Haydar Sancar- İbre mücadeleyi gösteriyor

10

Birikmiş bir çok çelişki ve çatışmalarla, yenilerine de yol açacak bir çok olgu ve gelişmelerle yeni bir yıla girdik. Dünya geneline bakıldığında emperyalist saldırganlıkların ve müdahalelerin hız kesmediği, kimi yerlerde bölgesel çelişkiler üzerinden en geri ayrılıklara yaslanarak çatışmaların kışkırtıldığı ve bu çatışmalı ortamlardan faydalanarak rakip ülkelere ve güçlere karşı stratejik üstünlük sağlanılmaya çalışıldığı, bu politikaların sonucunda dünya geneline yayılan cihatçı terörün kanlı katliamları, genel bir tablonun öne çıkan ilk verileriydi 2016 için. Yılın sonunda, Fransa’dakine benzer bir biçimde Almanya’nın başkenti Berlin’de tırla pazar yerindeki kalabalığa dalarak onlarca insan cihatçı terör örgütü IŞİD tarafından katledilirken, bu olay Avrupa’da 2017 yılında nelerin yaşanabileceğinin de göstergesi oldu.

Kuşkusuz potansiyel ve fili olarak sıradan halkın yaşamını tehdit eden sadece bu tehlike değil. Bir süreden beridir emperyalist güçler arasında giderek sivrilen çelişkiler, halkın yaşantısını sosyal siyasal ve ekonomik yönden tahrip eden sömürü politikaları, egemen sınıfların, emekçi sınıflara karşı saldırgan tutumu, güvenlik ve gelecek kaygısı altında umutsuzluğa ve korku cenderesine sürüklenmeye çalışılan emekçi yığınlar, ırkçı ve istismarcı parti ve akımların propagandalarına açık hale getirilerek, arka taraftan yine sömürücü sınıfların çıkarlarına bağlanmasına olanak tanıyan burjuva politikaya ‘mecbur’ bırakılmak isteniyor. 2016 yılı bununla ilgili örneklerin hayli yoğun yaşandığı bir yıldı. Avrupa’da, ABD’de son çeyrekte yaşanan seçimler ve ortaya çıkan sonuçlar da az çok görüldüğü gibi halk kitlelerinin ırkçı ve saldırgan tekelci burjuvazinin çıkarları etrafında hizaya çekilmeye çalışması, emekçi yığınların kendi gerçek çıkarlarından vazgeçilmesi istenerek, egemen sınıfların isteklerine’ rıza’ gösterir duruma getirilmesi geçtiğimiz yılın başka bir genelliği oldu.

Uluslar arası alanda yaşanan gelişmeler, doğaldır ki İsviçre’nin hem dış hem de iç politikası için yürütülen tartışmaların da belirleyici faktörlerinden oldu. Bir taraftan, IŞİD gibi cihatçı terör örgütlerinin Avrupa’da gerçekleştirdiği kanlı eylemlerin yarattığı etkiye bağlı olarak ‘güvenlik’ politikaları, halkın yaşamının denetim altına alınmasını kolaylaştırması, ‘güvenlik’ pahasına halkın kendi hak ve özgürlüklerinden vazgeçmesi gibi yasal sertleştirmelerin aracı haline dönüştürülürken, ırkçı propagandanın kolayca yayılmasına da olanak sağlayan gelişmeler olarak öne çıktı. Terör riskine karşı, ülke güvenliği ile ilgili başka yasal değişiklikler ve uygulamalar ise karara bağlanmak için sırasını bekliyor.

2016 yılında toplu işçi kıyımları, sınıf mücadelesi açısından yaşanan önemli gelişmelerden biriydi. Sektörleri farklı olmak üzere, birçok fabrikada işçiler topluca işten atılmaya devam etti. Birçok kantonda tasarruf paketleri yürürlüğe koyulmaya çalışılırken, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve yardımlar konusunda kazanılmış hakların yok edilmesi hedeflendi. Ancak bu saldırlar karşısında halk kitleleri toplu eylem ve gösterilerle, yasal değişikliklerin geri çekilmesi için sokaklara indiler. Kitle mücadelesi açısından da bir dinamik sağlayan halk tepkisi, önümüzdeki dönem gözetildiğinde, sosyal hak gaspları adı altında yürürlüğe koyulmaya çalışılacak her türlü saldırı paketine karşı yine kitlesel bir mücadele hattına girecek olguları da bağrında taşıyor aynı zamanda.

Yeni liberalizm söylemleriyle, 2017 yılı için alışılagelmişin dışına taşan bir politik güzergâha işaret eden liberal burjuvaların ve onların her alandaki temsilcilerinin yönelimleri ise ‘aşırılıklarından’ arındırılmış, söylem ve ifade tarzlarıyla, liberal merkez bir sağın güçlendirilmesi, sol olarak nitelendirilen, SP gibi partilerin içerisinde bu politikaya uyum gösterecek kümelenmenin oluşturulmasını hedefliyor. Yeşillerin, liberalini yaratan bu liberal dalga, uçlaşan sınıf karşıtlıklarının yarattığı diri mücadele duygusu ve bu mücadele arzusunun özellikle genç sosyalistlerce parti yönetiminin eleştirildiği mücadeleci çizgi vurgusu, parti programına yeniden giren sınıf karşıtlıkları tespiti, karşısında da SP’ye mücadeleden yana anlayışın hakim olmasını istememekte, dirsek temasıyla mücadele çizgisinin savunulmasını içten zayıflatmayı hedeflemektedir. Bu hedefe uygun olarak burjuva liberallerin 2017 yılında daha somut bir tutum içerisinde ilerleyecekleri verileri ise son derece güçlü. Ancak egemen sınıfın salvoları bunlarla sınırlı değil. Örgütlenme eğilimi içerinse girmiş tüm güçlerin mevcut araçlarını güçten düşürmenin yanı sıra, burjuva kamp sermayeye sınırsız sömürü özgürlüğü istemekten de geri durmamaktadır. Vergi reformlarıyla bir biri ardına yapılan sermayeye vergi indirimleri, taşeronlaştırma ve ücret baskısını azgın sömürü için daha çok avantaja çevirmek üzere sürekli saldırı pozisyonunu ise korumaktadır. Burjuvazinin bu tutumunun devam edeceği ise tartışmasızdır.

İç ve dış politikada ortaya çıkan dönemsel ve genel karakter taşıyan karşıtlıkların giderek daha da belirginleştiği sınıf çelişkilerinin yer yer enerji biriktirdiği bir dönem olacağına dair önemli veriler olan 2017’nin, özellikle İsviçre’de yaşayan Türk ve Kürt kökenli göçmenler için Türkiye ve Ortadoğu politikasına bağlı olarak farklı yanlar da taşıyacaktır. Bir taraftan tek adam diktasına doğru koşar adım ilerleyen KHK ve OHAL ile yönetilen bir Türkiye eliyle yurtdışında yaşayan Türk ve Kürt kökenli göçmen emekçilerin kamplaştırılması, muhaliflerin istihbarat faaliyetleriyle fişlenip bildirilmesi sağlanırken, serpilen kin ve nefret tohumlarıyla emekçi göçmenler bir birlerine karşı kışkırtılmaktadır. Türkiye’de yaşanan gelişmelerin, çelişki ve çatışmaların bizzat iktidar partisi eliyle sınır dışına taşırılarak rant meselesi haline getirilmeye çalışması etkisini bu yıl da hissettirecektir.

Sonuç olarak geçtiğimiz dönemden birikerek yeni yıla devrenden sorunlar, çelişki ve çatışmalar, yenileriyle beraber yeni bir mücadele yılında karşımızda olacak. Bu mücadelede başarı ve ilerleme sağlayabilmenin koşulu ise, istikrarlı ve tutarlı bir hatta ilerlenmesini zorunlu kılıyor. Türk ve Kürt kökenli emekçilerin yerli işçi ve emekçilerle beraber saldırılara karşı ortak bir hatta birleşmek üzere çaba göstermesi doğru bir mücadele zeminin yaratılması için de katkı sunacak, Türkiye’deki demokrasi ve özgürlük mücadelesine verilecek desteği de güçlendirecektir. 2017’nin emekçilerin hak ve kazanımlarını ilerlettiği bir yıl olmasını diliyor, okuyucularımızın ve tüm emekçilerin yeni yılını kutluyoruz.