleri gerçek kılar, statik olmaktan kurtarır. Onun tablolarında insanlar hareketlidir, birbirleriyle konuşur, kavga eder, bakışır…

Neyse, Judith’e dönelim, Caravaggio’nun 1599’da yaptığı ‘Judith Holofernes’in Kafasını Keserken’ tablosuna. Başka bir Judith var karşımızda. Evet girmiş adamın odasına, salata doğrar gibi doğruyor. Klimt’in şuh bakışlı Judith’i değil ama, ak pak narin bir kadın. Çok da istemiyor yaptığı şeyi ama aç susuz bekleyen bebelerin ölümü onu zorlayan belki. Klimt’in hiç göstermediği hizmetçi Arba, burada sanki maç izlerken heyecanlanan seyirci gibi. Elleri çok işler görmüş belli, ihtiyaç duyulsa hemen yardım edecek. Neyse ki Judith o narinliğine rağmen, başarıyor.

ARTEMISIA’NIN GÜÇLÜ KADINLARI

Bir resim daha var ki Judith’i konu alan, ressamıydı aslında bu yazıyı yazdıran. Döneminin cesur, kendine güvenen ve çok yetenekli kadınlarından, ilk büyük kadın ressamlardan; Artemisia Gentileschi.

Kadınların anne ya da rahibe olmaktan başka imkanı olmadığı 17. yüzyılda, aristokrat bir aileden gelmediği halde kendi yolunu çizebilen ender kadınlardan. Tabi yolda ayağına batan dikenleri, kendine siper ederek, desek daha doğru.

İlk eğitmeni ressam babası olmuştu. Caravaggio hayranı olan babasından öğrendiği de yine Caravaggio tarzıydı. Yeteneği ile daha genç yaşta ilgi gören Artemisia’nın ilk resmi 17 yaşında yaptığı ‘Susanna ve İhtiyarlar’ oldu. Banyo yaparken kendisine utanmazca bakan yaşlı adamlara ‘Yettiniz, bi gidin!’ diye bağırdığını hissettiğimiz o Susanna’dan sonra nice kadın çizdi Artemisia. Artemisia’nın kadınları, kendilerine sarkan, bakan erkeklere karşı savunmasız, sessiz, hareketsiz değil. Tam tersine, o resimlerin bir sonraki anında ya adamlar tokat yiyor ya da diğer tablolardaki kadınlar dayanışmaya geliyor gibi.

İşte, 1614-20’de resmettiği ‘Judith Holofernes’i Katlederken’ tablosu da böyle. Ne Klimt’in şehvetli Judith’i, ne Caravaggio’nun dindar Judith’i… Artemisia’nın Judith’i ellerini kollarını sıvamış, işini yapmakta kararlı güçlü bir kadın. Kaşlarını ürkek kaldırmıyor, öfkeyle çatıyor. Holofernes de direniyor, çok güçlü ama Arba da çöküyor adamın üzerine, yardım ediyor Judith’e. Judith’in kahramanlığı, tek başına öküz bir adamı devirmesinden değil, iyi plan yapmasından, amacına odaklanmasından ve yanındaki Arba’yı da işe katmasından geliyor.

Artemisia’nın resimlerindeki kadınların güçlü olmaları, biraz da onun kişisel hikayesinden geliyor. Babasının iş ortağı Agostino Tassi, bir dönem Artemisia’ya hocalık yapar. Artemisia, resim yaptığı sırada bu yaşlı adamın tecavüzüne uğrar. Herkesin yakından takip ettiği bir dava görülür, Artemisia’ya yaşadığı o berbat anlar detaylarıyla anlattırılır. O dönemin bir pratiği olan, parmaklarına ipler sıkıca dolanır, güya yalan söylediği oradan belli olacaktır. Uzunca süren mahkemenin ardından Artemisia haklı bulunur, ama adam verilen cezayı asla yatmaz. Aksine, Artemisia “namusu kurtulsun” diye bir adamla evlendirilir!

Bu olay Artemisia’nın sanatına da yansır elbette. Ama bu onu sanattan, hayattan koparmaz, daha da öfkeyle, inadına tutunur ikisine de. Resimlerindeki kadınlar güçlenir, cesaretlenir. Sonraki yüzyılda bile resimleri sanat kitaplarından çıkarılmaya çalışılır, bazı sanat tarihçilerince. Ama tablolarındaki güçlü anlatım, tüm engellemeleri yıkarak bugüne kadar gelir.

Kaynak:  https://www.artsy.net/article/artsy-editorial-baroque-master-artemisia-gentileschi