MAIL:arkadas@arkadas.ch


İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
Heidi’nin ayakları neden çıplaktı? / Sevim AKYÜREK
' Eğin dedikleri' : Soykırım kavşağında küçük bir şehir   / Ergün ÖZALP
1848 Şubat Devrimi’nin tarihsel önemi  / arkadaş
İsviçreli işçilere veda mektubu  / LENİN
İsviçre de oy kulanırken dikkat edilecek hususlar A.KORKMAZ
Ermeni soykırımı ve demokrasi  / Aydın ÇUBUKÇU
İşçi Partisinin din karşısındaki tutumu  / LENİN
Almanca birinci baskıya önsöz  / Karl MARX
Almanca ikinci baskıya önsöz  / Karl MARX
Devrimin kızıl  gülü  / Nuray SANCAR
10 maddede marksizm neden hala güncel?  / Arif KOŞAR
Evlilik sonrası aile birleşimi  / Ursula METZGER
Otomatik bilgi değişimi göçmen emekçiyi eziyor / arkadaş
Tarihi bu kör talihi nasıl çevireceğiz? / Müslime KARABATAK 
Komunikasyon  / Mehmet TURAN 
Vatandaş olmak için ne yapmalıyız?  / Mehmet TURAN 
Ekim Devrimi’nin uluslararası önemi üzerine  / J. STALİN



Çok okunanlar
Adaletin Sesini Yükseltmeye Çağırıyoruz
 EMEP : BU KÖHNE DÜZENİ SIRTIMIZDA TAŞIMAYALIM
Korona virüsten nasıl korunuruz?
Corona virüs: Çalışanların hakları
Avrupa’da, Schengen Anlaşması askıya alındı
Irkçılığın panzehiri;halkların kardeşliğidir!
TSK ve bütün yabancı güçler Suriye’den çekilsin, 
SAVAŞI DEĞİL BARIŞI BÜYÜTELİM!
Türkiye Suriye’deki askerlerini geri çeksin, mültecileri Avrupa’ya karşı kullanmaktan vazgeçsin!
Haydi Pamuk Eller ceplere ! ( Yeni askerlik yasası)
'Kanal İstanbul' dan Montrö'ye 
Dünya gençliğinin enternasyonal buluşması Berlin’de

________________________
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI





 Firari Mavinin Serüveni ya da 
Çok Kültürlülük sonrası Tiyatro



Saadet Türkmen, Sosyal Anthropolog





















Özet: 
Bu yazıda çok kültürlülük ve kültürlerarası etkileşim konularına değinilmektedir. Çok kültürlülüğün ve enterkültürel etkileşimin; harmonize olmuş vaziyette sunulduğu, görsel sanatsal ürünlerle görülebilir kılındığı örnekler, konuyu daha somutlaştırmamıza destek olacak. Bu yazının kaleme alınmasında, bir yandan Daniel Klapproth`un geçtiğimiz yıl sonbahar aylarında izlenen ve önümüzdeki günlerde yeniden sahnelenecek olan „Flüchtiges Blau, oder Schwester Annas Reise zum Meer“ Firari Mavi ya da Rahibe Anna`nın Denize Yolculuğu adlı oyunu hayli motive edici oldu. 
Yazıda esas olarak, çok kültürlülük bir potansiyal kabul edilmekle birlikte, kültürlerarası bir dizi eşitsizliklere yol açabileceği eleştirileri de dikkate alınmaktadır. 

Interkültürel Tiyatro
Isviçre`de iki ayrı üniversitede yarı zamanlı hocalık yapan Danièle Klapproth, aynı zamanda enterkültürel değerleri, ve çok kültürlülüğün avantajlarını görülür kılma çabası içinde olan bir tiyatro eğitmeni. Bern`deki  sosyo-kültürel bir merkez çerçevesinde buluştuğu ve Almancayı farklı düzeylerde konuşan ya da konuşamayan göçmen kadınlarla bir tiyatro grubu kurdu. Bunu yaparken, göçmen gemisi ve Isviçre köylerinden birinde göçmenlerle yaşanan deneyimler aktardığı iki oyun sergiledi. Böylece, interkültürel tiyatronun artılarını sade ve açık bir dille ortaya koydu. 2013 yılında Silvana Kaya ile gerçekleştirdigi İpek Dokuyucusunun Özlemi adlı oyununda, izleyicilere tiyatro aracılığıyla Istanbul ve Bursa`ya uzanan bir yol açmış ve daha onsekizinci yüzyılda Bern Matte`de, İstanbul ve Bursa`dan getirdikleri ipekleri satarak yaşayan bir isviçreli aileyle tanıştırmıştı izleyicilerini.  
Bu oyunlarda, bir yandan yabancıların geldikleri yerlerden, geçmiş ve güncel öykü ve söylencelere, ve diğer malzemelere yer verilirken; bir diğer yandan da İsviçre`de yabancının strüktürlerle ilişkilerine dair de gözlemler yapmak mümkün. Öte yandan da yaşanan anın farklı dimensiyon ve renkleriyle seyirciye bir bütünlük içinde sunulması, hem oynayan hem de izleyen için, bir aidiyet zemini de oluşturmakta. 
Kaçak Mavi ya da Rahibe Anna`nin Denize Yolculuğu adlı son oyun ise, her ne kadar sadece küçük bir çevre tarafından izlenmesine rağmen, çok başarılı bir sanat eseri. Burada, ‘nedir bir sanat eserini sanat eseri yapan?‘ sorusu gündeme gelebilir. Sanatı, sanat yapan, ilk etapta, her ne kadar meşru sanat alanında ve sanata dair diskurslarda yer alması olarak tanımlansa da yeterli olmayabilir. Zira, sanatı sanat yapanın, estetik kaygılar gütmesi ve bununla tanınır olmasının yanında, lokal ve zamansal çerçevelere ve sınırlara rağmen, evrenselle kucaklaşabiliyor olmasıyla ölçülebilir. Ancak bu başka bir yazının konusu. 

Firari Mavi ya da Rahibe Anna`nın Denize Yolculuğu
Restorasyon çalışmalarını yaptığı bir kilisenin çatı katında bir Beginer Rahibesi olan Anna`nın hatıra defterini bulan sanatçı, bizleri birden fantazi bir Ortaçağ Bern`ine götürüveriyor. Tiyatrodaki olaylar her ne kadar olabilir, mümkündür  detirtecek kadar tarihsel temellere dayandırılmaktaysa da, bir fantazi ürünü. Tasvir edilen şahıslar, yani Rahibe Anna, Rahip Luca ve Venedikli Tacir yarı olası, yarı fantazi figürler. 
Öte yandan, Maestro Eckart Ortaçağ Avrupa`sında yaşamış, düşüncelerinden dolayı  Engizisyon tarafından çağrıldığı Avignon`da mahkemesini beklerken, birdenbire ölmüş önemli bir şahsiyet. Maestro Eckart`ın ölümünden sonra, mahkemece suçlu bulunması da önemli bir olgu. Aynı şekilde, Rahibe Anna ile cadı mahkemelerinde yargılandıktan sonra idam edilen, ve Yalın Ruhun Aynası adlı eserin sahibi Margaret Poreta arasında da paralellikler mevcut. 
Bu insanların gözünden tasvir edilen dünya, sözü geçen şahısların aralarındaki konuşmalar aslında, dünyanın bir çok yerinde, bir çok zamanda olabilecek tarzda. Yani hayli derin, hayli boyutlu. Seyirciye sunulan, bu insanların özgülünde, Ortaçağ Bern`ine ait perspektifler görmek, anlamak değil; bir nebze evrenselliğe yaklaşmak olabilir. Böylece zamanın ve mekanın ötesinde, başka bir deyişle sürekli bir değişim ve devinim içinde süregelen entellektüel, zihinsel dünyayla da karşılaşmak. 

Interkültürel Tiyatrodaki Çok Kültürlülük
Adından da anlaşılacağı gibi, kültürlerarası tiyatro birden fazla kültür arasında gerçekleşmektedir. Aslında çoğu kez, tekil ve homojen bir kültürden bahsetmek de pek mümkün değildir. Zira saray kültürü, sokak kültürü, gençlik kültürü, ya da marjinallerin kültürü de homojen olduğu iddia edilen kültürün farklı segmentlerini oluşturmaktadır. İlaveten eğitim, yaş ve sınıfsal kaynaklı farklılıklar da kültürlerarası farklılıklara yol açabilmektedir. Gayet plakatif bir biçimde somuta indirgeyecek olursak: Isviçre`ye en çok göçmenin geldiği doksanlı yıllarda, büyük şehirlerin varoşlarında, gecekondu yada kenar mahallelerinin bir bölümünde Müslüm Gürses dinlenirken; bir bölümünde Ozan Arif, bir diğer bölümünde de Grup Yorum ve diğer özgün müzik yapanların müziğini dinleyenlere rastlamak mümkündü. Bu durum şimdilerde de paralellikler gösterebilir.  
Göç zemininde ise, kültürel farklar dilden kaynaklı olarak daha gözle görülebilir haldedir. Ancak, tiyatro ve görsel sanatsal faaliyetliliklerde belirleyici olan göçmenlerin farklı diller konuşmasının yanında; farklı anlatım geleneklerini kesitler halinde de olsa izleyiciyle tanıştırmaları; geldikleri yerlerdeki az ya da çok insan tarafından bilinen veya unutulan destan, masal ve öykülerinin içinde aktarılan arche/ prototipleri temsili aktarmaları ve böylece hem duygusal hem de zihinsel dünyanin zenginleşmesi için önemli imkanlar sunmalarıdır. 
Belki başka hiç bir yerde karşılaşma imkanı olmayan insanların biraraya geldiği alanlar olarak, enterkültürel sanatsal faaliyetlilik alanı, dayanışma, eşitsizliklerin giderilmesi ve daha toleranslı, daha demokratik bir dünyanın kapılarının aralanması için de önemli katkılar sunabilir. Öte yandan gözardı edilmemelidir ki, kültürler ve diller arasındaki prestij mücadelesi, bu olumlamalara gölge getirebilir. Ancak yine de, çok kültürlülük içinde, enterkültürel çözümler bulmak için, teorik ve pratik etkinlik alanları, uygulama sahalarının yaratılması hayli önemlidir. 

Bizi Sevindiren Renk mi yoksa Kumaş mı?
„Es ist wunderschön“, sagte Anna nach einer Weile. Der Himmel war von tiefstem, klaren Indigo. „In der Tat,“ erwiderte der Meister. „Und die Kunst ist es nun“, fügte er nach einer Weile hinzu, „dieses wunderbare Blau, diese Freude und Lust an der Farbe ganz an und für sich zu geniessen. Das ist die Kunst. – Denn mit des Menschen Lust an den Dingen ist es doch so eine Sache. Bald gefällt uns etwas Blaues, dann wiederum etwas Grünes oder Rotes. Aber wir geniessen nicht die Lust an der Farbe an sich, sondern wollen noch das feine Tuch dazu, das Träger der Farbe ist. Und so wird unser Verlangen nie gestillt. – Die Kunst aber wäre es, diese Freude an der Farbe an sich zu geniessen, ganz ohne Tuch!“ – „Ja,“ sagte Anna, „da macht es uns der Himmel aber leicht: blau ohne Ende, ganz ohne Tuch!“ – „Ah,“ sagte der Meister, sichtlich erfreut, „Schwester Anna, ihr seid eine gute Himmelsguckerin.“ 

Sonuç yerine
Çok kültürlülük özellikle de seksenli yıllardan sonra İngiltere ve Hollanda gibi çok kültürlü ülkelerde hayli kabul gören bir konsept oldu. İsviçre, Almanya ve Avusturya`nın çok kültürlülük ve enterkültürelliğe yaklaşımı ise daha mesafeli tarzda oldu. Bu tartışmalar süresince, çok kültürlülüğü konservatif, liberal, ya da kommuniter olarak tanımlayan kavramlar ve konseptler de oluşturuldu. 
Son beş yıldır, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Isviçre`de de çok kültürlülük sonrası –post multikulturalism- olarak tartışılmaya başlandı. Bu tartısmalara genel olarak damgasını vuran, çok kültürlülüğün başarısızlığı ve entegrasyon –özellikle de yabancıların entegrasyonu- konularının yeniden ve farklı şekillerde ele alınmasının gerekliliği yönünde oldu. Enterkültürel iletişim ise, kimi zaman, kültürlerarası hiyerarşiyi derinleştirici bir olgu gibi görünse de, bir çok alanda da, diversite yani çeşitlilik diskursları etrafında şekillenmeye başladı. Zira dengeli bir kültürel çeşitlilik, yaşamımızı renklendirecek, çeşitlendirecek ve zenginleştirecektir. 
Bu tiyatro oyunu önümüzdeki günlerde Bern`de bir kez daha sergilenecektir. 




Mülteci krizi, sığınma ihtiyacı, dayanışma ve ötesi 

 Entegrasyon, dil entegrasyonu ve ötesine dair seçme perspektifler 
Bağlantılar

Fuat AKYÜREK
Bir küçük virüs maskeleri sıyırıyor

Ergün ÖZALP
Irkçılığın panzehiri;
halkların kardeşliğidir.

Yaşar ATAN
Bir karga öyküsü  

B.M.AY
Cafe AYDIN?- Jetz erst recht!  

Haydar SANCAR
Korana günlerinde dayanışma     

Müslime KARABATAK
Cenevre'deki Unia Sendikası Bölge Sekreteri  Pelizzari'yle roportaj 

Saadet TÜRKMEN 
Firari Mavinin Serüveni  ya da 
Çok Kültürlülük sonrası Tiyatro

GŁncel Haberler...
Arkadaş  WEB TV
UNIA'dan Alessandro Pelizzari ile roportaj



Koronavirüs ve Hayatımız | Yazar Aydın Çubukçu değerlendirdi
Uluslar arası sendikal çatı örgüt Uni Global Union’ un sağlık ve bakım sektörü çalışanları – Unicare bölümü sorumlusu Adrian Durtschi, video mesajı