Fuat Akyürek- Yeni Bir Döneme Doğru

Uluslararası işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’a bu yıl işçi hareketindeki yeni canlanma damgasını vurdu. Başta Fransa olmak üzere, Almanya, İngiltere, ABD gibi ülkelerde işçiler bu 1 Mayıs’ı gösteriler ve grevlerle karşıladılar. Fransa’da iş yasalarının büyük sermaye lehine işçiler aleyhine ve pek çok hakkın gaspedilerek düzenlenmek istenmesine karşı Fransa işçileri mücadele yolunu tuttu. Almanya’da toplu sözleşme öncesinde işçiler taleplerini sokaklarda ve 1 Mayıs’ta güçlü bir biçimde dile getirdiler. ABD’de 40.000 telekominikasyon işçisi 1 Mayıs’ı grevle karşıladı.

 
İspanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerde işçiler sermayenin saldırılarına karşı yeni mücadelelere hazırlanıyorlar. Kısacası dünyanın dört bir yanında işçi sınıfı sermayenin yoğunlaşan saldırılarına karşı yeniden mücadele yolunu tutuyor. Fransa örneğinde görüldüğü gibi sadece işçiler değil, günlerdir sokaklarda olan gençlerde kendi talepleri için güçlü bir biçimde alanlara çıktılar. Kısacası kapitalizmin merkezlerinde iş yasalarının sermaye lehine düzenlenmesine, sağlık ve eğitim alanlarındaki hak gasplarına karşı eskisinden daha yaygın bir biçimde alanlara çıktılar. İsviçre’de de 1 Mayıs, emekçilere yönelik yeni hak gaspları gündemde olduğundan geçmiş yıllara göre daha kitlesel katılımlarla karşılandı. 2016 1 Mayıs’ına bütün bu mücadeleler damgasını vurdu.

 
Türkiye’de de 1 Mayıs işçilerin somut taleplerinin yanısıra barış ve demokrasi taleplerinin dile getirildiği bir gün oldu. Türkiye işçi sınıfı kıdem tazminatının kaldırılmak istenmesi, düşük ücret dayatması, günümüzün modern ücretli köleleri olan işçilerin bu köleliklerine bir halka daha ekleyen kiralık işçiliğe, esnek çalışmaya karşı ve 657 sayılı iş güvenceli çalışanların bu güvencelerinin kaldırılmak istendiği süreçte 1 Mayıs’ı karşıladı. Aynı zamanda peşpeşe patlayan bombaların kitleler üzerinde korku ve tedirginlik yaratması da söz konusu idi. Üstelik 1 Mayıs günü Antep’te patlatılan bir IŞİD bombası ile başlamış, bu korkunun arTması istenmişti. Tüm bunlara karşın alanları dolduran yüzbinlerce işçi ve emekçi aynı zamanda bu korku duvarını da yıkmış oldu.

 
Türkiye 1 Mayıs’ına işçilerin somut ve acil taleplerinin yanısıra barış ve demokrasi taleplerinin damga vurmuş olmasının anlaşılamayacak bir yönü bulunmamaktadır. Çünkü ülkede demokrasi ve barış sorunu en önemli politik sorun olarak ilk sıradaki yerini korumaktadır. Kürt halkı üzerindeki baskı ve terör her geçen gün daha da yoğunlaşıyor. Kürt milletvekilleri dokunulmazlıkları kaldırılarak meclisten atılmak isteniyor. Kürt kentlerinin mahalleleri ise tanklı, toplu saldırılarla yerle bir edildi. Kürtlerin eşit koşullarda kardeşçe yaşama isteğine egemen sınıfların verdiği yanıt kan ve yıkım oldu.

 
Diğer taraftan onlarca gazeteci sadece gazetecilik yaptıklarından dolayı tutuklanmış durumda. Zaten sorunlu olan laiklikte yeni saldırılarla karşı karşıya. Siyasi gericilik, dinsel ögeleri de harekete geçirerek ülkenin politik yaşamını daha da gericileştiriyor ve açıkça bir diktatörlüğe gidecek yol düzlenmek isteniyor. Bütün bunlara karşı işçi sınıfının ve emekçi hareketinin güç ve moral toplamaya, gelecek günlerdeki mücadelesi için hazırlık yapmaya ihtiyacı vardı.
Bütün bunlar dikkate alındığında 2016 1 Mayıs’ı bu açıdan işçi ve emekçi hareketinin yeni bir ivme kazanması için son derece önemli hale gelmişti. Ülkeden gelen haberler, işçi ve emekçilerin tüm tehdit ve baskılara, korkutma girişimlerine karşı alanları doldurduğunu, sermayenin, AKP Hükümetinin ve gericiliğin saldırılarına boyun eğmeyeceğini, mücadele yolunu tutacağını açık bir biçimde ortaya koydu. Genel olarak söylenebilir ki uluslararası işçi sınıfının hareketi ve mücadelesi sömürüye, hak gasplarına, savaşlara, yıkımlara karşı yeni bir mücadele sürecine giriyor ve kendisine yönelik saldırıları sineye çekmeyeceğini, kabul etmeyeceğini bir kez daha gösteriyor.