GŁncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi

Fuat AKYÜREK
Kapitalizmin krona hali

Ergün ÖZALP
Doğu Akdeniz ve Ege'de 
neler oluyor?

Yaşar ATAN
Yağdıkça göklerden 
bu yıldızlar

B.M.AY
(D)ein Freund und Helfer?

Haydar SANCAR
Bir oylamanın anatomisi


Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : Sennur Sezer


Saadet TÜRKMEN 
Travma ve İsviçre İltica Yasası'ındaki yeri


Ali KORKMAZ
İsviçre 27 Eylül'de Referanduma gidiyor


Metin ALAN
Tarım işçilerinin örgütlenme 
ve mücadele olanakları






Çok okunanlar
Arkadaş  WEB TV
Yeni normalin mağduru 
yine emekçiler



















Pandemiye karşı ‚önlem‘ alınırken komşularıyla kıyaslandığında ağır davranan ülke İsviçre oldu. Ancak iş önlemlerin kaldırılmasına geldiğinde bu ağırlıktan eser yoktu. Bir haftalık süre içerisinde ‚normale‘ dönülmüştü. Merkezi yetkiler tekrardan kantonlara devredilmiş, ekonomik sayılabilecek tüm tedbirler de rafa kaldırılmıştı. Maske kıtlığı sorunu çözülene kadar var olan maske karşıtlığından kademeli olarak maske takılmasına yumuşak geçiş yapılmıştı. Ancak yaz sezonunun bitmesiyle beraber artan vaka sayısı, kantolara geöre farklılaşan çeşitli derecede önlemlerin yeniden uygulamasını da beraber getirdi. Toplu taşıma araçlarında maske takılması, alışveriş merkezlerini de kapsayacak şekilde bu uygulamanın bazı kantonlarda genişletilmesi, bunlardan bazılarıydı. Kantonlar arası farklardan kaynaklanan çeşitli itirazlara rağmen üzerinde anlaşılan ve federal düzeyde uygulanmasına çalışılan 3 temel noktanın; sosyal mesafe, sağlığa uygun önlemler ve kovidli kişiyle temas edilme durumunu takip eden mobil telefon uygulamasından oluştuğu yapılan ortak açıklamalardan anlaşılıyor. Virüsün yayılma seyrinin, vaka sayısının havaların soğumasıyla artacağı üzerine genel ve ortak bir kanı olmasına rağmen, ilk dalgadan ortaya çıkan tecrübelerin nasıl değerlendirileceği konusunda izlenecek yol hakkında bir harita da bulunmuyor.

 
Eğitim etkilenmeye devam ediyor

Bunların yanı sıra pandemi koşullarında uzaktan eğitim modelinin uygulamaya koyulduğu dönem, eğitimde gelir dağılımının neden olduğu sorunları ortaya çıkardı ve bu sorunların çözümü için ne federal nede kantonlar düzeyinde ciddi sayılabilecek adımlar atılmış durumda değil. Yoksul olan birçok alie çocuklarının eğitimi için bilgisayar, tablet vb. elektronik işlem cihazına sahip olmamasına rağmen bu konuda ihtiyaç sahibi aileler yardımlarla desteklenmek yerine, sorunlarıyla baş başa bırakılmış durumda. Günlük vaka sayasının şimdilik 300 ila 400 arasında seyrettiği düşünüldüğünde ve sınıflarda sosyal mesafe ve maske takılması suretiyle alınan önlemlerin yetersiz kalması ve yerinde eğitime tekrardan ara verilmesi durumunda bu sorunun nasıl çözüleceğine dair karar mekanizması da şu an kanton yönetimlerinin sorumluluğunda. Özellikle sosyal yardıma muhtaç ailelerin, çalışmasına rağmen yetersiz gelir seviyesine sahip vatandaşların gelir eşitsizliğinin yol açtığı sorunlardan daha çok etkileneceği bilinmesine rağmen, eğitimin tekrardan uzaktan yapılması durumunda bu somut ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına dair atılacak adımlar kalıcı çözümler bulmak ve eşitsizliği ortadan kaldırmak yerine projelendirme vasıtasıyla yapılmış küçük girişimlere havale edilmiş durumda.

Sermaye krizden fırsat devşiriyor

Ağustos sonunda açıklanan ikinci çeyrek rakamlarına göre İsviçre ekonomisi %8,2 küçüldü. Toplam küçülme oranı ise 2019 yılı taban alındığında yüzde onun üzerinde. Ardı ardına 2 çeyrek küçülen ekonominin durgunluğa girdiğinin kabulü,  iktisat çevrelerince yapılan 2021 tahminlerinin iyimserliğine rağmen, beklenen büyüme rakamlarının 2020’de yaşanan küçülmeyi gidermesi pek de beklenmiyor. 1980’den bu yana ekonomide yaşanan en derin daralmanın, sebebi ise korona krizine bağlanıyor. Belirtileri koronodan çok öce ortaya çıkan ekonomik durgunluğun, pandemi sırasında derinleşen bir krize dönüşmesini,  sermayeye yaptığı devasa yardımlarla engelleyemeyen federal hükümet, kapitalist işletmelere, büyük tekellere gösterdiği cömertliği, işçilere ve emekçilere göstermiyor. Kısa çalışma hakkından yararlanılan ve emekçilerin ücretlerinin ancak yüzde 80’nini alabildikleri bu sürede, sosyal fonlardan krediler dışında milyarlarca frank nemalanan sermaye sahipleri, alacaklarını aldıktan sonra da çalışanları kapı önüne koymaya başladılar bile. Binlerce işçinin işine son verildiği bu süreç, kapitalistler için ise fırsatları değerlendirmenin aracı oldu.