MAIL:arkadas@arkadas.ch


ONLARI DİNLEMEK BİR FELAKETTi

Yaşar ATAN


Yunanistanlı kent kralıOdisseus ve askerleri; Troya savaşı sonrası gemileriyle ülkelerine dönerlerken tutuldukları fırtınadan kurtulmak için,önlerine çıkan ilk adaya sığındılar. Ve orada büyücü tanrıça Kirke ile karşılaştılar. Kirke; dönüş yolu ve özellikle Sirenler konusunda bilgiler verdi.        oOo
Gerçekten de eskiçağdan günümüze dek dillere destan olanveSirenler denen o güzel peri kızları,Ege denizindeyaşarlardı... Onlardan biri flüt çalar, öteki ona liriyle eşlik eder ve üçüncüsü de, o yürekler yakan sesiyle bir ezgi dillendirirdi. Bu ezgi, gökyüzünün derinliklerine doğru yana yakıla tırmanır giderdi. Artık bu ezginin dışında ne varsa herşey suspus olur; her canlı bu büyüleyici seslere kulak kesilirdi...

SİRENLERİ DUYMAK BİR ÇEŞİT ÖLÜMDÜ...

Ne var ki Sirenlerin bu çok etkileyici ezgilerini duymak; karaların ve denizlerin gizemlerini çözmeye kalkan o yürekli denizciler için bir yıkımolurdu!.. Çünkü Sirenlerin bu yanık ve büyülü ezgileri; bir gemi kaptanının ve de kürekçilerinin kulaklarına girdiğinde, onları kimseler tutamaz olurdu artık. Kaptan ve bütün kürekçiler ve onların yönlendirdiği gemi, Sirenlerin bulunduğu limana doğru pupa yelken gider; oradaki kayalıklara çakılır, parçalanırdı! Ve parçalanan bu gemiden sağsalim çıkanları da Sirenler, lir ve flütleriyle karşılardı. Sonra da gemiciler; onların dillendirdikleri ezgieri dinleye dinleye, son soluklarını verirlerdi!..

KÜREKÇİLERİN KULAKLARINI BALMUMUYLA TIKADI!

İşte bu yüzden tanrıça Kirke; ülkesine dönerken ezgilerini duyacağı bu Sirenler konusunda bazı önerilerde bulunmuştu Odisseus’a...
Kürekçilerin kulaklarını balmumuyla iyice tıkamalarını öğütlemişti:
“Balmumuyla tıka ki, Sirenlerin sesini dinlemesinler,
İstersen dinle sen, ama bağlasınlar ayakta seni.
Hızlı geminin içinde iplerle bağlasınlar:
Kollarından, bacaklarından orta direğe...
Ondan sonra dinle sen Sirenleri doya doya...”

Odiseus dönüş yolculuğu sırasında Kirke’nin bu öğütlerini aynen uyguladı. Sirenlerin ezgilerini rahatça dinleyebilmek için kollarını ve bacaklarını kalın urganlarla geminin direğine bağlattı. Sonra da Sirenlerin o büyüleyici ve karşı konulamazcasına kendine çeken ezgisini dinleyebilmenin coşkulu beklentisi içine girdi. Ve gerçekten de o ezgiyi duymaya başlar başlamaz, kendini sıkı sıkıya bağlayan urganlardan boşanıp sesin geldiği yöne doğru koşup gitmek istedi. Ne var ki kulakları balmumuyla tıkalı olduğu için kürekçiler hiçbir şeyin ayırdında değildiler...Ama Odiseus, kollarını ve ayaklarını iplerden kurtarıp sese doğru koşma isteğinin o anlatılamaz yakıcılığıyla boğuşuyor, çırpınıyordu durmadan...

ODİSSEUS, SONUNA DEK DİNLEDİ SİRENLERİ..

Sirenlerin ezgileri bittiğinde, kendini çok rahatlamış buldu Odisseus. Çünkü  insanlık tarihinde Sirenleri sonuna dek dileyebilmeyi başaran tek kahramandı!..
Bu güzeller güzeli Sirenler, genellikle çok ürkünç yaratıklarmış gibi gösteriliyordu. Bu biraz da tanrıça Demeter’den kaynaklanıyordu!.. 













        Odisseus ve Sirenler

Demeter’in kızı güzel Persofene, Sirenlerin çok yakın bir arkadaşıydı. Gene birlikte oldukları bir gün, Ölüler Ülkesi’nin Tanrısı Hades, Persofene’yi Sirenlere göstermeden, yeraltındaki sarayına  alıp götürdü! Bunun üzerine Sirenler; yitik arkadaşlarının bulunabileceği yere anında ulaşabilmek için, kendilerine kanat taktılar ve onu dünyamızın her yerinde aramaya başladılar. Yeraltındaki Ölüler Ülkesine  gidemediklei için de haliyle güzel Persefone’yi bulamadılar! Buğdayın ve bereketin tanrıçası Demeter, kızı Persefone’nin Ölüler Ülkesi’ne kaçırıldığını güneş tanrısı Helyos’tan öğrenebildi. Gene de Demeter, kızına iyi göz kulak olmadıkları gerekçesiyle, Sirenleri cezalandırdı!..

    ONLARIN EZGİLERİNİ KİMSELER ÇÖZEMEDİ!

Çağlar boyunca birçok ozan ve sanatçı, bu denizperileri Sirenlerin güzelliği ve öldüren ezgileri üzerine sayısız kitaplar yazdı; heykeltraşlar ve ressamlar, onları heykellerinde ve resimlerinde canlandırmaya çalıştı... 
Aslında bu güzel kızlar, yaşıyor olmanın o dile gelmez mutluluğunu başkalarına da duyurmak istiyorlardı. O yüzden de, dünyamızda yaşadıkları acı tatlı serüvenleri çığlık gibi coşkulu ezgilere dönüştürüyorlardı hep. Ve yalnızca âşıklar yada denizlerin ve de kıtaların gizemlerini çözmeye çalışan serüvenciler, bu gizemli ezgileri duyar duymaz büyüleniyorlar; gemilerini pupayelken onların yanına doğru yönlendiriyorlardı....
Ne var ki Sirenlerin ezgilerinde dillendirdikleri sevincin coşkusuna kapılan bu serüvenciler, bir daha onların yanından ayrılamıyorlardı...

oOo

Yaşadığı bu öyküyü Odisseus; bazı yakınlarına, büyük bir coşkuyla zaman zaman anlatıyordu...



Bu kez de bir şiirle, sizlere iyi günler diyoruz: 


***
BU KUŞ EZGİLERİ OLDUKÇA 


Bu kuş ezgileri oldukça
Buncasına sevgiyle yüklü
Ve tuttukça ayağın elin
Bir dağ çiçeğinin püskürdüğü
Evrenin her karış toprağı 
Her yerinde artık senin

Ve hep senin olduğunu bil
Sevgiyle dokunduğun 
Yüreğinle okşadığın ne varsa
Kuşlardan çiçeklere
Ve bu sevgiyi dağıttıkça
Bil bu sevginin 
Nasıl çoğaldığını da. 

Ooo


Mitolojiyle ilgilenen okurlarımıza aşağıdaki kitapları öneriyoruz:

-. AKDENİZLİ TANRILAR (Yaşar ATAN– 2. Baskı)

-  AKDENİZ MİTOLOGYASINDN EFSANELER (Yaşar ATAN –)




Güncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi



Fuat AKYÜREK
Çekin Suriye'den kanlı ellerinizi!

Ergün ÖZALP
Gençler yol arıyor

Yaşar ATAN
Onları dinlemek bir felaketti

B.M.AY
Die Ritter der Tafel(n)-Kantig!

Haydar SANCAR
Ekonomik durgunluk ve gerçekler

Müslime KARABATAK
İşçilerin işçi yazarı: Lisel Bruggmann