Güncel Haberler...



Fuat AKYÜREK
Yeni bir atılımın eşiğinde 

Ergün ÖZALP
Suriye'de diplomatik mola!

Yaşar ATAN
O aşk hiç unutulmadı

B.M.AY
Leben um zu kaufen?

Haydar SANCAR
'Yeşil dalga' hangi kıyıya çarpacak?

Müslime KARABATAK
İşçilerin işçi yazarı: Lisel Bruggmann 

Saadet TÜRKMEN 
Entegrasyon,dil entegrasyonu ve 
ötesine dair seçme perspektifler

İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
MAIL:arkadas@arkadas.ch
Bağlantılar



KOMUNİKASYON










M. Turan 


Merhaba değerli Okuyucular


Umut ve Aşkların gerçeğe dönüştüğü bir yıl dileklerimle,  
Öncellikle davet edilip geldiğim için beni davet eden Arkadaş Gazetesi yöneticlerine  ve sizlere teşekkür ederim. Yıllarca önce sizler gibi farklı bir Coğrafya ve kültürden buraya geldim. Hem içinden çıkıp buraya geldiğim halk hem isviçre halkına şükran  borçluyum.  Her iki halkın benim yetişmem gelişmem ve bugünki seviyeye gelmemde sonsuz emekleri vardır. Bende o emeklerin karşılığında bugün aranızda bulunarak  birazcıkda olsa her iki halka ve onlara mensup bireylere sizlere  katkıda buluna biliyorsam ne mutlu bana. Farklı kültürlerden ve farklı coğrafyalardan bir araya gelen birey ve toplulukların  her şeyden evvel birbirlerini tanıma ön yargıları duvarları yıkma kapıları açma gibi karşılıklı olarak  bir ödevi vardır.

KOMMUNİKASYONUN OLMADIĞI YERDE İNTEGRASYON YANİ UYUM OLMAZ.( Keine kommunikation keine İntegration)
 Bir zamanlar  bir politikacı  şöyle demişti ’Biz Çalışacak işçi bekliyorduk, meğerse gelenler insanmış.’  Willy Brandt haben…wir haben Gastarbeiter gerufen, und es sind Menschen gekommen… ...
Evet  bu insanlar gelirken  elbiselerini, malalarını, yeme şekil ve hatta yiyeceklerini ve  birlikte inanışlarını da Camilerini, Cem evlerini, Hindu tapınaklarınıda getirir. Göç alan ülkeler buna  hazırlıklı değillerdi ama 30 yıl evvelki  ülke  değiller artık. 
Ben bana bir zamanlar sorulan bir soru identiatet (aidiyet - kimlik) olarak kendinizi nasıl tanımlarsınız dendiğinde hiç tereddüt etmeden isviçreli bir türküm ya da bir başkası isviçreli yunan, isviçreli ermeni Fransızı, isviçreli ABD, isviçreli kürdüm demeli diye  ifade ettim. Bu ifadem İsviçrede bir yaşam biçimi olarak algılanma ve kabul edilmektedir.
Beyinlerimizde kendimizi hakim kültürle birleştirme onu tanıma onunla yan yana yaşama ve karşılıklı kabullenme bunuda karşılıklı olarak yine büyük bir toleransla birbirimizi anlamaya anlaşmaya ve ortak yaşama yönlendirmeliyiz.
Bunları yapabilmenin başarabilmenin araç ve yolları teknikleri çok boyutlu ve çeşitlidir ama bireyin ve toplumların ortak bir anlaşma aracı vardır oda DİL. DİL birlikte yaşanılan kültürün dilini öğrenmek kültürel anlaşmazlıkların, toleranssızlığın önüne geçmede en önemli rolleri oynamaktadır. Dil öğrenmek kendinizden kendi öz kimliğinizden ödün vermek asimile olmak demek değildir. Aksine toplumsal mozaikde o mozaiğe renk katmaktır. Her dil bir insan demektir.
Buradan, yabancı / El / kimdir nasıl algılanır? sorusu akla  gelir yabancı bizle bizim hanemizde olmayan demektir? hanemiz ise 4 duvar  o duvarlar arasında yaşayanlar ise birbirine yabancı olmayanlardır bunlar aynı anda aynı dili kullananlardır. Koridorda öteki dairede olanlar ise yabancıdır? Yanılıyormuyum.  Her yabancı olunan şey ise bize korku verir kapanıveririz içimize ;

yabancı  ?   sıfat   tdk  sözlüğü
1 .     Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), bigâne, ecnebi:   2 . Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge:"Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım."- M. Ş.
3   Tanınmayan, bilinmeyen, yad:                   4 .     Aynı türden, aynı çeşitten olmayan:
5 .  Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan:       6 .     Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan:

Öğrenilecek dil yabancı dil değildir. Yabancı dil dediğiniz anda yabancılaşır ve öğrenemezsiniz. İkinci dilimi öğreniyorum dediğinizde her şey kolay gelişir.   Dil hem yakınlaşma hem de uzaklaşma dilidir, Dili öğrenir ve kullanırsanız yakınlaşırsınız, toplumla iletişime geçersiniz, tanırsınız ve uyumlaşma süreci hızlanır. Dili öğrenmezseniz, iletişime geçemezsiniz, tanıyamazsınız, uzaklaşırsınız ve yabancılaşma ve kopukluklar ve aradından  bir seri sorun gelir.
Dil ile birlikte içerisinde yaşanmaya başlanılan topluluğun iş yapış şekli, kültürel kodlarını, günlük yaşamdaki yazılı ve yazılı olmayan kurallarını çok iyi anlamak ve bu kurallara göre kendimizi düzenlememiz gerekmektedir.
Bir gerçek var geldiğimiz bir kültürde var bu kültürü de yok sayamayız farklı kültürlerden yepyeni zenginlikleri sentezlemek bu yolculuğun zirvesidir.
Farklı olan kültürlere  bizim bakış açımız ve yorumlamamız kültürleri farklılaştırmaktadır.
21 yüzyıl bilgi çağı veya dijital ekonomi çağıdır. Bu yüzyılda zamandan-mekandan-insandan bağımsız kesintisiz bilgiye erişim ile küresel iletişim ve sonucunda da “kozmopolit entellektüellik” gerçekleştirmektedir. Bu çerçeveden bakılırsa 21 yüzyıl “kozmopolit entellektüellik” platformunun oluştuğu bir yüzyıldır da diyebiliriz.
Her olguda oldugu gibi “kozmopolit entellektüellik”de bireyle başlar, topluma, topluluklara doğru genişler. Bireyin kendisiyle, yakın ve/ya uzak çevresiyle iletişimin temelinde bireyin var oluşunu tanımlayan kültür ve yakın/uzak çevresindeki kültürlerle iletişimi kaçınılmazdır. Bireyin sağlıklı iletisimi gerçekleştirmesinin yegane yolu sürekli eğitimdir. Geçmişten günümüze gelen eğitim konularının fen, sanat, ekonomi ve sosyal bilimler temelli oldugunu goruyoruz fakat biliniyor ki bilgi ve iletişim çağı olarak adlandırılan 21 yüzyilda iletişim-kültür-kimlik – küresel iletişim – küresel kültür vb konuları  İçeren insana dairler bu dörtlü eğitim karmasına dahil olmaya başlanmıştır. 21 yüzyıl eğitim karması fen-sanat-ekonomi-sosyal-insani eğitim şekline dönüşmüştür.
Hz Ali ‘Kızlarınızı sizin değil  onların  içinde bulundukları çağa göre yetiştirin.’
Bır  Afrika  ata sözü de der ki ,  Bir erkek bir  insan, Bir  kadın bir toplum demektir.  O zaman toplumumuzu , halkımızı  hep birlikte eğitme  seferberliğine  girişelim.
Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. 
Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. (O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.) 
Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. 
Bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır, 
Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.  Adam aynı şeyi Hacı bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. 
Mevlana şöyle der: 
- Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul  etmeyebilir. 
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergahı'na gider ve Hacı Bektas Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar. 
Hacı Bektaş da söyle der: 
- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir. 
İnsanların birbirlerine duydukları saygı ve sevgi, yürekten gelen doğal tevazu sadece hikâyelerde kalmış olabilir mi? Ne dersiniz?    Hepinizi saygılarımla en içten duygularımla  kucaklıyorum.

Mehmet Turan,
Ekonomist@Öğretmen,@ MAS. Kültürler Arası İletişim uzmanı.
Basel Devleti ve Basel Belde Milletvekili


Heidi’nin ayakları neden çıplaktı?
/ Sevim AKYÜREK

Soykırım kavşağında küçük bir şehir: Eğin 
/ Ergün ÖZALP

1848 Şubat Devrimi’nin tarihsel önemi 
/ arkadaş

İsviçreli işçilere veda mektubu 
/ LENİN

Ermeni soykırımı ve demokrasi 
/ Aydın ÇUBUKÇU

İşçi Partisinin din karşısındaki tutumu
 / LENİN

Almanca birinci baskıya önsöz 
/ Karl MARX

Almanca ikinci baskıya önsöz 
/ Karl MARX

Devrimin kızıl  gülü 
/ Nuray SANCAR

10 maddede marksizm neden hala güncel? 
/ Arif KOŞAR

Evlilik sonrası aile birleşimi 
/ Ursula METZGER

Otomatik bilgi değişimi göçmen emekçiyi eziyor
/ arkadaş

Tarihi  bu kör talihi nasıl çevireceğiz? 
/ Müslime KARABATAK 

Komunikasyon 
/ Mehmet TURAN 

Vatandaş olmak için ne yapmalıyız? 
/ Mehmet TURAN 

Ekim Devrimi’nin uluslararası önemi üzerine 
/ J. STALİN

Çok okunanlar

Sovyet devriminin önderi Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin kimdir?

EMEP: Bolivya’da ABD destekli darbeyi kınıyoruz

İzmir’de Evrensel’in 25.yılı etkinliği

Basel’de edebiyat günleri