MAIL:arkadas@arkadas.ch
Bağlantılar


Güncel Haberler...



Fuat AKYÜREK
Yeni bir atılımın eşiğinde 

Ergün ÖZALP
Suriye'de diplomatik mola!

Yaşar ATAN
O aşk hiç unutulmadı

B.M.AY
Leben um zu kaufen?

Haydar SANCAR
'Yeşil dalga' hangi kıyıya çarpacak?

Müslime KARABATAK
İşçilerin işçi yazarı: Lisel Bruggmann 

Saadet TÜRKMEN 
Entegrasyon,dil entegrasyonu ve 
ötesine dair seçme perspektifler

İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
Heidi’nin ayakları neden çıplaktı?
/ Sevim AKYÜREK

Soykırım kavşağında küçük bir şehir: Eğin 
/ Ergün ÖZALP

1848 Şubat Devrimi’nin tarihsel önemi 
/ arkadaş

İsviçreli işçilere veda mektubu 
/ LENİN

Ermeni soykırımı ve demokrasi 
/ Aydın ÇUBUKÇU

İşçi Partisinin din karşısındaki tutumu
 / LENİN

Almanca birinci baskıya önsöz 
/ Karl MARX

Almanca ikinci baskıya önsöz 
/ Karl MARX

Devrimin kızıl  gülü 
/ Nuray SANCAR

10 maddede marksizm neden hala güncel? 
/ Arif KOŞAR

Evlilik sonrası aile birleşimi 
/ Ursula METZGER

Otomatik bilgi değişimi göçmen emekçiyi eziyor
/ arkadaş

Tarihi  bu kör talihi nasıl çevireceğiz? 
/ Müslime KARABATAK 

Komunikasyon 
/ Mehmet TURAN 

Vatandaş olmak için ne yapmalıyız? 
/ Mehmet TURAN 

Ekim Devrimi’nin uluslararası önemi üzerine 
/ J. STALİN




ENTEGRASYON, DİL ENTEGRASYONU 
VE ÖTESİNE DAİR SEÇME PERSPEKTİFLER

SAADET TÜRKMEN, SOSYAL ANTHROPOLOG, BERN ÜNIVERSİTESİ


GİRİŞ:
2008`den beri entegrasyon makro , -  mezo- ve mikro-alanlardaki karşılıklı etkileşimin sonucu kabul edildiğinden;göçmenlerin entegrasyonunun devletçe desteklenmesi yönünde alınan karara uygun olarak, bir dizi yasal düzenlemelere girişildi ve entegrasyon, sadece göçmenlere değil, ilgili kurumlara da bir takım sorumluluklar yüklediğinden; ufak, orta ve büyük çaplı projelerle göçmenlerin entegrasyonu kurumsallaştırılmaya başlandı. Buna istinaden, hem belediye, kanton, hem de federal hükümet düzeyinde, ufak ve büyük çaplı entegrasyon projeleri geliştirildi. Geçtiğimiz hafta da, Bern Kantonu`nda bu ve benzeri konulara ilişkin bir dizi etkinlikler düzenlendi.
Bu etkinliklerden birinde, Kompetenzzentrum İntegration, yani Entegrasyon Yetkinlik Merkezi, tarafından dil entegrasyonu konusu ele alındı. Bu etkinlikte, özellikle dil entegrasyonunu çalışmaları merkeze oturtulduğundan, farklı yöntemlerle dil öğrenme imkanlarına yönelik perspektifler sunuldu. Bu yazıda, sözü geçen etkinlikten seçme kesitler aktarılmaktadır. İlaveten, okuyucuları etkinlikte tanıtılan fikirler ışığında, nasıl bir dil entegrasyonuna ihtiyaç duyulduğu, hangi dil öğrenme yönteminin, kimin için en uygun olduğuna dair sorular ve cevaplara dair birlikte düşünmeye de davet etmek amacındadır. 
























GÖÇMENLİK VE DİL ENTEGRASYONU
Göçmenlik ve entegrasyon söz konusu olduğunda, dil önemli bir alt konu olarak önemini hissettirmektedir. Dilin –göçmenlikten bağımsız olarak- sosyal, kültürel ve ekonomik bir dizi bileşimi içeren hayli karmaşık bir yapı olduğu halihazırda bilinmektedir. Dilsel farklılıklar, düşünsel farklılıkların sebebi veya sonucu olabilir, bu yüzden de farklı anlama ve anlaşma düzlemlerinin ifadesi olarak kabul edilebilir. Bir konuyu anlamak ya da anlatmakta ki zorlukları ifade etmek icin «akla karayı seçmek» tabiri kullanılır. Öte yandan «hiç yorulmadan, yormadan anlaşabilmenin değeri ve ayrıcalıklı oluşu» da farklı biçimlerde ifade edilir. Kimi zaman, ortak dili konuşan insanlarla iletişimde dahi zorlanılırken; ortak dilin olmayışı hem anlamayı hem de anlaşılmayı hayli güçleştirmektedir. Kısacası, ortak dil oluşturmak, karşılıklı anlaşmanın en önemli koşullarından biridir. Ortak dilin oluşturulması için ise, bir çok yöntemler denenmiş ve halen de denenmektedir.   
İsviçre`nin Almanca konuşulan kantonlarında, özellikle de Bern`de, dil farklarından kaynaklı sorunların ciddiyeti uzun süredir bilinmekte ve değişik yöntemlerle çözüm bulunması için çalışmalar yürütülmektedir. 1990‘lı yılların sonlarından itibaren, sistematik tercüman yetiştirme programları ile mevcut dil sorunu, öncelikli olarak sağlık, sosyal ve eğitim alanlarında, giderilmeye çalışıldı. 
Böylece ihtiyacı olan göçmenlerin, sözü geçen alanlardaki hizmetlerden daha kolay faydalanabilmesinin önü açılmaya çalışıldı. Son yıllarda ise, İsviçre`deki yetişmiş kalifiye insan ihtiyacının karşılanması için, dil sorununun çözümüne yönelik değişik yöntemler uygulanması kararı alındı. Böylelikle, gönüllü ve ücretli dil eğitimi veren kurumların ve projelerin sayısında da hızlı artış gözlenmeye başladı. Kompetenzzentrum Integration Bern‘ de düzenlediği etkinlikte, hedef kitlenin ihtiyaçlarına göre,örneğin Deutsch zu Hause –evde Almanca-, Deutsch im Park –parkta Almanca- ya da  okuma yazma bilmeyenlere yönelik klasik tarzda düzenlenen kursların tanıtımına yer verildi. 
Aslında, şimdiye dek kurumsal bağlar olmaksızın gerçekleştirilen ve kimi kritik noktaları da içeren bu kurslara ilaveten, kişisel Almanca kursları, yeni internet kaynakları ve online APPS`lar ile dil öğrenme yöntemleri; anadil ve İsviçre Dialektlerinin buluşmasına bir yol aralayan VoCHabular isimli dil kitabı projesi, ve en büyük göçmen sendikalarından biri olan UNIA`nin üyelerinden değişik meslek gruplarına yönelik dil kursları, etkinlikte tanıtılanlar arasında, hayli yenilikçi ve yaratıcı projeler kapsamına dahil edilebilir. 

İSVİÇRE`DE YAŞAM VE ENTEGRASYON 
İsviçre gibi yöresel dil ve dialekt farkları olan bir ülkede, yerel dili en azından iyi anlamanın, dilsel ve düşünsel entegrasyonu derinden etkilediği, buraya yetişkin yaşta gelmiş bir çok göçmenin çok iyi bildiği bir gerçek. Öte yandan, dil kursuna katılan insanların, dil öğrenmek için ne tür kaynakları beraberinde getirdikleri, bunları buradaki dil öğrenme süreçlerinde işlevsel hale getirip kullanabilmeleri, dili öğrenmenin yanında, uygulama alanlarına erişim de dil entegrasyonu dahilindeki önemli konulardan. 
Somutlaştıracak olursak, göçmen bireyin günlük yaşamında; geldiği ülkede arkada kalan arkadaş ve aile bireyleri; görev ve sorumluluklar; iş ve meşgalelerine özlem ve hasreti bir yandan; kopuşu hazırlayan faktörlerin ağırlığı; bu ve benzeri konularla günlük yaşamda uğraşabilme kapasite ve gücü; İsviçre`deki yasallaşma süreçlerinin ağırlığı, yeni yaşamın dinamikleri, sosyal çevre ve diğer faktörler dil entegrasyonunu derinden etkilemekte. 
Öğrenme, sosyal konteksinden bağımsız bir etkinlik değildir. Bu bir yandan, sosyal bireyin eğitim arkaplanı; mevcut sosyal ve kültürel kaynaklarını kullanabilme ve yeni kaynaklara erişim imkanı; 
geldiği ve şu anda yaşadığı yerdeki konuşma ve genel anlamda iletişim kültürü arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, dilin farklı sosyal cinsiyetlerce ve sosyal sınıflarda kullanım farkları, sosyo-politik durumlara göre farklılaşan iletişim biçimleri, dil öğrenmeyi büyük ölçüde etkilemektedir. Bu anlamda, belki de gözden kaçan en önemli konulardan biri, dil öğrenmek zorunda olan insanların dil öğrenmedeki ihtiyaçlarının doğru tespit edilmesine dair olanıdır.  
Bundan yıllar önce, göçmenlerle çalışan doktorlar; kendileriyle mülakat yapan sosyal bilimcilere, doktorluk mesleğinin boyutlarının değiştiği ve doktorların kimi idari sorumlulukları da üstlenmek zorunda kaldıklarını gözlemlediklerini ifade ettiler. Bu durum, Bern Kantonu`nda çalışan ve çalışmalarım kapsamında, kendileriyle görüştügüm tercümanlarca da gözlemlenmişti. Bu tercümanlar doktorların defalarca hastalarına oturum konusunda yardım etmek zorunda kaldıklarını, bu yardımın da doktor-hasta ilişkisinin önemli bir bölümünü oluşturduğunu aktarmışlardı. Her ne kadar şimdiye dek sadece az sayıda calışmada konu edildiyse de, dil öğretmenleri için de benzer durumlar tespit edilebilir. Oturum ya da iş sorunu uğraşan bir yabancının dil öğrenmedeki zorlukları ise aşikar. 

DİL ÖGRENME SÜREÇLERİ VE ÖNERİLER
Öğrenme süreçlerine yakından bakıldığında, göçmenlerin geldikleri ülkelerde arkalarında bıraktıkları kişilere dair görev ve sorumluluklarının bu süreçlere –olumlu ya da olumsuz- etki eden faktörler olduğunu ifade etmek yerinde olacaktır. İlaveten, kişilerin, dili iletişimin ne tür bir enstrümanı olarak algıladıkları; en iyi bildiklari dili nasıl kullandıkları, başka dil bilip bilmedikleri de dikkate alınması gereken konular. Bireysel düzlemde ele alındığında, Almanca`yı nerede ve ne şekilde kullanabileceği; günlük yaşama ne ölçüde dahil edebileceği; dili uygulama alanlarına erişim konuları da –gerek dil kursları düzenleyen kurumlar gerekse kurslara katılan kişilerce- başarılı öğrenmenin anahtarı olabilir. 
Dil okullarında ise, bireysel kaynakları ve ihtiyaçlarını da dikkate alan kurslardan ziyade standart kurslar verilmekte. Kursları veren hocaların bir kısmı profesyonel dil öğretmenliği eğitimi almış insanlarken, bir diğer kısım ise, hayli yaşam tecrübesi olan ve humaniter duygularla hareket eden emekliler. Bu kurslardan bir kısmı, dil öğrenmek isteyen insanlara öğrenme süreçlerinde hayli yardımcı olabilirken; kimileri ise büyük ölçüde zaman kaybı olabilmektedir. Öte yandan, ana dilde temel Almanca eğitimi verebilecek çok sayıda kalifiye göçmen işsiz, ya da yarı zamanlı, preker koşullarda çalışmaktadır. Yani, bir yöntem olarak da anadilde eğitim verebilecek insanlara, Almanca dil öğretme imkanları sunulabilir. Ancak herşeyden önce, dil öğrenmek isteyenler sosyal bireylerin ihtiyaç ve koşullarının tespiti için önerilerinin alınması, iyi bir dil eğitimi için temel bir önem taşımaktadır. Öte yandan, dilin sosyal konteks içinde öğrenilmesi için de gerekli yapıların ve imkanların oluşturulması hayati önem taşımaktadır. Zira dil yaşayan bir enstrümandır ve yaşamını sürdürmesi de, ancak iletişim imkanı veren yapılarla ile mümkündür. 


Çok okunanlar

Sovyet devriminin önderi Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin kimdir?

EMEP: Bolivya’da ABD destekli darbeyi kınıyoruz

İzmir’de Evrensel’in 25.yılı etkinliği

Basel’de edebiyat günleri