GŁncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi

Fuat AKYÜREK
Kapitalizmin krona hali

Ergün ÖZALP
Doğu Akdeniz ve Ege'de 
neler oluyor?

Yaşar ATAN
Yağdıkça göklerden 
bu yıldızlar

B.M.AY
(D)ein Freund und Helfer?

Haydar SANCAR
Bir oylamanın anatomisi


Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : Sennur Sezer


Saadet TÜRKMEN 
Travma ve İsviçre İltica Yasası'ındaki yeri


Ali KORKMAZ
İsviçre 27 Eylül'de Referanduma gidiyor


Metin ALAN
Tarım işçilerinin örgütlenme 
ve mücadele olanakları






Çok okunanlar
Arkadaş  WEB TV
'Ortak haklarımıza yönelik bu saldırıya 
hepimiz kararlılıkla karşı çıkmalıyız'

27 Eylül’de halk oylamasına sunulacak olan SVP’nin sağcı, yabancı düşmanı „Serbest Dolaşımdan Çıkış Girişimi’nin“  içeriğini ve sendikaların tavrını Unia sendikası göçmen bölümü sorumlusu Hilmi  Gashi anlattı.  






























27 Eylülde „Kündigungsinitiative“ oylanacak. Girişim neyi hedefliyor?
SVP/UDC nin iki hedefi var: Birincisi, 1999 da Avrupa Birliği (AB) ile imzalanan Serbest Dolaşım Sözleşmesine çıkış vermek. İkincisi, Anayasa’ya, İsviçre'nin yabancı ülke vatandaşlarına serbest dolaşım haklarının verildiği bir sözleşmeyi bir daha asla imzalamayacağını yazdırmak istiyor. Ayrıca Girişim’in metninde, kişilerin serbest dolaşımına ilişkin anlaşmanın 12 ay içinde müzakere yoluyla geçersiz kılınması veya İsviçre tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi gerektiği açıkça belirtmektedir. Bu nedenle bir çıkış girişiminden de söz edilebilir.

SVP dışında tüm partiler, hatta işveren dernekleri bile bu girişime karşı. Ortak noktaları nelerdir?
Kişilerin serbest dolaşımı, 6 sözleşmeli, ikili anlaşma Paketi 1'in bir parçasıdır. Anlaşmalar birbirleriyle bağlantılıdır. İsviçre kişilerin serbest dolaşımını iptal ederse, ikili anlaşma paketi 1 in tamamı (Guillotine-Klausel: bir sözleşmeye çıkış verilmesi durumunda, diğerlerinin hepsinin iptal edilmesi) tehlikeye girecektir. AB, İsviçre’nin Avrupa iç pazarına katılımı ile kişilerin serbest dolaşımı sözleşmesinin birbiriyle bağlantılı olduğunu defalarca açıkladı. AB, İsviçre'nin en önemli ekonomik partneri. İkili Anlaşma 1 in iptal edilmesi çok belirsiz bir süreci beraberinde getirecektir. AB ile ilişkiler zorlaşacak, İsviçre ürünlerinin ihracatı çok daha bürokratik ve maliyetli olacak ve birçok yerde sorgulanacak. AB artık bilimsel araştırma projelerine ve burslara İsviçre'yi dâhil etmeyecek. Ekonomide, bilimsel araştırmalarda ve ticarette İsviçre izole olacak. Bütün bu gelişmeler İsviçre iş alanlarını etkileyecek. Önemli bir ihracat ortağı olan AB ile ortak iş yapılamaması durumunda, ihracata bağımlı sanayi ve diğer sektörler için büyük bir belirsizlik başlayacaktır. Korona salgınının ve iş durumunun nasıl gelişeceğini bilemediğimiz bu belirsiz zamanlarda daha fazla belirsizlik yaratmak çok mantıksız ve tehlikeli olacaktır.

Sendikaların argümanları ile orta- sağ partilerin argümanları arasındaki fark nedir?
Sendikalar için tüm çalışanların hakları çok önemlidir: iyi çalışma koşulları, adil ücretler ve ikamet güvencesi. Sendikalar ek önlemlerle, İsviçre'de ücretlerin ve çalışma koşullarının etkili kontrol edilmesini ve suistimallerin açığa çıkartılıp cezalandırılmasını mümkün kılan etkili yöntemler için mücadele ettiler. Somut olarak:Almanya veya İtalya'dan bir şirket İsviçre'de bir iş yaparsa, İsviçre'de geçerli olan çalışma koşullarına ve ücretlere uymak zorundadır. Bu, İsviçre'deki çalışma koşullarının kötüleştirilmesini ve ücretlerin üzerindeki baskıyı engeller.
SVP, toplu iş sözleşmelerine (TİS) doğrudan saldırıyor. SVP milletvekili meclis grubu başkanı Thomas Aeschi, "Girişim (...) kabul edildikten sonra, ilgili tedbirler geri alınmalıdır," dedi. Bu çalışanların haklarını saldırı başlatalım anlamına geliyor. SVP haince bir oyuna başvuruyor, İsviçrelilerin işe girmesi için mücadele ettiğini söylüyor, gerçekte ise çalışanların haklarını yok etmek istiyor. SVP Milletvekili, İsviçre’nin en zenginleri arasında yer alan Martullo-Blocher TİS in ve asgari ücretin rekabeti engelleyeceğini ve işi daha pahalı hale getireceğini söylüyor.
Bayan Blocher, kendisi her sene hisse senetlerinden milyonlarca frank kar ederken, emekçilere, üretenlere daha az ödemek istiyor. Böylece kendisine ve hissedarlara milyonlarca dolar kar ödeyebilme imkânı sağlayacak. Buna engel olmalıyız. Bu nedenle 27 Eylül 2020'de HAYIR demeliyiz. Unia ve diğer sendikalar göçmenlerin ikamet haklarının kötüleştirilmesine karşı mücadele ediyor. SVP, göçmenlerin haklarını kısıtlamak istiyor.
SVP’liler, apartheid politikasının bir uzantısı olan mevsimlik işçi statüsünü geri getirmek istiyorlar. Mevsimlik işçilere süreli sözleşmeler imzalatıldı, işlerini veya ikamet yerlerini değiştirmelerine izin verilmedi. Dış mahallelerde, toplumdan uzak, soğuk ve küçük barakalarda yaşadılar. Bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı direnenler, iş sözleşmelerinin iptali ile karşı karşıya kaldılar. Sözleşme olmadan İsviçre'de kalma hakları da yoktu. Mevsimlik işçilerin ailelerini getirmelerine de izin verilmedi. Kadınlar ve çocuklar ülkelerinde kaldı. Anne ve baba İsviçre'de çalıştıysa, çocuklarını yanlarına getiremediler, aileler parçalandı. Çocuklarını İsviçre'ye getirenler ise onları, çocuklarını saklamak zorunda kaldılar. Bu çocukların okula gitmelerine izin verilmedi, dışarıda oynayamadılar ve sürekli olarak, fark edilip geri gönderilme korkusu ile yaşadılar.

Bu girişim kabul edilirse ne olur?
Devlet politikası perspektifinden, Kişilerin Serbest DolaşımAnlaşması’nın feshedilmesi gerekecektir. Anayasada, yabancı ülke vatandaşlarına özgürce hareket etme hakkı veren başka sözleşmelerin yapılamayacağı yer alacak. Göçmenler açısından, girişimin kabul edilmesi durumunda, aile birleşmesi, yerleşme özgürlüğü, iş değiştirme hakkı gibi hakların kaybı anlamına gelecektir. AB' ülkelerinden gelen 1,7 milyondan fazla göçmen haklarının büyük bir kısmını kaybedecek. Kişilerin serbest dolaşımı sayesinde AB' ülkelerinde yaşayan, çalışan ve okuyan birçok İsviçreli de bundan olumsuz etkilenecek. Girişim kabul edilirse, şuan uygulamada olan ücret korunması ve işyerlerinin kontrolleri kaldırılacak. Bu, İsviçre'de ücretlerin düşmesine neden olacak. Milyarderlerin partisi olan SVP’nin gerçek amacı budur: emekçilerin ücretlerini düşürüp, hissedarlar ve patronlar için daha fazla kâr.

AB dışı ülkelerden gelen göçmenler, bu girişimin kabul edilmesi durumunda AB ülkelerinden daha az işçinin İsviçre'ye geleceğini düşünüyorlar. Bununda kendilerinin, iş bulma şansını artıracağını söylüyorlar, buna ne dersiniz?
Birincisi: Kişilerin serbest dolaşım hakkı, kişilerin nerede yaşayacaklarını ve çalışacaklarını özgürce seçmelerine olanak tanıyan önemli bir haktır. Bu herkes için geçerli olan temel bir hak olmalıdır. Biz bunu savunmalıyız. SVP, kişilerin serbest dolaşım hakkını Anayasa’ya yazdırarak yasaklamak istiyor.
İkincisi: SVP kontenjandan bahsediyor, ancak bir sayı belirtmiyor. SVP'nin ülkedeki zenginlerin partisi olduğu ve bu nedenle ekonomik büyümeden faydalandığı konusunda net olmalıyız. Milyarları olan Blocher, Frey ailesi ve diğer birçok milyarder, daha az büyüme ya da yurtdışından İsviçre’ye daha az işçinin gelmesini engellemek istemiyorlar, onlar hakları olmayan işçi istiyorlar. Sonuç, çalışanlar arasında daha fazla rekabet baskısı, işgücünün sömürülmesi ve ücretlerin düşürülmesi olacaktır. Zira SVP, hakları için savaşmaya cesaret edemeyen ve her an gönderilebilecek ucuz işçiler istiyor.
Araştırmalar her zaman göstermiştir ki, ikamet statüsü ne kadar az güvenceli ise, ücretler arasındaki fark da o kadar büyük oluyor. Göç her zaman ekonomiye bağlı olarak şekilleniyor. AB üyesi vatandaşlarının da iş bulmaları halinde İsviçre'ye gelmelerine izin verilmektedir.
Üçüncüsü: Biz Unia olarak, pasaportlarının rengi ne olursa olsun tüm çalışanların güçlü haklara sahip olmasını istiyoruz. Güvencesiz iş koşulları, ücret baskısı artıyor ve çalışma koşulları kötüleşiyor. Birlikte haklarımız için ve İsviçre'de İsviçre ücretlerinin geçerli olması için mücadele etmeliyiz!

Dayanışma sendika ve işçi hareketi için ne anlam ifade ediyor?
Bugünün İsviçre'si göçmenlerin katkısı olmadan düşünülemez. Onlarca yıldır ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminin aktif bir parçasıyız. Biz olmasak, İsviçre bugünkü gibi olmazdı. Mevcut Covid-19 krizi bunu bir kez daha gösterdi: Göçmenler olmasaydı, sağlık hizmetleri, marketler ve ulaşım gibi birçok hayati önem taşıyan branşlar da çökerdi. Ancak sağcı popülist politikacılar, herkesin katkısını kabul edip İsviçre'de birlikte yaşayıp, birlikte ilerleme yerine ülkeyi bölmeye çalışıyorlar. Kendilerini "biz" ve bizleri "diğerleri" olarak adlandırıyorlar - yine de her zaman sadece kendilerinden bahsediyorlar. Dışlanmaya, ayrımcılığa ve ırkçılığa dayalı bir politika. Bu tehlikeli bir durum. Ortak haklarımıza yönelik bu saldırıya hepimiz kararlılıkla karşı çıkmalıyız, biz herkes için eşitlik ilkesini savunuyoruz. Çıkış Girişimi, yabancılara, İsviçreli veya İsviçreli olup olmadıklarına bakılmaksızın hepimize zarar veriyor. Bizim için dayanışma şu anlama geliyor: yabancı düşmanlığına ve dışlanmaya karşı birlikte ve açık, dayanışmacı ve saygılı bir İsviçre için mücadele etmek.
Göçmenlere karşı bir politikaya karşı mücadele ediyor ve ikamet güvenliği, aile yaşamı hakkı, dolaşım ve yerleşme özgürlüğü ve herkes için eşit haklar talep ediyoruz. Biz herkes için insan hakları garantisini talep ediyoruz!

27 Eylül'de “sınırlama girişimine” neden HAYIR demeliyiz? Özetleyebilir misin?
SVP’nin girişimi ekonomi için bir zehirdir. Toplumu bölüyor. Irkçılık ve yabancı düşmanlığının artması için zemin yaratıyor. Tüm haklarımızın ortadan kaldırılmasına karşı birlikte ve kendimize güvenerek mücadele etmeliyiz. SVP'nin anti-sosyal ve ırkçı politikalasını uygulamasına müsaade etmeyeceğiz. Birlikte SVP'nin 27 Eylül 2020'deki Çıkış Girişimi’ne güçlü olarak HAYIR diyeceğiz!


Röportaj: Emine Sarıaslan