Göçmen İşçiler Konferansından işçi izlenimleri

 

 

 

 

 

Önder FIRAT , işçi, Neuchatel

UNIA’nın çagrısıyla; Türkiyeli işçileri kapsayan konferansa katılmaktan ben de mutlu oldum. Şüphesiz UNIA ‘yı yada sendikaları bir çok konuda eleştirebiliriz. Eleştirmeliyizde.  Ama unutmamalı ki eleştirilerimiz, biz de birşeylerin ucundan tutarsak önem kazanır. Daha çok pozitif yanlarını önemsiyorum.  Vania Alleva’nın sözünü ettiği, UNIA Forta,  yani sendikanın kendi içinde kendini yenilemek ve kendi dinamiğini süreklileştirmek için olusturduğu yapılanmada önemsenmeli diye düşünüyorum.  Bana biraz daha sol bir duruş izlenimi verdi; en azından tipik brokratik anlayışa karşı bir set olacaktır.

Belki sürenin bir proğram dahilinde ilerlemesinden ya da konuşmacıların çokluğu ve katılımcıların kendi yorumlarını -elbette o da olmalı- fazlasıyla uzattıklarından, temel konular biraz arka planda kaldı bana göre. Elbette,  yabancılar işyerlerinde  yerli halka nazaran daha fazla sorunla karşılaşıyor ya da daha düşük ücrete çalıştırılıyorlar, ama bunun şikayeti yerine daha çok çözüm noktaları üzerine yönelebilseydik daha iyi olurdu. Ek olarak katılımcı arkadaşlar genel olarak bizim eski tüfekler diye tabir ettiğimiz kesimi oluşturuyordu. En azından kendi çocuklarını böylesi etkinliklere teşvik etmeleri gerekirdi ve belki yerini bulur diye belirtmek istiyorum; bunun da, genel olarak Türkiyeli politik sığınmacıların bir hastalığı olduğunu ve bu konuda kendilerini sorgulamaları gerketiğini söylemek istiyorum.

Ve yabancılar arasında Türkiyelilerin sendikalaşma oranın azlığını bilmiyordum öğrenmiş oldum. Ve kendime şunu sordum. İsviçre genelinde azımsanamayacak bir politik sığınmacı topluluğu var ve bir çoğuda uvriyerist (işçi kökenli) yapılardan gelmelerine rağmen -ki Zurih’te yapılan 1 Mayıs gösterilerine katılanların yarısından daha fazlasının Türkiyeliler olduğunu düşününce- Türkiyelilerin sendikalaşmadan uzak durmalarının sebebi sadace üye aidatımı diye kendime sormadan edemiyorum. Hem en başta biz uzak kalırsak, apolitik diye tabir ettiğimiz kesimler neden uzak kalmasın.

Herşeye rağmen, bu bir ilk adımdı ve daha iyiye doğru bir adımdı. Daha iyi bir organizasyonla daha geniş kitleleri bir araya getirebiliriz. En azından çevremizdeki duyarsız kesimleri duyarlılaştırmak çok zor olmasa gerek. Teşekkür ederim.

 

Sinan Ece, Kanton Zug, 27

UNIA`nın ilk defa gerçekleştirdiği türkce konferansa katılmaktan oldukça hoşnut kaldım. UNIA`yı iyi tanıma fırsatı buldum.  Türkiyeli  sendikacılar HAYDAR SANCAR, ALI KORKMAZ  ve EMINE SARIASLAN  gibi insanların UNIA`da aktif olmaları, İsviçre de çalışan, yaşayan ve üreten insanlarımız için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Konferansa katılımın iyi olmasının yanında, katılımcıların ağırlığı 78 kuşağı olması benim için konferansın eksi bir yanıydı. Yeni nesil genç  sendıkacılara ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. UNIA` da gençlik ve kadın faliyetleri oldugunu öğrendim. Bugün üye oldum ve UNIA`da gençlik faliyetleri yürütmek istiyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Aysel YURTSEVEN

Avrupa `da, dünyanın önde gelen devletlerin de dahi, insan, sosyal, kültürel, ekonomik ve daha bir cok alanda gerek hukuksal gerekse maddi-manevi yıpranmalarla ne yazık ki hep bir mücadele icinde olmak durumunda. İsvicre de henüz calışmıyorum ama calışan arkadaşların tecrübelerini ve karşılaştıkları sorunları, bu sorunlar karşısında sendikalı olmak ve birlikte hareket etmenin önemini, UNIA`nın toplantısında net bir şekilde paylaştık. Gelişmek ve geliştirmek adına, eğitici bilgiler edindik. Herkes icin faydalı bir toplantı olduğunu düşünüyorum.

Roportaj:  İsmail Simsek

 

 

 

 

 

 

 

Suat Karavuş:

13 Ekim’deki Türkiyeli Göçmen İsçiler Konferansı’na hangi kantondan katılıyorsun ?

Aargau

Bu konferansa neden katılıyorsunuz?

Bu ülkedeki bir azınlığa, yani göçmen azınlığına ait bir işçi olduğum için.

DIDF  ve UNIA’nın ortak  düzenlemiş olduğu Göçmen İşçiler Konferansı’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Birincisi, Konferans bence çok önemli bir konuya işaret etti. Bu konu göçmen işçi olmaktan kaynaklanan ek sorunlardır. Bizim işçi olmaktan kaynaklananan sorunlarımız vardır. Ama ayrıca bir de göçmen işçi olmaktan kaynaklanan ek sorunlarımız vardır. Örneğin çalıştığımız iş yerinde yerli işçilere nazaran hem daha kaliteli, hem de onlardan daha ucuz olmak zorundayız. Kağıt üzerinde eşit olmak başka bir şey, pratikte eşit olmak başka bir şeydir. Konferans buna uzaktan ve sendikacılar bunu istemediği halde, zımmen işaret etti. Ama bu işaret etme, işaret etmenin ötesine ne yazık ki geçemedi, orada kaldı. Konu üzerinde, yani göçmen olmanın getirdiği ek sorunlar ve haksızlıklar üzerine tartışılmadı. Ben oraya esas olarak bu umutla gelmiştim. Çünkü bana verilen çağrı metninde “Sorunlarımızı ve ihtiyaçlarımızı birlikte tartışalım!” yazıyordu.

İkincisi, ortada bir organizasyon yetersizliği vardı. Sendikanın konuyla ilgili yöneticileri konferansın duyurusunu şubelere göndermişler ama anlaşıldığı kadarıyla duyuru şubelerede takılıp kalmış. Benim konuşmalardan çıkarttığım şu; eğer DİDF’in ve orada bulunan DIDF’li arkadaşların ve Türkiyelilerin kişisel girişimi olmasaydı sendikanın yaptığı merkezi çağrı,  şubelerde takılıp kalacaktı. Bu yalnızca sendika bürokrasisine değil, şubelerde görevli olan sendika çalışanlarının göçmen işçi sorununa kayıtsız olduklarına da işaret…

Üçüncüsü, Ayrıca ayrıntı sanılabilir ama bence çok önemli, Work Gazetesinin Horizonta adlı ekinde konfrans “Türkçe konuşan göçmenler konferansı” olarak verilmiş. DİDF’in çağrısında ise Türkiyeli işçiler konferansına katılalım ! başlığı var. İkisi kesinlikle aynı şeyler değil… Bilmem bu konuda açıklama yapmaya gerek var mı ? Örneğin Türkiyeli olup da işçi olmayan, tersine işveren olan göçmenler var ve bu konferans onların da katılabileceği bir konferans değil, DİDF’in çağrısına göre.

Konuşmalarda konferansın kim tarafından düzenlendiği de muğlakta kaldı. Ben DİDF’in düzenlediğini biliyordum. Ama kürsüde konuşan Türkiyeli arkadaşlar bu konferansı sendikanın düzenlediğini söylediler. Yanlış anladığımı sanmıyorum. Önemli mi ? Bence önemli… Benim 20 yıllık işçilik ve 10 yıllık aktif sendika temsilciliği deneyimden çıkarttığım bir ders var. Azınlıkta olanların kendi aralarında örgütlenmeden, çoğunlukta olanlarla birlikte gerçekleştirdikleri her etkinlikte harcadıkları emek, çoğunluktakiler tarafından bilinçli ya da bilinçsiz gasp ediliyor.Bununla bağlantılı olarak benim orada “yerli işçiler ile yabancı işçiler arasındaki çıkar çelişkilerine dair ne söylemek istersiniz ? şeklindeki soruma; “işçi sınıfının ortak çıkarları” masalıyla karşı çıkıp, aman bölünmeyelim şeklinde öcü masalı anlatan arkadaşın tavrı bu konunun ya hala anlaşılmadığını, ya da görmezlikten gelindiğini anlatıyor. İşçilerin ortak sınıfsal çıkarlarının olduğu gerçeği, aynı zamanda işçilerin kendi içlerinde yerli (çoğunluk) ve göçmen(azınlık) işçileri olarak çıkar çelişkilerine sahip oldukları gerçeğini ortadan kaldırmaz. Deve kuşu gibi kafamızı kuma gömüp, bizzat işçi sınıfının kendi içindeki bu çıkar çelişkilerini görmezlikten gelmek, ortak sınıf çıkarlarını söylemini temcit pilavı gibi öne sürüp durmak bize bir şey kazandırmaz. Bu kafayla göçmen işçilere gitseniz bile sizi kapılarından kovarlar. Ortak çıkarlar için ortak mücadele vermek gerek, tamam da, ortak olmayan çıkarlar için ne yapacağız, çoğunluktaki yerli işçilerin insafına mı bırakacağız kendimizi ?

Dördüncüsü, Konferansın adı, amacı işaret ettiği şey farklı olduğu halde, oradaki görevlilerin bizden istediği şey özetle şuydu: Sendika içinde değişim süreci var, bu süreçte sendikaya daha çok üye kazandırmak için harekete geçin. Üye ettiğiniz üye başına 100 Frank ödül alacaksınız. “Olur. başka sıkıntınız yok mu ?” dedim içimden. “Bunların asıl amacı ortaya çıktı. Bizi buraya göçmen işçilerle yerli işçiler arasındaki eşitsizliği tartışmak, bunu gidermeye çalışmak için kafa yormak için değil, sendikaya yeni üyeler bulmak amacıyla gazlamak için çağırmışlar. Nein Danke. So Nicht… ”

Sizce sendikalar ve sendika yöneticileri nasıl olmalı?

Bu konuda söylenecek çok şey var ama. Yalnızca iki şeyi söylemek isterim.

1-Sendika yöneticilerinin maaşı asgari ücreti geçmemeli

2-Yöneticiliğe ve çeşitli görevlere seçilenler onları seçenler tarafından görevlerinden azledilebilmelidirler.

 Konferansı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu soruya yukarda yanıt verdim.

Bu konferansa katılmanız için size kim çagrı yapti bize açıklarmısınız?

DİDF.

Roportaj icin teşekkür  ederiz

Suat Karavuş:  Ben de Arkadaş Gazetesi’ne teşekkür ederim

Röportaj: Cabbar Karaçam