Haydar Sancar-Ne olacak?

 

Federal Parlamento ve Bakanlar Kurulu şu sıralar, iç ve dış politikanın öne çıkmış konuları ile bir hayli meşguller. Hemen hemen her gün farklı bir siyasi partinin temsilcisi, yada milletvekili, bakanlar kurulu, öneri, çıkış ve açıklamalarıyla, bu ‘meşguliyetlerini’ dışa vuruyorlar. Ülke gündemindeki asıl sorunlar ile ilgili, somut politikaların üretilip, hayata geçirilmesi bir yana, daha çok, yönetenlerin ve servet sahiplerinin çıkarlarını korumakla mükellef ve kendilerini bu çıkarların en ileri düzeyde savunucusu olarak sivriltip cilalayan bu siyasi çevreler, tutumlarıyla, kamuya bağlı bir tek sağlık sigortası inisiyatifinin oylamaya sunulmasına kadar geçen sürede efendilerine, lobici liberal burjuvaziye en ilerden hizmette de kusur etmediler. Sigorta şirketlerinin para ve siyasi gücüyle, inisiyatif karşısında ‘kazanan’ olmaları, onların yine bu süreçte bir hayli ter döktüğü, dökmek zorunda kaldığı gerçeğini değiştirmiyor. Ortaya çıkan sonuç ta sağlık sektöründen cebe indirilen rantın gözlerden uzak kalmasına pek olanak sunmayacak bir sonuç. Neticede oy kullananların yaklaşık %40’ı tek bir sağlık sigortasının olması yönünde oy kullanmış ve özellikle de Fransızca konuşulan kantonların bütününün, bölge olarak bu tutumun temsilcileri olmasının yarattığı sonuç, lobici sigorta rantçılarının feryat figan etmesinin ana öğesi olmuştur.

Bölgesel bazda bu eğilimin ortaya çıkması ayrıca da Almanca konuşulan kantonlarda, bir önceki oylamayla kıyaslandığında evet oylarının artmış olması, sigorta sisteminde kanton hatta bölgesel düzeyde değişiklik yapılabileceği tartışmalarını da olanaklı kılmıştır. Ama sigorta şirketleri, yüksek sesle ifade edilen bu talepler karşısında cepheden dudak büküp, alttan da, böyle bir alternatifin uygulanırlılığının kaçınılmaz olması halinde, durumun kendilerinin lehine nasıl yontulacağının hesabını yapmaktadırlar. Çünkü bu gün parlamento partileri, kanton düzeyinde tek bir sağlık sigortası olması ihtimalini açıktan tartışmaktadırlar. Hal böyle olunca, itiraz, tek bir sigortanın olup olmamasından çok, bu sigortanın ‘kimin’ olacağı tartışmasına yönelmektedir. Yani bu zatı muhteremler, bu duruma istinaden, tek bir sigorta ‘olabilir’, ancak özel sigorta olmalı demektedirler.

Jura Kantonu’nun kanton bünyesinde tek bir sağlık sigortasının olmasının olanaklarının kontrol edilmesi sebebiyle, kanton özerkliği yasası çerçevesine dayanarak verdiği meclis önergesi Kasım ayı içerisinde Kanton Temsilcileri Meclisi Sağlık Alt Komisyonu’nda görüşülerek, önerinin, anayasa ve sağlık sigortası yasasına uygunluğu ve muhtemel düzenlemeler karara bağlanacak. Dolayısıyla, her ne kadar liberal-muhafazakar siyasi çevreler, halkın, var olan sisteme güven tazelediğini iddia etse de, oylama ile sonuçlandığı düşünülen, sağlık sigortaları ve sistemi yeniden tartışılmaya devam edecek, tek tek kantonlar ya da bölge düzeyinde kamusal tek bir sağlık sigortası uygulama olanağı, sigorta şirketlerini bayağı bir zora sokacaktır.

*****

Dış politikayla bağlantılı olmak üzere Ortadoğu’da özellikle IŞİD merkezli yaşanan gelişmeler, siyasi çevreler ve basın tarafından acıma duygusuyla ele alınan dram olmaktan öteye gitmezken, HDP’li vekillerin Cenevre’de BM önünde Kobané başta olmak üzere, IŞİD sürüsü ve besleyicileri tarafından tertiplenen saldırı ve katliamlara dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirdikleri açlık grevi ise görmezden gelindi. Siyasi erkin iki yüzlü bu tutumu, daha çok kendi demokratik yaşamlarını inşa etmek üzere bütün gücüyle direnen bir halkın iradesini görmezden gelerek, sorunu sınırlara ve ülke dışına akın eden mülteci sorunu olarak ele almasında, bölgeye ABD öncülüğünde gerçekleşen yeni emperyalist müdahalelerin güvenlik sorunu sonucuymuş gibi göstermeye çalışmasında ifadesini buldu. Buna rağmen İsviçre’de ve Avrupa’da binlerce kişi sokaklara çıkarak direnişi ve Rojava halkının demokratik yaşam talebini sahiplendi.

Öte yandan, Irkçı ve istismarcı çevrelerde, bu gelişmelere paralel olarak dini farklılıkları kendilerine mesnet edip, Kanton Thurgau ve St.Gallen’de okullara türban yasağı getirilmesini ön gören yasa tasarıları üzerinden, gerilimi tırmandırmaya çalışıyorlar. Önümüzdeki aylarda bu konuyla ilgili ulusal ölçekli bir inisiyatifin gündeme gelmesi ise şaşırtıcı olmamalı.

******

İsviçre’de önümüzdeki sürece damgayı vuracak bu gelişmeler, tüm emekçiler için mücadele birliğinin ilerletilmesinin önemini daha da arttırıyor. Sömürücü rantiyerlerin bin bir türlü yolla emekçilerin kanını emmeye devam etmesine, emperyalist müdahalelere ve bölgesel çatıştırmalara karşı, demokratik yaşamı savunma ve sahiplenme mücadelesi, ayrımcı ve ayrıştırıcı her türlü kirli politikaya karşı emekçilerin birliği ve ortaklaşması ise halkların panzehri olacaktır.