İsviçre'de kadına oy hakkı-
 Trajikomik bir referandum hikayesi

Müslime KARABATAK




















    Dört faklı resmi dili, kantonları arasında kültür farklılıkları olan ve halkın karar verme sürecine doğrudan katıldığı İsviçre’nin demokrasisi yabancıları kıskandırır. Ama biraz yakından baktığımızda, bu ‘doğrudan demokrasi’ninkadın hakları tarihi bakımından biraz traji-demokratik olduğunu görüyoruz.

    Farklı kantonların oluşturduğu İsviçre Konfederasyonu’nda1848’den itibaren ne karar alınacaksa halka soruluyor ve referandumdan çıkan sonuca göre hareket ediliyor. Halk mı dedim? Belki şu an anayasada öyle geçiyor olabilir, ama İsviçre’de federal anlamda 1971’e, bazı kantonlarda ise 1990’a kadar sadece erkeklerin oy hakkı vardı.Aslına bakarsanız, 1833’teBerne kantonundaki komünlerde, kadınların oy verme hakkı verilmiş, fakat 2 şartla: mülk sahibi olmaları ve oy verilecek komün toplantılarında bir erkek tarafından temsil edilmeleri! Bu temsiliyet hakkı ise, 1852’de kabul edilen yasayla sadece zengin bekar ve dul kadınları kapsadı. 1887’de ise, tamamen kaldırıldı. Böylece zengin, fakir fark etmez, tüm kadınlar oysuz kaldı. İşte eşitlik!

    İlk kez “Biz de karar vermek istiyoruz, kanton yasası değişsin” diyen Zürihli kadınlar, 1868’de oy hakkı için dilekçe toplayarak, ortalama yüz yıllık bir demokrasi arayışını başlattılar. Kadınlara oy hakkı için ilk kurumsal talep1893’te,çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal hakların sağlanması için mücadele eden İsviçre Kadın İşçileri Birliği’nden (İKİB) geldi. İKİB’in 1912’de Sosyalist Parti’ye (SP) üyeliğinden sonra, işçi kadınların baskısıyla kadınların oy hakkını talep eden ilk parti, St-Gallen kantonundaki SP oldu. 

    İngiltere’deki kadın hareketinden de etkilenen kadınlar, 1909’da eşit haklar talebiyle İsviçreli Kadınların Oy Hakkı Derneği’ni (ASSF) kurdu. Ancak, daha çok şehirli, eğitimli, burjuva liberal görüşleri olan çoğunluğu genç kadınların katıldığı bu derneğin etkisi, kırsal bölgelerde pek geçerli değildi. “Kadınlar siyasete dahil olduğunda aile yaşamı zedelenir” görüşü her alanda en büyük silah olarak kullanıldımuhafazakârlar tarafından. Ve bu talep en ilerici kantonlarda bile, elbette sadece erkeklerin katılabildiği referandumlarda defalarca reddedildi.

    GENEL GREVLE GELEN HAKLAR

    I. Dünya Savaşı sırasında zorunlu askerlik ve vatandaşlık aynı düzlemde gösteriliyordu. “Kadınlar savaş ekonomisine destek sunarsa, oy hakkı verilir” umuduyla burjuva kadınlar, orduya destek verdiler. Fakat, savaşın kime hayrı olmuş?Her ne kadar savaş İsviçre toprakları içinde olmasa da,ülke berbat bir ekonomik durum yaşıyordu. İşçi sınıfının yaşama ve çalışma koşulları dayanılır gibi değildi. Her şey pahalılaşırken, işsizlik ve ücretsiz zorunlu askerlik aileleri iyiden iyiye sefalete sürükledi.1915-20 yılları arası gündelik yaşamın birçok ihtiyacıkarneye bağlanmıştı. Enflasyon önlenemiyordu ve kriz kapıya dayandı. Bu yıllarda kadınların siyasal talepleri daha fazla göz ardı edildi tabi.

    Bu sırada, Zürih İşçi Kadınlar Derneği’nin 1916 yazı boyunca “açlığa karşı” haftalık düzenlediği eylemler, birçok şehre yayılıyordu. 11-14 Kasım 1918’e gelindiğinde 250 bin işçinin çıktığı genel grevdeki 2. talep “Kadınların seçme ve seçilme hakkı”ydı. İsviçre sosyalistlerinin ve sendikaların öncülüğünde yapılan bu grevde işçilerin diğer talepleri, haftalık çalışma süresinin 48 saate düşürülmesi, herkese çalışma hakkı, yaşlılar ve bakıma muhtaçlar için sosyal sigorta, halk ordusu, gıdaya ulaşım, nispi temsil sistemi,ihracat ve ithalatta devletin kontrolü ve servet vergisi. Bir devrimden korkan hükümet grevi orduyla bastırdı, ama bazı talepleri yerine getirmekten başka çaresi kalmamıştı. 1918’de nispi temsil sistemi ve 1919’da da haftalık çalışma süresinin 48 saat olmasına dair raporlar Federal Konsey’e sunuldu. Uygulanması 23 yıl alsa da 1925’te yaşlılar ve bakıma muhtaç olanlar için sigorta yasalaştırıldı.

    ÇEKMECEDE ‘KAYBOLAN’ DOSYALAR 

    Genel grevin verdiği korkuyla Federal Konsey’e sunulan her rapor için referanduma başvurmaksızın adım atıldı. Biri dışında...1919’da Ulusal Konsey’e kadınların oy hakkı için 2 yasa tasarısı sunulmasına rağmen gerekli adımlar atılmadı. Bu sırada kadın örgütleri, eylemlerini sürdürüyordu.1928’de Britanyalı kadınların seçme ve seçilme hakkına tam anlamıyla kavuşmuş olması ve kendi ülkelerindeki oy hakkı sürecinin salyangoz hızıyla sürüyor olması İsviçreli kadınları kızdırdı. Dev bir salyangozla başkent Bern’de bu süreci protesto ettiler.

    1929’da ASSF’nin öncülüğünde, Federal Başkan’a oy hakkı için dilekçe yazma kampanyası başlatıldı. Sendikalar ve sol partilerin de katıldığı kampanyaya, 250 bin imza toplandı. Parlemento’da yankı bulan bu imzalarla görevlendirilen Konsey Üyesi HeinrichHäberlin “daha acil meseleler var” gerekçesiyle bu imza dosyasınıgörevden ayrılana kadar çekmecesinden hiç çıkarmadı.Bu arada, 1930’larda dünyadaki ekonomik kriz ve faşizmin yükselişi kadınlara vurulan başka bir darbe oldu. Kadınlar işgücünden çekilmeye zorlandı. II. Dünya Savaşı’nda ise yeniden işyerlerine dönen kadınlar, hala oy hakkı elde edememişti.

    “SADECE ERKEK KARDEŞLERİN ÜLKESİ”

Bir yandankantonal ve komünal düzeyde birçok oylamada negatif sonuçları alınırken, diğer yandan İsviçre 1948’de federal anayasanın 100. yılını “İsviçre, ayrılmaz kardeşlerin ülkesi” sloganıyla kutluyordu. Kadınlar “Sadece erkek kardeşlerin ülkesi, kızkardeşlerin değil” diyerek Federal Konsey’e ortada İsviçre ve Linkenstayn’ın kara bir nokta halinde gösterildiği Avrupa’da kadınların seçme ve seçilme hakkı haritasını verirdiler. 

1957’de yani ‘Soğuk Savaş’ döneminde hükümet, “komünistlerin saldıracağı” iddiasıyla ‘hava saldırısı korunma önlemi’ hazırmış ve bu konuda kadınların görevli olmasını istiyordu. Bunca yıl “1848 Anayasasında askerlik ve oy hakkı erkeklere verilmiştir” denilerek oy hakkına karşı çıkanların şimdi kadınları askeri bir göreve almak istemeleri kadınları kızdırdı tabi. Sonunda,kadınlara oy hakkı için bir yasa tasarısı hazırlandı. Muhafazakârlar, reddedilince yeni bir referanduma gidilmesi yıllar sürer taktiğiyle referanduma gidilmesini bu kez onayladı.Kadınların oy hakkını programına da alan Sosyalist Parti, Komünist Parti, bağımsızlar ve sendikalar destek kampanyası sürdürürken, sağcı partiler ile kırsal bölgelerdeki kadın örgütleri karşı çıkıyordu. Onlara göre, zaten evde onca sorumluluğu varken, kadınlarınsürekli oylamalara katılması aile bütünlüğünü bozacaktı!

    KADINLARA OY HAKKI TAMAMIYLA ANCAK 1990’DA KAZANILDI!

    1959’daki federal düzeyde Hayır çıkmasına rağmen, Vaud, Neuchâtel ve 1960’ta Cenevre kantonları Evet oyuyla, kantonal ve komünal oylamalarda kadınlara oy hakkı tanıyan ilk 3 kanton oldu. Artık kapı bir şekilde açılmıştıve kadınlara oy hakkı sürekli gündemdeydi. Yıllar içinde diğer kantonlarda da tanındı. Kadınlar oy hakkını artık federal düzeyde 1971’de elde etmişti.
Buna rağmen,AppenzellInnerrhoden kantonu hala inat ediyordu. 28 Nisan 1990’da sadece erkeklerin katıldığı oylamada, yine Hayır çıktı. Ancak, Federal Anayasa Mahkemesi kararıyla bu kantona da kadınlara oy hakkı zorla kabul ettirildi. Böylece, toplamda 90’a yakın oylamadan sonra kadınlar ancak kavuşabilmişlerdi oy haklarına!

    Oy hakkından sonra, her şey güllük gülistanlık oldu mu? Pek değil… Örneğin, ilk kadın kabine üyesi Elizabeth Kopp, o yıllarda banka hesabı açabilmek için bile kocasının iznini aldığını söylüyordu.

    Kadınlar bu sefereşit ücret ve eşit haklar için harekete geçtiler ve 14 Haziran 1991’de “Kadın Grevi”ne çıktılar ve ardından yasalar üzerinde eşitliği kazandılar. Fakat, 30 yıldır o beklenen gerçek eşitlik hala gelmediği için 2019’da 2. “Kadın Grevi”ne çıktılar. Küçük kazanımlar oluyor olmasına da çalışma hayatında ve sosyal hayatta gerçekten “Eşit” olabilmek için bir yüzyıl daha geçmesin istiyor İsviçre’de kadınlar. 




Kaynak:


1)    https://www.illustre.ch/magazine/long-chemin-femmes-droit-voteLe si long chemin des femmes our leur droit de vote. L'Illustré. 20.01.2021.
2)     “Suffrageféminin” DictionnaireHistorique de la Suisse. Error! Hyperlink reference not valid.
3)    “LES PIONNIÈRES DU SUFFRAGE FÉMININ”. Commissionfédéralepourlesquestionsféminines CFQF
4)    https://www.laliberte.ch/news/magazine/societe/la-suisse-a-evite-de-peu-la-guerre-civile-432994 “La Suisse a évité de peu la guerreçivile” La Liberté. 23.03.2018.
5)    https://www.bhm.ch/fr/expositions/expositions-temporaires/des-femmes-au-palais-federal/les-principaux-jalons/LES PRINCIPAUX JALONS. Muséed’Histoire de Berne.
6)    https://ch2021.ch/fr/histoire/HISTOIRE.