MAIL:arkadas@arkadas.ch


Güncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi



Fuat AKYÜREK
Yeni bir atılımın eşiğinde 

Ergün ÖZALP
Suriye'de diplomatik mola!

Yaşar ATAN
O aşk hiç unutulmadı

B.M.AY
Leben um zu kaufen?

Haydar SANCAR
'Yeşil dalga' hangi kıyıya çarpacak?

Müslime KARABATAK
İşçilerin işçi yazarı: Lisel Bruggmann 

Saadet TÜRKMEN 
Entegrasyon,dil entegrasyonu ve 
ötesine dair seçme perspektifler


'Yeşil dalga’ hangi kıyıya çarpacak?


Haydar Sancar

Yeşil Dalga’, ‘tarihi zafer’ gibi üst başlıklarla ele alınan federal seçimler, birçok değerlendirmenin konusu oldu. Sonuçları itibarı ile pek sürpriz sayılmasa da Yeşillerin ve Yeşil Liberallerin oy oranlarını arttırması ve parlamentodaki sandalye dağılımını değiştirmesi vesilesiyle tarihi olarak görüldü. Seçim öncesi yapılan anketlerde ve öngörülerde bu sonuçlarla örtüşen değerlendirmeler zaten yapılıyor beklentiler dile getiriliyordu. Ancak bu beklentilerle uyuşmayan yönler de yok değildi; SP’nin oy kaybına uğraması, oylamaya katılımın artmak yerine bir önceki federal seçimlerin gerisine düşmesi gibi… 
Seçim sonrası tablo belirgin olmakla, Yeşillerin kabinede bakanlık koltuğu kapıp kapmayacağı hala tartışılıyor olmakla birlikte, önümüzdeki 4 yıl, parlamentonun bu bileşimi ile ne gibi sonuçlar çıkarır? Beklentilere eşdeğer gelişmelerin ülke politikasında yaşanması parlamento birleşiminin değişmesiyle sağlanır mı ya da ‘yeşil dalga’ politik alanda halkın ve özelliklede gençliğin talep ve beklentilerine denk düşecek yönelimi fiiliyatta yaratacak mı? Sorularına verilecek yanıt esasında, parlamentonun orantısal değişiminin de ne anlama geldiği/geleceği sorununu da ışık tutmuş olacak aynı zamanda.
Bir yılı aşkın bir süredir dünya genelinde de olmak üzere iklim ve çevre sorunlarına karşı başta gençlik kesimlerinin uyanışının ivme kazanarak, toplumsal hareketliliğe dönüşmesi, bu dalganın diğer halk katmanları içerisinde de yankısını bulması, daha önce de benzer durumlarda yaşandığı gibi yeşiller gibi partilerin oy oranlarını arttırmasını beraberinde getirmiş, ortaya çıkan tablonun toplumsal mimarı oluşunu göz önünde bulundurarak taban hareketliliği için değerlendirmelerde bulunabiliriz.14 Haziran kadın grevi öncesi ve sonrasında kadınların başta ücret ve hak eşitliği için sürdürdükleri mücadelenin sokağa yansıması, farklı meslek ve iş grupları; politik çevre ve örgütlenmelerin kendi anlayışları ile ‘uyumlu’ bir biçimde yönünü bu soruna çevirmiş, iklim ve çevre sorunun eylemsel olarak sokağa taşımış olması da benzer sorunun benzer şekilde yine aynı politik akım ve çevrelerde ele alınışına olanak sağlayan bir atmosfer yaratmıştı. Bu atmosferin kedisinin seçim sonuçlarına yansımaması elbette beklenemezdi. Ancak bu toplumsal hareketin seçimler için itici bir güç olduğu, daha fazla halk katmanının seçimlere katılımını tetiklediğini söylemek için eldeki veriler şu an yeterli değil. %50’inin üzerinde bir katılımın olacağı beklentisinin tersine bir önceki seçimlerin de altında kalan katılım oranının düşüklüğünün esas kaynağını tespit etmek, iklim için alanları dolduran gençlerin kendilerinin taleplerinin çözüm adresi olarak Yeşiller gibi hareketleri görüp görmediğini değerlendirmek için daha net bir veriye ihtiyaç vardır. Bu sonuçlara dair kapsamlı istatistikî veriler açıklandığında sağlıklı bir değerlendirme yapmak çok daha mümkün olmakla beraber, mevcut durumdan hareketle de vurgulanacak yönlerin olduğu söylenebilir.
Her şeyden önce SVP, SP, FDP,BDP oy kaybetmiş, Yeşiller ve Yeşil Liberaller oylarını arttırmıştır. Ama oylamaya katılım 2015 seçimleri baz alındığında %48,5’ten, %45’e düşmüştür. Peki bu ne anlama gelmektedir?  Sayısal olarak bakıldığında şöyle bir tablo vardır: 





















1.Ya SVP ve diğer oy kaybeden partilerin tabanından sandığa gitmeyenlerin oranı, iklim, çevre kadın emekçilerin taleplerinden kaynaklı itici güçle sandığa gidenlerin oranından daha fazla olmuştur.
2. Oy kaybeden partilerin tabanından kayış söz konusudur.
3.Ya da her ikisi bir arada gerçekleşmiştir, hangisinin baskın olduğu bilinmemektedir.
SVP’nin ağırlıklı olarak oy aldığı iç kantonlarda tabanının bir kısmının sandığa gitmediği görülmektedir. Ancak bu toplam seçmen içerisinde tayin edici bir oran değildir.  Zürih’te örneğin SVP %4,oy kaybetmiş SP’in oy kayıbı %4,1 ile SVP’den daha fazla olmuştur. Zürih’te katılım oran ise%44,4 tür. Yeşillerin oy oranındaki artış, %7,2, Yeşil Liberallerin ise %5,8 dir. Diğer partilerin de kayıp ve artışları eklendiğinde gerçekleşen toplam oy kaybı, toplam oy artışıyla hemen hemen aynı orandadır. Ama nasıl bir geçişin olduğuna dair açık bir veri henüz yoktur.
***
Diğer bir husus ise federal parlamentonun kadın vekil sayısının 84’e dolayısıyla da oranının %42’ye çıkmasıyla ilgili yürütülen tartışmadır. Bu yükselişin ele alınmasında ortaya çıkan anlayış, iklim sorununun Yeşillerle özdeşleştirilmesinde ortaya çıkan anlayıştan farklı değildir. İklim ve çevre sorununun yeşil politikayla çözüleceğinin propagandası, kadın emekçilerin talep ve isteklerinin, kadınların parlamentoda daha fazla temsil edilmesiyle eşitlenmekte ve başarı olarak sunulmaktadır. Siyasi partilerin seçim listelerinde kadın adaylara daha çok yer vermiş olması cinsiyet ayrımcılığına karşı ve temsilde eşitliğin sağlanması adına bir ‘ilerleme’ olarak değerlendirilebilinir. Ancak kadınların hak kazanımları sorununun onlarca yıldır mücadelenin en temel sorunlarından biri olduğu, belirleyici olanın burjuva parlamento temsiliyeti değil mücadele olduğu unutulmamalıdır. Aksi durumda bu propagandaya özellikle emek örgütlerinin yedeklenmesinin egemen burjuva siyasetinin başvurduğu gaz alama yöntemlerinden biri olma işlevini üstleneceği, işin kapitalist şirketlerin yönetim kurullarında kadın- erkek temsiliyetinin tartışılmasına indirgeneceği görülmelidir. 
Toplamı üzerinden kısaca vurgulanacak olursa; SVP bu seçimlerde kışkırtıcı siyasetini; göçmen düşmanı ve ırkçı propagandayı kullanabileceği politik bir zemin bulamamış, kadın, çevre ve iklim sorununun yarattığı atmosfer, SVP’nin bu eğilimini gölgede bırakarak propagandasının etkisini kıran bir rol oynamış, korku yayarak ve provakatif tutumunu tabanını hareketlendirmek üzere kullanamamıştır. SP tabanından Yeşillere oy kaptırmıştır. Politik tabloyu okumada zorlukları olduğu, kendi bürokratik aygıtını bile hareketlendirmede sıkıntılar yaşadığı bu seçimlerde daha net ortaya çıkmıştır. FDP Fransız bölgesinde etkisini arttırarak çıkmıştır. SVP’nin bölünmesiyle ortaya çıkan BDP’nin giderek küçülerek lokal karaktere dönüşmesi hız kazanmıştır.
Emek hareketi açısından ise seçim sonuçlarının bu şekilde ortaya çıkmasına neden olan toplumsal koşullar ve talepler acil ve güncel olmak üzere varlığını sürdürmektedir. Özellikle gençlik yığınlarının yöneliminin burjuva siyasetten kopmak üzere arayış içerisine girip girmeyeceği, kadın hareketinin güçlü bir kadın örgütüne dönüşme dinamiğini yaratıp yaratmayacağı, sorunu önceliğini korumakta, dikkatlerin de çabanın da buna yönlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. 

Çok okunanlar