YAZARLAR

Fuat AKYÜREK
Salgının birinci yılında genel tablo 

Ergün ÖZALP
CIA’nin “soğuk savaş” aparatı: 
 George Orwell

Yaşar ATAN
Islık çalarken yıldızlar

B.M.AY
Sprechen wir darüber!

Haydar SANCAR
Dijital Toplum ve Dijital Kimlik

Müslime KARABATAK
Reform paketi eşitsizliği 
derinleştiriyor

Saadet TÜRKMEN 
İnsan olma mücadelesinde kadın  

Ali KORKMAZ
SMA’lı bebeklere acil yardım gerekiyor

Metin ALAN
İsviçre, neden 
nüfusunun iki katı aşı sipariş etti?

Berna UTKUTAG
La Chaux-de-Fonds’da 
Kâğıtsız Göçmenlere: Vatandaş Kartı

Nilgün ÖZDAL
İsviçre tarihinin karanlık sayfası 
Cadıların yakılması ve günümüze yansımaları

Emine SARIASLAN
Christoph Hatz ile söyleşi 

Yunus EKREM 
Demirci Kawa’dan bu yana sönmeyen ateş: 
NEWROZ

Atilla TOPTAŞ
Hastalanan İnsanlık, Global Çaresizlik!

Teibe ALAN
8 Mart niçin''Emekçi'' 
kadınlar günüdür?





BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Anasayfa    İsviçre     Dünya    Türkiye   Bilim-Yaşam    Kültür     Kadın    İletişim    Arşiv
8 Mart: Her ‘tarih’in bir tarihi vardır!


8 Mart’ı 8 Mart yapan tarihi, emekçi kadınların mücadelesinin tüm dünya kadınlarına mirasını, bu köklü geçmişin arkasındaki sınıf mücadelesi dinamiklerini Olcay Geridönmez yazdı.





















Olcay GERİDÖNMEZ

    Tarih boyunca hiçbir toplumsal mücadelenin dışında kalmayan emekçi kadınlar 19. yüzyıl ortalarından itibaren sanayileşmenin geliştiği her yerde, Avrupa’da ve ABD’de kapitalist sömürü düzenine karşı ve örgütlenme hakları için çetin mücadeleler verirken örgütlü sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçası haline geldiler.İnsanca yaşayabilecekleri sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya özlemiyle, tam politik hak eşitliği, daha yüksek ücretler, daha iyi çalışma koşulları, çalışma saatlerinin kısalması, insana yaraşır barınma ve yaşam koşulları için grevlerle, direnişlerle haksızlığa ve ayrımcılığa karşı durdular.
    Bu mücadelelere ideolojik ve örgütsel bir bütünlük, uluslararası bir nitelik kazandıran 17 Ağustos 1907’de Stuttgart’ta yapılan Birinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı oldu. Sosyalist kadınların ortak çalışmalarını pekiştirmek amacıyla ClaraZetkin’in başkanlığına seçildiği bir uluslararası kadın sekretaryası kuruldu. Bu birlik, kadınların hak ve taleplerinin tüm ülkelerdeki sosyalist partilerin çalışmalarında kök salması için önemli bir araç oldu.
1910’da Kopenhag’da düzenlenen 2. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda, Clara Zetkin’in önerisiyle, her yıl dünyanın bütün ülkelerinde, başta oy hakkı olmak üzere kadın hakları için ve savaşa karşı bir mücadele günü olarak uluslararası kadınlar gününü kutlamayı öngören tarihi karar alındı. 1911 yılında gerçekleştirilen ilk mart günündeyse ABD, Almanya, İsviçre,     Danimarka ve Avusturya’daki milyonlarca kadın büyüklü küçüklü yüzlerce şehirde düzenlenen toplantı ve gösterilerde “Kadınlara Oy Hakkı” sloganıyla tüm kadınlar için sosyal ve politik eşitlik talep etti.

    EMEKÇİ KADINLARIN İRADE BEYANI
Sınıfsız, sömürüsüz, insanca yaşanabilir bir dünya talebinin ve mücadelesinin temel unsurlarından biri olarak tam politik hak eşitliği talebinin devrimci işçi hareketinden doğmuş olması, onun doğası gereğiydi. İşçi hareketi içindeki kadınlar açısından, her türlü politik ayrıcalığın ortadan kaldırılması, köklü bir toplumsal kurtuluşun önkoşuluydu: “Sosyal demokrat kadınlar, her türlü soy, mülkiyet ve cinsiyet ayrıcalıklarının ortadan kaldırılmasını şiddetle talep ediyor. Kadınlar özgür ve eşit olmak istiyor.”
    Kadınların politik eşitliğinin ifadesi olarak tam seçme ve seçilme hakkı, dünya çapında örgütlenecek uluslararası kadınlar gününün temel, ama bununla sınırlı olmayan talebiydi. Bu sebeple, geniş proleter kadın yığınlarının siyasal hak yoksunluğunun sürmesi anlamına gelen “sınırlı oy hakkı” ile yetinen burjuva kadın hareketinin talebinden ayrışıyordu.
Sosyalist kadın hareketi açısından, kadınlara oy hakkı tek başına eşitliğin kazanılması için yeterli değildi. Bu yaklaşımıyla, o dönemde tam seçme ve seçilme hakkının elde edilmesiyle kadın sorununun çözüleceğine inanan radikal burjuva kadın hareketinden de ayrışıyordu.

    ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE ÇAĞRI
    Proleter kadın hareketi, kadınlara oy hakkı talebini bütüncül bir bağlamda ele alıyordu. Bu talep, kadın işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin getirilmesi, 8 saatlik işgünü, kadın ve çocuk sağlığına zarar veren işlerde kadın ve çocukların çalıştırılmasının yasaklanması, dul ve işsiz kadınlara sosyal yardım, hamilelik ve doğum izni, bekâr annelerin bu haklardan eşit olarak yararlanması, ücretsiz sağlık kurumlarının ve olanaklarının yaratılması, kreş ve anaokulların hizmete sokulması, öğrencilere ücretsiz yemek dağıtımı, herkese açık parasız, laik eğitim, ücretsiz spor, kültür ve sosyal etkinlik alanlarının yaratılması için, örgütlü kadınların uluslararası dayanışmasını ve yoğun işbirliğini içeriyordu.
“Mart Günü” kadınlara güçlü bir örgütlenme çağrısıydı aynı zamanda. Sosyalist kadınlar bu mücadele ve dayanışma günü için yürüttükleri çalışmalarda binlerce, on binlerce emekçi kadını örgütlü mücadele saflarına kattılar.

    BARIŞ İÇİN, MİLİTARİZME VE SAVAŞA KARŞI
    Sosyalist kadınlar, Dünya Kadınlar Günü’nü başından itibaren militarizme karşı mücadele ve dünya barışının korunmasıyla ilişkilendirdi. 8 Mart’ı yaratan Sosyalist Kadınlar Enternasyonali, 1907’de Stuttgart’taki Sosyalist Kongrenin ve daha önceki kongrelerin önemli kararlarına işaret ederek barışın korunması için etkin çalışmalar yürütülmesi kararı aldı. Bu kararda kadınlar, savaşların nedeni olarak kapitalist üretim tarzının yarattığı toplumsal çelişkilere işaret ettiler ve tüm ülkelerdeki sosyalist kadınlara militarizm ve savaşa karşı mücadeledeki özel görevlerini hatırlattılar. Militarizm, savaş ve faşizm tehlikesi sonraki birçok uluslararası kadın gününün temel konularından birini oluşturmaya devam etti.
Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı temelinde ezilen ulusların bağımsızlık mücadeleleriyle dayanışma, emekçi kadınlar gününün başat mücadele gündemlerinden birini oluşturdu.

    SOSYALİZMİN SAFLARINDA
    Clara Zetkin, sosyalist kadın enternasyonalinin yayın organı “Gleichheit”ın başyazısında gerçekleştirilen ilk sosyal demokrat kadınlar gününü haklı bir gururla “tarihte bugüne dek kadın cinsinin özgürleşme hareketinin kaydettiği en muazzam gövde gösterisi” olarak nitelemişti. Sosyalist ve sendikal kadın hareketi, 19 Mart 1911’deki ilk Uluslararası Kadınlar Günü’nde talepleriyle dünya çapında sesini güçlü bir şekilde duyurmuştu.
    Giderek güçlenip yayılan sosyalist kadın hareketi Birinci Dünya Savaşı patlak verene dek 8 Mart’ı dünya kadınlarının sosyalizm uğruna bir mücadele ve dayanışma günü olarak hafızalara silinemez bir şekilde yerleştirdi.
    Savaş sırasında dağılan İkinci Enternasyonal partilerinin ezici çoğunluğu gibi örgütlü sosyal demokrat kadınların da büyük çoğunluğu emperyalist burjuvazinin ulusal “anavatan” savunuculuğuna ve şovenizme saplandı. 1918’e kadar, kadınlar gününün kutlanılabildiği ülkelerde kadınlara oy hakkı ve savaşa karşı mücadele, ana talepleri oluşturdu.

    İLK KIVILCIMDAN KOMÜNİST ENTERNASYONALE
    Birinci Dünya Savaşı’nın ardından doğan komünist kadın hareketinin örgüt, taktik ve ilkelerini temellendiren 9-15 Haziran 1921’de başta Aleksandra Kollontai olmak üzere Sovyet kadınların ve Clara Zetkin’in önderliğinde toplanan Moskova İkinci Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı oldu. Uluslararası Kadınlar Günü’nün dünyanın tüm ülkelerinde tek bir ortak günde kutlanma kararı bu konferansta alındı.
    “Bulgar delegasyonunun önerisi üzerine konferans Enternasyonal Kadın Sekretaryasını, Uluslararası Komünist Kadınlar Günü’nün 1922’de tüm ülkelerde bir tek ortak günde kutlanmasını sağlamak için inisiyatif almakla görevlendirdi. Tarih olarak, 1917’de Petersburglu kadın proleterlerin muazzam gösterileriyle Şubat Devrimi’nin ilk kıvılcımını çaktığı tarihi gün, 8 Mart belirlendi.” (Clara Zetkin; Moskova İkinci Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı, “Komünist Enternasyonal” dergisi)
    Temmuz 1921’de Moskova’da kurulan Kızıl Sendikalar Enternasyonali de bu kararı benimseyerek her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çağrılarında bulundu.
8 Mart’ların gündemleri enternasyonal dayanışma ve sınıfsız, sömürüsüz bir dünya mücadelesi ekseninde başta savaşa ve faşizme karşı olmak üzere her bir ülkedeki güncel siyasal ve ekonomik gelişmelerin emekçi kadınları etkileyen sorun ve talepleri doğrultusunda belirlendi.

    SINIFSIZ TOPLUM HEDEFİNDE ISRAR
    8 Mart’ın devrimci sınıf mücadelesine dayalı köklü geçmişi onun karakterini ve niteliğini belirleyen en önemli etken olmuştur ve olmaya devam etmiştir.
Daha sonraki dönemlerde emekçi kadınların tarihsel ve kitlesel dinamiğini görmezden gelemeyen ve ona ihtiyaç duyan çeşitli toplumsal kesimler ve akımlar 8 Mart’ı kadın mücadelesi için elverişli bir tarih olarak benimseyip içeriğini farklı şekillerde doldurmuşlardır.
    Geniş kadın kesimlerinin sorun ve talepleriyle birleşildiği ölçüde kitleselliğe ulaşan çeşitli kadın hareketleri 8 Mart’ı özünde yatan hedeften, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılıp toplumsal mülkiyete dönüştürülmesiyle sınıf egemenliğinin ortadan kaldırılması ve kadının tam insanlığını teminat altına alan sosyalist toplumun kurulması hedefinden özenle arındırmaya çalışmışlardır.
    8 Mart’a “Emekçi” sözcüğünü ekleme ihtiyacı ve ısrarı her şeyden önce 8 Mart’a, kadın sorununa ve onun çözümüne hangi dünya görüşünden yaklaşıldığının bir belirteni olarak doğmuştur. Yoksa mesele elbette bir sözcükten ibaret değildir.

    DÜN, BUGÜN, YARIN… MÜCADELE VE DAYANIŞMA!
Kadınların eşitlik mücadelesi bugün de kapitalizme karşı, emekçi sınıfların ve tüm ezilenlerin özgür, cinsel, ulusal ve sınıfsal sömürüden azade bir toplum mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün de emperyalist kapitalizmin cenderesinde işçi ve emekçi kadın yığınları dünyanın dört bir yanında ağır sömürü altında eşitsiz koşullarda mücadele ederken karşılarına kadınların kurtuluşuna dair türlü çözüm önerileri konuyor. Geniş emekçi kadın kesimlerinin ortak talepler temelinde birlikte mücadele etme ve dayanışmasının çokça koşulu var ve oluşmaya devam ediyor.
    Latin Amerika’dan Uzak Asya ülkelerine dek ezilen ve sömürülen, topraklarından edilen kadınlar şiddetten uzak, eşit ve sömürüsüz bir hayat, insanca yaşamak ve çalışmak özlemiyle hak mücadelelerine daha çok atılıyor, dünya çapında emekçi kadınların taleplerini ortaklaştırıp yükseltmenin yol ve yöntemlerini arayıp çoğaltıyor. Ve bu mücadelelerin kadının tam kurtuluşu ve eşitliğini sınıfsız, sömürüsüz bir toplum düzeninde gören devrimci sınıf mücadelesiyle birleşmemesi için hiçbir sebep yok.
    
Yaşasın Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
    CİNSEL, ULUSAL VE SINIFSAL SÖMÜRÜYE SON.