8 MART NİÇİN “EMEKÇİ” KADINLAR GÜNÜDÜR?


Teibe Alan




























    Kadın hareketi veya kadınların kurtuluş mücadelesi, toplumsal mücadelelerden, dolayısıyla sınıf mücadelesinden bağımsız değildir. Modern anlamda kadın-erkek eşitlik arayışının kökenleri ise tam da sınıf mücadelesinin kökenlerinde yatıyor. Bu günün "emekçi kadınlar günü" değil de, "kadınlar günü" olduğunu iddia etmek, 8 Mart'a ilk olarak önerildiğinde yüklenen anlamı görmezlikten gelmektir. Bu gün, daha en başından bu yana işçi kadınların yürüttüğü mücadeleyle doğmuş ve daha sonraki tarihlerde de hep işçi kadınlara ithaf edilmiştir.
İşçi sınıfı içerisinde kadın işgücü, sermaye sınıfı için "en ucuz" , "en uysal" ve “sömürülmesi en kolay” işgücü olarak görülmüştür. Böylelikle, kadınlar kapitalizmin sosyal-ekonomik sömürü çarkının bir dişlisi haline getirilmiştir. Aynı zamanda, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesi içinde kadınlar, kadın olmaktan kaynaklı, kendilerine özgü taleplerle de yer almışlardır.
1889 yılında Paris'te Kuruluş Kongresi'ni yapan II. Enternasyonal'in ilk aşamalarında proleter kadın hareketi ile burjuva kadın hakları savunuculuğu arasındaki ayrım net biçimde ortaya koyuluyordu. Çünkü Zetkin'e göre, "proleter kadının kurtuluş mücadelesi, burjuva kadının kendi sınıfının erkeklerine karşı mücadelesi gibi bir mücadele olamaz"dı. Çünkü az sayıdaki burjuva kadını, "mülkü sayesinde bireyselliğini özgürce geliştirebilir, kendi özlemlerine uygun şekilde yaşayabilir"di (s.133-134). Burjuva kadının sorunu, ancak kocasına karşı mülkiyeti üzerinde bağımsız, özgür tasarruf talebini yükseltmekti. Ama proleter kadının patronların boyunduruğundan kurtulma mücadelesine burjuva kadınlar sırtını dönüyordu. Klara Zetkin bu konuda şu belirlemeleri yapmıştır:
    "Kadın hakları savunucuları, kadınların ezici çoğunluğunun sınıf köleliğine karşı mücadelesini -o cinsiyet köleliğini yaratmasına ve keskinleştirmesine rağmen- boşluyorlar. Bundan da öte onlar, sınıfa karşı sınıf, ayaklar altında tepelenenlerin efendilerine ve kendilerine azap çektirenlere karşı yürütülmesi gerekli bu savaşı ilkesel olarak reddetmektedirler. (…) O sadece, kadın cinsiyetini erkeğin lehine zincire vuran burjuva toplumunu yasal ve toplumsal bağların çözülmesiyle reformdan geçirmeyi amaçlamaktadır. Proletaryanın iktidarı ele geçirmesi ve sosyalizmin kurulması aracıyla kadınları kurtarıcı toplumsal devrim mücadelesi karşısında bugün kadın hakları savunucularının çok büyük çoğunluğu, bu hareketin başlangıcında kısmen olduğu gibi, artık belirli bir tarafsızlık görünümünde değil, bilakis apaçık katı bir düşmanlık konumunda durmaktadırlar. Dolayısıyla burjuva kadın hareketi, kurtuluş özlemi çeken tüm kadınların çıkarlarının temsilcisi, onların öncüsü değildir." (s.100-101) "O, emekçi kadınları yanıltıcı hayallerle erkek kardeşleriyle birlikte devrimci mücadele vermekten alıkoyarak emperyalist kapitalizmin yardımına koşmaktadır." (s.105).

    Kadınlara Oy Hakkı Mücadelesi
    Bu dönemde emekçi erkeklerin de farklı ülkelerde farklı tarihlerde olmak üzere, oy (seçme ve seçilme) hakkını yeni yeni kazanmaya başladıklarını, daha önce yalnızca "mülk sahipleri" nin oy kullanma hakkının olduğunu görüyoruz. Oysa komünist hareket, ayırmaksızın kadınların da oy hakkını savunuyordu. Klara Zetkin, 1906'da sosyal demokrat parti kongresinde, kadınların seçim hakkına ilişkin raporunda sosyalist kadın hareketi ile burjuva kadın hareketinin "oy hakkı" konusundaki ilkesel ve ideolojik karşıtlığını şu şekilde ifade ediyor:
"Proleter kadın... yalnızca iktisadi ve kültürel yaşam çıkarlarını savunmak için seçim hakkına ihtiyaç duymuyor, seçim hakkına örneğin kendi sınıfının erkek dünyasına karşı mücadele etmek için değil, bilakis her şeyden önce kapitalistler sınıfına karşı mücadele etmek için ihtiyaç duyuyor. Ve dolayısıyla o, burjuva topluma, kapitalist iktisat düzenine dayanak olmak için toplumsal reformu talep etmiyor. Hayır! Biz erkekle eşit politik hakları, bu toplumu devirmek, parçalamak için; yasal engellerle engellenmeden birlikte çalışmak için talep ediyoruz." (s.210)
    II.Enternasyonal'e bağlı olarak 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Kopenhag'da gerçekleşen İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar konferansının gündemini; kadın işçilere günde sekiz saatlik çalışma süresi, hamile kadın işçilere doğumdan önce 8 haftalık doğum izni, emziren kadınlara süt izni, 12 yaşından küçük çocukların çalıştırılmasının yasaklanması, işsiz kadınlara sosyal güvenlik talepleri oluşturuyordu. Ayrıca, kadınlara oy hakkı talebi, bu konferansın en önemli gündemi olarak karara bağlandı. Ancak her sınıftan kadınların oy hakkına bakışlarının sonuçta farklı olduğu da bu konferansta dile getiriliyordu. Burjuva kadın hareketinin talep ettiği oy hakkından ayrı olarak, proleter kadınların oy hakkının gözetilmesi gereği öne çıkarılıyordu. İşte bu konferansta, Klara Zetkin, ayrıca her yıl emekçi kadınların uluslararası çapta bir kadınlar günü düzenlemesini önerdi.
    8 Mart’ın tarihçesi anlatılırken, tarihte meydana gelmiş işçi kadınların bazı önemli grev ve eylemleri referans alınmıştır. Birincisinde, 8 Mart 1857'de New York'lu tekstil işçisi kadınların grevi vardır. Grevci işçilerin talepleri arasında 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerin yükseltilmesi bulunuyordu. Bu grevin ardından tekstil ve tütün sanayiinde birbiri ardına grevler patlak vermiştir.
    İkincisinde, bu direnişi anmak üzere, 8 Mart 1908 yılında yine New York'ta "Cotton" tekstil fabrikasında kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için greve çıkmalarıydı. Bu grevde patronlar kadın işçileri, dışarıdan destek görmelerini engellemek üzere fabrikaya kilitledi ve çıkan yangında 129 kadın can verdi.
Klara Zetkin'in önerisinin kabul edilmesinden sonra, ilk defa çok kitlesel olarak ve uluslararası çapta, 19 Mart 1911’de, Almanya, Avusturya, Danimarka, İsviçre ve ABD'de bu gün kitlesel bir biçimde kutlandı. Bu kutlamalar, özellikle kadınlara oy hakkı talebi ile birleşiyordu. Eşit işe eşit ücret, 8 saatlik işgünü, analık hakkı ve emperyalist savaşların son bulması gibi talepler kadınların önemli talepleri arasında yer alıyordu.
    Emekçi kadınlar gününün resmen 8 Mart olarak belirlenmesi ise, bundan çok sonra, 1921 yılında Moskova'da yapılan II.Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı'nda gündeme geldi. II.Komünist Kadınlar Konferansı, uluslararası emekçi kadın hareketini, burjuva kadın hakları savunucularından kesin çizgilerle ayırmıştır. Klara Zetkin bu yönergeleri şöyle vurgulamıştır:
"Yönergeler, cinsiyet köleliğinin ve sınıf köleliğinin nedeninin son tahlilde özel mülkiyet olduğu ve kadınların tam kurtuluşunun ancak ve yalnızca üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılması ve onların toplumsal mülkiyete dönüştürülmesi ile güvence altına alınabileceği tespitinden yola çıkmaktadır. (...) Proletaryanın devrimci sınıf mücadelesi olmaksızın kadınların gerçek ve tam kurtuluşu olanaksızdır, kadınlar bu mücadeleye katılmaksızın kapitalizmin parçalanması, sosyalist yeniyi yaratma olanaksızdır." (s.123)
    Lenin 8 Mart 1921'de yayınlanan "Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü" başlıklı yazısında, kadınlara yönelik eşitsizlik ve baskıya son veren Sovyet Devrimi'nin kadınlara çok geniş özgürlükler sağladığına işaret eder. Lenin, toprağın ve fabrikaların üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılmasının, kadınları "ev içi kölelikten" kurtararak onlara gerçek özgürlüğe giden yolun kapılarını araladığını söyler. Çünkü gerçek kurtuluş, ancak sermayenin boyunduruğundan kurtuluşla sağlanabilir.
    Sonuçta, dünyanın dört bir yanındaki emekçi kadınların mücadeleleri sonucunda Birleşmiş Milletler, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın her yıl "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kararlaştırdı. (Ondan birkaç yıl önce de, 1975 yılı "Dünya Kadın Yılı" kabul edilmişti). BM, uluslararası barışın güvencesi olarak kadınların özgürleşmesini ön koşul kabul ediyordu. Bu anlamıyla BM'e bu kararı aldırmak elbette emekçi kadın hareketi açısından bir kazanım olmuştur.
    Günümüzde feminist hareket genelde "sınıflar üstü" bir tutum sergiliyor. Ancak feminist politika, işçi sınıfı içerisinde geniş bir kesimi oluşturan emekçi kadınlar için mücadelede yeterli bir politika değildir. Düzen sınırları içinde kalan bir politikadır. Oysa kendini "feminist" olarak gören birçok kadının çıkarları emekçi kadın hareketinin de çıkarlarıdır. Çünkü her şeyden önce, kendini feminist olarak tanımlayan çoğu kadının da birer emekçi olduğunu unutmamalıyız.
    Bugüne baktığımızda, dünya genelinde işçi ve emekçi kadınların sorunları gün geçtikçe boyutlanarak artıyor. İşsizlik, pahalılık, yoksulluk sorunlarının yanı sıra, kadınlara yönelik her türlü şiddet, taciz ve ayrımın ortadan kaldırılması, yasalarda ve yaşamda gerçek eşitliğin sağlanması talepleri, enformel (kayıt dışı) çalışmanın yaygınlaşması sonucunda sigortasız, güvencesiz çalıştırılan kadınların emek sömürüsünün önüne geçmek gibi talepler uğruna mücadele, 8 Mart 2021 Dünya Emekçi Kadınlar Günü eylem ve protestolarının ana gündemlerini oluşturmalıdır. Tüm bu sorunlara ancak sınıfsal perspektifle yürütülen bir kadın mücadelesi ile cevap verilebilir.

Kaynak:
Zetkin, Klara; Krupskaya, Nadejda; Pieck Wilhelm (1992). "Almanya'da Proleter Kadın Hareketi'nin Tarihine İlişkin", Kadın Sorunu Üzerine Seçme Yazılar ve Klara Zetkin Üzerine, İstanbul: İnter yayınları


YAZARLAR

Fuat AKYÜREK
Salgının birinci yılında genel tablo 

Ergün ÖZALP
CIA’nin “soğuk savaş” aparatı: 
 George Orwell

Yaşar ATAN
Islık çalarken yıldızlar

B.M.AY
Sprechen wir darüber!

Haydar SANCAR
Dijital Toplum ve Dijital Kimlik

Müslime KARABATAK
Reform paketi eşitsizliği 
derinleştiriyor

Saadet TÜRKMEN 
İnsan olma mücadelesinde kadın  

Ali KORKMAZ
SMA’lı bebeklere acil yardım gerekiyor

Metin ALAN
İsviçre, neden 
nüfusunun iki katı aşı sipariş etti?

Berna UTKUTAG
La Chaux-de-Fonds’da 
Kâğıtsız Göçmenlere: Vatandaş Kartı

Nilgün ÖZDAL
İsviçre tarihinin karanlık sayfası 
Cadıların yakılması ve günümüze yansımaları

Emine SARIASLAN
Christoph Hatz ile söyleşi 

Yunus EKREM 
Demirci Kawa’dan bu yana sönmeyen ateş: 
NEWROZ

Atilla TOPTAŞ
Hastalanan İnsanlık, Global Çaresizlik!

Teibe ALAN
8 Mart niçin''Emekçi'' 
kadınlar günüdür?





BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Anasayfa    İsviçre     Dünya    Türkiye   Bilim-Yaşam    Kültür     Kadın    İletişim    Arşiv