MAIL:arkadas@arkadas.ch


GŁncel Haberler...
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
Heidi’nin ayakları neden çıplaktı? / Sevim AKYÜREK
' Eğin dedikleri' : Soykırım kavşağında küçük bir şehir   / Ergün ÖZALP
1848 Şubat Devrimi’nin tarihsel önemi  / arkadaş
İsviçreli işçilere veda mektubu  / LENİN
İsviçre de oy kulanırken dikkat edilecek hususlar A.KORKMAZ
Ermeni soykırımı ve demokrasi  / Aydın ÇUBUKÇU
İşçi Partisinin din karşısındaki tutumu  / LENİN
Almanca birinci baskıya önsöz  / Karl MARX
Almanca ikinci baskıya önsöz  / Karl MARX
Devrimin kızıl  gülü  / Nuray SANCAR
10 maddede marksizm neden hala güncel?  / Arif KOŞAR
Evlilik sonrası aile birleşimi  / Ursula METZGER
Otomatik bilgi değişimi göçmen emekçiyi eziyor / arkadaş
Tarihi bu kör talihi nasıl çevireceğiz? / Müslime KARABATAK 
Komunikasyon  / Mehmet TURAN 
Vatandaş olmak için ne yapmalıyız?  / Mehmet TURAN 
Ekim Devrimi’nin uluslararası önemi üzerine  / J. STALİN



Çok okunanlar

'Kanal İstanbul' dan Montrö'ye 
Metin Göktepe Mezarı başında anıldı
Boyun eğmedi bu çocuklar 
Evrensel 25.yaşında
EMEP: Krize,şiddete,eşitsizliğe karşı Gücümüz Birliğimiz!

________________________
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI


Mülteci krizi, sığınma ihtiyacı, 
dayanışma ve ötesi

Saadet Türkmen





    Bu yazıda ele alacağımız konu son yıllarda, sıkça dile getirilen ve mülteci krizi olarak özetlenen, aslında sığınma ihtiyacı olan insanlara yaklaşımın nasıl olacağına dair bir dizi alt başlığı içeren kapsamlı bir olgu ve araştırma alanı. Öncelikle ifade etmek gerekiyor ki, değişik sebeplerden dolayı ülkesinden ayrılan ve güvenli bir ortam arayan ve BM verilerine göre sayıları 60 milyonu bulan sığınmacıların yarısından fazlası sadece 10 ülkeden geliyor. Ve bunların da % 85`i de Orta ve Batı Avrupa’da değil; daha çok gelişmekte olan ülkelerde yerleşik durumda. 
















    Sığınmacıların kabulü ve yerleştirilmesi, bir dizi insan hakları ve mülteci anlaşmalarıyla çerçevelendirilmiş olsa da, politik olarak hayli problemler barındıran bu alanın şekillendirilmesi ve düzenlenmesi birçok ülkenin gündemindeki en önemli konuları oluşturmakta. Bu ve benzeri konular, EKM –Federal Göcmen Komisyonu- tarafından her sene düzenlenen toplantıların “Dayanışma ve Ötesinde Mülteci Politikalarına ilişkin Yaklaşımlar” başlığı altında bu yıl gerçekleştirileninin de merkezindeydi.

    Toplantının ilk bölümünde teorik perspektifler yer alırken, ikinci bölümde mevcut pratik örneklerden kesitler aktarıldı. Sığınmacılarla ilgili iç ve dış politikalara yönelik farklı ülkelerden pratiklerin aktarıldığı ilk bölüme başlamadan önce, Walter Leimgruber ve Simone Prodolliet  izleyicileri hoş geldiniz diyerek selamladıktan sonra, toplantı konusunda kısaca bilgilendirmede bulundular. Bu yazida bu toplantıdan seçme kesitler aktarılmaktadır.

    Göç politikalarında yeni enstrümanlar ve stratejiler: Göç-işbirliği? 

Neuchatel Üniversitesi`nden Anne-Laurence Graf konuşmasında göç alanındaki uluslararası politikaların ulusal politikalarla bağlantılarını gösterdikten sonra, göçün devletler tarafından gelişme potansiyeli olarak tanınması ve üzerindeki baskının azaltılması gerektiğine vurgu yaptı ve göç politikalarında yeni enstrümanlar ve stratejilere neden gerek duyulduğu, bu bağlamda uluslararası göç-işbirliğinin bir şans olup olamayacağına ilişkin konularda görüşlerini ifade etti. Graf, göç konusunu ele alırken, tartışılması gereken dört ayrı başlık olduğunu belirterek, bunları şu şekilde özetledi: 

1- vize vb uygulamalarla devletlerin göçü kontrol etme ve engelleme çabaları,

2- geri dönüş göçü ve göç veren ve alan ülkeler arasındaki ikili anlaşmalarla göçün dış politikanın bir parçası haline getirilmesi, 

3- ilgili ülkeler arasındaki işbirliği ve bu işbirliğinin 2015’ten beri geri dönüş göçüyle sınırlı kalmayıp insan kaçakçılığını da öncelikler kapsamına alması ve bunun göçmen sayısının azalmasını da beraberinde getirmesi, 

4- 2016’dan itibaren uygulanan işbirliği politikalarıyla mülteciliğe neden olan faktörlerin etkisinin azaltılmasına yönelik çabalar ve bu bağlamda devletlerin göçü, iç ve dış politikaları birbiriyle bağlantılandırarak dengeleme çabaları. 

    Graf konuşmasında ayrıca uluslararası işbirliği ile illegal göçün azaltıldığına, legal göçte artışlar tespit edildiğine değinerek; hem lokal, hem de global özellikler içeren enstrümanların iç ve dış göç politikalarındaki etkilerine işaret etti. Graf, bu noktada –her ne kadar pratikte bir dizi çelişkiler içeriyor olsa da- soft law denilen uygulamalarla, göçün yönetiminin şekillendirilmesinin bir umut olabileceğine vurgu yaparak konuşmasını bitirdi. 

    Göç ve mülteciliğin politikleştirilmesi, politikanın humaniterleştirilmesi

İkinci konuşmacı Etienne Piguet ise konuşmasında göçü; 
-    kişisel politik ve sosyal yönelim nedeniyle göç,
-    savaş ve şiddete maruz kalmamak için göç,
-    ve iltica durumu hak etmeksizin gerçekleştirilen göç 

olarak üç temel bölüme ayırarak; dikkatleri hem göç sırasında hem de göç sonrasındaki yerleştirme pratiklerinin neredeyse normal sayılan eşitsiz, hak dağılımına çekti. Piguet, eşitsiz hak dağılımının, “göçle ilgili bariyerler olmasa herkes gelir; vize ve başka türlü uygulamalar sosyal devletin sınırlarını korumak için vardır” v.b. gibisinden bir dizi yanlış varsayımlarla meşrulaştırılmakta olduğu düşüncesinden hareket ederek; bu diskursların dışında bir anlayış geliştirilmesinin önemine değindi. Piguet, konuşmasında eşitsiz hak dağılımını bir ölçüde staj ve süreli iş gibi olanaklarla alternatif göç yöntemleri yaratarak engelleme imkanlarına dikkat çekerek alternatif göçün illegal göçü engellemek için bir yöntem olarak kullanılabileceğine, eşitsizliklerin engellenmesi konusunda sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğine işaret etti. Öte yandan, bir yöntem olarak humaniter vize uygulamasına geçilmesini önererek, sığınma talebinde bulunan herkese hemen ve uzun süreli sığınma imkanı sunulması ve resettlement denilen, savaş bölgelerinden kurtarılmış insanların daha güvenilir Batı ülkelerine gelmesi için geliştirilen programın yaygınlaştırılması gerektiğini dile getirdi. Piguet, mülteci ve iltica konularının yeniden politikleştirilmesinin önemine vurgu yaparak, uluslararası sığınma pratiğinde güvenli yollar aranması sırasında, etik, dayanışmacı, humaniter, tutarlı politik yaklaşımların önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı. 

    Göç diskurslarının şekillendirilmesi

    Daha sonra sözü alan G. van Dok ise konuşmasının merkezine isabetsiz mülteci politikaları, göçün engellenmesi, gerçek ve sahte mültecileri içine alan göç dalgaları, nizami olmayan migrasyon konularını aldı. Bugüne kadarki göçü engelleme programlarının etkili olmadıklarını, bu programların, göç konusundaki diskursların şekillendirilmesi için sürekli olarak gerçeklikten uzak, göstermelik niteliğe bürünmesine rağmen yine de muhafaza edildiği tezini savundu. Van Dok, insanların hak ve onurlarının korunarak, sınırsız bir sığınma imkanı sunulması; dış politikalarda şiddet ve çatışma konularına ağırlık verilmesi; insan hakları ve hukukun üstünlüğünün tanınması, yoksulluk ve iklim değişikliğine bağlı sorunların da dikkate alınması temelinde adil bir göç politikası geliştirilmesi gerektiğine değinerek sözlerine son verdi. 

    Ahlakileştirme, ekonomikleştirme ve ötesi

    Tilburg Üniversitesi`nden Paul Scheffer ise konuşmasında, işçi ve mülteci göçü arasındaki ayrımın, ahlakileştirme ve ekonomikleştirme olarak özetlenebilecek iki diskursun şekillendirmesindeki belirleyiciliğine değinerek, bu diskurslarda kapital ve moralin territorial bir dimensiyon olduğunu konusuna değindi. Scheffer, göç konusundaki işbirliği konusunun yeni mi, yoksa daha önceden denenmiş bir program mı olduğunu sorgulayarak, sözü edilen yöntemin avantaj ve dezavantajlarını dile getirdi. 

    Tüm konuşmacıların bir araya geldiği podyumda ise, konuşmacılar bir yandan sunumlarına yöneltilen soruları yanıtlarken diğer yandan da iç ve dış politikalardaki gerginlik noktalarına dikkat çekerek, bu alandaki çelişik ve tamamlayıcı bakış açılarını tartıştılar. Konuşmacılar geleceğe ilişkin umutlu olduklarını dile getirmekle beraber, tartışmalar sırasında ön plana çıkan eleştirel noktaları ve sorunları da ifade ettiler. Her ne kadar, eksik yanları da olsa göç işbirliği, soft law ve humaniter oturumun yöntem olarak denenmesi ve İsviçre’nin bu süreçlerde rol alması gerektiğininin vurgulandığı bu bölümde, iyi koordine olmuş mülteci politikalarının, özellikle de humaniterleşmiş politik modellerin geliştirilmesi önerildi. 

    Toplantının ikinci bölümünde ise Eritre Basın Birliğinden Okra Tesfamariam söz aldı ve konuşmasında Eritreli mültecilerin özgülünde, mültecilere yönelik yürütülen diskurslarda suç, siddet, sosyal asalak ve sözüm ona mülteci söylemlerinin hayli baskın olduğuna dikkat çekerek, göçmenlerle değil, göçe sebep olan nedenlerle savaşılması gerektiğini belirtti. Bunun için de kamusal alanda, yeni söylemlerle diskurslar yaratılması gerektiğine işaret eden Tesfamariam, göçmenlerin görülebilecekleri, uğraşlarını sunup paylaşabilecekleri ve aktif olabilecekleri alanlar yaratılmasının önemine değindi. 

    Amnesty International`dan Reto Rufer ise mültecilerle dayanışma içinde olanların kriminalleştirilmesi yerine İsviçre’de iltica ve Entegrasyon Hakkına odaklanmak gerektiğine işaret etti. Rufer bu konuda, humaniter tavır sergilemekle suç işlemek arasında yasal çerçevede sınır getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bu bölümün sonunda da, bir araya gelen konuşmacılar podyumda, bir yandan sunumlarına yöneltilen soruları yanıtladılar diğer yandan da göçe dair birbiriyle çelişen ve tamamlayan yaklaşımları tartıştılar. Panel, Albana Krashniqi Malaj`in  günü özetleyen konuşması ile sona erdi. 



















 
Entegrasyon,dil entegrasyonu ve ötesine dair seçme  perspektifler 
Bağlantılar



Fuat AKYÜREK
Başdöndüren gelişmeler 

Ergün ÖZALP
'Kanal İstanbul'dan Montrö'ye..

Yaşar ATAN
Buz ülkelerini ısıtan ozan:
Ogdo Aksenova

B.M.AY
Die sache mit dem Wünschen

Haydar SANCAR
Verimlilik problemi 


Müslime KARABATAK
'Son Eylül'


Saadet TÜRKMEN 
Mülteci krizi,sığınma ihtiyacı,
dayanışma ve ötesi