Öldüren yağma, bölen ayrımcılık!


















   


 






7 Mart İsviçre için yine oylama günü. Federal düzeyde yapılacak inisiyatiflerin oylamasının yanı sıra, kantonlar düzeyinde de yerel oylamalar yapılacak. Federal düzeyde yapılacak 3 inisiyatif oylaması kendine has özgünlükleri ile beraber önemli oylamalar. Endonezya ile imzalanan serbest ticaret anlaşması ile Yağmur Ormanları ve Endonezya’nın doğal zenginliklerinin palmiye yağı üretimini teşvik amacıyla İsviçreli tekeller tarafından yağmalanmasına karşı çıkan anlaşma karşıtı referandum komitesi topladığı imzalarla, anlaşmanın halkoyuna sunulmasının önünü açmıştı. Geri kalmış ülkelerin zenginliklerinin emperyalist tekeller tarafından talan edilmesine olanak sağlayan bu tür ikili anlaşmalar sonucunda sağlanacağı gerekçe gösterilen refah, diğer ülke yoksullarına ve ezilen emekçi sınıflarına bedel olarak geri dönüyor. Tekellerin yağmasına serbestlik getiren, doğal kaynakların ve çevrenin, yıkımı pahasına tekellerin çıkarına endeksli bu tür anlaşmaların ret edilmesi, ezilen ve geri kalmış ülkelerin halklarıyla dayanışma içerisinde olunması gerekmektedir.

    Burka‘nın arkasında ne var?
    Egerkingen Komitesi’nin başını çektiği bir inisiyatifin oylaması ile yine karşı karşıyayız. Genelde toplumun sinir uçlarıyla oynayan inisiyatiflerle sürekli gündeme gelen SVP ve benzer ırkçı-popülist mihrakların olmayandan sorun yaratmak üzerine yıllara dayanan bir mahirlik kazandıklarını söylemek pek abartı olmaz. Ancak bu mahirlik sadece aynı yelpazedeki politik partilerin dünyaya bakışlarıyla ilişkili değil. Dünyada ve İsviçre’de yaşanan sosyal – siyasal gelişmelerin buna zemin hazırladığını, adı geçen çevrelerin de bu durumdan azami derecede faydalandığını belirtmek gerekiyor. Uzunca bir dönemdir dini ayrılıkları körükleyerek, cihatçı terör saldırılarını mesnet edip, cami, minare, yabancı düşmanlığı, kara kuzu gibi politik figür ve referanslarla, toplumsal ayrılıkları körükleyen, geri eğilimlerin halk içerisinde propagandasının defacto yürütücüsü olan SVP(UDC), örneğin, Burka İnisiyatifi ile hem politik olarak toparlanmaya hem de peş peşe kaybederek çıktığı son inisiyatiflerin oylamasına karşı bu defa kazanarak çıkma arayışlarını sürdürüyor.  
    Yoksa yaklaşık 8,5 milyon nüfuslu ülkede yaklaşık 100 kadının  giydiği düşünülen Burka için, 100 kişiye karşı özel bir yasa çıkarılmasının anlaşılır bir gerekçesi olamaz. Benzer inisiyatifler kantonlar düzeyinde de geçtiğimiz yıllar içerisinde yapıldı ve bazı kantonlarda yasak kabul edilerek yürürlüğe koyuldu. Her ne kadar Burka ile örtünmenin yasaklanmasına gerekçe olarak özgür birey fikri propaganda malzemesi olarak öne çıkarılsa da bu hedeflenen politik manipülasyon gerçeğiyle uyumlu değildir.  Halk arasında korku ve panik yaratmak ve politik kartlarını da bu korkuların üzerine yatırmak gibi genel bir tutumu sürekli körükleyen bu ayrımcı yönelim, toplumun daha acil çözüm bekleyen sorunlarının da ötelenmesine ve perdelenmesine neden oluyor.  Yerli ve göçmen ayrımcılığını, inanç ve etnik kimlik farklılığını sürekli kaşıyarak elde edilmeye çalışılan politik menfaatlerle emekçilerin menfaatleri aynı değildir. Emekçilerin bugün bölünmüşlüğe karşı ortak mücadele birliğine, ayrımcılığa karşı tüm renkleriyle ortak yaşam paydasına ihtiyacı vardır. Gerici Egerkingen         Komitesinin ve benzer inisiyatiflerin yenilgiye uğratılmasının yolu da buradan geçmektedir. 
    
    Dijital kimlik neye yarayacak?
İlerleyen bilim ve tekniğin toplumsal yaşama etkilerinin ve sonuçlarının artmasından, otomasyona bağlı değişimlerden hareketle, dijital dünyada tüketici, alıcı kimliğiyle bireylerin varlıklarını elektronik olarak taşıması ve bunun da özel şirketler tarafından yapılmasına karşı oylama yapılıyor. Kişisel bilgi güvenliğinin özel şirketlerin istismarına açık hale gelmesine karşı referandum komitesi hayır oyu kullanılması çağrısında bulunuyor ve kişisel bilgilerin devletin koruması altında olması gerektiğine vurgu yapılıyor. (arkadaş)