MAIL:arkadas@arkadas.ch


GŁncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
Çok okunanlar
________________________
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Arkadaş  WEB TV

Korona günlerinde dayanışma

Haydar Sancar



Rose Sharon, çatısına yağmurun fısıldadığı ahırda bir dakika boyunca sessizce oturdu. Yavaşça karşıdaki köşeye gitti ve çölleşmiş yüze, korkudan büyümüş gözlere yukarıdan aşağıya doğru baktı.
 Ve yanına uzandı… ‘Mecbursun’ dedi (1) 































Belleğimizde,  bundan sonra yaşayacağımız süre içerisinde; anlatılarımızda ve yazınımızda bu günleri ve yaşananları özetleyen bir üst başlık şimdiden yer edindi: ‘Korona günleri’.
Başlığın kendisi,  tekil bir özne varsayımını, ya da bir anı anlatısını çağrıştıran yanılgıya işaret eden sözcük dizilimi taşısa da, fiili durumun öyle olduğu söylenemez. Üretim ilişkilerinin toplumsal üst yapıyı belirlemeye başladığı dönemden bu yana kimi tarihsel kesitlerin ifadesinde ve ele alınışında benzerlik taşıyan başlıklara aşinayızdır: Komün günleri, barikat günleri, kuşatma günleri, direniş günleri… Gibi. Bir zaman dilimine mercek uzatmayı hedefleyen tanımlama; normal olarak kanıksanmış toplumsal bir ortalamadan farklılaşan, pozitif ya da negatif bir yönde derinlik kazanan bir yoğunlaşmanın farklı yönleriyle ele alınmasına; olguların ortaya çıkmasına, görü olarak belirginlik kazanmasına olanak sağlayan çatışma durumlarının toplumsal bilince yansısının, aynı zamanda bilinç sıçramalarını da tetiklediği iç içe geçmişliğin devindirici gücüne işaret eder. İnsanın birey olarak toplumsal bir bütünün parçası olmasını, varlığının toplumsallığını yalın ve dolaysız ilişkiler içerisinde görünür kılan pratik bir sürecin de dahil olduğu sosyal sınıfının penceresinden bakabilmesinin, insanın karşısına dikilen, kendi özünden uzaklaşmasının dayanaklarını oluşturan üretim ilişkilerinin üstünde yükseldiği toplumsal yapıyı daha iyi anlamasını sağlamakla kalmaz, karşısına dikilene karşı harekete geçmesinin olanaklarını da yaratır. Şu anda olduğu gibi:  sağlık sistemindeki çöküşü görür; liberal özgürlüğün çığırtkanlarının ‘devlet’ müdahalesine nasıl sarıldığına tanıklık eder, ekonomik, sosyal, sistemsel her türlü krizin ve çöküşün yine ilk olarak kendi sınıfını vurduğunu yaşayarak öğrenir.  
İşte bu korona günlerine hepimiz yaşadığımız yerlerden; kimimiz sokağa çıkamayan ya da kısmi çıkabilen, çoğumuz ‘yasağa’ rağmen çalışıyor olmaya devam eden bireyler şeklinde tanıklık ederken, sadece yukarıdaki gerçekleri görmekle kalmıyor,  özel mülkiyete dayalı bu sistemin bizleri içine hapsettiği, üzerimize sirayet eden bireyselliklerin ve bencilliklerin kavranmasına, toplum denilen bütünün parçaları olarak, toplumsal çekimin çimentosu dayanışma olgusunun tüm bu olumsuzluklara karşı canlandırılıp, örülmeye çalışılmasına da eşlik ediyoruz.  Her ne kadar bu merkez çekim kuvvetinin virüs tarafından sağlandığının propagandası yapılsa da, virüsün ortaya çıkardığı koşulları her gün yeniden üreten bu özel mülkiyet sisteminin sokaktaki gerçeği,  bu propagandayı ters yüz etmektedir. Paralı sağlık sisteminden yararlanamayanlar, evsizler, açlıkla boğuşanlar, dünyanın ücretli yoksulları, sömürülenler bu gerçeğin öznesidirler. Ve bu gerçek sadece bu döneme ait bir gerçek değildir. 
Yazının üst kısmında yer alan alıntı, 1929 iktisadi bunalımının yarattığı alt üst oluşları ve ABD’de emekçi yığınların içine sürüklendiği acı sefaleti Joad ailesi özgülünde anlatan John Steinbeck’in, Gazap Üzümleri adlı eserine ait. Steinbeck bu süreci çok çarpıcı anlatır. Yaşayabilmek için yollara düşen tüm ailenin şeftali toplayarak bir günde kazandıkları toplam para olan 1 dolar, ailenin günlük yemeklerine bile yetmemektedir. Bu koşullarda açlıktan ölmemek için direnen ailenin kadınlarından Rose Sharon’a, ölü doğurduğu bebeğinin ardından, samanlıkta gördükleri açlıktan ölmek üzere olan başka bir yaşlının ağzına memesini uzatarak sütünü emdirtirken Steinbeck, kapitalizmin vahşi çarkları arasında posası çıkarılan ücretlilerin, birbirlerinin karşısına rakip değil, acılarında bile toplumsallığına yabancılaşmasını değil, dayanışmasının imgelemini sunar.
Korona günlerinde bu kadar dramatik bir sahne yaşanmadı belki. En azından bizim yaşadığımız ülkede. Ama toplumun her kesiminden, ihtiyacı olanlar için yardım ve dayanışma birlikleri oluşturuldu. Yaşlı, risk grubu sayılan, olanağı olmayan halk kesimleri için, yardım kurumlarının kapalı olması sebebiyle ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarına daha rahat ulaşmalarını sağlayacak, toplama yerleri sağlandı ihtiyaçları karşılanmaya çalışıldı, sağlık emekçileri desteklendi ve bir bütün olarak bu duygu somut inşa edilmeye çalışıldı eksikliklerinin yanında güzel örnekler de bırakarak. 
Ancak biz biliyoruz ki,  virüsün yayılmasını engellemek üzere ilan edilen OHAL kalktıktan sonra da iktisadi sarsıntının yarattığı dalga, yine emekçi sınıflara çarpacak. Bu dalgaya karşı mücadele etmenin olanaklarını güçlendirme, bugün yetersiz de olsa belirtileri ortaya çıkan bu dayanışma duygusunun, toplumsal bir dayanışma, bir sınıf dayanışması olarak örgütlenmesine evrilmesini gerekli kılıyor. Yaratılmış olumlu örnekler geliştirilmeli ve ilerletilmelidir.

 (1) Steinbeck, Gazap Üzümleri (Früchte des Zorns), Almanca baskısından çevrilmiştir.