İsviçre‘nin aylık haber ve yorum gazetesi

 İsviçre Nehirleri Kirleniyor mu?/  Ekim 2020 

Koronavirüs salgını  sermaye ve hükümetlerine karşı nefreti büyütüyor

Koravirüs salgını İsviçre’de de  hızlanıyor

 İşçiler grevde:ABD’nin şirketleri, İsviçre’deki teknolojileri mi yağmalıyor? 

Dört parçadan kürtler birleşiyor

Bağcılar ve şarap üreticileri Festivali  

‘’Bilinçli ölüm ölümsüzlüktür’’ 

Interview de Pierre-Yves Maillard sur RIE III (3ème Réforme de l’imposition des entreprises

Waadt  Kantonu Sağlık Bakanı Maillard: 
‘Özel şirketlere vergi indirimine uzun süre karşı olamayız‘

ÖNCEKİ YAZILAR

Fuat AKYÜREK
Bazı önemli gelişmeler 

Ergün ÖZALP
'Korku'yu korkutmak!

Yaşar ATAN
Biz donatacağız gökyüzünü

B.M.AY
Kaffe oder Tee? Beides!

Haydar SANCAR
Tekerrür ve devlet aygıtı

Müslime KARABATAK
La poète de l’espoir : 
Sennur Sezer

Saadet TÜRKMEN 
Travma sonuçlarıyla yaşamak

Ali KORKMAZ
Gelecek için yeni bir seferberlik

Metin ALAN
İsviçre'deki, AB dışı göçmenlerin
 akıbetleri belirsiz

Evrensel'e yurtdışından nasıl abone olurum?
Bağlantılar
arkadas@arkadas.ch


Gelecek için, yeni bir seferberlik




Ali KORKMAZ





















    Kâr ve çıkar sağlama, insanların sağlığını ve doğayı tahrip ediyor.

    8 Aralık Salı günü, Break Free From Plastic örgütünden beş Greenpeace eylemcisi,  Coca-Cola ve PepsiCo'nun ardından dünyanın üçüncü en büyük plastik kirleticisi olarak bilinen çokuluslu  Nestlé şirketinin  Vevey genel merkezi önünde eylem yaptı. Gösteri ,kuşların ağzında plastik şişelerle dizayn edilen  Nestle maketiyle yapıldı.. Nestle , çevreye ve iklime zarar veren plastiklerden kaçınma konusunda,  geri dönüşüm ve yeni  teknolojileri kullanmakta , istekli ve samimi  davranmıyor. Her seferinde ‘’yeniden kullanılabilir sistemlere acil geçiş ertelendi’’ diyor. Greenpeace  İsviçre sıfır atık uzmanı Matthias Wüthrich ; ‘’ Nestlé'nin 2019'da, toplamda 1,5 milyon tondan fazla plastik kullandığını ve bunun yalnızca % 1'inin yeniden kullanılabilir olduğunu’’ belirtiyor. 

    Unia Sendikası'nın da üyesi olduğu gelecek için grev ittifakı sosyal ve iklimsel dönüşüm için, 21 Mayıs'ta büyük bir eylem hazırlama çağrısında bulundu.
Sosyal adaletsizlikler, çevresel felaketler, ekonomik durgunluk, sağlık krizi ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlıdır.Bu nedenle, İklim Grevi (GdC), Unia, SSP( Kamu Hizmetleri sendikası), Büyükanne ve  Büyükbabalarından oluşan Gelecek İçin Grev ittifakı 
4 Aralık'ta gönderdiği mesajla, diğer kuruluşların yanı sıra, kolektif  hareketleri ve bireyleri; 21 Mayıs 2021'deki, sosyal ve ekolojik bir gelecek için, büyük  eyleme ;  greve  hazırlanmaya ve  katılmaya  davet etti. Bunu yapmak ,demokratik, katılımcı ve merkeziyetçi tartışmalara yer sağlamak için, önceden 17 Ocak’ta ,yerel düzeyde halk meclislerinin toplanması planlanıyor. İttifak bu şekilde, gelecek hakkında demokratik düşünsel katılımı sağlamayı, mahallelerde, okullarda, işyerlerinde ve derneklerde dirençli bir ağ oluşturmak için; iklim grupları oluşturmayı,  hedefliyor. Mesajda; ‘’Bu iklim grupları ile uzun vadeli değişimin temellerinin atılacağı’’ belirtiliyor;  ayrıca ,‘’Mevcut sistemin, kendi krizlerinin nedenleri  ve  yolaçtığı sonuçlarla mücadele edemeyeceği’  vurgulanıyor.

    İklim Grevi aktivisti Steven Tamburini'nin açıkladığı gibi:’’ Politikacılarımızın bu çeşitli krizlere yanıt vermek için aldığı önlemler yeterli değil. Bu nedenle mahallelerimizde, eğitim alanlarımızda ve başka yerlerde aktif olmanın önemini vurguluyor, aşağıdan ve büyük protestolarla güç talep ediyoruz.’’ Büyükanneler ve Büyükbabalar'ın iklim temsilcisi 
Virginia Halecka Cattin,’’ Neuchâtel'de birlikte hareket edecek bir grup zaten var. Bunun kanıtı bizim son Blok Cumaları eylemimizdir.  Aktivistleri seferberliğe katılmaya çağırıyor, Torunlarımız için çaba sarf edip, zemin hazırlamalıyız!" diyor.

 ‘Gelecek İçin Grev'  basın toplantısına katılan Unia Siyaset Departmanı'ndan Peppina Beeli,   basın toplantısında,  soruları  şu şekilde yanıtladı :

 (Gelecek için grev) katılımı neyi yansıtıyor?
Bu, üyelerimizle küresel ısınmayı tartışmak ve iş dünyası ile, çevre arasındaki bağlantıları göstermek için bir fırsattır. Daha sonra, ister şirketlerde ister kamusal alanlarda olsun,  merkeziyetçi hareketlerin farklı biçimleri üzerinde düşüneceğiz. Aynı zamanda, sonuçları gelecek yılın başlarında açıklanacak olan somut önlemler önermek amacıyla, eko-sosyal dönüşüm üzerine bir çalışma da başlattık.

Unia, örneğin inşaat gibi, yüksek düzeyde kirletici sektörlerde çalışan üyeleri arasında farkındalık yaratmayı nasıl planlıyor?
İklim tehdidi karşısında bir geçişin gerekli olduğunu unutmamalıyız. Ve iş dünyası için, bu, zorlukları temsil ediyorsa, yenilenebilir enerjiler ve örneğin binaların yenilenmesi yoluyla birçok fırsatta sunar. İsviçre'deki 1,8 milyon binanın  bir milyonu kötü yalıtılmıştır. Ancak, yıllık yenileme oranı % 1'den azdır. Buna ek olarak, bunların üçte ikisi hala fosil yakıtlarla ısınıyor ve tesisler değiştirilse de  % 80'i hala fosil yakıt kullanıyor. Dolayısıyla alternatifler hakkında bilgi vermekle ilgilidir.
İşler tehdit altındaysa, kimsenin geride kalmamasını sağlamak için sıkı eğitim ve yeniden eğitim programları yürütmeliyiz. Daha genel olarak, iklim tehditleri bizi yaşam ve iş arasındaki ilişki üzerine düşünmeye zorlayan daha geniş sorular ortaya çıkarır. Bu, çalışma saatlerinde büyük bir azalma gerektirir, bu da ekolojik ayak izinde bir azalmaya, işin adil bir şekilde dağılımına ve daha iyi bir yaşam kalitesine yol açar. Bu farklı eksenler, işçiler için önemlidir ve 21 Mayıs'ta harekete geçirici bir etkiye sahip olacaktır.

Yaşadığımız pandemi karşısında, mücadelelerin birleşmesi daha mı gerekli?
Bu yakınlaşma çok önemlidir çünkü krizleri ancak birleşerek anlayabiliriz. Pandemi bunu daha da güçlü bir şekilde kanıtlıyor. Kâr ve çıkar;  artık insanların sağlığından ve doğanın korunmasından önce gelmemelidir. İklim Grevi'nin gençleri, her zaman etkileyici bir şekilde hareketlerine toplumsal yansımaları dahil ettiler. Bu da geleceğe güven veriyor.

Gezegen yanıyor
Unia’nın  Transjurane / Delémont bölge komitesi üyesi, Thierry Cortat, Ekim ayında Bern’de  toplanan Göçmenler Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, iklim tehditi  ve çevrenin kirletilmesi karşısındaki  duygularını; şu şekilde dile getirmişti:


















 ‘’ Dünyada felaketin olmadığı bir gün bile geçmiyor. Yaşadığımız bu topraklar acı çekiyor, dizginsiz ve sonsuz üretkenlikten etkileniyor. İnsanlık ve yaşayanların dünyası acı içinde.
Titremeden titremeye, kötülük artıyor: tekrarlanan ısı dalgaları, kitlesel yok oluşlar, plastiğe doymuş okyanuslar, birincil ormanlar olan yeşil ciğerlerin yok edilmesi ile liste burada bitiyor, ama bitmek üzere değil.
Tüm türler için, sağlıklı bir gezegene ihtiyacımız var. Oksijenimiz yaşamsaldır, suyumuz içilebilir olmalıdır.
Piyasa ekonomisi, onları daha iyi kullanmak için, ihtiyaçlarımızı bilir. Tanrı, pazarı ruhları kolonileştirdi. Piyasa kanunları, rekabet ve kâr kanunlarından başka hiçbir kanun bilmiyor.
Pazar, başka alternatifin olmadığı bir dini dogma haline geldi. Her şey borsalarda oynanıyor. Bu, gezegensel ölçekte ,kumarhaneler haline gelen finansal piyasaların işleyişinin belirsizliğini gösterir.
Bundan, hayatlarımızın yapısal uyum değişkenleri haline geldiği düşünülebilir. Dolayısıyla iş dünyasının doğa ve hayatımızla Rus ruleti oynadığını düşünmek kolaydır.
Hala,zaman varken bu değişmeli. Ama zaman tükeniyor. Zorluklara boyun eğmemeliyiz. İnsanlık,  tarihte üstesinden geldiği birçok tehlikeyle yüzleşmek zorunda kalmıştır.
Adil bir dava için verilen mücadele, herkes için, işe yarayan bir değişim umudunu besler.‘‘

29 Aralık 2020 /  Ali Korkmaz