GŁncel Haberler...
Bağlantılar
İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi

Fuat AKYÜREK
Güç ilişkileri yeniden şekillenirken

Ergün ÖZALP
'Ji Bo Azadiye'
(Özgürlük uğruna)
 filminin düşündürdükleri..

Yaşar ATAN
Bir ağaca dönüştü o sevgi

B.M.AY
Einfach nur anständig!

Haydar SANCAR
İki banka ve pusulu hava


Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : 
Sennur Sezer


Saadet TÜRKMEN 
Travma sonuçlarıyla yaşamak


Ali KORKMAZ
İsviçre nehirleri kirleniyor mu?


Metin ALAN
Dünyada dolaşan 
felaket hayaleti:
Azot döngüsünde bozulma






Çok okunanlar
Arkadaş  WEB TV

Rusya'dan koronavirüs aşısı açıklaması: 
3 aşı daha tescil sürecinde

Rusya Sağlık Bakanı Mikhail Murashko, koronavirüse (Kovid-19) karşı 3 aşının daha tescil sürecinde olduğunu açıkladı.




















Rusya'dan koronavirüse karşı aşı çalışmasına ilişkin bir açıklama daha geldi. Rusya Sağlık Bakanı Mikhail Murashko yaptığı açıklamada, “Şu anda 3 aşı daha tescil sürecinde” ifadelerini kullandı. Ayrıca, aşıların üretiminin Rusya’da yapılacağını söyleyen Murashko, aşı çalışmasının hem iç hem dış gelişme olduğunu ifade etti.
Daha önce de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Rusya’nın ikinci bir Kovid-19 aşısının Eylül’de hazır olacağını belirtmişti. Putin’in, yeni aşının, 11 Ağustos’ta Rusya’da tescil edilen ilk aşı kadar etkili olmasını umduğunu ifade ettiği belirtildi.
İlk aşı, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) protekollerine göre hala klinik denemelerin üçüncü ve son aşamasından geçiyor olsa da Rus sağlık yetkilileri, aşının koronavirüse karşı stabil bağışıklık üretme kabiliyetine sahip olduğunu kanıtladığını ifade ediyor. 



Grönland’da rekor düzeyde buzul eridi












Grönland’da 2019’daki yüksek sıcaklıklar sebebiyle rekor düzeyde buzul kütlesi eridi. Bilim insanlarının son yaptığı araştırmaya göre eriyen buzul kütleleri ABD’nin Kaliforniya eyaletini kaplayabilecek büyüklükte.




Grönland'da yapılan bir araştırma 2019 yılında 532 milyar ton buzulun eridiğini ortaya koydu. Araştırmada, bu miktarın 2012 yılındaki rekorun üzerinde olduğuna dikkat çekildi. 2012 yılında eriyen buzul miktarı 464 milyar ton olarak kaydedilmişti. Sonuçları Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan araştırma, Almanya'nın Bremerhaven kentindeki Alfred Wegener Enstitüsü (AWI) ile Potsdam Jeolojik Araştırma Enstitüsü (GFZ)  tarafından yapıldı. Uydu görüntüleri ve örnek verilerin değerlendirdiği araştırmada, Gröndland'da 2003 yılından bu yana yılda yaklaşık 235 milyar ton buzulun eridiği, 2019 yılında kaydedilen kaybın yağan kar oranından yüzde 80 fazla olduğu belirtildi.
Alman Alfred Wegener Enstitüsü’nden araştırmanın yürüten Ingo Sasgen çıkan sonucu “Grönland’daki buz tabakası sadece erimiyor, daha hızlı bir ivmede eriyor” diye değerlendirdi.
Grönland'da adece geçen yıl kaydedilen buzul erimelerinin, küresel deniz seviyesini 1,5 milimetre yükselttiği tahmin edilirken söz konusu araştırmayı yapan ekipten bilim insanı Alex Gardner, “Bu küçük bir rakam görünse de dünyamız için çok büyük, hatta şaşılacak derecede büyük” değerlendirmesi yaptı.
Gardner, bunun özellikle kıyıların aşınması gibi pek çok probleme yol açabiliceğine dikkati çekti. Gardner rekor düzeydeki erimenin sebebini, geçen yıl Kanada’dan gelen yüksek basıncın kuzey jet akımının yönünü değiştirmesi ve Grönland’a ABD ve Kanada üzerinden gelen güney rüzgarlarını ısıtması olarak açıkladı.
Ohio Üniversitesi'nden bilim insanları da Ağustos ayı ortasında yaptıkları açıklamada, Grönland'daki buzulların erimesinin hızlandığını vurgulayarak, küresel ısınma derhal sona erse bile bu erimeyi durdurmanın artık mümkün olmadığına dikkati çekmişti

arkadas@arkadas.ch

İnsandaki genetik farklılıklar Covid-19’un şiddetini etkileyebiliyor

Gunseli BAYRAM 

COVID-19’la yaklaşık 10 aydır birlikteyiz. Önümüz, arkamız, sağımız, solumuz COVID-19 oldu. Tüm ülkelerde ikinci dalga başlamış durumda. Ülkemizde ise yaz başına göre vaka sayılarında önemli bir artış var. Bu on ay boyunca hastalığa dair öğrendiğimiz, öğrenmekte olduğumuz önemli şeyler var. Pandeminin başlarında virüsün değişimine oldukça fazla odaklanılmıştı. Ancak zamanla, COVID-19 hastalarının hastalığı farklı şiddetlerde geçiriyor olmaları, semptomlardaki geniş dağılım vb. unsurlar, insanlar arasındaki genetik farklılıkların hastalığın şiddetini belirlemede rol oynayabileceği düşüncesini de belirginleştirdi. Böylece bilimsel çalışmaların önemli bir kısmı da COVID-19 hastalarının genetik farklılıklarını ortaya çıkarmaya odaklandı.  Nitekim, bu alanda bilimsel yayınlar da yapıldı ve yapılmakta.  Bu alanda önemli iki araştırma 24 Eylül’de Science dergisinde yayımlandı1,2. Bu hafta birinci araştırmaya değineceğim. 



























Çalışmalar Tip I interferon bağışıklığı ekseninde yapılmıştı. Tip I interferonlar, hem doğuştan gelen bağışıklığımızda, hem de adaptif (sonradan kazanılan) bağışıklığımızın önemli bir parçası olan protein yapısındaki moleküllerdir.  Bu proteinler, antiviral aktiviteleri nedeniyle de önem taşıyorlar. Bunun dışında bu proteinlerin, virüslerin hücrelerden temizlenmesinde rol alan genleri aktifleştirdikleri de biliniyor.3  Bu nedenle de araştırmalar, bilinen bu yolaklarda yoğunlaştı ilk olarak. Özellikle grip pnömonisinde mutasyona uğradığı bilinen gen bölgeleri öncelikle incelendi. Üç gen öne çıkıyordu. Bunlar: TLR3 (Toll like Receptor 3, Toll benzeri reseptör 3), IRF7 (Interferon regulatory factor 7, interferon düzenleyici faktör 7) ve IRF 9 (Interferon regulatory factor 9, interferon düzenleyici faktör 9) idi. Bu genlerdeki mutasyonlar grip pnömonisi ile daha önceki çalışmalarda ilişkilendirilmişti. 
İlk araştırma, COVID-19 geçiren 659 pnömonili ağır hasta, 534 asemptomatik ya da hafif hasta örnekleri ile karşılaştırmalı olarak yapıldı. Hastalardan alınan örneklerde tüm genom ya da ekzom dizileme yapılarak, hasta örneklerinin gen dizileri çıkarıldı. Araştırmacılar TLR3 ve IRF7’ye bağlı interferon bağışıklığı yolaklarında 13 bölgede işlev kaybına uğratıcı (loss of function) mutasyonlar bulunduğunu keşfettiler. Bu mutasyonlar yaşları 17 ile 77 arasında değişen 23 hastada mevcut idi. Mutasyonlar hücre kültüründe fibroblast hücreleri kullanılarak test edildiler. Fibroblast hücrelerinde bu gen bölgeleri, belirlenen mutasyonlara uğratıldı ve hücreler SARS-CoV-2’ye maruz bırakıldılar. Mutasyonlara sahip hücrelerin SARS-CoV-2’ye karşı savunmasız olduğu gösterildi. Çalışma, TLR3 ve IRF-7’ye dayanan Tip I interferon bağışıklığı sinyal yolaklarındaki doğuştan gelen gen farklılıklarının, COVID-19 şiddetinin ve pnömonisinin belirlenmesinde rol oynadığını göstermesi bakımından oldukça önemli.