Fuat Akyürek- ORTADOĞU DURULUR MU?

Krizlerden yana sıkıntısı bulunmayan Ortadoğu, son olarak Katar krizi ile bir kez daha sarsıldı. Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinde Suudilerle yaptığı kılıç dansının ilk sonuçları böylece kendisini göstermiş oldu. İlan edilen gerekçeye bakılırsa Katar’ın ablukaya alınmasına neden olan krizin nedeni Katar’ın terörü desteklemesi! Oysa Suudi Arabistan başta olmak üzere pek çok bölge ülkesi, büyük patron ABD’nin bilgisi dahilinde Suriye’de faaliyet gösteren ve terör örgütü sayılan pek çok örgüte her türlü desteği verdi ve vermeye de devam ediyorlar.

Yine de Katar’ın farklı bir konumu var. Onlar İran ile de ilişkilerini normal tutmaya çalışıyorlar ve Müslüman Kardeşlerle de yakın ilişkilere sahip. Özellikle doğal gaz zengini olmalarına rağmen çaplarına bakmadan pek çok sandalyede birden oturmaya çalışıyorlar. Bu durum Katar’ın ve Katar üzerinden ABD’nin politikalarına uyumsuzluk gösteren diğer müttefiklerin de hizaya getirilmesi operasyonu yapıldığı izlenimini yaratıyor. Hizaya girecekleri yer ise, İran karşıtlığı ve bölgede ABD ve Suudiler tarafından körüklenmek istenen sünni-şii mezhep çatışmasında sünni cephe.

Suçlamalar ortada savrulurken Katar’da on bin kişilik ABD üssünün bulunması durumu daha da ilginçleştiriyor! ABD bölgedeki tüm operasyonlarını buradan komuta ediyor! Son günlerde ABD yetkililerinden gelen “Katar ablukasının hafifletilmesi”ne yönelik açıklamalar, bazı gizli ve kirli pazarlıkların yürütülmekte olduğunun da bir işareti. Bu arada İran yönetimi de ablukaya karşı Katar’a destek olmak için ihtiyaç duyulacak malzemeleri hızla gönderdi. Erdoğan yönetimi de Katar ablukasına karşı en çabuk tepkiyi veren yönetimlerden birisi oldu. Katar’da askeri üs kurulmasına yönelik anlaşma mecliste onaylandı, çeşitli gıda maddeleri de bu ülkeye gönderildi.

Katar’ın Türkiye’de pek çok yatırımı bulunuyor ve Katar’ın Erdoğan yönetimine açık ve gizli mali desteği yaygın olarak bilinen bir gerçek. Erdoğan yönetiminin Ortadoğu politikaları ile Katar yönetiminin Ortadoğu politikaları pek çok bakımdan benzerlikler gösteriyor. Buna ek olarak Türkiye’nin örneğin Kürt Sorunu gibi daha farklı sorunları da bulunuyor ve Türk gericiliğinin her koşulda bölgede Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesinin karşısında olması durumu daha da karmaşıklaştırıyor. Erdoğan yönetimi tam da bu noktada bölgenin diğer gerici yönetimleri ile Kürtlere karşı anlaşmalar yapma peşinde koşuyor.

Diğer taraftan bölgenin on yıllardır çözülmeyen diğer temel sorunu Filistin sorunu da iyice çözümsüzlüğe itilmiş durumda ve mazlum Filistin halkının acılarına gözler kapatılıyor. Büyük emperyalist ülkelerin stratejik çıkarları, bunlara bağlanmış kralların, şeyhlerin, emirlerin, gerici bölge yönetimlerinin hesapları ve ihtirasları Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeye devam ediyor. Karşılıklı olarak mevzilenen güçlerin dengesi her somut olayda bir kez daha değişme eğilimi gösteriyor, kanlı hesaplaşmalar ve çıkar çatışmaları Ortadoğu bataklığını her geçen günde biraz daha derinleştiriyor ve yaygınlaştırıyor.

Arap, Kürt, Türk, Acem vb çeşitli dinlerden ve mezheplerden Ortadoğu halklarının bu emperyalist ve gerici hesaplaşmalara karşı ortak bir mücadele yürütme, birbirleriyle dayanışma hareketleri henüz ufukta görünmüyor. Ama ortadoğu’daki tüm düğümlerin çözülmesi ve bölgenin durulması da böyle bir mücadele olmadan olanaklı görünmüyor. Şimdilik sadece Kürtler bu karmaşa içinde kendi yollarını bulmanın mücadelesini veriyorlar ve bu mücadele Ortadoğu’nun diğer halklarına da ilham kaynağı oluyor. Kuşkusuz Ortadoğu halklarıda bir gün tümüyle özgürleşecekler ve kardeşçe ve insana yaraşır bir yaşam sürecekler. Ama ne yazık ki bunun için daha yürünmesi gereken uzunca bir yol var. Ama er yada geç halkların kan ve ateş denizinden geçerek bu yolu yürümeleri ve bataklığı kurutmaları gerçekleşecektir.