Marie-Louise 1944-1946 Oscar Ödüllü İsviçre Filmi

Richard Schweiz

24 Eylül – 4 Ekim 2015 tarihleri arasında yapılacak 11.ZFF ( Zürih Film Festivali) dört dilde film gösterimine başladı. Festivalin amacı genç filmcilerle tanışmak ve diğer ülkelerin film kültürünü tanımak. Uzun yıllardır hiç olmayan bir gösterime de imza atarak unutulmuş bir İsviçre film klasiğine de yer verildi. Marie-Louise 1944.

İsviçre Kızıl Haçı; 1940 ve 1944 yılları arasında alman faşizminden etkilenen 60 000 çocuğu isviçreye getirerek bir süreliğine savaştan uzakta onlara baktılar. Bir çok isviçreli aile, ailelerinden uzakta olan bu savaş mağduru çocuklara ana babalık etti. Yetkililerin verdiği üç aylık süreler içinde bu çocuklar savaştan bir süre için uzaklaşmış oldular. Filmin konusu Fransa’ya nazilerin girmesi ile savaş başlar. Her yer yıkım içerisinde yangınlar bombalar ve açlık hastalıklar başlamıştır. Marie-louise 1944 filminde savaştan toplam Fransa’dan 7000 çocuklarla gelen bir kız çocuğun bakıcı ailesindeki yaşamı ile isviçrenin o dönem ki göçmen politikasına yer verilmiş.Bugün Avrupa sınırlarında asılı kalan Suriye halkınıda yaşadıkları bu filmin hatırlanmasına da yol açtı. Zürşh Film festivalinde uzun yıllar sonra İsviçre halkı haksız yere unutulmuş bu ödüllü filmlerini yeniden görme fırsatını buldu.
Ricard Schweiz 1900 yılında Zürih’de doğdu ve 1965 yılında yine Zürih’de öldü. Filmin senaristli olan Ricard Schweiz’ın kendisi de bir fransız çocuğunu evinde misafir etmiş. Daha sonra üç aylık sürenin dolması ile isteği dışında yetkililere vermek zorunda kalmış. Filmin başarılı olmasında bir gerçek yaşanmışlığın olması önemini artırıyor. 1949 yılında Die Gezeichneten filmiyle en iyi senaryo ve orjinal hikaye altın globe ödülü aldı. “Landammann Stauffacher ve «Die letzte Chance» adlı filmleride klasikler arasına girmiştir.georges Salenders

Ricard Schweiz’ın bu senaryosunu filme alan Leopold Lindtberg biraz endişeliydi. Birincisi ilk defa bir isviçre firması bir göçmen hikayeseni filme almıştı ve bakalım halkın tepkisi ne olacaktı. Filmin konusu ağır ama sonu
cu belirsizdi. Bir tabu yıkılacaktı. Günün o şartlarında kolay değildi. Bir kaç gün salonlar boş kalsada sonra film ilgi gördü. O dönem migrosda destek sundu. Alışveriş yapan her kadına bilet hediye etti. Ve bir milyon kişi bu filmi seyretti. Esas olumlu tepkiler Avrupa’nın diğer ülkelerinden ve Amerikadan geldi . Halk filmi çok sevmişti. Amerikada büyük şirketler filmi önce satın almasada Praesens film AG filmi gösterime sundu. Artık devamında Amerika’da ödüller verildi.

İsviçre savaşta tarafsız rol oynasada sınırlarında göçmen yığılmaları, az mülteci alması, yahudilere sadece ülkesinden başka ülkeye gitmek şartı ile geçiş izni vermesi, çocuk seçiminde az yahudi çocuk alması yanında ; içerde ise hastalıklar,açlık, genel grevler, işsizlik ve nazilerin altın ve değerli eşyaları isviçre bankalarına rahatlıkla getirmesi gibi sorunları da yaşamıştır.

Filmde işçi sınıfının savaş mağduru çocuklara, çocuk evleri yapılması için parasız mesailer yaptığı filmde geniş almaktadır.O dönem kadınlar ev ev gezerek savaş mağdurları için onar rappen toplayarak açlıkla boğu
şan insanlar için aş evleri açmışlardır. 1937 yılında ilk defa İsviçre Kızıl Haç Örgütü İspanya’ya giderek çocuklara ülkelerinde yardım etti. Ama daha sonra sınırlarında savaşın başlaması ile Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya ve İtalya’dan trenler dolusu çocuklar üç aylığına getirdiler.Bu konuda çok sayıda belge ve fotoğraflar İsviçre arşivlerinde bulunmaktadır.

Yıllar sonra fransızlar bu yardımı hep minnetle andılar. Basel’ da Shützenmattpark da 27 haziran 1948 yılında Georges Salendres tarafından yapılmış bır anıt dikilmiştir. Anıtta bir kadın kucağında bir bebek ve eteklerinde ondan yardım bekleyen küçük çocuklar bulunmakta. Anıtta ‘Fransa’dan cömert İsviçre’ye içten teşekkür 1939-1945′ yazısı bulunmaktadır.Anıt bir savaşda insan yıkımını gözler önüne sermektedir.

Dünya’da savaşlar devam ediyor ve aynı acılar yaşanıyor. Ve bu acı en çok çocukları yaralıyor.

Sevim Akyürek/Arkeolog