İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
Heidi’nin ayakları neden çıplaktı? / Sevim AKYÜREK
' Eğin dedikleri' : Soykırım kavşağında küçük bir şehir   / Ergün ÖZALP
1848 Şubat Devrimi’nin tarihsel önemi  / arkadaş
İsviçreli işçilere veda mektubu  / LENİN
İsviçre de oy kulanırken dikkat edilecek hususlar A.KORKMAZ
Ermeni soykırımı ve demokrasi  / Aydın ÇUBUKÇU
İşçi Partisinin din karşısındaki tutumu  / LENİN
Almanca birinci baskıya önsöz  / Karl MARX
Almanca ikinci baskıya önsöz  / Karl MARX
Devrimin kızıl  gülü  / Nuray SANCAR
10 maddede marksizm neden hala güncel?  / Arif KOŞAR
Evlilik sonrası aile birleşimi  / Ursula METZGER
Otomatik bilgi değişimi göçmen emekçiyi eziyor / arkadaş
Tarihi bu kör talihi nasıl çevireceğiz? / Müslime KARABATAK 
Komunikasyon  / Mehmet TURAN 
Vatandaş olmak için ne yapmalıyız?  / Mehmet TURAN 
Ekim Devrimi’nin uluslararası önemi üzerine  / J. STALİN



Çok okunanlar
Doğu Akdeniz gerilimi / EMEP ve NAR'dan saldırgan politikalara karşı barış çağrısı
Doğu Akdeniz ve Ege'de neler oluyor?
Yeni sosyal sigortalar yasası Federal meclislerden geçti
Irkçılığın panzehiri;halkların kardeşliğidir!
5 soruda, yeni koronavirüse dair bildiklerimiz
EMEP : Bu köhne düzeni sırtımızda taşımayalım
Korona virüsten nasıl korunuruz?
Corona virüs: Çalışanların hakları
'Kanal İstanbul' dan Montrö'ye 

________________________
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Mülteci krizi, sığınma ihtiyacı, dayanışma ve ötesi 

 Entegrasyon, dil entegrasyonu ve ötesine dair seçme perspektifler 
Bağlantılar

Fuat AKYÜREK
Kapitalizmin krona hali

Ergün ÖZALP
Doğu Akdeniz ve Ege'de 
neler oluyor?

Yaşar ATAN
Yağdıkça göklerden 
bu yıldızlar

B.M.AY
(D)ein Freund und Helfer?

Haydar SANCAR
Bir oylamanın anatomisi


Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : Sennur Sezer


Saadet TÜRKMEN 
Travma ve İsviçre İltica Yasası'ındaki yeri


Ali KORKMAZ
İsviçre 27 Eylül'de Referanduma gidiyor


Metin ALAN
Tarım işçilerinin örgütlenme 
ve mücadele olanakları






GŁncel Haberler...
Arkadaş  WEB TV
Evrensel'e yurtdışından nasıl abone olurum?
TRAVMA VE İSVİÇRE İLTİCA YASASINDAKİ YERİ

Saadet Tuerkmen, Sosyal Anthropolog

GİRİŞ

Bu konuda çalısmalar yapan uzmanların fikirlerine de yer verilen, dört bölümlü yazı serisinin ilk bölümünde, travmanın ne olduğu ve İsviçre`de mültecilik statüsü oluşumu sırasındaki rol ve önemine dair düşünceler aktarılmaktadır. Burada,travmanın transformative bir güç olduğundan hareket edilmekte, ve hem bireysel hem de toplumsal transformasyon,integrasyon ve partisipasyon süreçlerinde önemli roller üstlendigi tezi savunulmaktadır. 


TRAVMA NEDİR?

Genel anlamıyla, geçmişte yaşanan şiddetin bugünle ilintisi olarak ifade edilen travma, göçmen sağlığı, özellikle de mülteci göçmen sağlığı alanındaki çalışmalarda sıkça gündeme getirilen bir konu.Travma yaşamış olmak, her ne kadar İsviçre`de iltica talebinin inandırıcılığı noktasında, mültecilik statüsü  edinmede ya da mülteciliğin yasal olarak tanınmasında direkt bir şart olmasa da, mültecilik kavramı içinde, direkt `travma` olarak değil, diğer kavramlarla bağlantılı, indirekt olarak dile getirilmektedir.
Somut olarak: Isviçre İltica Yasası, politik mülteci olarak tanımlanan kişinin;ırksal, dinsel, ulusal aidiyeti; belirli bir sosyal grubun mensubu olması ya da politik görüşlerinden dolayı bir takım dezavantajlara maruz kalmış olmasına veya maruz kalabileceği korkusuna işaret etmektedir. Mültecilik kavramının en belirleyici öğesinin`dezavantajlara maruz kalmış olma`ya da`dezavantajlara maruz kalma korkusu taşımak`olduğu düşüncesinden hareket edilecek olursa, bu dezavantajların neler olabileceği konusuna da kısaca değinmek yerinde olacaktır. Aynı yasada, sözü geçen dezavantajlardan bir kısmı,`kovuşturmaya uğrama` ve buna bağlı olarak`can güvenliği tehlikesi`ifadeleriyle somutlaştırılmıştır. 
Travma,iltica kapsamında ve iltica talebi süreçlerinde, kavramsal düzeyde pek kullanılmamaktadır.Bu durum bir ölçüde, kavramın içinde barındırdığı çelişkiler ve soru işaretiyle açıklanabilir.Öte yandan, mülteciliğin kabulü pratiğinin en canalıcı halkasını oluşturmaktadır. Durum yasal düzlemde böyle seyrederken,mülteci göçünün üst noktalarına vardığı doksanlı yıllarda, travma konusu, iltica talebinin inandırıcılığı ve mülteciliğin kabulü konularında, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Isviçre`de de o günden bu yana giderek artan birönem kazanmaya başlamıştır. 








































İSVİÇRE İLTİCA YASASI VE TRAVMA

Doksanlardan beri İsviçre`de de, travma ve travmatik deneyimlerin ispatı, iltica talebinin inandırıcılığı ve ilticacı olma kriterleriyle başa başgider hale gelmiştir. Yasaya göre, travmayı sadece kendi vücudunda yaşamış olmanın ispatı değil, aynı şekilde yakın olunan bir kişinin yaşadığı travmatik olaya tanıklık etmenin ispatı da önem kazanmış olarak,iltica talebine haklılık zemini kazandırabilmektedir. Bu durum, sosyal ve psikososyal tibba göre, primarytrauma yani birincil travma iken; diğer durum da secundarytrauma yani ikincil travma olarak kavramlaştırılmaktadır.
Travma deneyi, sadece iltica talebine haklılık kazandırmakla da kalmaz, iltica alma hakkının haklılığına da işaret eder.Başka bir deyişle, şiddete ve işkenceye maruz kalmak, iltica almak için en belirleyicidir ve bunun tazminatı iltica statüsüdür. Öteyandan; şiddete ve işkenceye kendisi maruz kalmamış kişilerle,maruz kalmış kişilere tanıklik etmis kişiler arasındaki bir ayrımı da ortaya koymak gerekmektedir. Bu duruma ilaveten, kendisi pe kalakalı, değilken, bu durumdan faydalanma riski olan insanların varlığını da açığa çıkarmaktadır. Başka bir deyişle, `sahte`ve `gerçek` mülteci kavramlarıyla ifadesini bulan gerçekliğe dikkat çekmektedir. 

TRAVMA ÖNCESİ VE SONRASI

Travma, farklı yoğunluklarda ve farklı formlarda deneyimlenmiş olabilir. Örneğin araba ya da bisikletle yapılan bir kaza da; control dışı gelişen kaba dayak ve işkenceye maruz kalındığında hissedilen stress ve acının yoğunluğu da, çok sevilen bir yakının kaybı; ya da çok sevdiği işini, iş arkadaşlarının yüzünden sürdürememek ve bırakmak zorunda kalmak travmatik deneyimlerdir. Yani, travma fiziksel de, psikolojik de, sosyal de olabilir. Kimi durumlarda fiziksel travma kalıcı izler bırakırken; kimi durumlarda sosyal travmalar kimi durumlar da da psikolojik travmalar kalıcı ve uzun surely izler bırakabilir. 
Travma, uzun sure önce, ya da kısa bir süre önce de yaşanmış olabilir. Travma ile ifadesini bulan tecrübe, kısa bir zaman diliminde, ya da saatlerce deneyimlenmiş olabilir. Hatta kimi durumda, uzun süreclere yayılmış olma ihtimali de sözkonusu olabilir. Ancak etkileri bu deneyimi yaşayan insanların sosyalleşme koşulları,halihazırda sahip oldukları kaynakları ile bunları travmatik deneyim sonrası geliştirebilme, aktive edebilme potansiyalleri; bilgileri ve buna bağlı olarak da travma etkileriyle baş ederken izledikleri yol ve yöntemler ölcüsünde farklılıklar gösterecektir. 
Tüm bunların da ötesinde, travmanın farkında olarak sonrasındak irahatsızlıklara çözüm aramak, travmanın etkilerini hafifletme konusunda belirleyicidir. Örneğin, dayağı iletişim ve disiplin olarak benimseyen bir aile sisteminden sonra, okulda da benzer muamaleye uğrayan bi rçocuk, ileri yaşlarda motorik sorunlarla karşılaşabilmekte, konsanstre olamamakta, sebebini bilmediği içsel huzursuzluklarla ugraşabilmekte, kimi zaman şiddet eğilimi gösterebilmekte, sürekli bilinmez bir üzüntü ve mutsuzluk halini yaşayabilmektedir. Tüm bunlar, geçmişteki tekil ya da kümülatif travmanınbir ifadesi olarak kabul edilebilir. 

DEVAMI GELECEK 


arkadas@arkadas.ch