YAZARLAR

Fuat AKYÜREK
Salgının birinci yılında genel tablo 

Ergün ÖZALP
CIA’nin “soğuk savaş” aparatı: 
 George Orwell

Yaşar ATAN
Islık çalarken yıldızlar

B.M.AY
Sprechen wir darüber!

Haydar SANCAR
Dijital Toplum ve Dijital Kimlik

Müslime KARABATAK
Reform paketi eşitsizliği 
derinleştiriyor

Saadet TÜRKMEN 
İnsan olma mücadelesinde kadın  

Ali KORKMAZ
SMA’lı bebeklere acil yardım gerekiyor

Metin ALAN
İsviçre, neden 
nüfusunun iki katı aşı sipariş etti?

Berna UTKUTAG
La Chaux-de-Fonds’da 
Kâğıtsız Göçmenlere: Vatandaş Kartı

Nilgün ÖZDAL
İsviçre tarihinin karanlık sayfası 
Cadıların yakılması ve günümüze yansımaları

Emine SARIASLAN
Christoph Hatz ile söyleşi 

Yunus EKREM 
Demirci Kawa’dan bu yana sönmeyen ateş: 
NEWROZ

Atilla TOPTAŞ
Hastalanan İnsanlık, Global Çaresizlik!

Teibe ALAN
8 Mart niçin''Emekçi'' 
kadınlar günüdür?





BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Anasayfa    İsviçre     Dünya    Türkiye   Bilim-Yaşam    Kültür     Kadın    İletişim    Arşiv
Önceki yazılar 
1
Christoph Hatz ile söyleşi 











Emine SARIASLAN


    Aşılara neden ihtiyaç duyuyoruz?
    Aşılar 200 yılı aşkın bir süredir var. İlki çiçek aşısıydı. Aşılar, hem nüfus düzeyinde hem de toplum için ve bireysel sağlık açısından bulaşıcı hastalıklarda önemli bir azalmaya yol açmıştır. Kuduz aşısı buna iyi bir örnektir.

    Ama buna rağmen aşı karşıtlığı var. Ne diyeceksiniz bu konuda?
    Aşı karşıtları farklı gerekçeler ileri sürüyorlar.  Bazıları her şeyin kendi doğallığında ilerlemesi gerektiğini düşünüyorlar ve buradan hareketle de dışarıdan yabancı bir müdahalede bulunulmasını ret ediyorlar.
    Bazıları ise aşılamadan sonra ortaya çıkması muhtemel yan etkileri, hastalığa bazı hallerde de ölüme yola açan etkiler olarak görüyor ve buradan karşı çıkıyorlar. Şimdi burada şunu vurgulamak lazım; aşılamaya bağlı ağır sonuçlara yol açabilecek yan etkilerin ölümcül ya da ağır hasarlı olma ihtimali en az yüzde bir ama genellikle binde bir vakada ortaya çıkıyor. Yani herhangi bir hastalığa yakalanma ya da bu hastalıktan ölme ihtimali, aşılama sonucunda ortaya çıkabilecek yan etkilerin neden olacağı hasarlardan çok çok daha yüksek. Bu yine de aşıların şu anda Kovid-19 aşılarında olduğu gibi genelde zararsız yan etkilere sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ve tabi ki bu gerçeklik aşıların değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmak zorunda. Aşı karşıtları için bir başka önemli nokta da aşı üreticisi endüstrinin buradan çok büyük kârlar vurup, zenginleşerek çıktığının düşünülmesi. Bu düşünce Kovid-19 aşısı düşünüldüğünde bir gerçekliğe ve doğruluğa sahip. Ama ben burada bir sınırlama yapmak istiyorum. Çünkü Tetanos, Çocuk Felci, Kızamık gibi temel aşılar düşünüldüğünde kâr marjının bu kadar yüksek olduğunu düşünmüyorum. Bu sektör için kâr getirici ilaçlar daha çok düzenli ve uzun süreli kullanılması zorunlu yüksek tansiyon ya da kalp ilaçları gibi ilaçlar oluyor. Bunların yanı sıra aşıların gen yapısına müdahalede bulunduğu, aşı karşıtı olmayanlarında bir şekilde ortaklaştığı yüzde yüz olmayacak garantisi verilemeyecek, aşıların kestirilemeyen uzun vadeli etkileri de, karşıtlar için gerekçe oluyor. 
    Buna karşın aşıların en azından tayin edici iki yararından bahsetmek mümkün. Her şeyden önce aşılar kısmen öldürücü olan hastalıklara karşı hemen hemen tüm durumlarda aşılanmış bireyi koruyucu görev yerine getiriyorlar. İkincisi ise bir tür toplumsal dayanışma ağı görevi görmesi. Düşünün ki kız kardeşiniz bir hastalığa bağlı olarak düşük bağışıklık seviyesine sahip. Ama siz sağlıklısınız. Sağlıklı bir birey olarak, hastalığın bulaşması halinde çok daha büyük zararlara maruz kalacak kardeşinizi açı olarak koruma altına alacak mısınız, almayacak mısınız? Esas sorun burada yatıyor. Ve bu tehlike sokakta karşılaştığınız herhangi bir insan için de geçerli olabilir. Dolayısıyla toplumsal sorumluluk duygusu benim açımdan burada daha büyük önem taşıyor.

    Siz kendiniz aşı oldunuz mu?
    Şu an bir kanton hastanesinde çalışıyorum ve yüksek risk grubundaki hastalarla sürekli kontak halindeyim ve bundan dolayı aşı oldum.

    Herhangi bir yan etki ile karşılaştınız mı?
    Hayır karşılaşmadım.

    Size göre Kovid-19 aşısı ne kadar etkili?
    Bu durum şu anda büyük bir tartışma konusu. Her şeyden önce ilk doz sonrası koruyuculuk oranı tartışma konusu. Ama biz şuana kadar aşı yapılan insanlar üzerinde yapılmış araştırmaların sonucuna dayanarak şunu söyleyebiliriz: 7 ila 10 gün sonra aşının ikinci dozu alınınca koruyuculuk oranı %90’nın üzerinde oluyor.  Bu durum mRNA aşıları için benim beklemediğim şaşırtıcı bir değer. Şu ana kadar bildiğimiz klasik aşılarda koruyuculuk oranı ortalama %60 ila  % 80 arasında. Klasik grip aşısında bu oran 80 yaş üstü risk grubunda yaklaşık %50 civarında. %50’lik koruma oranı hiç koruma olmamasından neticede yeğdir.

    Basında Danimarka’da aşı yapılan 23 yaşlının aşı sonrası hayatını kaybettiğine dair haberler yer aldı. İsviçre’de de şu an 75 yaş üstüne aşı uygulaması yapılıyor. Bu doğru bir strateji mi? Neticede yaşlılar aşı yükünü kaldıramıyor gibiler...
     Söylediğiniz şey bir çelişkiye işaret ediyor. Ama devam eden pandemi süreci, pandemiden en çok etkilenenlerin ve hayatını kaybedenlerin yaşlı insanlar olduğunu gösterdi. Dolayısıyla da aşılamada bu yaş grubuna öncelik tanınması anlaşılır bir durumdur. Neticede özellikle yaşlılar yurdunda yaşanan ölümlerin önüne geçebilmek amacı taşıyor. Danimarka’da yaşanan olayın aşıya bağlı olarak hayatını kaybettikleri ispatlanmış bir durum değil. Ana riziko grup çoğunlukla yaşlılardan oluştuğu için bura da genç nüfusa da önemli görevler düşüyor. Pandemi dolayısıyla yaşanan sürecin herkes açısından yorucu olduğu biliniyor. Ama sürprizlerin bu süreci uzatabileceğini göz ardı etmemek ve buna uygun davranmak zorunda olduğumuzu unutmamamız gerekiyor.

    Şu ana kadar hastalığı geçirenlerin oranı ne kadar?
    Yaklaşık %20 civarlarında. Hastalığı geçirenler en az 3 ay belki de daha fazla virüs taşıyıcısı olmayacaklar. Ama bu virüsün yayılmasını engelleyecek bir oran değil. Bunun için %60-%70’lik bir oran gerekiyor. Sürü bağışıklığının doğal yollardan sağlanması içinse şu andaki veriler göz önüne alındığında 2 ila 4 yıl gerekiyor. Eğer herkese yeteri derecede aşı yapmaya yetecek düzeyde aşı dozu sağlanırsa bu sürenin aşağıya çekileceği biliniyor.

    Var olan aşılar mutasyona uğramış virüs üzerinde de etkili mi?
    Şu ana kadar bildiklerimize göre piyasada bulunan aşılar, varyantlar üzerinde de etkili. Aşı çalışmalarının başlangıç noktası virüsün evrensel bir parçasını kapsadığından, koruyucu mekanizma mutasyonları dışlamaz. Ancak daha doğru bir değerlendirmede bulunmak için örneğin İngiltere’de aşılama sonrası varyantın gelişimine ilişkin daha somut bilgilerin çıkması gibi bilgilere ihtiyacımız var. Ama neticede ortaya çıkan bulaşıcılığı yüksek her türlü mutasyon en kötü ihtimalle kızamıkta olduğu gibi sürü bağışıklığı derecesini  %95’lere yükseltebilir. Ama ben şahsen Kovid-19 için bu orana çıkmamız gerektiğini sanmıyorum. Şimdilik bilmiyoruz. Varyantın yayılması durumunda %80-%85’lik bir oran daha olası.