FUAT AKYÜREK- Tarihi Seçim

Türkiye 24 Haziran’da yeni bir seçime gidiyor. Seçime katılan partiler, politikayı takip eden siyasi çevreler bu seçimlerin ülke tarihinin en önemli seçimi olduğu konusunda genellikle birleşiyor. Bu seçimleri bu denli önemli kılan olgu, “ülkede tek adam tek parti diktatörlüğü”nün açıkça kurulup kurulamayacağı gibi bir gelişmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belli olacak olmasıdır. Yani Erdoğan ve AKP tarafından “fiilen” işletilmeye çalışılan yönetim biçiminin kitlelerden onay alıp almayacağı sorunu bu seçimlerin kilit sorunu durumunda.

Seçimlere gidilirken, seçimlere katılan politik partiler kendi aralarında üç gruba ayrılmış durumdalar. İktidar bloku AKP-MHP itifakı ile, düzen muhalefeti CHP-İYİ PARTİ-SAADET PARTİSİ- DEMOKRAT PARTİ ile, HDP ise çeşitli sol grup ve partileri etrafında birleştirerek seçimlere katılıyorlar. Emek Partisi sınırları çizilmiş bir ittifak kurulmuş olmasa da, HDP’yi ve Demirtaş’ı destekliyor. Bunların dışında Hüda-par ve Vatan Partisi parti olarak seçimlere katılsalar da dikkate alınacak bir etkiye sahip değiller. TKP ise bazı illerde bağımsız adaylarla seçime katılıyor.

Bu seçimlerin kilit sorunu “tek adam, tek parti diktatörlüğünün”engellenmesi olduğu için HDP’nin barajı aşması özel bir önem taşıyor. Barajı aşan bir HDP parlamento’da Kürt halkının taleplerini, demokrasi mücadelesinin sesini duyuracağı gibi, AKP’nin alması muhtemel 60 dolayında milletvekilini de kendisi alarak, AKP’nin parlamentoda belirleyici bir çoğunluk sağlama ihtimalinin önünü kesmiş olacak. Bu nedenle ülkede demokrasi mücadelesinin ilerlemesi açısından HDP’nin desteklenmesi özel bir önem taşıyor.

Yurt dışında yaşayan Türk, Kürt ulusundan ve diğer milliyetlerden Türkiye’lilerin seçimlerde HDP için oy kullanmaları, yukarıda sayılan nedenlerden dolayı çok önemlidir. Oy kullanma süresinin kısalığı da dikkate alındığında, oy verme işleminin pratik olarak örgütlemesi gerekiyor. Bu konuda atılmış adımlar var ve bu adımlar oy kullanma süresinin en verimli biçimde değerlendirilmesini garanti altına almaya yönelik.

Gazetemizin bu sayısında Emek Partisi’nin seçim platformunu yayınlıyoruz. Emek Partisi bu platformda ilan ettiği gibi ülkede demokrasi mücadelesinin bir halk demokrasisi ve demokratik bir halk iktidarına doğru genişlemesi için çalışma yürütüyor. Emek Partisi’nin nihai hedefi ise sınıfsız ve sömürüsüz bir toplumun ve yeni bir dünyanın kurulmasıdır. Ama bu mücadele, günlük politik görevlerin ve mücadelenin yerine getirilmesi, bunun için işçi ve emekçilere demokrasi mücadelesi konusunda politik bilinç kazandırılması, onların bu mücadeleler içinde tecrübe kazanması ile olanaklıdır.

Seçimlerde bu mücadelenin bir parçası ve seçim ortamı kitlelerin politikaya olan ilgilerinin en yoğun olduğu dönemlerin başında geliyor. Bütün mücadele biçimlerinin başarıyla kullanılması gerekir ve parlamenter mücadele de bu mücadelenin bir parçasıdır. Olağan politik koşullarda parlamentolarda verilen mücadele ile, olağanüstü dönemlerde parlamentolarda verilen mücadelenin farklılığı kabul edilmelidir. Bugün yaşanmakta olan süreç böylesi bir süreçtir.

Bu mücadelenin parlamento dışında da kitle hareketi ile desteklenmesinin koşulları genişlemekte, ülkenin çalkantılı bir politik döneme doğru gitmekte olduğunun belirtileri artmaktadır. Eğer durum bu yönde ilerliyorsa –ki bundan hiç kuşku duymamak gerekir- mücadelenin parlamenter ve parlamenter olmayan biçimlerinin birleştirilmesi ve geliştirilmesi bir zorunluluktur ve tarihsel önemde olan adımlar, sınıf mücadelesi tarihinin deneyimlerinin açıkça kanıtladığı gibi ancak tarihsel inisiyatifler ortaya konularak atılabilir. Bu seçimler böyle bir döneme doğru yol almanın hızlandığı koşullarda yapılmaktadır ve alınacak tutumlar bu nedenle tarihsel bir önem taşımaktadır. Oylar HDP’ye ve Demirtaş’a verilmeli, halkın demokrasi ve özgürlükler mücadelesine buradan da omuz verilmelidir.