Haydar Sancar- Azami – asgari ücret meselesi ve gelişmeler

Capture1 - Copie

1:12 İnisiyatifi oylamasından çıkan ret üzerinden değerlendirme yapan Bakanlar Kurlu ve parlamentonun emekçi düşmanı siyasi partileri, işçi ve emekçilerin taleplerini görmezden gelerek, bu ülkede emeğiyle geçinenlerin, insanca yaşayabilecekleri adil bir ücrete ihtiyaçları yokmuş, her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranıyorlar. Toplam ciroları içerisindeki kâr payları günden güne artan tekeller ve azgın yöneticileri için her türlü yasal düzenlemeyi yapma yönünde engel tanımayan, parlamentodaki sermaye temsilcisi partiler, konu emekçilerin talepleri ve hakları olduğunda ise kulaklarını kapatıp, korku borazanını çalmaktadırlar. 300 binin üzerinde emekçinin, çalıştığı halde açlık ücretine mahkum bırakılmasını, tıkırında işleyen ekonominin nimeti olarak gösteren,burjuva politikacıların hedefi konu ücretler olduğunda ölümü gösterip sıtmaya razı etmek oluyor.

Ücretler üzerine tartışmalar bir süre daha gündemi işgal edeceğe benziyor. En azında 2014’ün ortalarına kadar. 24 Kasım oylaması sonucunda hız kesmeden, asgari ücret tartışmalarına geçilmesi ise sermayenin bilinçli bir tercihi. Çünkü; 1:12 İnisiyatifi’nin ret edilmesi büyük sermaye ve temsilcilerine yaradı ve ‘arkalarına aldıkları rüzgarla’ çemberin çapını genişletmek istiyorlar. Neticede sırada önümüzdeki yıl oylanacak asgari ücret inisiyatifi var. Karşı propaganda için en uygun zaman ve koşullar söz konusu. Peki ne diyor çok büyük sermayenin temsilcileri? Kapsama alanı genişletilmiş bir formülasyonla; üst kademeye sınırlama getirecek bir ücret uygulamasının, ‘alt’ kademe için de dayatılamayacağını söyleyerek, ‘devlet’in pazarın her türlüsünden elini çekmelerini istiyorlar!Yani iddialarına göre pazarın bir dengesi var ve dış müdahaleyle bu denge bozulacak ve pazar alt üst olacak!Dolayısıyla hem 1:12 hem de asgari ücret talebi bir müdahaledir ve engellenmelidir.

Bunların denge olarak gördükleri olgu ise arz ve talepteki dalgalanmalara bağlı olarak hafif oynamalar gösteren bazı verili koşullardaki pazar durumundan çok, sınırsız emek sömürüsü ile beraber işçi sınıfı ve sermaye arasında ücretler üzerinden yürüyen çatışmada sermaye güçlerinin bulunduğu mevziyi kaybetmemesidir. Bu durumu açıklamaya girişirlerken de bilinen yöntemleri kullanmayı pek bir seviyorlar liberal burjuvalar. Ücretleri arttırmak ya da yasal asgari bir taban ücreti tespit etmek, arı kovanına çomak sokmaktır diyor ve devam ediyorlar; ücretlerin artması ya da arttırılması birincisi fiyatları arttıracak ve işsizlik yükselecek, ikincisi uzman işgücü ile uzman olmayan işgücü arasındaki farkı ortadan kaldıracak ve buna bağlı olarak ta ‘dual’ eğitim sistemini tamamen işlevsiz hale getirecek demektedirler. Yani bizim İsviçreli sermaye sahiplerimiz ücret artışı dediğiniz anda hop oturup hop kalkmaktadırlar. Onlara göre gereksiz tartışmalardır zaten sistem mükemmel derecede işlemektedir. Durup dururken sistemi tökezletmenin anlamı yoktur vs.vs…

Bu propaganda, söz sahibi liberal burjuva takımın sıkça başvurduğu bir yöntem olarak halk arasında, uçlaşmış bazı geri eğilimlerin beslenip körüklenmesinin anahtarı olarak hassasiyet yaratmakta, büyük kapitalistlerin açık ve gizli tehditleri, bu hassasiyetin bir korkuya dönüşmesine yol açmakta, Bakanlar Kurulu ise üstlendiği görevle bu işlevi pekiştirmektedir. Aslında içerik açısından yeni bir şey söylenmemektedir. Ücretlerde genel bir yükselmenin, fiyatların toplamında bir değişiklik yaratmayacağını Marx, önceki yüzyılda gösterip, genel ücret artışının, kâr oranlarında genel bir düşüşe yol açacağını vurgularken , bu gün koparılan gürültünün kaynağına işaret etmişti. Yani işin özü, işçi ücretlerinde meydana gelecek bir artışın, kapitalistin kârını azaltacak olmasıdır!Gerisi laf kalabalığı olsa da halk arasında bir etki yaratmaktadır. Bir kısım yerli basın da zaman kaybetmeden koroya katılıp, sürece lehte bir yön vermek üzere iş koyulmuşlardır. İşte basına yansıyan haberlerden bazı örnekler; ‘İşsiz kalmaktansa, az paraya çalışmak gerek, ekonominin buna ihtiyacı var!’ ‘ Meslek eğitimi yapanlar, o kadar zaman boşa okumuş olacaklar, çünkü asgari ücretle beraber eğitimli eğitimsiz her kez aynı ücreti alacak…’ Buna paralel olarak Federal Parlamento asgari ücret talebi ile ilgili yaptığı oturumda, parlamentonun tutumunu belirlemek üzerine tartışmaları sonlandırıp oylamaya geçemeyerek oturumu ertelemiş olmasının sonucu etkilemeyeceğine, merkez sağ ve liberal partilerin oylarıyla parlamentodan asgari ücrete hayır parolasının çıkmasına kesin gözüyle bakılmaktadır.

Neticede asgari ücret inisiyatifinin oylaması sürecinin, bu veriler ışığında bakıldığında oldukça zor geçeceği anlaşılmaktadır. İsviçre’de 300 binin üzerinde emekçi, aylık 4 bin Frank’ın altında bir ücretle çalışmakta ve gelir dağılımında makas giderek açılmaktadır ve emekçilerde bu konuda duyarlılık gelişmektedir. Bu önemli bir olanaktır. Ama yeterli değildir. Başarı sağlanmasının diğer önemli bir koşulu da, bu güne kadar tercih edilen tek düze propaganda ve çalışma tarzının dışına çıkmasını sağlayacak, halkın geniş kesimlerini, burjuva propagandanın etkisinden kurtaracak yöntem ve içeriğin geliştirilip kullanılmasına bağlı olmakta en geniş çevrenin sahiplenmesine duyulan ihtiyacı zorunlu hale getirmektedir.