Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi

Fuat AKYÜREK
Bazı önemli gelişmeler 

Ergün ÖZALP
'Korku'yu korkutmak!

Yaşar ATAN
Biz donatacağız gökyüzünü

B.M.AY
Kaffe oder Tee? Beides!

Haydar SANCAR
Tekerrür ve devlet aygıtı

Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : 
Sennur Sezer

Saadet TÜRKMEN 
Travma sonuçlarıyla yaşamak

Ali KORKMAZ
Gelecek için yeni bir seferberlik

Metin ALAN
İsviçre'deki, AB dışı göçmenlerin
 akıbetleri belirsiz

arkadas@arkadas.ch

SADDAM’DAN SONRA İLK DEFA BÖYLE CİDDİ KALKIŞMA GÖRÜLDÜ
























Orhan KURUL

10 yıldır bölgede yaşayan Gazeteci Necmettin Salaz ile Irak Federe Kürdistan Bölgesi'nde halkın maaşların ödenmemesi ve ekonomik krize karşı eylemlerini konuştuk.Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde başlayan ve birçok yere yayılan eylemler devam ediyor. Halk, maaşlarının ödenmemesine ve ekonomik krize karşı eylemde, taleplerinin karşılanmasını isterken KDP asayişi sert müdahale de bulunuyor. Bugüne kadar 3’ü çocuk 11 kişi hayatını kaybederken 60’a yakın da yaralının olduğu ve bunların içerisinde de durumu ağır olanların olduğu bilgisi de mevcut. Paraların halkı refahı için kullanılmadığını söyleyen Salaz, halkın buna karşı direndiğini belirterek, “Çocuğuma süt alamıyorum, açım diyen Kürt öldürülmeye başlandı. Hâl böyle olunca bıçak kemiğe dayandı. Saddam’dan sonra ilk defa böyle ciddi kalkışma görüldü diyebilirim” ifadelerini kullandı.

Başlangıçta Her Şey İyi Gidiyordu
Başlangıçta bölgede her şeyin iyi gittiğini aktaran Salaz, “İnsanlar mutluydular, çünkü kapitalizmin barbarlığı henüz tam oturmamıştı. Mesela dağdan yeni inmiş insanlar için paylaşım biraz daha fazla gibiydi. Ama yavaş yavaş kapitalizm, para, kendi yüzünü göstermeye başlayınca bal tutanlar parmağını yalamaya başladı. Maalesef içeri doğru yontmaya başladı” dedi.

Paralar Halkın Refahı İçin Kullanılmadı
Kürdistan’ın yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından zengin bir yer olduğuna dikkat çeken Salaz, bu duruma dair şunları söyledi: “Doğal gaz mesela, Avrupa’ya 100 yıldan fazla yetecek kadar rezervi var. Buranın petrolü dünyanın en kaliteli petrolü sayılıyor. Şimdi bunlar iyi kullanılamadı. Çok ciddi bir biçimde gümrük girdisi var. Giren ve çıkan, araçlar gümrük vergisi veriyor, ciddi paralar giriyor. Ama bu paralar halkın refahı için kullanılmadı. Ne oldu? Bakıyorsun ki bölgeyi idare edenler, kendilerine yontmaya başladı. Önceleri daha iyiydi, sonraları giderek böyle bir tatsızlaşma başladı.”

Sonra Bütün Halk Direnmeye Başladı
Sonrasında neler olduğuna dair değerlendirmelerde bulunan Salaz, “Memur, doktor, sağlıkçı eylemleri oldu en başta. 4-5 yıldır da halk artık yavaş yavaş direnmeye başladı. Önce memurlar, sonra sağlıkçılar sonra da bütün halk direnmeye başladı. Ne oldu? Kasabalar ayaklanmaya başladı, memurlar tekrar ayaklandı, peşmerge içinde bile ben bu eyleme kırıcı olmam diyenler oldu. Hâl öyle iken eylemin niteliği değişik bir şeye büründü” diye konuştu.

Şeffaflıktan Uzak Durdular
Yaşananları iki başlıkta değerlendiren Salaz, bu başlıkları ekonomi ve siyaset diye ayırdı. Ekonominin öncelikli başlık olduğunu ve siyasetle birleştiğini söyleyen Salaz “Çünkü siyasetiniz iyi değilse ekonominiz de iyi değildir. Siyasetiniz paylaşımdan yanaysa, şeffafsanız, gerçeği olduğu gibi ortaya döküyorsanız, diyorsanız ki bakın benim elimde bu kadar para var, gümrükten, petrolden bu kadar geldi, maaşa şu kadar veriyorum arkadaşlar 10 lira, 100 lira az vereceğim. Para buysa Kürt halkı kanaatkârdır, buna uyar. Ama ne yaptılar? Şeffaflıktan uzak durdular, ciddi biçimde kapalı tuttular ekonomiyi. Dışarıda mal varlıklarının arttığına dair bilgiler geliyor, Türkiye ile siyasi ilişkileri enteresan noktalara kaydı, hal öyle olunca da bıçak kemiğe dayandı. Saddam’dan sonra ilk defa böyle ciddi kalkışma görüldü diyebilirim” diye konuştu.

AKP’yi Kendine Örnek Alıyor
İnsanların bu eylemlerde öldürüldüğünü de söyleyen Salaz, “Çocuğuma süt alamıyorum, açım diyen Kürt öldürülmeye başlandı. Kim tarafından? Saddam mı? Hayır, ne yazık ki bir başka Kürt tarafından” dedi. İktidara yakın çevreleri ‘Tuzu kuru, para sıkıntıları yok’ diye tarif eden Salaz, “Bir biçimde şirketler oluşuyor, Türkiye’de şirketler kuruluyor. Burada kurulan Türk şirketlerine ortak oluyorlar. Son derece rahat yaşıyorlar. Buradaki iktidar özellikle KDP, AKP’yi kendine örnek alıyor. Onlar ne yaparsa sağolsun bizim yöneticilerimiz de öyle yapıyor! Yani para yok değil, var ama aktığı yer halk değil” diye konuştu.

Gazeteciler; Gözaltına Alınıyor, Kayboluyorlar
Basına dönük tutumun da Türkiye’ye benzer şekilde olduğunu vurgulayan Salaz, “Baskı var, mesela bir televizyon sürekli kapatılıyor. Bazı gazeteciler bazı bölgelere zaten giremezler. Gözaltına alınırlar ve kaybolurlar. Yani düşünebiliyor musun Kürdistan’da gazeteci kayboluyor, oldu! Ölü bulunan ya da bulunamayan gazeteciler oldu. Aydınlar gözaltına alınıyor, hapishaneye tıkılıyor. Bu rehber alınan ülkenin uygulamalarıdır!” dedi.

Ticari İlişki Had Safhada
CHP’nin Meclise getirdiği bir Halk Bankası belgesini hatırlatan Salaz, “Bu belgeye göre Kürdistan Bölgesel Yönetiminin hak edişi 197 milyon, aktarılan, çekilen para 193 milyon dolar. 4 milyon dolar seçim döneminde AKP’ye seçim katkısı için verilmiş. Bunu ben söylemiyorum, CHP söylüyor. Belgeyi Meclise sundular, üstü örtüldü kapandı. Yani ticari ilişki had safhada. Liman kentlerinde 400 tane ortak şirketlerinin olduğu söyleniyor. Oradaki şirketlere Kürtler ortak, buradakilere Türkler ortak. Yani böyle kutu sarması gibi çok hoş bir ekonomik ilişkileri var. Sadece ekonomik değil, siyasi ilişkileri de var. Türk devleti PKK’ye düşman, KDP’de düşman. 3-4 gün önce gerillaları vurdular” diyerek KDP, AKP ilişkisine dair de değerlendirmelerde bulundu.
 
Üretim Yok Denecek Kadar Az
Kürdistan’da üretimin yok denecek kadar az seviyede olduğu, halka verilen maaşlarla halkın KDP’ye yedeklendiğine değinen Salaz, “Oysa ki mesela tarımda, hayvancılıkta üretime teşvik etsek insanları, köprüler, hastaneler, okullar yapılsa…. Ama ne yazık ki öyle bir niyeti yok. Domates Türkiye’den geliyor, Ya yumurta ya, üzerinde Türkçe son kullanma tarihi yazıyor! Kürdistan özünde köylü topluluğu. Binlerce köyümüz var. Ya yumurta bize nasıl olur dışarıdan gelir ya? Böyle bir şeyi insanın aklı almıyor. Bir tek nar dışarıdan gelmiyor! Üretimden kopardılar halkı, sebebi siyasi bağımlılıktır. Bu emperyalistlerin verdiği akıldır. Her başlıkta dışa bağımlılık. İnsanlar üretimin içinde yer alsa, gelirler adaletli sağlansa insanların eğitimi, sağlığı, ulaşımı çok rahatlar. Ama hayır, para dışarı gidecek ki sen her zaman dışarıya muhtaç kalasın. İnsanlar sana, sen dışarıya muhtaç kalasın. Evet, kapitalizmin, emperyalizmin ana ruhudur. Kendini çok ciddi hissettirmeye başladı” dedi.

Çözüm Demokratik Cumhuriyet
Çözümün ancak demokratik bir cumhuriyetle mümkün olduğunu aktaran Salaz, bu durumu şöyle genişletti: “Gerçeğin şeffaf olduğu bir yönetim oluşturacaksın, halkın yeniden üretime dahil olmasını sağlayacaksın. Halklarla birlikte yaşayacaksın; sadece Kürt değilsin, aynı zamanda insansın. Ve dostlarınla, dost halklarla birlikte yaşıyorsun. Araplarla iyi geçineceksin, nasıl ki biz Türkiye’de Türklerle birlikte yaşamayı önümüze ana hedef koyuyorsak, burada da sen dostlarınla beraber yaşamayı önüne hedef koyacaksın. Gelirleri halktan gizlemeyeceksin, yeter artık doy! Kendine ayırdığın hisseleri yeterli say, bu sana çocuklarına yedi sülâlene yeter. Artık halktan bir insan gibi kal. Maaşınla yetin, meclisi şeffaf tut, hükümeti şeffaf tut, demokratik bir hâl aldır. KDP bir sağ partidir, Türkiye’deki Demirel çizgisidir, şimdiki AKP çizgisidir. Onlardan tabii sosyalist bir iktidar beklemek olmaz. Bu halkın tercihi olur gelecekte ama ilk etapta hiç değilse demokratik ve şeffaf bir cumhuriyettir. Burasını kurtaracak adım budur ilk etapta