MAIL:arkadas@arkadas.ch


Güncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi



Fuat AKYÜREK
Yeni bir atılımın eşiğinde 

Ergün ÖZALP
Suriye'de diplomatik mola!

Yaşar ATAN
O aşk hiç unutulmadı

B.M.AY
Leben um zu kaufen?

Haydar SANCAR
'Yeşil dalga' hangi kıyıya çarpacak?

Müslime KARABATAK
İşçilerin işçi yazarı: Lisel Bruggmann 

Saadet TÜRKMEN 
Entegrasyon,dil entegrasyonu ve 
ötesine dair seçme perspektifler




O AŞK HİÇ UNUTULMADI  









Yaşar ATAN
                      atanyasar@yahoo.de                    

“Bu aşk efsanesi; Vergilius, Ovidius, Schiller ve Byron gibi birçok sanatçıya esin kaynağı oldu. Çağlar boyu dillerden düşmeyen bu sözkonusu serüvenler, Çanakkale Boğazı’nın iki yakasında yaşandı...
Hatta İngiliz ozan Byron; bu aşkın yaşandığı Nara Burnu’na geldi ve bu dar boğazı; Leandros örneği, yüzerekten geçti... “


Çanakkale Boğazı’nın en dar yeri olan Anadolu yakasındaki Nara Burnu’nda, eskiden Abidos denen bir kent vardı. Tam karşıdaki Avrupa yakasında da, Sestos adlı bir kent... Bu güzel kentteki tanrıça Afrodit’in tapınağının rahibesi, güzeller güzeli Hero’ydu.

SESTOS KENTİNDEKİ ŞÖLENLERE KATILDI 

Her yıl Sestos’ta, güzellik tanrıçası Afrodit’in çok genç yaşta ölen Adonis adlı sevgilisinin anısına şölenler düzenlenirdi. Bu şölen günlerinde gençkızlar, gözlerine kestirdikleri delikanlılarla tanışırlar; çoğu zaman bu ilişkiyi yaşam boyu sürdürürlerdi....
Anadolu yakasındaki Abidos kentinde yaşayan Leandros adlı prens de, bir keresinde bu bahar şenliklerine katılmak için Sestos kentine geldi. Ve girdiği Afrodit tapınağının avlusunda, rahibe Hero ile karşılaştı. Bu iki genç, birbirleriyle tanıştılar. 
Tanrıça Afrodit; bu iki gencin duygularını, saldığı aşk oklarıyla kısa sürede bir karasevdaya dönüştürüverdi!..





















Tanrıça Afrodit ve perikızları...

Ne var ki kızın ailesi, kızları Hero’nun evlenmesini istemiyorlarmış! Zaten bu yüzden de onu Afrodit’in tapınağına rahibe olarak kapatmışlar!.. Böyle bir engele karşın birbirlerine delidivane vurulan bu iki genç, bir buluşma yöntemi üzerinde anlaştılar: Buluşmak istediklerinde rahibe Hero; Boğaz’ın suları karanlıklara gömüldüğünde, elindeki ışıklı meşaleyi tapınağın kulesinden karşı sahile doğru sallayacaktı... Leandros da bu ışığı gördüğünde, Boğaz’ı yüzerekten geçecek ve tapınakta buluşacaklardı... 
Zaten ayrıldıklarının daha ertesi günü prens Leandros; bir ışık topunun deniz ufkunda kıpırdadığını görür gibi oldu... Hemen kendini apar topar Boğaz’ın sularına vurdu... Karşı sahile doğru yol alırken, bir yarımay da ona kılavuzluk ediyordu. Çok geçmeden de, iki sessiz çığlık gibi bu iki sevgili, Afrodit’in tapınağında buluştular... 

















Hero

Birlikte oldukları bu ilk gecenin nasıl oncasına çarçabuk geçiverdiğini bile anlayamayan iki âşık; güneşin atları daha günlük koşularına başlamadan, zorlukla ayrıldılar birbirlerinden...

BULUŞMALARI ERTELEMEK İSTEDİLER

Bu tür buluşmalar bütün bahar ve yaz boyunca, gittikçe daha da yalazlanan bir tutkuyla sürüp gitti.. Derken kış da başladı... Sert rüzgârlar Boğaz’ın sularını yalamaya, giderek dövmeye başladı... Leandros’un zorlukla Boğaz’ı kulaçlayıp geldiği bir akşam güzel Hero; poyrazların dinmesini beklemenin iyi olacağın söyledi sevgilisine. Ve sevgilisi Leandros da bu öneriyi kabul etti.
Ne var ki Leandros, her akşam gene de sahile gidiyor, kendisine “denize açıl!”  işaretini verecek güzel Hero’nun ışık topunu bekliyor gibiydi. Hero da gene her akşam, elinde daha ateşlenmemiş meşalesiyle tapınağın kulesine çıkıyor, Leandros’un Boğaz’ı geçip kendisine gelmesini istiyor gibiydi... Ama bir akşam gene kuleye çıktığında, elinde olmadan, bilinçsizce meşalesini ateşledi aniden ve onu Boğaz’ın kırçıl sularına karşı sallamaya başladı!..
Gene her akşamki gibi Boğaz’ın karşı yakasından tapınağı gözetleyen Leandros; Hero’nun meşale ışığını seçer seçmez, kendini apar topar sulara attı... Artık denizi acı acı döven rüzgârları duymuyordu bile! Ama birsüre ilerledikten sonra, gittikçe kuduran dalgalar arasında gücünü yitirmeye başladı... 

BÜTÜN GECE SEVGİLİSİNİ BEKLEDİ BOĞAZ’DA

Karşı yakadaki güzel rahibe Hero, bütün gece sevgilisi Leandros’u bekledi. Sonra da böyle bir havada onun zaten yola çıkamayacağını düşünerekten kendini avutmaya çalıştı... 
Ne var ki gül parmaklı şafak tanrıçası Eos; Boğaz’ın sularını ve gökyüzünü maviye, pembeye ve safran sarısına boyadığı sıralarda sahile inen uykusuz güzel Hero; kumların üstünde, sevgilisi Leandros’un yer yer morarmış ve karaya kesilmiş bedeniyle karşılaştı!... 
Ne yapacağını şaşıran Hero, birden tepeden tırnağa kilitlenmiş gibi oldu... Sonra da koşar adımlarla tapınağa döndü ve canhıraş tapınağın kulesine tırmanmaya başladı. Kulenin sonuna ulaşır ulaşmaz da, gözlerini yumup sevgilisinin yattığı sahile doğru bakan boşluğa, usulca bırakıverdi kendini... 
Ama güzel Hero’nun ayakları ve bedeni, hiç yere değmedi... 


oOo                oOo

Gene bu kez de, bir şiirle, sizlere iyi günler diyoruz: 




YILDIZ TOPLAR ŞAİR


Ne yapsın başkaca  şair
O mahzun gecelerinde 
Yıldızları toplar bir bir 
Artık başlar kaynaşmaya odasında 
Yazdığı her şiir
Çiçeklerle yıldızlarla

Şair öylesine bir dünya kurar işte
Kardeşlik ve yıldız kokuları vardır yalnızca
Onun o sevgi saçan şiir dünyasında.


 oOo

(*) Mitolojiyle ilgilenen okurlarımıza aşağıdaki kitapları öneriyoruz:

-. HOMEROS’UN İZİNDE-TROYA’DAN SAVAŞ EFSANELERİ (Yaşar Atan)

-. AKDENİZLİ TANRILAR (Yaşar Atan)

-.KÜÇÜK PRENS (Çev.: Yaşar Atan)




Çok okunanlar