Haydar Sancar- 100. yılında kasım genel grevi

43

Bolşeviklerin, çarlığın yıkılması, akabinde Petrograt’ki geçici hükümetin devrilmesi, iktidarın, İşçi, Köylü ve Asker Sovyetlerine geçmesiyle yol açtıkları çağın etkisi dünya genelinde birçok ülkeye yayıldı. Bu etkiden, dünyada keskinleşen savaş, açlık ve sömürü koşullarından İsviçre’nin de etkilenmemesi kaçınılmazdı. Büyük Ekim Devrimi ile işçi sınıfı ve onun devrimci teorisi iktidarı eline almakla, kapitalist sömürü düzeni ve emperyalist dünya savaşı karşısında proletaryanın ve ezilen halkların gerçek kurtuluşunun deneyimini inşa ediyordu. Devrimle alınan birçok karala birlikte, eğitim sistemi laik hale getirilerek kilisenin eğitime müdahalesi yasaklandı. Din ve inanç özgürlüğü sağlanarak, din propagandası yasaklandı. Kadınlara seçme-seçilme hakkı verildi. Medeni kanun yürürlüğe konularak, nikah ve boşanma hakkı yasallaştı. Her türlü soyluluk sıfatlandırılması kaldırıldı ve herkes yasalar önünde eşit kabul edildi. Çalışanlara, çocuklara ve çalışamayacak durumda olan yaşlı ve hastalara yönelik sosyal güvence sistemi inşa edildi. Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi. Çocuk işçi çalıştırılması yasaklandı. 1918 yılına gelindiğinde, Bolşevikler devrime karşı yönelmiş beyaz iç saldırganlığa karşı mücadele ederlerken, İsviçre de halk ve emekçi yığınlar Ekim Devrimi’nin güvence altına aldığı talepler için mücadele yolunu seçiyorlardı. Ekim Devrimi’nin ardından, büyük bir korku ve tedirginliğe kapılan İsviçre burjuvazisi ve siyasi temsilcileri, sınıf hareketiyle birlikte genel bir halk ayaklanması ihtimalini ortadan kaldırmak üzere yaptıkları toplantılarda önemli karalar alıyor, Bolşevik Devrimi düşmanlığını açıktan ilan ediyor, her türlü başkaldırının kanla bastırılacağının sinyallerini de veriyorlardı.

Ağır sömürü koşullarında çalıştırılan emekçiler, sosyal güvence, 48 saatlik çalışma haftası için örgütlenme ve mücadele çalışmalarını yürütürlerken, 1. Dünya Savaşı’nın neden olduğu açlık ve kıtlık ülkeye yayılmış durumdaydı. Gıda maddeleri karneye bağlamış, aş evleri kurulmuş emekçi kitleler içerisinde var olan sefalet daha ağır koşullara doğru evirilmeye başlamış durumdaydı. Bakanlar kurulu ve federal parlamentoya yapılan çağrılara karşı burjuva iktidar kulaklarını tıkamaktaydı. Koşulların giderek ağrılaşması karşısında Olten Eylem Komitesi olarak adlandırılacak komitenin çağrısı ve öncülüğü ile 250 bin emekçi genel grev için sokaklara çıkacaktı. 9 maddelik bir talep listesi etrafında gerçekleşen eylem ve grevde halk yığınları; kadınlara seçme ve seçilme hakkı, 48 saatlik iş haftası, ordunun halk milislerine dönüştürülmesi, gıda maddelerinin tedarikinin güvence altına alınması, yaşlılık ve malullük sigorta güvencesinin sağlanması, ithalat ve ihracatın devlet tekeline alınması, devlete ait borçların mülk sahipleri tarafından ödenmesi gibi talepleri öne çıkararak eylem gerçekleştiriyordu. Bu taleplerin Ekim Devrimi ile güvence altına alınan kazanımlarla önemli oranda örtüştüğünün farkında olan İsviçre burjuvazisi, tereddütsüz bir şekilde orduyu işçilerin ve halk yığınlarının üzerine salarak hareketi kanla bastırmaktan kaçınmayacaktı. Grenchen’de 3 genç işçi askerler tarafından katledilecek, hareket bastırılacaktı. 9- 12 Kasım 1918 yılında yapılan eylem ve grevlere damgasını vuran taleplerin, yıllar sonra kazanım olarak elde edilmesinin önünü açacak olan bu devrimci direniş çizgisi İsviçre sınıf hareketi açısından da birçok yönden öğreticiliğini korumaktadır.

Ekim Devrimi’nden bir yıl sonra patlak veren grev ve yığın hareketinin ortaya çıkışı, gelişimi, İsviçre sosyal demokrat hareketinin tuttuğu yer ve pozisyon açısından da belirleyicidir. SP’nin bu hareket içinde üstlendiği rolü, Lenin Zimmerwald ve Kiental konferanslarında, İsviçre’de sürgünde kaldığı yıllarda tahlil etmiş, Ekim Devrimi’ni yönetmek üzere İsviçre’den ayrılırken İsviçreli işçilere yazdığı mektubunda vurgulamış ( bu mektubu Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılı vesilesiyle Aralık 2017 sayımızda yayınlamıştık.) ve değerlendirmelerinde ne kadar haklı olduğu gelişmelerin sonucunda da ortaya çıkmıştır. Şöyle diyordu Lenin İsviçreli işçilere hitap ederken:’…. Tüm ülkelerin sosyal-yurtseverleri gibi proletaryanın kampından burjuvazinin kampına geçen, açık sosyal yurtseverler ve oportünistler, İsviçre’nin «Grütlileri», bunlar, sizden açıkça yabancıların İsviçre işçi hareketi üzerindeki zararlı etkilerine karşı mücadele etmenizi isterlerken; İsviçre sosyalist partisinin liderleri arasında çoğunluğu oluşturanlar maskeli bir biçimde aynı politikayı yürütürlerken, enternasyonalist görüş açısını destekleyen İsviçre’nin devrimci sosyalist işçileri arasında en sıcak sempatiyi bulduğumuzu ve onlarla yoldaşça ilişkilerden çok yararlar elde ettiğimizi belirtmeliyiz.’ Demekte, ‘yine SP içerisinde sayıları 10 ila 15’i geçmeyecek enternasyonalist bir yoldaş grubu ile her türlü dayanışma ve eylem birliği içerisinde olduğunu vurgulamaktadır.’

Lenin’in maskeli bir biçimde politika yürüttüğünü söylediği SP yöneticilerinden biri de Robert Grimm dir. Grimm Olten Eylem Komitesi içerisinde yer almakta ve ilan edilen grevi süreli bir uyarı grevi olarak gerçekleştirmeyi planlamaktadır. Ama büyüyen hareket ve eylemlerin çapı Grimm’in sınırlamak istediği çerçeveyi yıkmış ülke genelinde genel greve dönüşmüştür. Grimm’in şahsında SP’nin hareketi uzlaşma ve kontrol altında tutma eğilimi, anti-Bolşevik tutumu Lenin’in öngörülerini haklı çıkarmış, SP’nin 1919 ve 1290 yıllarında kominterne üye olmayı ret etmesiyle o dönem SP içerisinde yer alan sol grubun ayrılmasına ve İsviçre Komünist Partisi’nin kuruluşuna yol açmış, SP yöneticileri yüzlerindeki maskeyi söküp atarak burjuvazinin yardımına koşmuştur. Bugün proletaryanın devrimci başkaldırısına, onun devrimci önderlerine ve ideolojisine karşı saldırıda burjuvazinin kalemlerinin ve onların işbirlikçilerinin Grimm güzellemesi yapması bu açıdan anlaşılırdır. Ancak 9-12 Kasım 1918 genel grevinin 100. Ve Büyük Ekim Devrimi’nin 101. Yılında İsviçre sınıf hareketi açısından çıkarılacak bir ders varsa, bu direnişin nostaljik bir anma meselesi yapılmasından öte, işçi sınıfının iktidar mücadelesinde devrimci örgütünün yaratılması ve onun sağlam bir ideolojiyle donatılması sorunudur.

 

42