GŁncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi

Fuat AKYÜREK
Salgın herkese felaket getirmiyor

Ergün ÖZALP
Ekim Devrimi ve Sovyetik Bilim

Yaşar ATAN
Bitmeyen acıların ozanı

B.M.AY
Verdammt dünnes Eis

Haydar SANCAR
İkinci dalganın gösterdikleri 
ve sovyet tipi sağlık sistemi


Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : 
Sennur Sezer


Saadet TÜRKMEN 
Travma sonuçlarıyla yaşamak


Ali KORKMAZ
29 Kasım Referandumu
İsviçre parası öldürüyor,
savaş ticaretine son


Metin ALAN
Kapitalizmde aşının
 adil dağıtımı mümkün mü? 






Çok okunanlar
Arkadaş  WEB TV
arkadas@arkadas.ch


Atilla TOPTAŞ, 
gazetemizin sorularını yanıtladı:



























''Pandemiyle insanlığın fabrika ayarlarına yeni bir format atıldı'

25 Ekim’de Basel Kanton Hükümeti ve Parlamentosu seçimleri gerçekleşti,Türkiye kökenli adaylar da yarıştı, bize seçim sonuçlarını değerlendirebilir misiniz?

Seçimlerde bazı sürprizler yaşandı. Adaylardan sadece  dördü, oyların salt çoğunluğuna ulaşabildi; diğer adaylar ikinci tura kaldı. Kanton hükümet başkanı yeşiller partisinden Elisabeth  Ackermann,  çok kötü bir sonuç alarak 9’ uncu oldu ve ikinci tura kaldı, GLP’ nin adayı Esther Keller ve FDP’nin adayı Stephanie Eymann yeni olmalarına rağmen çok iyi sonuç aldılar.
Seçimlerden sonraki 24 saat çok hareketli geçti; çünkü 16 yıllık Sol / Yeşil blok hükümet, ilk defa çoğunluğu kaybetmeyle karşı karşıya kaldı. Seçim sonuçları açıklandıktan sonra Elisabeth Acerman’nın çekilebileceği ve ikinci tura katılma ihtimali yüksek olduğu için, alternatif adayların isimleri tartışılmaya başladı. Bu seçimlerde Yeşiller 2-3 yıldır süren klima eylemlerinin de rüzgarıyla büyük bir başarı yakaladı ve parlamentoda 18 sandalye kazanarak, SP’nin arkasından ikinci parti oldu. Yeşiller mecliste böyle bir başarı yakalamalarına rağmen, ikinci tur Hükümet seçimleri için hazırlıksız ve plansız yakalandılar.
Kamuoyu, medya ve Sol / Yeşil blok tarafında en fazla dillendirilen aday, şu an İsviçre ulusal parlamento üyesi olan Sibel Arslan oldu, çok büyük bir psikolojik hava ve destek oluşmasına rağmen, Sibel Arslan çekimser davrandı ve adaylığını açıklamadı, bu sırada Sibel Arslan’ın partisi BASTA’ dan Heidi Mück aceleyle (Elisabeth Ackermann’ın çekilmesini beklemeden) adaylığını ilan etti ve adaylığı kesinleşti. Böylece hem Sibel Arslan hem de Türkiye’li Toplum, tarihi bir fırsatı kaçırmış oldu.16 yıldan sonra, sağ blok partiler büyük bir avantaj elde etti ve sol /yeşil çoğunluk hükümette çoğunluğu kaybetmeyle karşı karşıya... Bunu ikinci turda hep birlikte göreceğiz.
Basel Parlamentosu’nda birçok Türkiye / Kürt Alevi kökenli adaydan, SP’ den 5 ve GLP den 1 kişi  olmak üzere; toplam 6 kişi parlamentoya girmeyi başardı.

Seçimlerde, adaylar hangi konuları öne çıkardı?

Seçimler Corona salgının gölgesinde geçti. Ekonomi, sosyal yardımlar, küçük esnafın durumu en fazla öne çıkan konular oldu.

Covid-19 salgınının farklı toplum kesimleri üzerinde, özellikle ekonomik,sosyal ve psikolojik açıdan ne türden etkileri oluyor?

Bence bu gelişmiş gobal dünyanın yaşadığı büyük bir kriz. Bu krizin etkisinin uzun süreceğini tahmin ediyorum. Pandeminin bütün dünyaya yayılması, tüm ülkeleri etkilemesi, krizin büyüklüğünü gösteriyor. Dünya tarihinde daha öncede pandemiler yaşanmıştı. Ama dünya ülkeleri arasındaki hareketliliğin artması sonucu, bu salgın kısa sürede herkesi etkiledi. Emperyal olan,bilim ve teknolojisi gelişkin ülkeler dahi büyük bir çaresizliğe düştü. Bu yaşadığımız kollektif bir çaresizlik ve bilinmezliktir. Tıpkı diğer önceki salgınlarda olduğu gibi, bu salgın da en çok gelişmemiş yoksul ülkeleri; gelişmiş ülkelerde de, yoksul alt sınıfları ekiledi.Salgının çok yönlü etkileri oldu. Dünya nüfusunun çok büyük bir kesimi salgınla boğuşurken ve kaybederken, krizi fırsata çeviren çok küçük bir azınlık, tarihte görmedikleri kazançları elde ettiler ve servetlerine servet kattılar. Ekonomik gücü zayıf insanlar, işlerini, kazançlarını ve yaşamlarını kaybettiler. Bunun karşısında kapitalist dünya, yeni bir çağ açtı.Yaşamı tamamen dijital hale dönüştürmenin önünü açtılar. Şu anda dünyanın en zengin, en çok kazanan firmaları dijital sektördeki firmalar oldu. Microsoft,Amazon,Google,Facebook,Netflix,Zalondo vb..Örnek vermek gerekirse, Amazon, krona salgınının 6 aylık sürecinde, kazancını 60 milyar dolar artırdı.
Ekonomik güç odakları dijital, salgın sonrasında dünya ekonomisini yönlendirmede de öne geçtiler. Bu gelişme, sonraki süreçte  daha çok  hızlanabilir. Bu durum, bizlerin tüm yaşamsal alışılagelmiş alışkanlıklarımızda, sosyolojik, siyasal, ekonomik ve psikolojik olarak değişikliklere yolaçıyor. ‘İnsan yaşamına yeni bir format atılıyor şu an’.İnsanların yaşamı,çok yönlü ve daha sıkı kontrol altına alınacak; İnsanlar ’’ özgürlük veya yoksa sağlık ve güvenlik’’ ikileminde bırakıldığında;insanların büyük çoğunluğu doğal olarak güvenlik ve sağlıklı olmayı, özgürlüğe tercih ediyor. Bu durum da, yeni bir tehlikeyi; insanların otoriter rejimlere teslimiyetini bereberinde getiriyor.Kısaca pandemiyle insanlığın fabrika ayarlarına yeni bir format atıldı.
Gerçekten  ileri teknolojik  dijitalleşmeyle  birlikte, toplu sosyal mekanlardan evlerimize hapsolacağız, bütün dünyamızı, bütün işlemlerimizi laptop veya cep telefonlarına sığdıracağız. Zamanla klasik paralar piyasadan kalkacak, alışılagelmiş  bankalar ortadan kalkacak, klasik mağazalar çok küçülecek, klasik yazılı medya zamanla tarihe karışacak.  Yapay zeka ve robotlar,yaşamımızda daha çok belirleyici olacak.Gelinen yerde, dijitalliği kullanan güç odakları; dünyayı yeniden dizayn edecek. Sorun şu, emekçi kesimler,yoksullar, yani büyük çoğunluk bu dalgayı tersine çevrip, yeni bir dünya kurmaya mı yönelecek; yoksa çaresiz bu yeni sömürü dalgasına boyun mu eğecek? Bu sorunun cevabını zaman gösterecek. Ayrıca eklemek gerekir ki,  bu salgın  bir deney mi?  Salgınlar bundan böyle, soğuk savaş metodu olarak , biyolojik bir silah olarak kullanılabilinir mi? Bunu da bilemiyoruz.

İsviçre’de  Covid-19 salgınının  halk üzerindeki etkileri ne oldu? Bu etkilere karşı, hükümet ve kanton yönetimlerinin aldıkları tedbirler, sizce yeterli mi? 

İsviçre salgın başladığında çok iyi tedbirler aldı.Hem sağlık sisteminin sağlam olması, hem de üretim sürecinin kontrollü durdurulmasıyla salgının etkisini sınırladılar.Haziran ayından itibaren hayat serbest bırakılınca, salgın tekrar hızla yayılmaya başladı. Şu an ikinci dalgayı yaşıyoruz ve kontrolden çıkmış görünüyor. Salgına yönelik alınan tedbirler içerisinde, en başta hükümetin yardım paketlerini açıklaması vardı.Salgından etkilenen sektörlere (özellikle gastronomi,hizmet sektörü,turizm,eğlence sektörü) yapılan yardım, onlara nefes verdi. Fakat şu anda salgının ikinci aşamasında hükümet, ekonomik zararı düşünerek tedbir almakta gecikti ve salgın oldukça yayıldı. Fakat İsviçre’nin ekonomik olanakları güçlü olduğu için, salgınla ve krizle mücadele de avantajları var.Fakat yaşamı durdurmadıkları sürece salgını önlemeleri mümkün görünmüyor. Hükümetin hedefi, sağlık sisteminin çökmemesi,hastahanelerdeki yığılmanın önüne geçerek; ölüm oaranını azaltmak ve bir aşı ve ilaç bulunana kadar zaman kazanmak.. Salgının psikolojik etkisine gelirsek, insanlar virüsten dolayı büyük bir çaresizlik ve korku yaşadılar. Ekonomik kaygıların yanında, evde kapalı kalmanın getirdiği, aile içi sıkıntılar ve psikolojik rahatsızlıklar artış gösterdi. Birçok insanda geleceğe yönelik kaygılar, geçim sıkıntısı, psikolojik problemleri tetikledi. Bu da önümüzdeki süreçte, psikolojik vakaların  genel olarak yükseleceğine işaret ediyor. Özellikle, maddi imkanı sınırlı olan ailelerin göçmen çocuklarında ve gençlerinde, sosyal kontakların azalmasının ortaya çıkardığı davranış bozukluklarının başladığını,internet (Natel) bağımlılığıyla birlikte; salgının birçok psikolojik sapmaya neden olduğunu gözlemlediğimi de, eklemeliyim.


Röportaj için  zaman ayırdınız, teşekkür ederiz..



Basel / arkadaş