İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi

ÖNCEKİ YAZILAR

Fuat AKYÜREK
Bazı önemli gelişmeler 

Ergün ÖZALP
'Korku'yu korkutmak!

Yaşar ATAN
Biz donatacağız gökyüzünü

B.M.AY
Kaffe oder Tee? Beides!

Haydar SANCAR
Tekerrür ve devlet aygıtı

Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : 
Sennur Sezer

Saadet TÜRKMEN 
Travma sonuçlarıyla yaşamak

Ali KORKMAZ
Gelecek için yeni bir seferberlik

Metin ALAN
İsviçre'deki, AB dışı göçmenlerin
 akıbetleri belirsiz

Evrensel'e yurtdışından nasıl abone olurum?
Bağlantılar


Sürü bağışıklığı: kapitalizmin pandemik yüzü  / aralık 2020 

 Azot döngüsünde bozulma  / Ekim 2020 

 Kapitalizmde aşının adaletli dağıtılması mümkün mü? / Kasım 2020 

Hasat zamanı: Tarım işçilerinin örgütlenme ve mücadele olanakları

Burjuvalar Covid-19 krizinde robotları nerede sakladılar 

İsviçre'de yoksulluk istatistikleri ve gösterdikleri/  Mart 2020  

arkadas@arkadas.ch

İSVİÇRE'DEKİ AB DIŞI GÖÇMENLERİN AKIBETLERİ BELİRSİZ 



Metin Alan


İsviçre onlarca yıldır bir göç ülkesi olmasına rağmen, entegrasyon açısından iyi bir sınav vermiyor. Uluslararası bir karşılaştırmalı araştırmaya göreİsviçre, Avrupalı olmayan göçmenlere uzun süreli bir ikâmet sağlamak için en az çabayı gösteren ülkelerden biridir.İsviçre'de göçmenlerin entegrasyonu ile ilgili engeller yürürlükteki yasalar çerçevesinde kendini gösteriyor.Göçmenler için pozitif fırsatlar çoğunlukla Federasyonun değil, kantonların entegrasyon uygulamalarındaki eğilimleri yoluyla ortaya çıkıyor. Federal hükümet, yerel ve kanton düzeyinde,entegrasyon için daha yüksek standartlar, destek, finansman ve izleme sağlarken, İsviçre'nin entegrasyona yaklaşımı nispeten değişmeden kalmıştır. 
Göçmen Entegrasyon Politikası Endeksi  (MIPEX) göç ve entegrasyon politikalarını sistematik olarak kaydeden ve karşılaştıran bir endekstir. Endeks, yasal çerçevedeki uygulamalara odaklanmaktadır. MIPEX, 9 Kasım 2020 tarihinde 52 ülkenin entegrasyon politikalarını karşılaştırarak sınıflandırdığı bir rapor yayınladı. Araştırma sonuçlarına göre İsviçre, göçmenlere güvenli bir gelecek sunmuyor.  İsviçre Konfederasyonu Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere’nin ardından 25. sırada yer alıyor. Ve 100 üzerinden 50 puan alarak diğer Batı Avrupa ülkeleri ortalamasından 7 ile 8 puan daha geride seyrediyor.
İsviçre'de yaşayan yabancı nüfusun %80'inden fazlası bir Avrupa ülkesinden geliyor. Bu göçmenler, AB ile kişilerin serbest dolaşımına ilişkin anlaşmadan yararlanıyorlar.Bu nedenle İsviçre'ye yerleşip, görece kolaylıkla çalışabiliyorlar. Avrupalı olmayan göçmenler için ise durum çok daha karmaşıktır.
Endeks, federal hükümetin entegrasyon politikasının son on yılda hiç değişmediğini gösteriyor. MIPEX'in geliştirilmesinde de yer alan İsviçre Göç Çalışmaları Forumu (SFM) Direktörü GianniD'Amato, "İsviçre yaklaşımı bir devamlılık biçimidir. İsviçre göçün ekonomik avantajlarından yararlanmak istiyor, ancak hedefi uzun vadeli entegrasyon değil. Ülkenin göçmenlere verdiği mesaj şu: Hoş geldiniz, ancak daha fazlası değil ve tüm hayatınız boyunca değil. Göçmen sayısını sınırlamak için kontrolün elimizde olması gerekiyor" diyor. Araştırma sonuçları, İsviçre entegrasyon politikasındaki iki ana açığı tespit ediyor: ayrımcılığa karşı zayıf koruma ve vatandaşlığa alınmanın önündeki büyük engeller.





















* İsviçre ve Avrupa Birliği'nin 2019 MIPEX çalışmasının karşılaştırmalı sonuçları

Ayrımcılığa karşı yetersiz koruma
Uluslararası bu karşılaştırma, İsviçre'de ayrımcılık mağdurlarının diğer Avrupa ülkelerine göre daha az korunduğunu ve desteklendiğini göstermektedir. İsviçre, ulusal bir ayrımcılıkla mücadele kanunu ve mağdurları destekleyen bir organizasyonu olmayan tek ülke gibi görünüyor.Sorun yeni değil. Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) birkaç yıldır İsviçre makamlarına medeni ve idari hukukta ırk ayrımcılığı mağdurlarının korunmasını güçlendirmelerini tavsiye ediyor. İsviçre İnsan Hakları Yetkinlik Merkezi de benzer önerilerde bulunuyor.
Göçmenlere yönelik ayrımcılık, günlük yaşamın her alanınıetkilemektedir. SFM'de öğretim görevlisi ve araştırmacı olan DidierRuedin, "Örneğin iş piyasasında veya bir daire ararken kendini gösterir" diyor. Irkçılık karşıtı ceza normu (Ceza Kanunun 261. Maddesi), ırk, etnik veya dinsel bağlantıya veya cinsel tercihe dayalı her türlü ayrımcılığı suç olarak kabul eder. Ruedin, "Kapsamı sınırlı. Bunun kanıtı, birçok ayrımcılık vakası olmasına rağmen, bunun yalnızca birkaçının yargı önüne çıkmasıdır" diyor.
Uluslararası son 10'da AB/OECD standartlarının çok altında olan İsviçre, ayrımcılıkla mücadeleye biraz olumsuz yaklaşan, kapsamlı bir ulusal yasaya veya yasal statüye sahip eşitlik kurumuna sahip olmayan Avrupalı emsalleri ile karşılaştırıldığındatek ülkedir. Oldukça fazla sayıdaki potansiyel mağdurlar; ırk, etnik, din ve milliyet ayrımcılığına karşı zayıf bir şekilde korunmaktadır.
 
Vatandaşlığa Kabul İçin Daha Büyük engeller 
Rapor, ayrıca İsviçre'nin kısıtlayıcı bir “vatandaşlığa kabul” politikası izlediğini doğruluyor. Göçmenler, çocukları ve hatta torunları, İsviçre'de vatandaşlık için ortalama Batı Avrupa/OECD ülkelerine göre daha uzun, karmaşık ve maliyetli yollarla karşı karşıya. Örneğin, İsviçre seçmenlerinin %60'ı tarafından onaylanan kolaylaştırılmış vatandaşlığa alma konusundaki 2017 referandumu, daha zayıf vatandaşlık hakları olan 3. kuşaktan (İsviçre doğumlu yabancı vatandaşların İsviçre doğumlu çocukları) tahmini 25.000 gence uygulandı. Benzer şekilde, yıllar süren tartışmalardan sonra, 2018 İsviçre Vatandaşlık Yasası, mevcut kanton uygulamaları üzerinde sınırlı bir etkiye sahip olacak vatandaşlık standartlarını getirmiştir. Yasa, beklemeyi 12 yıldan 10 yıla düşürmesine rağmen, halâ Avrupa'daki en uzun ve en katı ikamet şartlarından biridir. Yasa, göçmenlerin vatandaşlığa giden yolunu ve İsviçre'de güvenli bir geleceği olgunlaştıran dil gereksinimleri konusunda daha ağır ve net standartlar getirmiştir.
Göçmenler ve ikinci nesil için daha net vatandaşlık hakkı, İsviçre'nin ortalamanın altındaki vatandaşlık oranlarını önemli ölçüde artırabilir ve göçmenlerin kabulünü, sosyo-ekonomik statüsünü, siyasi katılımı, aidiyet duygusunu ve güveni artırabilir.

Kalıcı Oturum
İsviçre'de kalıcı oturum, entegrasyon için en zayıf araçlardan biri olarak ortaya çıkıyor ve uluslararası karşılaştırmada en alttaki 10 ülke arasında, AB ülkelerinin altında yer alıyor. Uzun süreli ikamete giden en uzun ve zorlu yollardan biri, yeni gelenler için eşit fırsatları geciktirmek.Bu uygulama, İsviçre'deki çoğu AB üyesi olmayan göçmenlerin statüleri konusunda nispeten güvencesiz kalmalarını sağlıyor.
Araştırma sonuçları,Avusturya ve Danimarka'dakine benzer bir şekilde, İsviçre'yi üçüncü ülkelerden gelen göçmenlere geçici entegrasyon fırsatları sunan, ancak kalıcı yerleşim garantisi vermeyen ülkeler arasında gösteriyor.  Araştırmacılar, "Bu ülkeler, göçmenlere temel haklar ve eşit fırsatlar verme konusunda diğer ülkelerin %50 gerisinde bulunuyor. İsviçre'nin 'Geçici Entegrasyon' politikası, İsviçre halkını, göçmenleri yerli İsviçre vatandaşlarıyla eşit olarak değil, yabancı olarak görmeye teşvik ediyor" diyor. Uluslararası yapılan karşılaştırmada "İlk On" ülke, göçmenlere eşit, komşu ve potansiyel vatandaş olarak davranıyor ve toplum için iki yönlü bir süreç olarak entegrasyona yatırım yapıyor.

Sağlık Hakkına Erişim
İsviçre'nin entegrasyon politikası tam olarak avangart olmasa da, göçmenlere halâ bazı avantajlar sunuyor. İsviçre sağlık sisteminin tüm göçmen kategorileri için erişilebilir olduğu vurgulanmalıdır. Bu alanda İsviçre, sıralamada İrlanda, Yeni Zelanda ve İsveç ile birlikte ikinci sıradadır. Araştırma sonuçlarına göre“herkes için temel sigortaya yönelik ortak hak ve görevden” esinlenen İsviçre'nin göçmen sağlığı politikaları, İsviçre Ulusal Göç ve Sağlık Programı,İsviçre kantonlarının sağlık sistemlerinde yaptığı yeniliklerle dünya lideri olarak sınıflandırıldı.

İşgücü Piyasası Hareketliliği Ve Eğitim
İsviçre çalışma iznine sahip AB dışı vatandaşların tümü olmasa da bazıları için kaliteli istihdam sonuçlarını teşvik etmektedir. Dil kursları dahil, kamu istihdam hizmetleri, sosyal yardım ve eğitim-öğretimeerişebilirlerken,uzun süredir yerleşik olanlar ve aileleri eğitim burslarına ve tam iş gücü piyasasına erişimde fazla sorunla karşılaşmamaktadırlar. Bu bakımdan ülke Avrupa ortalamasında yer almaktadır.
İsviçre okullarının zorunlu ve zorunlu olmayan eğitime tam erişimin sağlanması, okullardaki ayrım ve çeşitlilik konularını ele almaları gerektiği sonucu, eğitimde potansiyel iyileştirme alanları olarak göze çarpıyor.

Aile Birleşimi
AB dışı göçmen aileler, İsviçre'de görece elverişsiz aile birleştirme prosedürleriyle karşı karşıyadırlar.İsviçre, ortalama AB / OECD ülkelerinin altında, Avusturya, Almanya ve Fransa ile birlikte uluslararası karşılaştırmada son 10'da yer almaktadır. AB üyesi olmayan göçmenler tüm çekirdek aileleri için başvuru yapamıyorlar ve gelişmiş dünyadaki en kısıtlayıcı şartlardan bazılarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Yeniden bir araya gelen aile üyeleri yıllarca sponsorlarına(finansörlerine) bağımlı kalabiliyorlar.

Siyasi Katılım
Batı Avrupa için ortalama politikalarla, göçmenlerin siyasi katılımını teşvik eden kantonların sayısı çok azdır: Appenzell Ausserrhoden, Basel-Stadt, Fribourg, Cenevre, Graubunden, Jura, Neuchâtel, Vaud. 2000'li yıllardan beri bu kantonlar, yeterli olmasa da göçmenlerin öncülük ettiği sivil toplum için oy verme(girişim-referandum) hakları, danışma organlarında yer alma, bilgilendirme kampanyaları ve finansman seçenekleri sunmaktadır.

Entegrasyon Politikaları Ve Etkileri 
Dünya çapındaki entegrasyon sonuçları ve ülkelerin tavırlarındaki büyük farklılıklar, entegrasyon politikalarındaki derin eşitsizlikleri yansıtmaktadır. Bu politikalar aynı zamanda göçmenlerin ve halkın bu eşitsizliklere nasıl tepki vereceğini de şekillendiriyor. Bu açıdan entegrasyon yaklaşımı iki yönlüönemli bir süreçtir. Bu iki yönlü yaklaşım, bu politikaların temel entegrasyon sonuçlarındaki açıkları kapatıp kapatamayacağını veya nasıl kapatabileceğini göstermektedir. Bu açıdan;
•Güvenli bir ikamet statüsü 
•Eğitim olanaklarından eşit biçimde yararlanma 
•Emek piyasasında eşit biçimde yer alabilme 
•Sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerine eşit biçimde ulaşabilme 
•Geleneksel kültürlerin korunabilmesi 
•Yabancı düşmanlığından arınmış bir ortamda yaşama olanağının sağlanması 
•İsviçre’nin toplumsal ve siyasal yaşamına katılabilme olanağının sağlanması 
Sosyal entegrasyonpolitikalarının kapsayıcı temel ilkeleri olmalıdır.

Kısıtlayıcı politikalar, korku ve ayrımcılığı güçlendiren bir 'kısır döngü' yaratır. Göçmenleri tehdit olarak gören politikalar, daha fazla insanın göçmenleri genel tehdit olarak görmesine ve onlara,entegrasyonlarına zarar verecek şekilde davranılmasına neden olur. Kısıtlayıcı politikalar altında, halk daha yüksek düzeyde yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve islamofobi yaşar. Sosyal güven seviyelerindeki azalma, göçmenlerle daha az temas ve daha az olumlu deneyimlere yol açar.Ayrımcılıkla mücadele politikalarının, halkın tutumlarını, ayrımcılık farkındalığını, bildirimi, güveni ve diğer entegrasyon sonuçlarını yeniden şekillendirme üzerinde uzun vadeli bir etkisi olduğu görülmektedir. Kapsayıcı politikalar, açıklığı ve etkileşimi teşvik eden 'erdemli bir bütünleşme döngüsü' yaratır. Kapsayıcı politikalarla göçmenlere eşit muamele edilen ve toplum için bir fırsat olarak entegrasyona yatırım yapan ülkelerde göçmenler ve halkın birbirleriyle etkileşime girme ve birbirlerini eşit olarak görme olasılıkları daha yüksektir.
Kapsayıcı politikalar yalnızca halk ve göçmenler arasındaki olumlu tutumları ve etkileşimleri artırmakla kalmaz, aynı zamanda genel bir aidiyet, esenlik ve güven duygusu yaratır. Halk, göçmenlerden daha az korkarken, göçmenler de öğrenmek ve katkıda bulunmak için daha fazla fırsattan yararlanırlar. Sonuç olarak, göçmenler ve göçmen olmayanlar daha düzenli ve olumlu etkileşimlerde bulunurlar. Uzmanlara göre, vatandaşlığa kabul oranının daha yüksek olması yabancıların daha iyi entegrasyonunu destekleyecektir. MIPEX Raporu, göçmenlerin kabulünü, sosyo-ekonomik statülerini, siyasi katılımlarını, aidiyet duygularını ve ev sahibi ülkeye olan güvenlerini artırdığını söylüyor.Ayrıca kimlikleri, sağlıkları, yaşamdan duydukları tatmin, topluma olan güvenleri ve siyasete katılımları hakkında daha sık olumlu tutumlar geliştirirler.
Özetle; Marx’ın “sermayenin hafif piyadeleri” olarak nitelendirdiği göçmenler, ağır entegrasyon politikaları ile kapitalizmin yapısal eğiliminin bir sonucu olarak sefalete, ağır çalışma koşullarına ve alçaltıcı bir yaşama maruz kalarak hayatlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar.Dünyanın dört bir tarafında var olma mücadelesi veren bu hafif piyade bölüklerini kapitalistler, uyguladıkları sert entegrasyon politikaları sayesinde kendileri için bir fırsat olarak kullanıyorlar. Kısıtlayıcı ve seçici göç politikaları ile ihtiyaçları olan emek gücünü kabul etmek, diğer göçmenleri engellemek için yasal dayanaklar oluşturuyorlar.
Victor Hugo ‘Mültecilik uzun süren bir uykusuzluktur...’ diyor. İşte göçmenler açısından entegrasyon süreci, “yurtdışına gittikten çok kısa bir süre sonra yakında döneceğini düşünerek oraya giden insanların hikâyesi” olarak belirsizliklerle yaşanıyor ve yaşatılıyor…

Not: İstatistiksel veriler için    https://www.mipex.eu/ web sitesinden faydalanılmıştır.