FUAT AKYÜREK- HALKLARIN MÜCADELESİNDE YENİ BİR DALGA

 

Geçtiğimiz ay gerçekleşen bazı önemli gelişmelerin uluslararası düzeyde yankıları oldu. Bunlardan özellikle Yunanistan’da ve Kobane’de gerçekleşenler farklı bir etki yarattı. Yunan halkı AB’nin, IMF’nin dayatmalarına, AB’nin Almanya gibi büyük ülkelerinin tehdit ve şantajlarına karşı onurlu bir başkaldırıya yöneldi ve Syriza’yı hükümet yaptı. Yunan halkının Syrizadan büyük beklentileri var ve bunların karşılanması için uyanıklığı elden bırakmayan, gerekirse daha ileriye gitmeyi de içeren bir kararlılık içerisinde bulunuyorlar.

İspanya’da da Syiza benzeri bir hareket olan PEDOMOS’un yakında yapılacak seçimlerde birinci parti olarak seçimleri kazanacağına ilişkin güçlü belirtiler var. İspanya ve Yunanistan 2008 krizinin en ağır yaşandığı ülkeler ve AB kurumlarının ve IMF yönetimin ortak çalışmaları ile krizin tüm yükü işçi ve emekçilerin sırtına yıkılmış durumda. Şimdi bu ülkelerde işçi ve emekçi kitleler uluslararası sermayenin bu saldırısına karşı grevler, gösteriler, seçimler dahil tüm mücadele araçları ile karşı koymaya giriştiler.

Diğer gelişme ise Kobane’de gerçekleşti. Aylardır sürmekte olan IŞİD çetelerinin Kobane’ye saldırısı, Kürt savaşçıları tarafından yenilgiye uğratıldı ve bu karanlık ve kanlı örgüt Kobane’den temizlendi. Şimdi çevre köylerinde bu çetenin işgalinden kurtarılması için çaba gösteriliyor. Kürt savaşçılar böylece, Irak ve Suriye’de Kürt, Arap ve diğer halkların üzerine bir kabus gibi çöken, dehşet yaratan, terör estiren IŞİD belasının yenilgiye uğratılabileceğini bütün dünyaya gösterdiler.

Diğer bir önemli gelişme Türkiye’deki metal işçilerinin grevi idi. Birleşik Metal İş’e üye metal işçileri hem tüm metal işçilerinin, hem bütün işçi sınıfının ve emek güçlerinin öncü gücü olarak greve çıktılar. İşçi ve ilerici kamuoyu bu gerevi “hepimizin grevi” olarak benimsedi ve desteklemek üzere harekete geçti. Ancak MESS patronlarının ve sermayenin isteklerini yerine getiren AKP Hükümeti greve bir gün tahammül edebildi ve metal işçilerinin grevi hükümet tarafından “ertelendi.” Açıkçası bu ertelemin anlamı grevin fiilen yasaklanmasıdır. Bu yazı yazıldığı sırada işçilerin bazı işyerlerinde çeşitli mücadele biçimlerini hayata geçirerek direnişlerini sürdürdükleri haberleri gelmekte idi.

Hatırlanacağı gibi bir diğer önemli gelişme Fransa’da, Paris’te meydana gelmiş, mizah dergisi Charlie Hebdo basılmış, karikatüristler katledilmişti. Fransız halkı bu katliama karşı milyonlarca kitlesi ile protestosunu yükseltmiş, bunu fırsat bilen ırkçı, gerici çevrelerin halk içerinde dinsel, ulusal vb. bölünmeleri kışkırtarak güç toplama çabasına karşı güçlü bir barikat örmüştü. Almanyada da PEDİGA Hareketi ırkçı liderlerinin teşhir olmasıyla güç kaybetmiş, Almanya’da ilerici çevreler bu harekete karşı çağrılarını ve mücadelelerini yükseltmişlerdi.

Kuşkusuz dünyanın Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar diğer bölgelerinden ve çeşitli ülkelerinden mücadele ve direniş haberleri gelmekte. Ama yukarıda saydığımız gelişmeler, önümüzdeki dönemde hem Avrupa’nın merkezinde, hem de Ortadoğu’da önemli gelişmelerin gündeme geleceğini açıkça gösteriyor. Bunlar şu açıdan önemli ki, bu bölgelerdeki gelişmeler tüm dünyayı etkileme, ve diğer halkların mücadeleye atılmasını teşvik etme, onları cesaretlendirme açısından oldukça avantajlı bir konumda bulunuyorlar.

Bu belirtiler açıkça gösteriyor ki, uluslararası işçi sınıfı, emekçi halklar, ezilen ve baskı altındaki halklar ve uluslar yeni bir hareketlenmeye yöneldiler. İşçi ve emekçi halkların bir taraftan işsizliğe, yoksulluğa, açlığa itilmeye, sosyal haklarının budanmasına ve ellerinden alınmasına karşı,diğer taraftan dini en gerici biçimde yorumlayıp, katliamlara girişen karanlık güçlere karşı laik, demokratik bir yaşam kurma mücadeleleri yükselerek sürmeye devam edecek.