FUAT AKYÜREK: HERGÜN YENİ BİR SALDIRI

Ülkeden gelen haberler gerici, faşist saldırıların sıklaştığını ve tırmandığını gösteriyor. Son olarak Cumhuriyet Gazetesi’nin pek çok yazarı gözaltına alındı, Evrensel Kültür, Özgürlük Dünyası ve Troj dergileri kapatıldı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Gültan Kışanak ve Eş Başkan Fırat anlı tutuklandılar. Artık üniversitelerde rektörlük seçimleri yapılmayacak, rektörler Saray tarafından atanacak. İdam tartışmaları hız kanadı. Bahçeli’nin tek adam diktatörlüğü anlamına gelen başkanlığı sunma hamlesini gerçeğe dönüştürmek üzere AKP Hükümeti harekete geçti vb..
Saray ve onun hükümeti demokratik muhalefeti ve Kürt ulusal mücadelesini bastırabilmek için başlıca iki gerekçeyi öne sürüyor. Bunlardan birisi FETÖ’cülük ve ona yardımcı olma gerekçesi, ikincisi ise Kürt Ulusal Hareketi ile bağlantılı olarak “terör örgütüne” yardımcı olmak vb. Estirilen savaş havası ve kışkırtılan şövenizm bu saldırıların üzerini örten kara bir örtü gibi kullanılıyor. Ne püskürtülen darbe girişimini desteklemekle, ne de Fetullahçılarla ilişkili olan yazarlar ve basın yayın organları Fetoculuk ya da onlara yardım etmekle suçlanıyor ve saldırıya uğruyor.
Diğer taraftan demokratik hak ve özgürlükler için, ülkeyi demokratik bir ülke haline getirmek için mücadele eden, Kürt halkının en temel ve doğal haklarını savunan çevre ve yayınlar azgın bir saldırı dalgası ile karşı karşıya kalıyorlar. Örneğin 25 yıldır yayınlanan Evrensel Kültür Dergisi Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ilk kültür dergisi oldu! Kapatılan TV kanalları, Radyolar ve ajansların sayısı ise her geçen gün artıyor. Hükümetin önlerine attığı kemiklerle beslenen havuz medyası ise tüm bunları alkışlamakla kalmıyor, kışkırtıyor ve hedef gösteriyor. Muktedir veya yaveri konuşmaya başladığında bu medya hemen canlı yayına geçiyor. Halkın bilincini bulandıran, onu zehirleyen, yalan ve demagojiye dayanan haber ve yorumlar ortalığa saçılıyor.
Saldırılar ne kadar azgınlaşırsa azgınlaşsın, basın ve yayın organları üzerindeki baskı ve terör ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin, demokrasi ve özgürlükler için mücadele eden kesimlerin sesini susturmak, bastırmak olanaklı olacak mı? Yaşam ve çalışma koşulları her geçen gün daha fazla kötüleşen, en küçük hak talepleri, sendikalaşma talepleri bastırılan işçi ve emekçilerin, açığa alınan, uzaklaştırılan kamu çalışanlarının sesleri ve mücadeleleri engellenebilir mi? Bu kesimlerin sesleri geçici olarak kısılabilse bile ne bu kesimlerin mücadelelerini, ne de seslerini bastırabilmek olanaklı olmayacaktır. Saray, hükümet ve onları destekleyen sermaye ne kadar saldırırsa saldırsın işçi ve emekçi halkın, demokrasi ve özgürlükler için mücadele eden halk kesimlerinin, ulusal hak eşitliği ve özgürlükler için mücadele eden Kürt halkının mücadelesini engellenemeyecektir.
Emek, barış ve demokrasi için mücadele edenlerin de içinde olduğu Demokrasi İçin Birlik (DİP) geçtiğimiz ay ilk genel toplantısını yaptı ve tüm halk için özgürlük ve demokrasi talepleri içeren bir bildirge yayınladı. HDP, Emek Partisi, CHP’nin muhalif kesimleri, Haziran Hareketi vb. kesimler bu toplantıya katıldılar ve demokrasi mücadelesini geliştirmek için geniş bir ortak mücadele zemini oluşturulmanın yolu açıldı. Kuşkusuz demokrasi ve özgürlükler için mücadele verenlerin işleri kolay değil. Ama Saray ve destekçilerinin de işleri kolay değil. İçeride ve dışarıda yürüttükleri saldırganlık artık daha güçlü bir muhalefetle karşılacak. Eğer demokrasiyi ve özgürlükleri savunan halk güçleri yetenekle ve sorumlulukla hareket edebilirlerse, faşizmin ve gericiliğin saldırılarını püskürtmek olanaklı olacaktır.