Haydar Sancar- Reform 2020 ve gösterdikleri

19

Konu ücretler ya da sosyal kesintiler ve bu kesintilerden oluşturulan fonlar olduğunda, sermayenin her renkten kodamanları koro halinde aynı borazanı çalıyorlar. Emekçilerin ücretlerinden yapılan kesintiler üzerine, gürültü koparan bu güruhun ise tek derdi var; fonları yağmalamak ve daha fazla kâr elde etmek.

24 Eylül‘ de emeklilik reformu üzerine yapılacak halk oylaması, sermaye sözcülerince fırsat bilinerek halk, propaganda bombardımanına tutuluyor. Bu propagandanın içeriğine geçmeden önce, tekrar olacağını da göze alarak İsviçre sosyal sigortalar sistemini hatırlatmakta fayda var.

3 aşamalı sigorta sisteminin ilk aşamasını AHV,2.Aşamasını BVG,3.Aşamasını ise özel hayat sigortaları oluşturuyor. Yaşlılık,yetim ve dulluk sigortası AHV ile birlikte, malûllük(IV), askerlik ve sivil hizmetler süresini kapsayan (EO) toplamda alınan ücretlerden %10.25’lik bir payın kesilmesiyle oluşan fon 1 aşmayı oluşturuyor.%10.25’lik kesintinin yarısı çalışanlardan kesilen primlerden karşılanırken, kalan yarısı ise işverenler tarafından ödeniyor. Pension Kasse olarak da bilinen BVG ise 25 yaşından başlamak ve yıllık gelir 21 bin 150 Frank ve üzerinde olmak koşulu ile ücretlerden yaş arttıkça artan oranlarda kesilen ve yarısını yine işverenlerin ödediği primlerden oluşuyor. 3.Aşama ise isteğe bağlı kişisel hayat sigortası kapsamında.

Bu sistemin en önemli dayanağı ve belirleyeni olan AHV, çalışan toplam nüfusun artmasına bağlı olarak finansmanını sağlayabilen bir işleyişe sahip. Yani çalışabilir genç nüfusun emek piyasasına dahil olması ve emekli olarak bu piyasadan ayrılan yaşlı nüfus dağılımı ile ters orantı gösteren bir yapı üstünden işletiliyor. Nüfus yaşlandıkça, başka bir deyişle emek pazarına sunulan emek ile pazardan çekilen emek arasındaki açı çıkışlar yönünde büyüdükçe, fon birikimiyle emekli maaşlarının karşılanamıyor olmasına tekabül etmektedir. Üzerinde tartışılan ve büyük patron takımının korku balonunu üfledikleri nokta da bu olmaktadır. Sistemin bu haliyle daha fazla yük taşıyamayacağını ileri süren burjuva iktisatçıları, ‚reform‘ talep etmekte pek ısrarcılar. Reformla istedikleri emekli aylıklarının düşürülmesi ve emeklilik yaşının yükseltilmesi olmaktadır.

Oysa biliniyor ki emekli olunduğunda alınan aylıkların kendisi zaten cüzi bir rakam olmakta çoğunluk ek yardımlara ihtiyaç duymakta, fonlar emekçi yığınların kendi denetimi dışında kalmakta ve yine sermaye bu fonları kendi arpalığı olarak kullanmaktadır.

BVG kesintilerinden oluşturulmuş fonların kendisi vakıf adı altında özel şirketlerin denetimde bulunmakta, bu birikimler hakim sınıflar tarafından reel piyasada ve para piyasalarında dolaşıma sokulmaktadır. Bunu yapan bürokratik üst tabaka, yönetim giderleri altında prim ve ikramiyelerini emekçi kitleye fatura etmektedirler.

Bu koşullar altında 24 Eylül’de Emeklilik Reformu Paketi 2020 halkoyuna sunulacak.  Sunulan reform paketi başlıca şu değişiklikleri içeriyor: yeni emekli olacak tekil kişilerin emeklilik aylıklarında 70 Fr. Evli çiftlerin aylıklarında ise 226 Fr. Artış öngörüyor.2021 yılından itibaren ise prim kesintisi%0,3 arttırılıyor. İsteğe bağlı erken emeklilik normal emeklilik yaşından 3 yıl öncesine çekilirken ( şuan geçerli olan 2 yıl), erken emekli olma durumunda yapılacak kesintiler, 1 yıl erken emekli olunursa %6,8’den %4,1’e, 2 yıl önceden emekli olunursa %13,6’da %7,9’a düşürülüyor. 3 yıl önce emekli olunduğunda ise kesinti oranı %11,4 olarak belirleniyor.BVG’de ise yıllık ödenecek maaş oranını belirleyen katsayı %6,8’den kademeli olarak 4 yıl içinde %6’ya düşürülüyor ve kadınların emeklilik yaşı, 64’ten 65’e yükseltiliyor.

Bu reform paketine SVP ve FDP karşı koyarken, Unia ve SGB, kadınlarda emeklilik yaşının yükseltilmesini bir budama olarak görmelerine rağmen bir bütün olarak paketin iyileştirmeler içerdiği gerekçesiyle evet verilmesi önerisinde bulunuyorlar. Hatırlanacağı üzere 2016 Eylül ayında yapılan oylamada İsviçre Sendikalar Biriliği’nin inisiyatifi, herkese %10 daha fazla emekli aylığı verilmesi,(AHVplus) %59,4 ile ret edilmişti. Bu inisiyatifin, şimdi gündeme gelen reform paketi dikkate alındığında, bugün varılan uzlaşının bir ön aşaması olduğu daha net anlaşılıyor. Bakanlar kurulu ve federal parlamentonun da, paketin sahibi olarak öne çıkmaları, bu paketin kabul edileceği ihtimalini güçlendiren bir faktör rolü oynuyor.

Ancak oylamanın sonucundan bağımsız olmak üzere, her renkten sermaye temsilcilerinin çok uzun olmayan bir zaman dilimi içerisinde emeklilik özlük hakları da dahil olmak üzere, emekçi yığınların kazanımlarına daha sert saldıran paketlerle ortaya çıkacakları verileri şimdiden daha da güçlenmiş görünüyor. Bu saldırıları durdurmaya Reform Paketi 2020’de sağlanan benzeri uzlaşmaların da yetmeyeceği ayrı bir gerçek. Güçlü bir karşı koyuş için şimdiden mücadele ve örgütlenme çabası arttırılmadıkça, yaşanacak sosyal yıkımın etkisi çok daha geniş olacaktır.