FUAT AKYÜREK- KÜRT SORUNU ÇÖZÜLECEK Mİ?

Yılın son günü Hürriyet Gazetesi “Masada Takvim Var” manşeti ile çıktı. Haberden anlaşıldığı kadarıyla İmralı’da tutsak olan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yeniden görüşülmeye başlanmıştı. Haberi yazanların beklentilerine bakılırsa “bu ilk baharda PKK’nin salhsızlanma süreci başlayabilirdi” vb. Yeni bir yıla yeni umutlarla girilmesi adettendir. Her kişi veya kurum kendisine ilişkin beklenti ve umutlarının gerçekliğe dönüşmesini ister. Haberi yazanların en büyük beklentileri de PKK’nin silahlı mücadeleyi bırakmasıdır.

Ancak konu savaş ve barış olduğunda bilinmesi gereken temel bir gerçek var ve o da şu: “Savaş politikanın başka araçlarla devamıdır.” Savaşmayı bırakıp, politika barışçıl biçimde yapılacaksa bu barış hangi koşullarla yapılacak ve barışın zemini hangi temeller üzerinde yükselecektir? Kürt halkının talepleri bellidir. Politika da Kürtler adına olarak söz söyleyebilecek olanlar bu talepleri açık ve net bir biçimde formüle etmişlerdir. Sorunun çözümü için olmazsa olamaz olan o talepler ise şunlardır: Demokratik özerklik, yani Kürtlerin kendi iç yönetimlerini bütünüyle kendilerinin düzenlemesi, ana dilde eğitim, kamu da ve sosyal alanda tam hak eşitliği. Başta Öcalan olmak üzere bütün Kürt tutsakların serbest bırakılması ve politik yaşama özgürce katılmaları. Vb. Kısacası Türkler hangi haklara sahipseler, Kürtlerde o haklara sahip olmalıdırlar. Bu çözüm aynı zamanda eşitlik temelinde kardeşliğin de yolunu açacaktır. Zaten kardeşliğin ve kardeşleşmenin özü de aynı eşit haklara sahip olmak değil midir?

Türkiye’yi yönetenler bu temel hakları tanımaya ve onları yasal ve anayasal güvenceler altına almaya hazırlar mı? Gelişmelere ve olan bitenlere bakıldığında AKP Hükümeti ve onun yönetimindeki devletin, bu temel hakları tanımaya niyetlerinin olmadığı açıkça anlaşılıyor. Devleti yönetenler Kürtleri en geri ve oldukça sınırlandırılmış haklara razı etme politikası izliyorlar. Ana dilde eğitim mi istiyorsunuz? İşte okullara seçmeli Kürtçe dersler koyduk! Özgürce yayın yapacak TV kanalları mı istiyorsunuz? İşte TRT 6’i yayınlıyoruz! Kendi iç yaşamınızı özgürce kendiniz mi düzenlemek istiyorsunuz? İşte yerel yönetimlerde hizmet almayı kolaylaştırmak için dil serbestliği getiriyoruz? Vb. vb.. Uyanık satıcının kendisinden tuvalet kağıdı isteyen müşteriye zımpara satması gibi bir şey! Kürtlerin temel taleplerine karşı getirilen çözümler işte bunlar! Bu gerici yaklaşımın Kürt Sorunu’nu çözmek bir yana, bu sorunu hafifletme konusunda bile bir çözüm olamayacağını politik gelişmeler ve yaşananlar açıkça ortaya koyuyor.

Peki sorunu biraz daha ileriye taşıyacak olursak ne diyebiliriz? Ulusal sorunlar söz konusu olduğunda öncelikle söylememiz gerekenler şunlardır: Kürtlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi kayıtsız şartsız tanınmalıdır. Bu hakkın özü: mevcut devlet yapısından ayrılıp kendi devletini kurma hakkıdır. Bu hakkı ayrılma yönünde mi kullanacağına, yoksa demokratik özerklik vb. biçiminde mi kullanacağına sadece Kürtler karar vermelidirler. Merkezi devletin her hangi bir kurumu, örneğin parlamento bu konuda hiç bir karar alma yetkisine sahip olmamalıdır. Parlamentonun bu konuda alabileceği tek karar, Kürtlerin verdiği kararı tanımak olabilir. Kürt sorununun köklü bir çözüme kavuşması ancak bu biçimde olabilir.

Ancak konu ulusal sorun da olsa politik meseleler ve sorunlar kendi içerilerinde farklı çözüm ve gelişme biçimlerini taşıma potansiyeline her zaman sahiptirler. Karşılıklı görüşme sırasında Kürtlerin çözüm olarak benimseyebilecekleri her türlü gelişme yolu, bu sorunun bugün için çözümünü gündeme getirebilir. Bu durumda da yapılacak olan Kürtlerin kararlarına saygı göstermek olmalıdır. Böyle bir gelişme sorunda geçici bir rahatlamayı da beraberinde getirebilir. Bu rahatlama da sorunun daha ileri bir biçimde tartışılma ve çözüm olanağını da sağlanın yolunu açar vb. vb.

Yazımızı bu yılın Kürt Sorunu’nun çözümünde ileri adımların atılması, tek bir Kürt ve Türk gencinin ölmemesi temennisi ile bitirelim. Hepinize iyi yıllar!