MAIL:arkadas@arkadas.ch
 Mustafa  ATICI:  

‘’Bir solcunun beni başka yerin sorunu ilgilendirmiyor deme lüksü olamaz.“
















İsviçre, Ulusal Parlamento vekillerini 20 Ekim’de seçecek. 4 yılda bir yapılan seçimlerde İsviçre Ulusal Parlamentosu ve İsviçre Devlet Konseyi üyeleri seçiliyor. Ulusal Parlamento adayları arasındaTürkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin yakından tanıdığı bir isim olan  Mustafa Atıcı da yer alıyor.
Mustafa Atıcı Kürt ve Alevi bir kimliğe sahip. Evli ve 2 çocuk babası. 1992'de eğitim için geldiği İsviçre’de yaşamaya başlayan Atıcı, 2001 yılından bu yana SP (SosyalistParti)  içerisinde aktif olarak siyaset yürütüyor.  2004 yılından bu yana SP’de Basel Kanton Milletvekilliği ve 2011 yılından itibarense  SP Göçmen Komisyonu başkanlığı görevini yürütüyor. Aynı zamanda kantondaki göçmen haklarını savunan bir çok demokratik kitle örgütü içerisinde gönüllü olarak çalışmalar yürütüyor.
2015 yılındaki seçimlerde aday olanAtıcı, bu seçimlerde 89 gibi az bir oyfarkıyla parlamentoya girememişti. 20 Ekim’de yapılacak ulusal parlamento seçimlerinde Türkiyeli ve Kürdistanlıların yoğun bir şekilde yaşadığı Basel Kantonundan tekrar adaylığınıaçıklayan Atıcı'ya Arkadaş Gazetesi olarak sorularımızı yönelttik.

Şimdiye kadar Basel’de Yerel Parlamento’da uzun dönem görev yaptınız, göçmenlerin sorunlarıyla ilgilendiniz.Şimdi ulusal Parlamento için SP’den aday oldunuz.Seçildiğiniz takdirde orada hangi sorunları dile getireceksiniz, seçmenlerinize vaatleriniz nelerdir?
Buradaki sistem içerisinde seçilirsem hemen şu konuda değişlik yapacağım demek, samimi ve gerçekçi olmadığı  için, mücadele yönümü belirleyecek çalışmalarda bulunacağımı belirtmek daha doğru olur.

Krankenkasse pirimlerinin sürekli arttırılması, araba sigortasına ödenecek pirimlerde ayrımcılık yapılması, aylık maaşların ve emekli maaşlarının çok düşük olması; İsviçre’de yaşayan emekçilerin en çok yakındığı konular olarak öne çıkıyor. Seçildiğinizde, bu konularda çözüm önerileriniz olacak mı?

İsviçre‘de şu anda vatandaşları en mağdur eden konu sağlık sigortalarındaki aşırı yükseliş. Birçok ailenin ev kirasından dahi fazla gider yaratan bir kabusu olmuş. SP Partisi bundan altı sene önce bir halk oylaması ile sağlık sigortaları giderlerini sınırlandırmak için bir insiyatif yapmıştı, maalesef isviçre halkı buna “hayır“ dedi. Şimdi bir başka insiyatif için imza topluyoruz. Bu insiyatifin içeriği: İsviçre‘de yaşayan herkesin sağlık sigortası giderinin vergilendirilen gelirinin yüzde onunu geçmemesidir. Bu sefer çok umutluyuz, çünkü imza toplarken sokakta  herkesten destek alıyoruz.
Araba sigorta giderlerinde İsviçre pası olmayanlara yıllardır ayrımcılık  uygulanıyor. Bu konuda Anayasa Mahkemesine kadar yapılan başvurular var, hukuki olarak anayasa mahkemesi böyle bir uygulamayı durduramadı, bu da demektir ki siyasi olarak bir şeyler yapmak lazım. Bu konu da eğer seçilirsem,  aktif uğraşacağım  bir konu olacak. İsviçre`de son yıllarda hayatın her alanında artan giderlere karşı, aylıklarda aynı düzeyde artış olmadı  bu da dar gelirli kesimde daha fazla bir fakirleşme yarattı. Bu durum  düşük aylıklı  sektörlerde çalışanlar için de,  emeklilikte tam bir fakirlik yaratıyor. Emeklilikte bir kişinin insani bir maddi ortamda yaşaması için; mutlaka yaşlılık sigortası  ile,  geçimini  saglayacak yan ödemelerin artırılması lazım. İsviçre’de AHV`in uygulanmasını sağlayan SP partisi olarak, sosyal adaletçi bir yaşam için mücadelemiz; devam edecek.


Kürt ve Alevi kimliğiyle tanınan bir göçmensiniz. Adaylık sürecine nasıl karar verdiniz?
Uzun zamandır, SP içerisinde göçmenlerin İsviçre siyasetinde ve siyasi partiler İçerisinde aktif olmaları için ve siyasi partilerin de onlara yer açması için mücadele ediyorum. 
Basel Kanton parlamentosundayken; özellikle göçmen çocukların eğitimle ilgili sorunları üzerine çalışmalarım oldu. İsviçre eğitim sistemi ile ilgili birçok çalışma yaptım. İsviçre eğitim sisteminde fırsat eşitsizliği var, herkes aynı şansa sahip değil. Dar gelirli bir ailenin çocuğu ile iyi gelirli bir ailenin çocuğu, eğitimli bir ailenin çocuğu ile az eğitimli bir ailenin çocukları; aynı şartlara sahip değil. Belki bu bir çok ülkede öyle ama İsviçre gibi refah düzeyi yüksek olan bir ülkede,  bu oran tahmin edeceğinizden çok daha büyük.  Basel Kantonun’da görev yaparken verdiğim önergelerin yüzde 80’i eğitimde fırsat eşitsizliği ile ilgiliydi.  Bu konuda Basel’de anaokulu öncesinde çocuklara değişik oyun grupları içerisinde ek dil eğitimi verilmesini sağladım. Bu çalışma İsviçre genelinde bir örnek olarak gösteriliyor. Bu uygulamanın İsviçre genelinde hayata geçirilmesi için ulusal parlamentoda olmam önümü açmış olacak.
Türkiye’den Kürt-Alevi ve sol ortamdan gelip, kendi topraklarında ayrımcılığa uğrayan birisi olarak göçmenlerin karşılaştıkları ayrımcılığı iyi biliyorum. Bu ayrımcılığın ortadan kaldırılması için mücadele ediyorum.
Aynı şekilde değişik coğrafyalardan buraya gelmiş geldikleri coğrafya da ezilen hakları yok sayılan kesimlerin de;  buradaki bir sesi olmaya özen gösteriyorum. Başka bir coğrafyada herhangi bir hak ihlali olduğu zaman bu durum beni çok etkiliyor. "Yaşanan bu durum karşısında ne yapabilirim?" sorusunu kendime soruyorum. Belki orada değilim ama İsviçre’de kamuoyu oluşturmak için çabalıyor, siyasi partileri kazanmak için çok emek sarf ediyorum. Bu çalışmayı da çok önemli buluyorum. Federal parlamentoda olmam kendi halkımın karşılaştığı sorunları dile getirmede ve buna karşı duyarlılık kazandırabilmemde bana büyük bir alan açacak

İsviçre Demokratik Kürt Toplum Merkezleri, Alevi Derneleri ve Federasyonları ve diğer birçok kitle örgütü , size desteğini açıkladı, Basel’de yaşayan İsviçre vatandaşı Kürdistanlı ve Türkiyeli seçmenler size neden oy vermeli?
Öncelikle şuna vurgu yapmalıyım , Hayatımızın her alanında siyaset var ve hangi coğrafya da yaşarsak yaşayalım, bir şeyleri değiştirmek için mücadele etmeliyiz. İsvicre‘de bir şeylerin değişmesini isteyen her bireyin, 17 senedir göçmenlerin hakları  için mücadele eden bir kişiyi seçmesi için, birçok nedeni var. 2015’deki seçimlerde 16000`e yakın bir oy aldım ve seçimi 89 oyla kaybettim. Siyasi ortamın gidişatına baktığımda, bu seçim sonucu da çok sınırda olacak. Ya çok az bir oy farkıyla seçileceğim, ya da kaybedeceğim. Bu ülkedeki her  siyasi karar, burada yaşayan herkesi ve bu insanların çocuklarının geleceğini belirliyor. Bu çocukların bu ülkede söz sahibi olması için birlikte hareket etmeliyiz. Bir diğeri, insanlarımız her gün sokaktalar, her gün geldikleri ülkedeki sıkıntılardan dolayı, siyasi bir hareket halindeler. Bu insanların parlamentoda, sendikalarda, sivil toplum kuruluşlarında yani yaşamın her alanında sesi olabilecek insanlara ihtiyacımız var. Bende bir anlamda bu sesin duyulması için adayım. Ben yıllardır siyasette olmadan önce de bu toplumun içinde olan, onlardan birisiyim. Kendilerine yakın duran bir adayları var ve bu adayın seçilme şansı çok yüksek. Kendi siyasi çıkarları gereği böyle bir adayı çıkarmaları eminim bütün göçmenler için çok önemli.  Ayrıca bu,beni destekleyen bütün ezilenlerin  hak ve taleplerinin; buradaki ya da  başka coğrafyalardaki seslerinin, daha gür duyulması açısından da önemli.

Ulusal parlamentoya seçildiğinizde öncelikli projeleriniz neler olacak?
Federal parlamentoya seçildiğimde öncelikli olarak İsviçreli çocuklarla, göçmen çocukları arasındaki fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için çalışacağım. Basel kantonunda hayata geçirilen bir çalışmam var zaten. Bu çalışmam esas alınacak. Göçmenlerin birçok sıkıntıları kantonlarda projeler bazında çözülüyor. Ben bu projelerden ziyade onların da bu ülkenin bir parçası olduğu ve hayatın her alanında söz hakkı olabilmeleri için, vatandaşlık haklarının İsviçre genelinde daha fazla kolaylaştırılması, seçme- seçilme hakkının İsviçre vatandaşı olmadan da yapılabilmesi için mücadele edeceğim.

İsviçre Ulusal Parlementosuna seçildiğiniz takdirde gerek ülkemizde gerekse dünyanın diğer coğrafyalarında yaşanan haksızlıklara ve anti – demokratik olaylara yaklaşımınız nasıl olacak ?

İnsan haklarI ihlallerine karşı duyarsızlıklar sözkonusu oldu. Tabii ki aktif olduğumuz  her alanda başka coğrafyalarda yaşanan sıkıntıların  giderilmesi için de mücadele etmeliyiz.
Gün geçtikte globalizm mesafeleri birbirine çok yakınlaştırıyor. İletişim çağı artık dünyanın en ücra köşesinde yaşanan bir olayı bizim gündemimize sokuyor. Eğer biraz demokratik bilinciniz varsa kendi ülkemizde yaşanan bir olayın etkisini direk buradan hissedebiliyoruz. Kendi topraklarımızda yaşanan her sorun ve sorunun mağduru olanlar, doğrudan bu ülkelerin siyasetinin bir parçası haline gelebiliyor. ‘İsviçre’de siyaset yapıyoruz, bu sorunlarla uğraşamayız’ demek, tamamen sağ ve popülist kesimlerin politikası ve söylemidir. Bir solcunun beni başka yerin sorunu ilgilendirmiyor deme lüksü olamaz.

Son olarak gazetemiz aracılığıyla seçmenlere çağrınız nedir?
Bu seçimlerde kazanacağıma inanıyorum. Ama tabiki çok ciddi handikap var. Ben rakip olarak eski kağıtları veya çöpe giden oy pusulalarını görüyorum. Bir çok göçmen oy kullanmıyor ya da Almanca bir kâğıdı doldurmak zoruna gidiyor. Özellikle yanlış oy kullanan seçmen sayısı oldukça fazla. Gelmiş olan oy pusulalarını doldurup posta ile , 15 Ekime kadar gönderebilinir veya 15 Ekim‘den sonrada kantonda belli yerlerde kurulacak sandıklara giderek oy kullanabilirler. Oy pusulalarını lütfen doğru doldursunlar, bilmedikleri bir şey olursa muhakkak doğru bilgi alabilecekleri yerlere ulaşsınlar. Hem oylarını kullanıp hem de çevresindeki insanları oy kullanmaya davet etsinler. Bir oy, çokşey değiştirebilir. Bu her ülkede böyledir. En demokratik  haklarını kullansınlar. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum.

Arkadaş/ Basel



Güncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi



Fuat AKYÜREK
Çekin Suriye'den kanlı ellerinizi!

Ergün ÖZALP
Gençler yol arıyor

Yaşar ATAN
Onları dinlemek bir felaketti

B.M.AY
Die Ritter der Tafel(n)-Kantig!

Haydar SANCAR
Ekonomik durgunluk ve gerçekler

Müslime KARABATAK
İşçilerin işçi yazarı: Lisel Bruggmann