Tunus yol ayrımında

Tunus’ta 2011 devrimini hatırlatan gençlik protestoları sürerken Arap basınında “Tunus yeni bir yol ayrımında” yorumları yapılıyor, hükümetin de muhalefetin de yetersiz kaldığına dikkat çekiliyor.

TUNUS’TA DEVRİMİ YENİDEN CANLANDIRACAK DEVRİM





















Muhtar el HABABİ / El Arab
    Ülkenin bazı bölgelerinde gençlerin önderlik ettiği protestolar egemen siyasi sınıfa, devrimin taleplerini yerine getirmediğini ve aslında bu durumun Eski Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin rejimini devirmesine yol açtığını söylemek için açık mesajlar verdi.
    2011’de gençlerin talepleri, 2021’deki talepleriyle aynıydı: “Rejimi devirmek, özgürlüklerin yürürlüğe girmesi, ulusal onur ve yolsuzluğun son bulması”. Açık bir farkla 2011 ile mevcut durum aynı değildir. Bin Ali rejimi, düşük gelirli grupların bakımını üstlenecek bir sosyal sistem kurmanın yanı sıra savunmasız grupların çocuklarına iş sağlama ve bazı Avrupa ülkeleriyle mesleki alanlarda uzmanlığa sahip gençlerin düzenli göç için anlaşmalar yapma yönünde adımlar atmıştı.
    Bin Ali, yolsuzluk ve sosyal medyanın taşıdığı değişiklikleri ve bunların gençlik üzerindeki güçlü etkisini anlayamama nedeniyle devrildi. Şimdi resim tamamen farklı, çünkü sosyal medya, egemen siyasi sınıfa ülkeyi yönetememesi nedeniyle saldıran ve özellikle de 2011 devriminin taleplerinin gerçekleştirilmesini talep eden sloganlarla dolu. Ancak farklı renk ve hesaplara sahip partiler, bu sloganlara pek aldırış etmiyor.
    Yeni protestolar partilere, parlamentoya ve çeşitli hükümet kurumlarına onları parlamentoya taşıyan ve aşağı indirenlerin gençler olduğunu anlatmak için geldi. Ülkenin ulaştığı umutsuzluk ve ufuk yoksunluğuna karşı devrimden sonra ortaya çıkan siyasal sınıf, değişim için herhangi bir alternatif sunmadı. Bu sınıf genel sloganları pazarlıyor ve tek endişesi iktidardaki konumunu belirlemek.
    Her yerde ve her zaman konuşan politik figürlerden, değişim veya yeni programlar için fikirler duyulmuyor. Kampanyalarını sadece komplo teorisine ve muhaliflerin suçlamalarına odaklıyorlar. Sonuç olarak, iktidar partisi değil, muhalefet partisi olarak doğmuş partilerdir. Bu, Ulusal İdare Okulu veya Anayasa Meclisi Siyaset Akademisi (2011 öncesi hakim olan taraf) mezunları arasından teknokrat hükümetlere başvurmayı ve bin Ali döneminde eğitim almış ve yetiştirilmiş idari kadroya dönüşü açıklamaktadır. Devrimci partilerin ülke işlerini yönetmek için başvurdukları bakanların, valilerin ve yerel görevlilerin çoğu “eski sistemden”.
    Politikacılar, iktidar ve güç kazanmalarını sağlayan eski devrimle övünüyorlar. Ancak gençlik protestoları, 2011 devriminin aynı sloganlarını geri getirecek yeni bir devrimi müjdeliyor. İşsiz gençlerin sayısı defalarca katlandı. Buna ek olarak, yolsuzluk, iltimas ve rüşvet olgusu çemberini önemli ölçüde genişletmiş, kamuoyuna açılmış ve yapanlar tarafından övülmüştür. Devletin onlarla yüzleşemeyeceğini biliyorlar.
    Dahası, bu görevi üstlenmesi gereken hükümetler bakanların seçimi sırasında, özellikle hizmet bakanlıklarında çeşitli lobilerin çıkarlarını gözetiyor. Bu lobiler, en çok devrimci sloganlar atabilenler de dahil olmak üzere politikacıları kontrol etmeyi ve özellikle parlamento yasalarını çıkarırken gündemlerine ulaşmalarını sağlamayı başardılar.
Mevcut hükümet sistemi genç nesillerin gözünden düştü. Farklı anketlerin söylediği şey budur. Bunun nedeni, gençliği bir seçim rezervi olarak görmesi ve seçimlerden sonra onu umutsuzluğa sürükleyene kadar sözler vermeye devam etmesidir.
    Ve şimdi sağdan ve soldan çeşitli partiler, bir sonraki aşamada nüfuzlarını güvence altına almak için protestolara desteklerini göstermeye çalışıyorlar. Protesto eden gençliğin herhangi bir hükümeti devirmeyi başarabileceğini biliyor, ancak kendilerini ifade edip taleplerini kazanabilecekleri partileri olmadığı için değişimden yararlanamıyorlar.
Ve bu nedenle partinin açıklamaları, protestocuların taleplerini anladığını ve yanlarında olduğunu söylüyor. Onları “casuslara ve sabotajcılar”a karşı uyarıyor. Her durumda bundan yararlanacak yeni bir durum yaratmak için onlara oynadıkları anlamına gelir.
    Hişam el Meşişi (el Nahda ve Tunus’un Kalbi destekli) hükümetinin parlamentodaki partilerinin açıklamaları, önceki hükümetin (Demokratik Akım ve Halk Hareketi) “devrimci bloku”nun ifadelerine benziyor. El Meşişi’nin ve Cumhurbaşkanı Kays Said’in sözleri, anlayış ve destek göstermek isteyen ortak bir konuşmayı paylaşıyor. Bununla birlikte, 2019’dan beri iktidarda olan bu aktörlerin hiçbiri halkın taleplerini yerine getirmek için pratik girişimlere öncülük etmedi.
    Gençler artık sloganlar ya da protestolardaki şiddetli tepkiyi açıklayan çekici ifade ve retorik diliyle cezbedilmiyor. Gençlerin umutsuz olduğuna dair net bir mesaj var. Hükümet sisteminin parlamento veya cumhurbaşkanlığı olmasıyla ilgilenmiyorlar. Hükümette veya muhalefette olmalarıyla da ilgilenmiyorlar. Onlara göre tüm siyasi sınıf, 2011 sloganlarını atlatma ve devrimin sosyal ve ekonomik taleplerini siyasi ganimete dönüştürme sorumluluğunu taşıyan sınıftır.
    Sonuç, yoksul ve savunmasız gruplar için kazanç sağlayan ve ister üniversite mezunu ister sosyal nedenlerle okulu erken yaşta bırakan binlerce gence iş imkanı sağlayan reformlar aramak yerine, partiler için yeni siyasi kazanımlar elde etmek için sokağın taleplerine yapılan bir yatırımdır.
( Evrensel / Otadoğuda Geçen Hafta)