DİĞER YAZILAR

Önceki koronavirüs enfeksiyonları 
Covid-19  şiddetini azaltabilir mi?



Günseli Bayram 


    COVID-19 salgınının devam ettiği ve dünya çapında resmi ölüm sayılarının bir milyonu geçtiği günlerdeyiz. Aşı ve ilaç faz çalışmalarının sonuçlarının şeffaf bir şekilde açıklanmasını bekliyoruz. Faz 3 çalışmaları devam eden yaklaşık 10 aşı çalışması var. Bir gün önce, sosyal medya ve çeşitli yayın organlarında bir DSÖ yetkilisinin bu çalışmalardan bir ya da ikisinin sonuçlarının kasım ayında açıklanabileceğini söylediği öne sürüldü. İlgili sanal basın toplantısının açıklamalarına baktığımızda aslında DSÖ yetkilisinin bu aşı çalışmalarından bir ya da iki tanesinin sonuçlarının yıl sonundan önce belki alınabileceğini, çoğunluğunun sonuçlarının ise 2021’in ilk aylarında yayımlanacağını ifade ettiğini görüyoruz. FDA (Amerikan Federal İlaç Dairesi) geçtiğimiz hafta, salgının getirdiği aciliyetler, politik baskılar gibi nedenlerle geliştirilmekte olan aşıların hızlı onaylanmasının getirebileceği olası sorunlar konusundaki endişelerini açıkladı. Dünya genelinde aşı çalışmaları konusunda özetle durum böyle iken koronavirüse dair bilimsel çalışmalar da bir taraftan devam ediyor.
    Geçtiğimiz haftalarda Journal of Clinical Investigations dergisinde ilginç bir istatistiki çalışma yayımlandı1. Bu çalışmada SARS-CoV-2’ye genom dizisi benzeyen diğer koronavirüslerin (eCoV) yol açtığı grip ve zatürreyi daha önce geçirmiş ve bu süreçte solunum panel testi (CRP-PCR) uygulanmış hastaların 18 Mayıs 2015-11 Mart 2020 tarihleri arasındaki elektronik verileri incelendi. Yaş, cinsiyet, beden kütle indeksi, diyabet bakımından gerekli incelemeler yapıldı. Çalışmaya katılan yaklaşık 15 bin 928 hastanın 875’inde eCoV pozitifliği görüldü. Yani bu hastalar diğer koronavirüslerin yol açtığı bir enfeksiyonu daha önce geçirmişti. Bunların 1812’sinin ise SARS-CoV-2 sonuçları mevcuttu. eCoV pozitif olan hastaların yüzde 15.2’si, eCoV negatif olan hastaların ise yüzde 11.2’si SARS-CoV-2 bakımından test edilmişti. Test edilen eCoV negatiflerin yüzde 26’sı, eCoV pozitiflerin ise yaklaşık yüzde 25’i SARS-CoV-2 pozitifti.
    Sonuçlar şunu gösterdi: Daha önce CRP-PCR testi diğer koronavirüsler açısından pozitif çıkan bireylerin, yani daha önce diğer koronavirüslerin yol açtığı grip ya da zatürre gibi hastalıkları geçirmiş bireylerin, COVID-19’u yoğun bakımda geçirme olasılıkları daha düşük. Diğer bir deyişle, daha önce diğer koronavirüslerle enfekte olmuş bireylerin, COVID-19’u yoğun bakıma girmeden ve solunum cihazına bağlanmadan atlatabilme, yaşayabilme olasılıkları daha yüksek. Bu olasılığın yüzde 100 olmadığının altını bir kez daha çizmek gerek. Çalışmaya dahil edilen hasta sayıları yüksek gözükse de, hastalığa dair bireysel/popülasyon bazındaki farklılıkları daha iyi anlayabilmek için, benzer çalışmaların başka ülkelerde de daha fazla sayıda hasta ile yapılmasına ihtiyaç bulunuyor. Çalışma daha önce diğer koronavirüslerle enfekte olmuş bireylerin de COVID-19 geçirebileceğini göstermesi bakımından da oldukça önemli.  
1- Sagar M et al. Recent endemic coronavirus infection is associated with less severe COVID-19. Journal of Clinical Investigation, 2020; DOI: 10.1172/JCI143380



COVID-19’a karşı gelişen bağışıklığın süresi



















Günseli BAYRAM


    SARS-CoV-2 milyonlarca kişiye bulaşmakta ve dünya çapında çok sayıda ölüme hâlâ neden olmakta. Dünya çapında yaygın aşılama başlamış olsa da, tüm dünyayı aşılamanın uzun bir zaman dilimine yayılacağı, aşı tedarik süreçlerinden, aşı pazarlıklarından aşikar. Tüm bunların yanı sıra, SARS-CoV-2’ye karşı vücutta oluşan antikorların ne kadar süre vücutta kaldığı, ne kadar süre koruma sağlayacağı uzunca bir süredir tartışılıyor ve var olan çalışmalara dayanan tahminler yapılıyordu. Bu tahminler antikorların en az 6 ay vücutta kalacağı yönünde idi. 18 Ocak 2021’de Nature dergisinde yayımlanan kısa çalışma, COVID-19 geçiren 87 kişiyi uzun süre takip ederek, antikor seviyelerini, hafıza B hücrelerinin nitelik ve niceliklerini ortaya koydu.1
    Bu hasta grubu, antikor cevabı daha önce belirlenmiş bir gruptan seçildi. 6 ay boyunca tükürük örneklerinden yapılan RT-PZR testleri ile bu grubun ikincil bir COVID-19 enfeksiyonu geçirip geçirmediği test edildi. Yüz kişilik bu grubun 13 kişisinde antikor cevabı tespit edilemediği için çalışma kalan 87 kişi ile sürdürüldü. Hasta grubunda akut dönemde belirtilerin ortalama 12 gün sürdüğü (alt sınır 0, üst sınır 44 gün), gruptan 10 kişinin hastanede tedavi edildiği, 38 kişinin ise diğer çalışmalardaki gibi uzun süreli belirtiler gösterdiği ortaya konuldu. Altı ay süren izlemin sonuçlarını daha iyi anlayabilmek için kısaca ve kabaca humoral bağışıklık cevabının nasıl oluştuğuna değinelim.2
    Vücuda yabancı mikroorganizmalara karşı bağışıklık cevabımız humoral bağışıklık cevabıdır. Bu cevap ise plazma hücreleri tarafından salgılanan antikorlar aracılığı ile olmaktadır. Bu cevabın önemli bir kısmını ise B hafıza hücreleri ile yardımcı T hücreleri oluşturmaktadır.  Mikroorganizmalara ait antijenler, B hücreleri üzerindeki reseptörlere bağlanarak, B hücresini uyarır ve antijen B hücresi içinde alınarak daha küçük peptitlere parçalanır. Bu peptitler ise yardımcı T hücrelerini harekete geçirir. Hem bağlı antijenden, hem de yardımcı T hücrelerinden gelen uyarılar, B hücrelerinin çoğalmasını ve spesifik antikor salgılayan plazma hücreleri ile B hafıza hücrelerine farklılaşmasını sağlar. B hafıza hücreleri daha uzun ömürlüdür ve aynı patojene bir kez daha maruz kaldığımızda daha hızlı bağışıklık cevabı oluşturmamızı sağlar. Plazma hücreleri tarafından salgılanan özel antikorlar ise üç farklı şekilde kişiyi enfeksiyondan koruyabilir. Bunlardan biri nötralizasyon, diğeri opsonizasyon, sonuncusu ise kompleman sisteminin aktivasyonu. Nötralizasyon, bu antikorların patojenlere bağlanarak onların toksik etkilerini ya da bulaşıcılılıklarını önlemesi ile oluşur. Opsonizasyonda ise patojenleri kaplayan antikorların özel bir bölgesini tanıyan aksesuar hücreler, patojeni içine alarak öldürür. Antikorlar kompleman sistemini uyarabilir. Üretilen kompleman proteinler opzonizasyonun etkilerini arttırabilir ve bazı bakteri hücrelerini öldürebilir.
    Yukarıda değindiğimiz çalışmada, araştırmacılar 87 kişinin humoral bağışıklık cevabını izledi (enfeksiyondan 1.3 ay ve 6.2 ay sonra).  Bu süreçte SARS-CoV-2 spike proteini RBD bölgesine karşı gelişen IgM, IgG antikor seviyelerinin istatistiki olarak önemli olacak şekilde düştüğü, IgA antikor seviyelerinin fazla etkilenmediği ortaya çıkarıldı. Bunun yanı sıra, yalancı tip virüs testlerinde nötralizasyon aktivitesinin de beş kat azaldığı gösterildi. Bunlar zaten az çok beklenen sonuçlardı.  Çalışmanın en önemli sonucu ise RBD bölgesine özel B hafıza hücrelerinin sayısının değişmemesi oldu. Enfeksiyon başlangıcından yaklaşık 6.2 ay sonra B hafıza hücrelerinin klonal dönüşüm geçirdiği, şöyle ki, daha fazla somatik hipermutasyona sahip oldukları, cevap potansiyellerinin, RBD’de görülen mutasyonlara karşı gelişen direncin arttığı gözlendi.  Bu da humoral bağışıklık cevabının evrilerek geliştiğinin bir göstergesi. Araştırmacılar ayrıca belirti göstermeyen bireylerin mide-bağırsak sisteminden 4 ay sonra aldıkları biyopsi örneklerinde, ince bağırsakta 14 kişinin 7’sinde SARS-CoV-2 RNA’sının ve immnoreaktivitesinin varlığını tespit ettiler. Bu çalışma, virüsün evrimine paralel olarak, humoral bağışıklığın da farklı mutasyonlar biriktirerek evrildiğini ve vücudumuzun savunma rezervuarını arttırdığını ve bu hücrelerin en az 6 ay vücutta kalabildiğini göstermektedir.
    1-  Gaebler et al. Evolution of antibody immunity to SARS-CoV-2. Nature, 2021; DOI: 10.1038/s41586-021-03207-w
     2- Immunobiology: The Immune System in Health and Disease. 5th edition. Janeway CA Jr, Travers P, Walport M, et al. New York: Garland Science; 2001.




YAZARLAR

Fuat AKYÜREK
Salgının birinci yılında genel tablo 

Ergün ÖZALP
CIA’nin “soğuk savaş” aparatı: 
 George Orwell

Yaşar ATAN
Islık çalarken yıldızlar

B.M.AY
Sprechen wir darüber!

Haydar SANCAR
Dijital Toplum ve Dijital Kimlik

Müslime KARABATAK
Reform paketi eşitsizliği 
derinleştiriyor

Saadet TÜRKMEN 
İnsan olma mücadelesinde kadın  

Ali KORKMAZ
SMA’lı bebeklere acil yardım gerekiyor

Metin ALAN
İsviçre, neden 
nüfusunun iki katı aşı sipariş etti?

Berna UTKUTAG
La Chaux-de-Fonds’da 
Kâğıtsız Göçmenlere: Vatandaş Kartı

Nilgün ÖZDAL
İsviçre tarihinin karanlık sayfası 
Cadıların yakılması ve günümüze yansımaları

Emine SARIASLAN
Christoph Hatz ile söyleşi 

Yunus EKREM 
Demirci Kawa’dan bu yana sönmeyen ateş: 
NEWROZ

Atilla TOPTAŞ
Hastalanan İnsanlık, Global Çaresizlik!

Teibe ALAN
8 Mart niçin''Emekçi'' 
kadınlar günüdür?





BAĞLANTILAR

Evrensel     
       
Teori ve Eylem  
       
Yeni E         
     
Yeni Hayat    

Ekmek ve Gül         

Evrensel WEB TV  

Anasayfa    İsviçre     Dünya    Türkiye   Bilim-Yaşam    Kültür     Kadın    İletişim    Arşiv