GŁncel Haberler...
MAIL:arkadas@arkadas.ch


Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi
Çok okunanlar

50.(WEF) ‘Davos Zirvesi’ yapıldı.












Dünya Ekonomi Formu toplantılarının bu yıl 50. Yapıldı. 90 ülkeden 3000 civarında devlet başkanı, politikacı, tekellerin temsilcileri, lobi faaliyeti temsilcileri Davos’ta bir araya geldi.

Her yıl ocak ayı içerisinde yapılan WEF toplantılarının bu yılki serbest ticaret anlaşmaları, çevre sorunu ve ’ticaret savaşları’ idi. ABD Başkanı Trump’ın toplantılara katılmasının damgasını vurduğu bu yılki WEF toplantıları birçok protestoya da sahne oldu. Binlerce özel koruma ordusu, keskin nişancı ve helikopterlerle sağlanan ‘güvenlik’ için İsviçre tarafından 9 milyon frank para harcandı. Giriş çıkışların kilometrelerce önce kontrol altına alındığı Davos’ta başvurulması halinde izin verileceği söylenen protesto gösterileri, kar yağışı gerekçe gösterilerek yasaklandı. Davos’ta yaptığı açıklamalarda AB’ni tehdit eden Trump, AB ülkeleri ile ticari ilişkilerin Çin ile yaşanan sorunlardan daha zorlu olduğunu ileri sürerek,  AB tarafından adım atılmaması halinde kendi çözümünü devreye koyacağını bundan da ABD’nin karlı çıkacağını ileri sürdü. Öte yandan Trump’ın İsviçre’ye gelişi Zürih’te kitlesel bir biçimde protesto edildi, Çağrısını Sosyalizm için Hareket platformunun  yaptığı gösteriye binlerce kişi katıldı.

TRUMP VE THUNBERG: KAPİTALİZMİN İKİ YÜZÜ
Peter NOWAK / Telepolis
Davos’taki tiyatro, radikal eleştirinin ve egemen koşullara muhalefetin ekolojizm dönemlerinde nasıl marjinalize edildiğini gösterdi.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) yıllarca pek ilgi görmedi. Bu, 1990’ların sonlarında küreselleşmeyi eleştiren hareket sayesinde değişti. Birkaç yıl boyunca WEF ve devlet şiddetine karşı protestolar medyada o kadar çok baskındı ki, İsviçre’de bu buluşmaya son verilmesi bile düşünülmeye başlandı. 2001’deki İslamcı saldırıdan sonra, WEF resmi olarak kurbanlarla dayanışma amacıyla ve bir yıllığına ABD’ye taşındı. Bu arada WEF organizatörü Klaus Schwab, İsviçre’de bu üst sınıf özel toplantısının büyük bir polis ‘donanması’ tarafından korunmasını eleştirenleri sakinleştirmekle de ilgilendi. O sırada, WEF karşıtlarının çoğunluğu organizatörlerle herhangi bir diyaloğu reddetmekte, buluşmaya son verilmesini istemekteydiler. WEF organizatörleri eleştirenlerin bazı kısımlarını sivil toplum olarak kendilerine katmaya çalıştılar. Bu, ekonomik ve politik alandaki seçkinlerin zaman zaman kendilerini eleştirenleri de dinlemesi gerektiği anlayışına uygundu. Ama küresellik karşıtı sokak hareketinin zayıflamasıyla, diyalog sesleri daha yüksek sesle devreye girdi. Diyalogdan yana olanların etkileri yoktu, buna rağmen iktidar sahiplerine görüşlerini söylemelerine izin verildi.

THUNBERG’İN GELİŞİ: WEF AÇISINDAN BAŞARI
WEF organizatörleri bu yıl özellikle memnunlar. Greta Thunberg’in Donald Trump’dan bile önce konuşturulmasıyla stratejileri mükemmel bir şekilde işledi. Thunberg konuşmasında iktidar sahiplerine saldırsaydı da önemli değildi. Fakat Thunberg, bunu bile yapmadı, özünde eleştirel bir şey söylemedi. Sol ve sağ ile ilgili olmadığını, her ikisini de başarısız bulduğunu ilan ederek, Yeşillerin gerici temel fikrini, sağda veya solda değil önde olmayı, “geri dönüştürdü”. Halbuki sol ekolojistler 1980’lerin başında, zaman zaman başarılı bir şekilde, bu görüşle mücadele etmişlerdi.
Thunberg, WEF’in önünde böyle konuşarak, “elbette ideolojiden tamamen bağımsız olarak” kapitalist mantığı içselleştiren teknokratların iktidarına yönelik çağrıları güçlendirmiş oldu. Thunberg ve onun epigonlarının (taklitçilerinin) sürekli alıntı yaptığı tarafsız bilim de buna bağlı değerlendirilmek zorunda; çünkü bilim ve siyaset arasındaki ilişkinin gizlenmesi kapitalist ideolojinin bir parçasıdır.
Thunberg ve Co. seçkin bir toplantıda ideolojisiz/tarafsız bilimi savunarak sermaye temsilcilerine aklın ve sağduyunun sesi olarak davranma çağrısı yapmış oldular. Trump, fosilleşmiş kapitalizme milliyetçi bir yüz verirken Thunberg’in temsil ettiği kesimler, çevre bilincine bağlı modern, fosilleşmeyen kapitalizmi temsil etmekteydiler. Elbette, her iki kapitalizm de artı değer ve emek sömürüsüne dayanmaktaydı.

RADİKAL WEF ELEŞTİRİSİ ARKDA PLANDA KALDI
İşçi hareketinin kapitalizmin üstesinden geleceğini iddia eden herhangi önemli bir örgütünün bulunmadığı, bu nedenle diyalog yanlılarının yaptığı gibi bir nevi saray soytarılığını üstlenmekten başka çare kalmadığı söylenebilir. Ancak o zaman Thunberg’in WEF’teki varlığının, WEF’e yönelik temel eleştirinin meşruiyetini yitirmesine katkı sunduğu gözlerden gizlenmiş olur. Hem de iki defa: Pratik olarak, bu yıl da İsviçre’de forumla diyalog aramayan, kökten eleştiri getiren protestolar vardı. Bu girişimler Thunberg’in varlığı ile daha da marjinalleştirilmeye çalışıldı. İlkesel olarak, gençlik iklim hareketinin önde gelen bir figürünün foruma katılması, WEF’in temsil ettiği toplumsal yapıya (kapitalizme) yönelik eleştirileri pratikte anlamsız, önemsiz, gereksiz hale getirmiş oldu.

SOL KANAT İKLİM AKTİVİSTLERİ NASIL TEPKİ VERİYOR?
Öte yandan, bu durum, aynı zamanda, iklim hareketinde bir arınma sürecine de yol açabilir. Son birkaç ay içinde sol kanat iklim aktivistleri tarafından açıklamalar da yapıldı zaten, ancak çoğunlukla kesinlikle Thunberg’i eleştirmek ve hareketi bölmek istemediklerini vurguladılar. En son Davos’ta Thunberg’in öne çıkarılan görünümü ile iklim-çevre hareketindeki sol da kendisinin ekolojik makyajlı bir kapitalizm için incir yaprağı olarak kullanılıp kullanılmadığını sorgulayacaktır. Ve bu süreçte yıllardır ekolojik soruna sınıf hareketine bağlı yaklaşan gruplarla karşılaşacaktır.
(Çeviren: Semra Çelik)