FUAT AKYÜREK- REFERANDUMDAN 1 MAYIS’A

Ülke tarihinin kara sayfaları arasına sayılmayan seçimlerden sonra, şaibeli referandumda girdi. Hatırlanacağı gibi 7 Haziran Seçimleri AKP’nin çoğunluğu sağlayamaması üzerine çeşitli oyalama ve oyunlarla geçersiz sayılmış, ülke terör ve yıkım altında 1 Kasım seçimlerine götürülmüştü. Referandumun başına gelenler de çok farklı olmadı. Yüksek Seçim Kurulu’nun öncülüğünde tezgahlanan oy sahtekarlıkları ve özellikle Kürt illerinde yoğunlaşan mühürsüz oy pusulaları ile, baskı ve terörle şaibeli referandumdan kıl payı “evet” çıktığı ilan edildi.

Yapılan tüm sahtekarlıklara karşın gizlenemez bir gerçekte apaçık ortaya çıktı. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerde hayır oyları önde çıktı. Kürt halkı ise ezici bir çoğunlukla tek adam, tek parti diktatörlüğüne hayır dedi ve ülkedeki demokrasi mücadelesinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunu bir kez daha gösterdi. Evet çıkan illerde ise AKP-MHP ittifakı az sayıdaki il dışında 1 kasım seçimlerinde aldıkları toplam oyun altında bir oy aldılar ve on puanın üzerinde oy kaybına uğradılar. Kesin bir ifade ile AKP-MHP oyları 81 ilin 67’sinde 1 Kasım’da aldıkları toplam oyların altında kaldı.

Referandumun dikkati çeken sonuçlarından birisi gençlerin yüksek oranda hayır oyu kullanmasıdır. AKP iktidarı altında eğitim görmüş bu gençler baskıcı ve gerici eğitime karşı tepkilerini ve öfkelerini hayır vererek dile getirdiler. Gençler içerisinde işsizliğin resmi olarak yüzde 25 dolayında olması, üniversite mezunları arasında bu oaranın daha da yükselmesi gençlik kitlelerini hayıra yöneltti. Bir diğer dikkat çekici sonuçta kadınların, özellikle çalışan kadınların hoşnutsuzluklarını, ailelerinin ve çocuklarının geleceğinden endişe duymalarını hayır oyları ile ortaya sermeleri oldu. Kadınlar böylece ücret eşitsizliğine, kadınlar üzerindeki baskı ve şiddete karşı tepkilerini gösterdiler.

Referandumun üzerindeki şaibe sadece ülke içinde değil, ülke dışında da ciddi eleştiri ve tepkileri beraberinde getirdi. Hem referandum sürecinde hayır kampanyası yürenler üzerindeki baskı ve terör, hem de evet kampanyasının devletin tüm olanaklarıyla desteklenmesi ve yürütülmesi, bu eşitsizliğin açıkça ve pişkinlikle savunulması demokrasi ve özgürlüğü savunan dünya halkları tarafından da protesto edildi. Şimdi bir taraftan ülke içindeki tepkiler artarken, diğer taraftan da referandum süreci ve sonuçları Avrupa insan Hakları Mahkemesi’ne taşınıyor.

Referandumda demokrasi, barış ve ekonomik ve sosyal haklar için talepler öne sürüp, tek adam, tek parti diktatörlüğüne hayır denmişti. Referandumun hemen arkasından gelen 1 Mayıs’ta bu talepler işçi ve emekçiler tarafından alanlara taşındı. Kıdem tazminatının oluşturulan yeni fona devredilmesine ve sosyal hakların gaspedilmesine, ücretlerin düşük tutulmasına karşı başta büyük şehirler olmak üzere tüm ülkede yüzbinlerce işçi ve emekçi alanlara çıktı. Demokrasi, özgürlük, barış talepleri emekçi kitleler tarafından dile getirildi. Bu 1 mayıs tüm ülkede ve Kürdistan’da geçmiş 1 Mayıslara göre daha yaygın, kitlesel ve coşkulu kutlandı.

İşçi ve emekçiler dünyanın dünyanın çeşitli ülkelerinde ücret artışı talebiyle, sosyal hakların gaspedilmesine karşı, iş güvencesi ve taşeron işçiliğin yasaklanması için alanları doldurdular. Brezilya’da 1 Mayıs genel grevle karşılandı. Milyonlarca işçi ve emekçi genel greve gittiler, yaşamı durdurdular. Tek tek ülkelede bazı özgün talepler öne çıkmış olsa da uluslararası işçi sınıfı genel olarak sermayenin hemen hemen her ülkede benzer içerikle yürütülen saldırılarına karşı öfke ve tepkilerini ortaya koyarken, kendi taleplerini ileri sürdüler, uluslararası işçi sınıfının bir parçası olarak enternasyonalist duygularını bir kez daha açığa vurdular.

Tüm dünyada 1 Mayıs’ta uluslararası işçi sınıfının giderek daha kitlesel ve yaygın olarak alanları doldurması, mücadele isteğini ortaya koyması elbette büyük önem taşımaktadır. Çünkü uluslararsı gelişmelere bakıldığında büyük emperyalist devletle arasındaki gerilim ve çelişkilerin arttığı, bölgesel savaş ve müdahalelerin yoğunlaştığı, gericiliğin ve faşizmin yükseldiği, işçi ve emekçi haklarının daha fazla budandığı bir dönem yaşanmaktadır. Bu nedenle uluslararası işçi sınıfı bugün daha fazla mücadele etmeye, birleşmeye ve dayanışmaya ihtiyaç duymaktadır. Çünkü hem tek tek ülkelerde sermaye ve hükümetlerin saldırılarını püskürtmenin, hem de genel olarak emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltmenin başka bir yolu bulunmamaktadır.