Fuat Akyürek- Uluslararası gelişmeler

Uluslararası planda önemli gelişmelerin yaşandığı bir zaman diliminden geçiyoruz. BM Güvenlik Konseyi ve Almanya’nın (5+1) İran’la sürdürdüğü görüşmelerde bir anlaşmaya varıldığı açıklandı. Taraflar alınan sonucun kendileri için zafer olduğunu ilan etmiş durumdalar. Varılan anlaşmaya göre İran uranyum zenginleştirme oranını yüzde 5’ten fazla geliştirmeyecek. Nükleer tesislerin daha sıkı denetlenmesine izin verecek vb.

ABD başta olmak üzere Batılı büyük emperyalist güçler başından beri İran’ın nükleer silah yapma peşinde koştuğunu iddia ediyorlar, İran ise böyle bir amaçlarının olmadığını, ama sivil amaçlı olarak nükleer teknolojiyi geliştirmeye hakları olduğunu ileri sürüyordu. Şimdilik 6 ay geçerli olacağı ilan edilen anlaşma ile İran’ın belirli sınırlar içerisinde nükleer teknolojiyi geliştirme ve kullanma hakkı tanınmış oldu. Buna karşın Batılı emperyalistler bu çalışmayı denetleme hakkını elde etmiş oldular. Böylece uluslararası planda bir gergin konu geçici de olsa bir çözüme bağlanmış görünürken, yeni güç ilişkileri ve rekabet mücadelesine de yeni bir yol açmış oldu.

Ama dünya halklarına rahat bir nefes alma hakkı adeta yasaklanmış gibi. Bu anlaşmanın haberleri uluslararası politikaya yansıdığı ve bunun üzerine yorumlar yapıldığı günlerde, ABD’nin ağır bombardıman uçakları olarak bilinen B-52’leri Doğu Çin Denizi’ndeki Çin ve Japonya arasındaki itilaflı bölgedeki adalar üzerinde uçurduğu haberleri geldi. ABD bu hareketi ile hem Japonya’ya destek vermiş, hem de Çin’e karşı bir kararlılık gösterisinde bulunmuş oldu. Hatırlanacağı gibi söz konusu adaları ikinci dünya savaşından sonra ABD bir süre elinde tutmuş, daha sonra bunları Japonya’ya devretmiş, Çin ise bu adalar üzerinde hak iddia etmeye devam etmişti.

Diğer taraftan Suriye sorunu ile ilgili olarak Cenevre-2 görüşmeleri için hazırlıklar sürdürülüyor. Suriye üzerinde hem ABD, Rusya, Fransa vb gibi emperyalist güçlerin, hem de İran, Türkiye gibi bölge ülkelerinin farklı gerici hesapları bulunuyor. AKP Hükümeti Suriye politikasında ABD’nin istekleri doğrultusunda yön değiştirme manevraları yapıyor ve Suriye’nin geleceği konusu hala belirsizliğini koruyor. Suriye’ye dışarıdan müdahale eden güçler, Suriye halkının kendi kaderini kendisinin tayin hakkını tanımıyorlar ve bu ülkede kargaşa ve kaos ortamı devam ederken Suriye halkı bu durumun kurbanı olmaya devam ediyor.

Göze çarpan önemli uluslararası gelişmeler elbette bunlarla sınırlı değil. Ukrayna Rusya’nın baskısı altında AB ile yürüttüğü görüşmeleri durdurdu. Rusya, Ukrayna-AB arasındaki görüşmelerin, yapılması planlanan ekonomik işbirliğinin kendi ekonomisini tehdit ettiğini açıkça ilan etmiş durumda. Ukrayna’da Rusya’nın önemli bir etkisi var ve bu etki sadece Rusya’nın dış baskısından değil, Ukrayna’nın iç politik yapısından ve dengelerinden de ileri geliyor. Rusya’nın Suriye, Ukrayna, İran vb sorunlarda kararlı ve aktif bir politika izlemesi, bu ülkenin uluslararası konularda giderek daha etkili bir rol oynayacağını açıkça ortaya koyuyor.

AB içindeki gelişmelerde de ortalık süt liman değil. Almanya’nın durumu hem birlik içerisinde, hem de birlik dışında tartışma konusu. Alman burjuvazisi durumdan memnun görünse de diğer ülkeler bu durumdan rahatsız ve Alman ekonomisinin mevcut durumunun kendi ekonomilerinin toparlanmasını engellediği ileri sürüyorlar. Alman ekonomisi büyük ölçüde ihracata bağlı ve diğer ülkeler Almanya’nın üretici, kendilerinin kemer sıkanlar olduğu bir pozisyona itildikleri, bu durumun kendi ekonomilerinin toparlanmasını engellediği itirazını yükseltiyorlar. Bu durum ABD gibi ülkeler tarafından da AB’nin iç çelişkilerini kışkırtmak üzere gündeme getiriliyor.

Burada sadece bir kaçını hatırlattığımız uluslararası gelişmeler dünyanın nereye doğru gitmekte olduğunun anlaşılması için bazı temel verileri ortaya koyuyor. Gidilen doğrultu hiç kuşkusuz emperyalistler arasındaki çelişkilerin keskinleştiği, başta pazarlar üzerindeki rekabet olmak üzere, enerji ve ham madde kaynakları üzerindeki mücadelenin keskinleştiği, bazı bölgelerde tarihsel-yerel temeli olan çekişme ve çatışmaların dış emperyalist müdahalelerle daha da ağırlaştığı bir yere doğrudur. Her emperyalist güç bazen gücü oranında tek başına, bazen de geçici koalisyonlarla gerici politikalarını hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Kuşkusuz uluslararası bu politik tablonun gerisinde bu ülkelerin ekonomilerinin mevcut durumu yatmaktadır ve bu ekonomik tablo mevcut çelişkilerin daha da keskinleşeceğini ortaya koymaktadır. Pek çok ülke durgunluğun pençesinden kurtulamıyor ve ekonomilerin genel düzeyini kriz öncesi duruma getiremiyor. ABD Merkez Bankası’nın alacağı her karar pek çok ülkenin ekonomilerinde dalgalanmalar yaratıyor ve bu dalgalanmalar sadece söz konusu ülkeleri değil, dünya ekonomisinin genelini de etkiliyor. Konunun bu boyutunu da gelecek yazımızda ele alacağız.