MAIL:arkadas@arkadas.ch


GŁncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
Çok okunanlar
Kadınlar  savaşa,şiddete,
ırkçılığa karşı isyanda!
Kadınların ortak talebi; hakeşitliği




















İsviçre genelinde 8 Mart kutlamalarına binlerce kadın katıldı. Yapılan yürüyüşlerde ve etkinliklerde binlerce kadın eşit işe eşit ücret isteyerek, Zürih’te, Basel’de Cenevre’de Lozan’da, Bern’de Neuchatel’de ve daha birçok yerde şiddette, ayrımcılığa, savaşa ve ırkçılığa karşı taleplerini haykırdılar. Zürih’te Coronavirüsü kaynaklı yasağa rağmen kadın örgütleri yürüyüş düzenledi.
Basel’de kadınlar hak eşitliği istediler
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Basel’de de birçok etkinlik düzenlendi. 7 Mart Cumartesi günü Pratteln’de dernek yerinde kutlama düzenleyen DİDİF’li kadınlar, eşit işe eşit ücret talep ederek, şiddete, ayrımcılığa, ırkçılığa ve savaşa karşı mücadele çağrısında bulundular. Basel Demokratik İşçi Derneği kadınları adına etkinlikte yaptıkları konuşmada; ‘Yaşadığımız ülke İsviçre'de kadınlar aynı işi yaptıkları erkek emekçilerden daha az ücret alıyor, yaşlılıkta yoksulluğa mahkum oluyor, düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalışıyor. Göçmen kadınların bu sorunlardan daha fazla etkilendiği ise biliniyor. Gerek ayrımcılık, gerek örneğin eşten bağımsız oturma ve çalışma hakkı, diplomaların tanınmaması gibi uygulamalar nedeniyle göçmen kadınlar hem çalışma yaşamında hem de sosyal yaşamda, eşitsizliği daha uç noktalarda yaşıyorlar. Düşük ücretli işlerde çalışanların çoğunluğunu kadın işçiler oluşturuyor. Bugün dünyanın bir çok ülkesinde kadınlar benzer taleplerle mücadele ediyor; savaşa yoksulluğa,  sömürüye, adaletsizliklere ve kadını ikinci sınıf gören bütün anlayışlara, cinsiyetçi ve sınıfsal baskılara karşı çıkıyorlar. Bu sorunları istismar eden ırkçı. sağcı partiler ise göçmenleri hedef göstererek, ırkçı saldırı ve cinayletlerin önünü açıyor bu örgütlenmeleri el altından destekliyorlar. Buna karşı ise kadınlar;   barış istiyor, iş istiyor, çocukları ve kendileri için güvenli bir gelecek, arayışıyla yollara düşüyor,  yaşama kavgası veriyorlar. İşgal ve paylaşım savaşlarının olmadığı bir dünyaya en çok biz kadınların ihtiyacı var. Savaşa karşı en çok biz birleşmleli,  barış talebini en çok biz yükseltmeliyiz!’ denildi. İsviçre’de göçmen kadınların durumu hakkında sunum yapıldı, şiirler okundu ve türküler söylendi ve halaylar çekildi.
Basel'de kadınlar sorunlarını tartışmak için bir araya geldiler.
8 Mart emekçi kadınlar günü vesilesiyle Basel Kaserne'de bir araya gelen Kadın Grev Komitesi ve diğer sivil örgütlenmelerle beraber 7-8 Mart tarihleri arasında hafta sonu toplantıları düzenledi. Atölye çalışmaları ve tartışmalarında eşit işe eşit ücret talebi tartışıldı ve bu etkinliklere geniş bir çevreden de katılım oldu. Sosyal, kültürel, sanat ve felsefe alanında yürütülen atölye çalışmaları içerisinde, göçmen kadınların yaşadıkları ülkede karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunların çözüm yolları ile mücadele olanakları üzerine DİDF üyesi kadınların yaptıkları sunum ve tartışma da yer aldı. Pazar günü ise kadınlar talepleri için yürüyüş düzenleyip sokakta 8 Mart’ı kutladılar.

Görüşler
Fidan Fırat: 
1976 yılında İsviçre’ye geldim. 1979 yılından itibaren oğlum daha 2 yaşındayken fabrika işçiliğine başladım. Bugün baktığımda o dönem bana yapılan işkencelere nasıl katlanmışım diye dert yanıyorum ama bunlar keşkelerimde kaldı. Sonrasında 2 çocuğum daha dünyaya geldi. Biri engelliydi. Ben kadın olarak neler yapmadım ki? Temizlik yaptım, çocuklarıma bakmak için, pedagoji öğrendim, tiyatro yaptım. Fark ettim ki bir kadın olarak ben hep koşmalıyım. Durduğum anda sanki nefesim kesilecekti ben ölecektim. Hala da koşmaya devam ediyorum. Şuna inanıyorum ki biz kadınlar el ele verirsek dize getiremeyeceğimiz hiç bir şey yok bu dünyada. Sadece 8 Martlar’da değil her zaman birlikte olalım.  
Berivan Çelik
Tüm dünya kadınlarının 8 Mart’ını kutluyorum. Kadın hakları ve mücadelesi elbette bir güne sığdırılamaz. Sistem tarafından ezilen, sömürülen şiddete maruz bırakılan ayrımcılığı en derinden yaşayan ne yazık ki en çok kadınlar oluyor.



Arkadaş  WEB TV


Danijela Basic: 
''Kriz sebebiyle iş yükü daha da arttı''










Unia Sendikası Säntis-Bodensee Seksiyonu Yöneticisi Danijela Basic, Sakine Erpalak’ın sorularını cevapladı.

Sakine Erpalak


Sektörde örgütlenmeye çalışan sendika olarak, sağlık sektörünün iş koşullarını nasıl değerlendiriyorsun?
Hasta ve yaşlı bakım yurtlarındaki çalışma koşulları korona öncesinde de zordu. Ücretlerin düşüklüğü, personel sayısının az olması ve çalışma saatlerinin çok esnek olması sebebiyle bu meslekte işi bırakanların oran %50 civarında. Kriz sebebiyle iş yükü daha da arttı. Her ne kadar sistemde çok ciddi bir tıkanıklık yaşanmasa da, tehlikenin tamamen atlatıldığı söylenemez. Korona krizi, sağlık sektörünün çalışma koşullarının geniş ölçüde iyileştirmeye ihtiyacı olduğunu açıkça gösterdi. Bundan dolayı Unia sendikası temel ihtiyaçların karşılanması için yatırmaların arttırtması ve boşlukları dolduracak gelişkin toplu iş sözleşmeleri talep etmektedir.

Federal Konsey sağlık sektöründe haftalık çalışma süresinin 60 saate kadar çıkarılmasını istiyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Federal Konsey kriz baş gösterdiğinde, Kovid vakalarının yaşandığı hastaneler için yürürlükteki iş yasasının geçersiz olduğunu ilan etti. Her ne kadar patronlar bu durumun sektörün diğer alanlarına; bakım yurtlarına, Spitex çalışanlarına da uygulanmasını arzu etse de isteklerini gerçekleştirmede başarılı olamadılar.  Çalışma sürelerinin genel olarak uzatılmasına ve uygulama alanının genişletilmesine karşı koyduk. Zaten sektör çalışanları için zor olan koşullar daha da zorlaşarak en üst sınıra ulaşmış durumdaydı.

Okulların yeniden açılıyor olması toplum için nasıl bir tehlike arz ediyor?
Virüs bilimcisi olmadığımız için tahmin yürütmemiz ne yazık ki olanaklı değil. Ama fiili temas halinde riskin arttığı da ortada. Dolayısıyla hızlı bir biçimde normal yaşama geçişin getireceği tehlikelere karşı daha kontrollü hareket etmek gerekir.