FUAT AKYÜREK- SEÇİMLER TARİHSEL BİR ÖNEME SAHİPTİR

Türkiye 24 Haziran’da baskın bir seçime gidiyor. Süreç görünüşe göre MHP lideri Bahçeli’nin çağrısıyla başladı. Görünüşe göre dememizin nedeni muhtemelen daha önce Erdoğan ve Bahçeli’nin kendi aralarında böyle bir kararı almış olmalarıdır. Ancak burada ilginç ve dikkat çekici olan seçim kararını neden aldıklarına yönelik yapılan açıklamalardır. Bu açıklamalar içte ve dışta ekonomik ve politik sıkışmışlığın ulaştığı boyutun ve artık böyle yönetemeyecek olmanın açık bir itirafı niteliğindeydi.

Kendi aralarında “Cumhur İttifakı”nı oluşturan Erdoğan ve Bahçeli, muhalefeti olabildiğince hazırlıksız yakalamayı hedeflemişler, bu arada özellikle MHP oylarını etkileyecek olan İYİ Parti gibi bir partinin de seçimlere katılımını engellemeyi amaçlamışlardı. Ama burjuva muhalefetinin attığı bazı adımlar bu hamlenin etkisini kıracak nitelikte oldu. CHP 15 milletvekilini İYİ Parti’ye ödünç verdi ve CHP’nin İP’in, Saadet Partisi’nin, DP ve AP’nin katılımı ile “Millet İttifakı” kuruldu.

Böylece düzen partileri seçimlerde HDP’yi ve ilerici güçleri dışlayarak kendi aralarında ikili bir gruplaşma gerçekleştirmiş oldular. Cumhurbaşkanı adaylarına dayatılan imza sorunu ise, içerisinde böyle bir uygulayı protesto etme eğilimi de taşıyan seçim kurullarının önündeki imzacı kuyruklarıyla çözülmüş görünüyor. HDP ise Silivri Cezaevi’nde bulunan eski Eş Genel Başkanı, bir önceki seçimin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ı yeniden Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterdi.

Emek, demokrasi ve barış güçleri bu yazının yazıldığı ana kadar henüz kendi aralarında geniş bir ittifak gerçekleştirememişlerdi. Buna rağmen Emek Partisi ülkede demokrasi mücadelesine katkıda bulunacak sorumlu bir tutumla seçimlerde HDP’yi ve Demirtaş’ın adaylığını destekleyeceğini açıkladı. Bu seçimler ülke tarihinin en önemli seçimleri olmaya adaydır. Bunun nedeni ise tek adam, tek parti diktatörlüğünü kurmak için yola çıkmış Erdoğan ve partisinin tutumudur. Ya açıkça diktatörlüğe giden bu süreç engellenecek, ya da halk güçleri daha baskıcı ve terörcü bir rejim altında mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

Bu nedenle Erdoğan ve Bahçeli cephesinin bu seçimlerde önlerinin kesilmesi büyük bir öneme sahiptir. Bu cephenin seçimlerde istediklerini elde edememeleri tek adam, tek parti diktatörlüğü için yapılan yığınağa darbe vuracaktır. Bunun önemi emek, barış ve demokrasi güçlerinin mücadelelerini bugüne göre daha elverişli koşullarda sürdürecek olmaları, moral üstünlük kazanacak olmalarındadır. Eğer seçimleri ve başkanlığı burjuva muhalefeti kazanırsa, onların halk güçlerine saldırıda birleşik olarak hareket etmeleri daha güç olacaktır.

Bu nedenle “seçimleri kimin kazanacağının önemi yoktur, kim kazanırsa kazansın fazla bir şey değişmeyecektir” tutumu hatalı bir tutum olacaktır. Erdoğan cephesinin yenilgisi için mücadele etmek, emek, barış ve demokrasi güçlerinin parlamentodan halka seslenebilecekleri bir kürsüye sahip olmaları için destek vermek son derece önemlidir. Elbette seçimler her şey demek değildir. Ama tek adam, tek parti diktatörlüğü için mücadele eden güçlerin yenilgisi ve seçimler sonrasında politik koşulların emek, demokrasi ve barış güçlerinin mücadelesi için daha elverişli koşullara kavuşması son derece önemlidir. Bu seçimlere büyük bir önem kazandıran gerçekte burada yatmaktadır.

Seçimlerin ikinci tura kalması durumunda politik taktikler elbette yeniden gözden geçirilmek durumunda kalınacaktır. Bunun için bugünden bir söylenemez. Ama burada kesin olan bir şey var ki, oda şu; ilerici güçler Erdoğan diktatörlüğüne gidecek bir yola avantaj sağlayacak bir tutum içine hiç bir biçimde girmemek durumundadırlar. Halk kitlelerinin ise bu durumda “daha az kötüyü” tercih eden bir tutuma yönelmeleri kuvvetle muhtemeldir.
Yurt dışında yaşayan emekçiler her bir oyun tek adam, tek parti diktatörlüğüne gidişin önünün kesilmesi için önemli olduğunun bilinciyle oylarını HDP ve Demirtaş için kullanmalıdırlar. Eğer ülkenin çok önemli tarihsel bir eşikten geçtiğini kabul ediyorsak, tutumumuzda buna uygun olmalıdır. “Diktatöre geçit yok” tutumuyla oy kullanalım, ülkedeki demokrasi ve özgürlük güçlerine her zamankinden daha fazla yardımcı olalım.